Misafir Kalem

KUYULU CAMİ YOKUŞU SOKAK / Tuncer KURŞUN

Misafir Kalem

Burası Afyonkarahisar’ın Kale eteklerinde ilk yerleşim bölgelerinden birisi. 20. yüzyıl başlarında 1902‘de büyük yangın felaketi yaşanır ve pek çok ev, konak kül olur. Pek çok ocaklar söner. Makette gördüğünüz; bu felaketten sonra yapılan yapılar. Tacı Ahmet mahallesinde Kuyulu Camii Yokuşu sokakta.
Yurt içi ve yurtdışında merakım nedeni ile pek çok eski yerleşim bölgelerini gezme imkanım oldu. Çoğu yerde yapılar birbirinin kopyası gibidir. Estetiktir, davetkardır insanın içini ısıtıverir. Ama bu sokak farklı; sanki kocaman bir arazi parsellenmiş zamanın meşhur mimarları çağrılmış kura ile çekilen küçüklü büyüklü parseller verilmiş. Hadi gösterin maharetinizi denmiş yarışmışlar ve her biri ayrı güzelliğe, estetiğe sahip ve her biri Osmanlı motifleri taşıyan birbirine saygılı insan yaşamına, doğaya uygun yapılar ortaya çıkmış. O dönemde Ermeni kökenliler oldukça yoğun nüfusa sahip ve pek çok mimari yapı onların eseri bunlardan Avdik Avdis’in de evi bu sokak üzerindedir. Pek çok ünlü ismi yetiştiren ve mimarisi ile de öne çıkan yurdumuzun yüz akı liselerinden Afyon Lisesi’nin de mimarı da Avdik Avis’tir.
Afyonkarahisar’da buna benzer görülmeye değer onlarca sokak bulunmaktadır. Hani derler ya ölmeden önce görülmesi gereken yerler diye; işte bu sokaklar ve Afyon. Gastronomisinden termaline kaymağından sucuğuna ve elbette Frig Vadisi, sizleri kucaklayan sıcacık dost canlısı insanları ile sizi bekliyor bu gizemli şehir. Bu bir davettir gelin görün yoksa çok şey kaçırmış olursunuz. Zamanı durdurun geçmişe gidin farz edin ki 1940’lar, aheste aheste tırmanın yokuşu bir hanenin yarı açık kapısından süzülen taze ekmek kokusunu sindirin içinize. Diğer bir evden yeni kavrulmuş mis gibi kahve kokusu çalar burnunuza, öbüründe haşgeş taşında yenicecik sürtülmüş haşgeş kokusu gelir burnunuza. Belli ki canı çekmiş evin hanımının haşgeş ezmesine üzüm pekmezi dökülecek nefis bir tatlı çıkacak ortaya hele öncesinde haşgeş yağlı mercimek pilavı da olursa değme keyfine. Soluklanın yürüyün birazdan fırından taze çıkmış ağzı açık bükme kokusunu genzinizde tadını damağınızda hissedeceksiniz. Yeni yetme bir kız çocuğu mahalle fırınından geliyor; başında börek tepsisi iki eliyle kavramış tepsiyi. Gören gözün hakkı vardır eğilip buyur tadına bak diyecektir size. Gören göze konuya komşuya dağıtılır adettendir görgüdür. Yoruldunuz mu çalın bir kapıyı buyur edilirsiniz tanrı misafirisinizdir. Dedem tahsildar deli Emin Efendi’den bilirim; oğullar gelinler çoluk çocuk kalabalık bir hane; akşam meydan sofrası kurulur; adettendir sofraya iki kaşık fazla konur iki de minder atılır bir tanrı misafiri çıkar gelir hanemizin bereketi artar diye.
Bu mahallede bilinir ki komşu komşunun külüne muhtaçtır. Ev alma komşu al denir o yüzden. Mahalle adabının edebin desturun geçerli olduğu insanı değerlerin yozlaşmadığı bir dönemi yaşarsınız. Ola ki bir hacı dedenin önünden geçip yolunu kesmeyin uğursuzluk sayılır o gün işleriniz rast gitmez. Bekle saygıyla ver selamını hayır dualarını al hacının. Buralarda düğün dernek mahallece kutlanır, acılar paylaşılır beraberce. Etnik kökeniniz inancınız sorulmaz sorgulanmaz ayıptır. Yaradan’dan ötürü sevilir yaratılan.
Mahallede sünnet düğünü var hazırlıklar çoktan başladı; mahalleli zaten haberdar. Okuyucular tutuldu hısım akraba eş dost için ev ev dolaşıp davet edecekler düğüne. Kasap tembihlendi dana kesilecek. Aşçılar tutuldu kavurmalı düğün pilavı yapılacak sokağa kurulan kazanda. Terziye diktirildi sünnet entarisi şapkası kurdelesi hazır. Sünnet yatağı özenle hazırlandı işlemeli yün yorgan, dantelli yastıklar, duvarda halılar asılmış, sünnet çeyizi serpilmiş yatağın üzerine. Davulcu, zurnacı tutuldu, onlarsız olamaz düğünün şanı şerefidir. Yetmedi, bir de ince saz eklendi yanına, ha unutmadan iki de fayton hazırlandı. Sünnet öncesi gezdirecek sünnet çocuğunu ve mahalle arkadaşlarını, kimisi de kamçı yemek pahasına faytonun arka dingiline oturacak afacanlar. Sünnetçi mi? Hazır hazır, berber Hasan ağa; berber deyip geçmeyin saç keser, diş çeker, sünnet eder, muhabbet ehlidir. Mahallenin dertleri ile dertlenir, sevincine ortak olur, güvenilir, saygın insanlardır. Dede oyuncak almış torununa, tenekeden, kurmalı; tam sünnet olurken görecek çocuk, yerde sürünüp ateş eden bir asker. Dede kıymış paraya, toruna feda olsun demiş.
Sünnet çocuğunu dayısı tuttu kollarından, sandalyeye oturttular. Hasan berber işinin ehli, anası çıktı telaşla odadan, elleriyle dizini döve döve. Babası bağırdı arkasından, “oldu da bitti maşallah” diye muştuladı karısına konu komşuya. Davulcu coştu, hızlı hızlı vurdu tokmağı, zurnacı dikti zurnasını havaya, öttürdü de öttürdü. Delikli kuruşlar, bahşişler gani. İnce saz da girdi inceden inceden havaya.
Sünnet düğünü bu erkekliğe ilk adımını attı evlat. Ailenin soyunu sopunu devam ettirecek. Allah askerlik yapmayı da nasip etsin. Evlenmesini görün mürüvvetine erin inşallah diyelim. Hadi düğün dernek başladı, buyurun siz de.
Siz düğünde eğlenirken söyleyeyim bu maket dört aylık bir emeğin ürünü binalar gerçeğinin yaklaşık yüzde biri oranında gerçeğin kopyası. Beğenirseniz seyredin, iyi geliyor.
Not; bu maketin yapımında Mahmut Ülker Abi’nin kitaplarından faydalanıldı.

Yazarın Diğer Yazıları