Yaptığı işi en güzel şekilde yapmak, muhatabına iyilik ve ikramda bulunmak anlamına da gelen ihsan, adaletin üstünde bir kavramdır. Adaleti borcunu ödemek, alacağını almak olarak tanımlarsak ihsan da üstüne düşenden daha fazlasını vermek, alması gerektiğinden daha azını almaktır. (İsfehani, Müfredat)
Bir başka ifade ile ailede adalet, sorumlulukları hakkıyla yerine getirmek; ihsan ise görevi olmadığı halde işin üstesinden gelmek ya da hakkı olduğu halde hizmeti beklememek, bilakis hizmet eden olmaktır. Aile içinde yapılan fedakarlığa fazlasıyla karşılık vermek, kötülük karşısında da affetme erdemi gösterebilmektir.
Nitekim Kur’an-ı Kerimde; “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi, sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk peşine düşme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas Sûresi, 28/77.) buyrulur.
Aile hayatında eşler çeşitli sıkıntı ve anlaşmazlıkları da yaşayabilirler. Yüce Allah evliliğin “maruf” ile yürütülmesini, anlaşmazlıkların çözümünde ya da istemediğimiz sonuçlara dönüşmesi halinde de ihsan ile bitirilmesini emretmiştir. Allah Rasulü (sav) insanların birbirleri ile ilişkilerinde ihsanı, davranış modeli almalarının gerekliliğini “Allah, her işte ihsanı emretmiştir.” (Müslim, Sayd, 57) sözüyle ifade etmiştir.
Aile olma bilinci, kişiyi bireysellikten uzaklaştırarak ona ailenin bir parçası olduğunu hissettirecektir. Sorumlulukların paylaşılması ve olumsuzluklar karşısında dayanışma, aidiyeti sağlayacaktır. Ailede fedakarlık tek bir kişiye yüklendiğinde onu yoracak ve patolojik sonuçlarla duygusal patlamalar yaşatabilecektir. Aile içinde yapılan fedakarlık uzun vadede bütün aile fertlerine iyilik ve ihsan ile geri döner. Bu aslında fedakarlık değil geri dönüşü olan büyük bir yatırım olarak değerlendirilmelidir.
İhsan Fazlıoğlu ne güzel soru sormuştur nevi şahsına münhasır şekliyle; “İnsan yaşamında bir kez de olsun şu soruyu sorup yanıtlamalıdır. Sahip olduğum her şeyi yitirdiğimde, beni ayakta tutacak olan nedir?”
Hz. Musa’nın duasıyla sonlandıralım: “Rabbim gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
(Alıntı: Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Aile Dergisi, Ailemin Sohbet Günlüğü Kitabı)
Yazarın Diğer Yazıları
100 Yıl Önceki Tayyare Bayramı’nı Ne Kadar Biliyoruz?
01 Eylül 2026 01:04NATO Ankara Zirvesi Ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Ağırlığı
27 Haziran 2026 01:08Ege Ve Doğu Akdeniz’in Yeni Jeopolitiği
14 Mayıs 2026 01:1023 Nisan Ve Ulusal Egemenlik
23 Nisan 2026 01:00Kişilik Hakları ve Basın Özgürlüğü Bakımından İnternet, Gazete ve Televizyon Yayınlarının Mevcut Mevzuatı, Sorunlar ve Öneriler (1)
19 Nisan 2026 17:51