Sayın Fidan- Saddam Hafter- Libya
Mahmut Emin Birliktir
Tarihi ismiyle Trablusgarp, bugünkü ismiyle Libya, 1551’de Osmanlı Devleti’nin bir parçası olmuştur….
Libya, 1912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması ile resmen Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılmıştır…
Türkiye, Libya halkıyla yüzyıllara dayanan köklü ilişkilere sahiptir…
…….
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan bir kaç gün önce, Libya’nın doğusundaki askeri yapının genel komutan yardımcısı ve Hafter ailesinin giderek öne çıkan halefi Saddam Hafter’le görüştü…
Türk Devlet aklının, Saddam Hafter’i Dışişleri Bakanlığı düzeyinde kabul etmesi, “Türkiye’nin Libya politikasında değişiklik mi var?” sorusunu akıllara getirmiş olsa da esasında uzun vadeli misyon, Akdeniz’e kıyısı olan Libya’da huzurun sağlanması için adımlar atılması…
Neticede, ülkenin doğusundaki güç Libya’nın geleceğinde göz ardı edilemeyecek bir aktör olarak yer edinmiş durumda…
Türkiye 2019’da askeri müdahaleyle koruduğu kazanımları yeni bir diplomatik zeminde perçinliyor…
Türkiye, Libya iç savaşının en kritik döneminde Trablus merkezli hükümetin yanında yer aldı. 2019’da Halife Hafter’in güçleri başkenti ele geçirmeye yaklaşmıştı…
Türkiye’nin verdiği askeri destek savaşın yönünü değiştirdi, Trablus’un düşmesini önledi ve Hafter kuvvetlerinin geri çekilmesinde belirleyici oldu…
O dönem Ankara açısından doğru olan buydu. Çünkü Trablus’un düşmesi, sadece büyük bir yıkım ve insan haklarına aykırı sonuçlar doğurmayacak aynı zamanda Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları mutabakatını, Doğu Akdeniz’deki konumunu ve Kuzey Afrika’daki bütün siyasi etkisini tehlikeye atacaktı…
Bugün Hafter ailesi Libya’nın doğusunu, güneyin önemli bölümünü, petrol sahalarına ulaşan kara güzergahlarını ve stratejik limanları kontrol ediyor…
Saddam Hafter ise babasının ardından bu askeri ve siyasi düzenin devamını sağlayabilecek isim olarak öne çıkıyor…
Ankara bu gerçeği görmezden gelseydi, Libya politikasını ülkenin yarısıyla sınırlandırmış olurdu…
Görüşmenin zamanlamasını önemli kılan gelişmelerden biri, Amerika’nın Libya’nın doğu ve batı yönetimlerini aynı yapı içinde buluşturmak amacıyla yürüttüğü yeni girişimdir…
ABD Başkanı Trump’ın Afrika ve Orta Doğu danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği çalışmada, Libya’daki rakip yönetimler arasında petrol gelirleri ve siyasi makamlar üzerinden yeni bir güç paylaşımı oluşturulması tartışılıyor…
Basına yansıyan modellerde Saddam Hafter’in kurulabilecek yürütme mekanizmasında önemli bir görev üstlenmesi, Trablus Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin de belirli bir dönem görevde kalması seçenekleri bulunuyor…
Bu planın 36 aylık bir geçiş dönemine dayanacağına ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte henüz üzerinde uzlaşılmış, resmen ilan edilmiş bir yol haritasından söz edilemiyor…
Zaten Libya’da bugüne kadar hazırlanan birçok geçiş planı, seçim takvimi ve birlik hükümeti girişimi uygulanamadı…
Fakat Washington’ın yönelimi açık. Amerika, Libya’daki bölünmenin petrol üretimini sınırlamasını, Rusya’ya hareket alanı açmasını ve Amerikan enerji şirketlerini ülkenin dışında bırakmasını istemiyor…
Bu nedenle demokratik seçimlerle başlayacak uzun bir süreç yerine, mevcut güç sahiplerini aynı masada buluşturacak daha hızlı bir model arıyor…
Türkiye açısından Libya’daki birleşmenin değeri, hangi kişinin hangi koltuğa oturacağından daha büyük bir meseleye dayanıyor…
27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Ankara’nın Doğu Akdeniz politikasının temel belgelerinden biri…
Anlaşma Türkiye ile Libya arasında bir deniz sınırı oluştururken Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Avrupa Birliği tarafından reddedildi…
Türkiye ise bu mutabakat sayesinde Doğu Akdeniz’de kendisini kıyılara sıkıştırmayı hedefleyen haritalara karşı hukuki ve siyasi bir hat kurdu…
Anlaşmanın en büyük zayıflığı, Libya’nın yalnızca batıdaki yönetimi tarafından savunulmasıydı…
Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Hafter kanadı uzun süre mutabakata karşı çıktı. Bu durum Türkiye’nin elde ettiği kazanımı Libya’daki siyasi bölünmenin geleceğine bağımlı hale getiriyordu…
Ülkede aşiret yapıları, silahlı gruplar, yabancı güçler ve bölgesel rekabet hala belirleyici olmaya devam ediyor…
Ancak Türkiye’nin oynadığı rol artık bir tarafın hamisi olmanın ötesine geçmiş durumda…
Ankara, Libya’nın geleceğinde yer alacak bütün aktörlerle aynı anda temas kurabilen sayılı ülkelerden biri haline geliyor…
Washington’ın üzerinde çalıştığı yeni geçiş modeli hayata geçerse, Trablus ile Bingazi arasında kurulacak yeni siyasi mimaride Türkiye’nin dışarıda kalması oldukça zor görünüyor…
Belki de Hakan Fidan ile Saddam Hafter’in verdiği fotoğrafın asıl anlamı burada yatıyor…