İslâmi finans, Kur’an, sünnet, icma, kıyas ve içtihat doğrultusunda oluşturulan ilkelere uygun olarak geliştirilen kurumlar ve kurallar bütünüdür. Belirtilen ilkelerle İslâmi finansın sınırları çizilmekte ve uygulamalar Müslüman bireyler için meşruiyet kazanmaktadır. Sosyal yaşam içerisinde kişiler ve kurumlar finansal işlemlere ihtiyaç duyarlar. Bu işlemlerin diyaneten kabulü, İslâm dinine uygun olarak dinî değerler yönünden getirilen belirli standartlara, ahlaki ilkelere ve yasaklara uygun olarak kurumlarının ve kurallarının tesis edilmesi ile sağlanabilir. Bu durum Müslümanlar açısından hem dinî değerlere uygun olarak işlem yapma imkânı tanırken hem de dinen yasaklanan adaletsizliği ve haksız kazancı da engellemektedir.
İslâmi finansal kuruluşlar faaliyetlerini, dinî ve ahlaki ilkelere uygun işlem yapmak suretiyle, yürütmek durumundadırlar. İslâmi finans kuruluşlarının sınırlarını belirleyen temel yasaklar ise faiz yasağı, belirsizlik içeren faaliyetler yasağı, şans ve kumar oyunları yasağı ve haram kazanç yolları yasağı olarak belirlenebilir. Mevcut konvansiyonel finansal sistemde bulunan kurumlar ve kullanılan finansal araçların İslâmi açıdan kabul görecek şekle dönüştürülmesi mümkündür. Bu, finansal işlemin İslâmileştirilmesi anlamına gelmektedir. Müslümanların dinî inançları gereği haram olan işlemlerden uzak olmaları ve helal olana yönelmeleri gerekmektedir. Bu ise kurumların ve kuralların İslâmın meşru saydığı şekle kavuşması ile mümkün görülmektedir.
Dijitalleşen dünyada her şeyin internet hızında geliştiği süreçte finansal sistemin de konvansiyonel finansın faiz yaklaşımından İslâmi finansta kâr odaklılığa dönüştürülebilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunmak ve öneriler geliştirmek gerekmektedir. Özellikle Covid-19 pandemisi ile değişen paradigma ile birlikte hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı görülmektedir. Bu durumda yeni paradigma sürecinde aksiyom alarak finansın İslâmileştirilmesi ile ilgili olarak adımlar atılabilir. İslâmi finans işlem hacminin arttırılabileceği, mevcut konvansiyonel faiz odaklı yaklaşımın yerini kâr odaklı yaklaşımın alarak finansın İslâmileştirilmesi mümkündür.
Finansın İslâmileştirilmesi ancak mevcut konvansiyonel sistemin piyasa yapıcı rolünün İslâmi araçlar ve kurumlara geçmesi ile sağlanabilir. Bu ise; mevcut konvansiyonel sistemi yok sayarak veya reddederek değil, kişi ve kurumların tercih edebileceği İslami finans araçları geliştirerek sağlanabilir. Finansal sistemde İslami finans araçlarının daha yoğun bir şekilde kullanılması ile küresel finansal sistemdeki İslâmi kaynaklar ve kullanımların payını arttırılmak suretiyle finansın İslâmileşmesi yönünde çalışmalar yapılabilir. Bu yönde İslâmi finans alanında küresel boyutta finansal derinleşme ve finansal serbestleşme konusunda uygulamalar geliştirilebilir.
Küresel sermaye hareketleri içerinde %1,25 olan İslâmi finansın payının arttırılarak egemen derinliğe ulaşması ile tam olarak finansın İslâmileşmesi söz konusu olacaktır. Somut, uygulanabilir, kişilerin ve kurumların mali menfaatlerinin daha yüksek bir şekilde sağlanması ve güven veren bir yapı oluşturulması ile hedefe ulaşılması mümkün görülmektedir.
Müslümanların faizin haram olduğu gerçeğini Bakara suresinin 275. Ayetinde mealen; “Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, “Alım satım da ancak faiz gibidir” demeleridir. Hâlbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişteki kendisinindir, durumunun takdiri Allah’a aittir. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.” buyurulmakta olup Allah’ın (C.C.) buyruğunu sadece bilmeleri değil faizi reddetmek suretiyle hayatlarından çıkarmaları ile finansın İslâmileştirilmesinin tam olarak gerçekleşebilmesi mümkün görülmektedir.
Ezcümle mevcut durumda küresel finansal varlıkların %1,25’ini İslâmi finansal varlıkların oluşturduğu bir dünyada, sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklenemeyeceği dolayısıyla yeni paradigma düzleminin sunduğu fırsatlardan yararlanarak çok daha farklı yöntem ve uygulamalarla dijitalleşme sürecinde teknolojik imkânlardan yararlanarak müspet sonuçlar alınabilir. Türkiye açısından İslâmi finans ile ilgili yeni dünya düzeninde İslâmi finansın merkezi olmak üzere yapılacak çalışmalar, ülke ekonomisinin alacağı konumu belirleyebilir. Türkiye ekonomisi, konvansiyonel sistemin faiz odaklı uygulamalarından İslâmi finansın meşru ve kâr odaklı uygulamalara geçiş sağlayarak refah devleti hedefine ulaşabilir. Önemli bir potansiyele sahip olması dolayısıyla Türkiye, İslâmi finansın merkezi olabilir.
Selam ve dua ile…
1 Ersan Özgür’ün “İSLÂMİ FİNANS Türkiye İçin Küresel Strateji İstanbul İslâmi Finans Merkezi” adlı kitabından alıntı yapılarak hazırlanmıştır.