Dua anları en mahrem, en özel anlarımızdır. Bu kıymetli anlarımızda ailemize karşı çok da cömert olduğumuz söylenemez. Oysa Kur’an bize sık sık Peygamberimiz dilinden aileleri için dökülen duaları hatırlatır.
İbrahim (as), Kâbe’yi yaparken ailesinin ve neslinin Müslüman olması için yalvarır. (Bakara Sûresi, 2/128.) “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” der. (İbrahim Sûresi, 14/40.) Zekeriya (as) tertemiz bir nesil talebiyle dua eder Allah’a. (Âl-i İmrân Sûresi, 3/38.) Rahman’ın kulları “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler lütfeyle.” (Furkan Sûresi, 25/74.) diye dua eder.
İnsan kırk yaşına geldiğinde kendisi, ebeveyni ve evlatları için şöyle yalvarır: “Rabbim, bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih ameller işlememi nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle.” (Ahkaf Sûresi, 46/15.)
Ana babamızla oflayarak değil dua diliyle iletişim kurmamız gerektiği öğretilir Kur’an’da: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl koruyup gözettilerse sen de onlara öyle merhamet et.” (İsrâ Sûresi, 17/24.) Anne babamızın da ne kadar değerli bir dua hazinesine sahip olduklarını bilmelerini ister.
Peygamber Efendimiz: “Üç çeşit duanın kabul edilmesinde şüphe yoktur: Haksızlığa uğrayan kimsenin duası, yolcunun duası ve anne babanın çocuklarına duası.” (Tirmîzî, Birr ve Sıla 7)
Meleklerin duasında bile ailelerimiz unutulmaz: “Rabbimiz! Onları da, babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine yerleştir.” (Mü’min Sûresi, 40/8.)
Dua için özel bir günü ve anı beklemeye gerek yoktur. Bir yemek sofrasında, yatmadan önce, evden çıkarken, çocuğumuzu, eşimizi uğurlarken hep dua diliyle konuşulmalıdır. Mesela Peygamberimiz (sav), yolculuğa çıkarken ettiği duasında ailesi için şu temennide bulunur: “Allah’ım! Ailemin yanına kötü bir halde dönmekten veya döndüğümde ailemi kötü bir durumda bulmaktan sana sığınırım.” (Müslim, Hac,425)
Ailemizde mutluluk ve huzur zamanlarında olduğu gibi, öfke ve acı zamanlarında da dua dili devreye girmelidir.
(Alıntı; Diyanet İşleri Başkanlığı “Ailem” Kitabı)
Yazarın Diğer Yazıları
100 Yıl Önceki Tayyare Bayramı’nı Ne Kadar Biliyoruz?
01 Eylül 2026 01:04NATO Ankara Zirvesi Ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Ağırlığı
27 Haziran 2026 01:08Ege Ve Doğu Akdeniz’in Yeni Jeopolitiği
14 Mayıs 2026 01:1023 Nisan Ve Ulusal Egemenlik
23 Nisan 2026 01:00Kişilik Hakları ve Basın Özgürlüğü Bakımından İnternet, Gazete ve Televizyon Yayınlarının Mevcut Mevzuatı, Sorunlar ve Öneriler (1)
19 Nisan 2026 17:51