Misafir Kalem

YENİ MÜZE YAPIMI SÜRERKEN / Ahmet İLASLI

Misafir Kalem

Arkeolog olarak yaklaşık 40 yıla varan bir çalışma sonrası, 2017 yılında emekli oldum. Bakanımız Ertuğrul Günay gelip temel atmıştı 2011 yılında yeni müze için ve 2 yıl içinde bitirilecek demiş ve gitmişti. Ben emekli olduğumda bitmemişti ve görülüyor ki hala bitirilememiş durumda…
Ben gibi, müzemize emek veren, benden önce ve birlikte çalışmış arkeolog, uzman olarak çok kişi bulunmakta. Bunlar, 1928 yılından itibaren Tarih öğretmeni iken, Cumhuriyet Müzeciliğinin başlatılmasıyla birlikte, müzemizin oluşmasında çok ama çok emeği geçen, sırtında taş taşıyarak oluşmasını sağlayan ve 1933 yılında müzemizin ilk müdürü olan Sayın Süleyman Hilmi Gönçer; ilk arkeolog müdür olarak göreve geldikten sonra çağdaş müzeciliğimizin temel taşlarının atılmasında ve şimdiki müzemizin Frigya Bölge Müzesi konumunda yapılmasında, ayrıca il genelinde yoğun olan eski eser kaçakçılığıyla da uğraşan Sayın Hasan Tahsin Uçankuş; arkeolog müdür olarak çağdaş müzecilik kapsamında depo düzenleme ve envanter çalışmalarını başlatan Sayın Mehmet Yılmaz; arkeolog olarak çalışırken müzemiz müdürlüğüne vekalet eden etnografya çalışmalarına ağırlık veren Sayın Fatma Saadet Özgündüz; müdür olarak göreve başladıktan sonra bir pire gibi il genelinde taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının envanterine ve il içi (hatta il dışı Kütahya Seyitömer kömür havzasındaki höyük) kazılara ağırlık veren, ilimizdeki kentsel sit kavramının oluşmasını sağlayan, Türk-İslam Eserleri Müzesinin açılmasında emeği olan Sayın Ahmet Topbaş; daha sonra müdürlüğe vekalet eden ben ve benden sonra müdür olarak atanan Sayın Seracettin Şahin’i anmak isterim. Ben ve Seracettin Şahin dışında, emeği geçenleri rahmet ve saygıyla anıyorum. Çalışmaları ile müzemizi, örnek, ekol bir müze konumuna getirmişlerdir.
Bunların dışında müze asistanı, uzman, arkeolog, filolog, memur, bekçi, hizmetli olarak çok sayıda çalışanın da ölenlerini rahmetle, sağ olanları saygıyla anıyorum, onların da sırtlarında çok eser taşındı.
Kısaca demem o ki, müzeler geçmişe değer veren kurumlardır. Müzemize emeği geçenleri de unutmazlar.
Yönetimden dileğim:
Bir VEFA ÖRNEĞİ olarak müzemizin adına, kurucumuz Süleyman Gönçer adı verilebilir. Salona Hasan Tahsin Uçankuş, kütüphaneye veya konferans salonuna Ahmet Topbaş, depolara Mehmet Yılmaz ve Saadet Özgündüz adlarını koymalarını bekliyorum. Umarım kamuoyu da bu önerimi benimser ve bu adların unutulmamasını sağlamış oluruz hep birlikte.

Yazarın Diğer Yazıları