Terim anlamıyla doğum kontrolü, eşlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmak amacıyla bir takım gebeliği önleyici yöntemlere başvurması demektir.
Gebeliği önlemenin eski ve yeni birçok yöntemi vardır. Önemli olan bu yöntemlerin hem sağlık hem de dini açıdan uygun olmasıdır. Azil yani erkeğin ilişki esnasında spermini dışarı boşaltması çok eskilerden beri bilinen ve uygulanan yöntemdir. Hz. Peygamberimizin azli yani dışarıya boşalmayı yasaklamamış olması ( bak. Buhari,” Nikah “, 96;Müslim, “ Nikah”,125–138) nedeniyle İslam alimlerinin çoğu azli caiz görmüş ve eşlerin karşılıklı olarak rızasına bırakmıştır. Bu durum İslam’da doğum kontrolünün caiz olduğunun delili sayılabilir.
Eşlerin azil veya bir başka yöntemle doğum kontrolü yapması onların iç meselesi olmakla beraber, örnek olarak, ailenin çocuk sayısı yüzünden sıkıntıya düşmesi, anne sağlığının bozulması, çocukların gerekli şekilde yetiştirilememesi, annenin çalışması doğum kontrolünün gerekçeleri arasında sayılmıştır. Bu konuda Sünni hukukçuları ile Şii hukukçuları arasında da her hangi bir görüş farkı yoktur. Bu işte esas olan eşlerin karşılıklı rızası olmasıdır. Eşlerden birisi doğum kontrolüne razı olmazsa yapılması dinen uygun değildir.
Dışarıya boşalma dışında, ilaç alma, pezarvatif kullanma, vajinaya gebeliği önleyici bir araç kullanma gibi yöntemler de kullanılabilir. Ancak kadın ve erkeğin kısırlaştırılması İslama uygun değildir. Çünkü böyle bir durum insanın yaratılış fıtratını değiştirmek olur bu da dinimize göre haramdır. Ancak kısırlaştırma yöntemi tıbbi ve hayati bir zorunluluk gerektiriyorsa uygulanması caizdir-uygundur.
GEBELİĞİ ÖNLMEK VE GEBELİĞE SON VERMEK
Ancak gebeliği önleme yöntemleri ile gerçekleşmiş olan gebeliğe son verme birbirinden tamamen farklı iş ve yöntemlerdir. Birincisine dinde izin varken, ikincisi yani gerçekleşmiş olan gebeliği sonlandırmak bir başka deyişle çocuk aldırmak kesinlikle haram olup ayrıca cezai müeyyide-yaptırım gerektirir.
Kur’anda çocuk aldırma ile ilgili olarak kesin bir hüküm bulunmaz. Ancak ayet ve hadislerde yer alan genel kurallara ve özel hükümlere göre anne karnındaki ceninin meşru sayılan haklı bir gerekçe olmadan annenin sağlık durumu- hayati tehlikenin bulunması gibi bir durum olmadan düşürülmesine dinimiz izin vermez. Ayrıca sağlık açısından doğacak bir zaruretin uzman bir doktor tarafından tespit edilmesi lazımdır. Kur’an-ı Kerim’de En’am suresi 151 ve İsra suresi 31. ayetlerde :” Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin “ denilmektedir. ( Hanefi mezhebine göre bu işin cezası tövbe ve istiğfardan sonra 212.5 gr. Altın veya 1487.5 gr. Gümüş bedelini yoksullara dağıtmaktır. “ Ebu Davut, “ Dıyat “,19; Tirmizi, “ Dıyat “,15 ) İslam alimlerinin çoğunluğu hangi safhada olursa olsun çocuk düşürmeyi uygun görmezler.(İlmihal 2/139, Türk Diyanet Vakfı Yayını )
İşin özetini söyleyecek olursak, İslam’da hamileliği önleyici tedbirler yukarıda sayılan kurallar çerçevesinde var olup; oluşmuş gebeliği sona erdirmek-çocuk aldırmak yoktur. Peygamber Efendimiz, cogalin ben ümmetimin çokluğu ile ovunurum diyor, Efsanevi atamız Oğuzhan ise Oğuz namede, halkımız çok olsun demiştir. Bu bakımdan nüfusu azaltıcı tedbirler yerine çoğaltıcı tedbirler almak ve çok çocuk sahibi olmak çok daha güzeldir