Yunus Emre kutsî hadiste dile getirilen bu gerçeği ne güzel ifade etmiştir:
“Hak yarattı alemi aşkına Muhammedi’n,
Ay ve günü yarattı şevkine Muhammed ‘in,
Yeşerir dağ ve taşlar! Yemiş verir ağaçlar,
Aşkına Muhammed’in.
Şair Muhammed İkbal ise;
“Ey zuhuru ile hayata gençlik getiren “Hazreti Muhammed”, Senin tecellin: hayat rüyasının tabiridir. (Âlemlerin yaratılmasına Sen sebepsin.”
“Yeryüzü Senin barıgahına (sığınağına) saha olduğu için kıymet kazanmıştır. Semalar Senin karargâhının damını öpebildiği için ulvidir.”
“Ben Seni gördüm, anamdan babamdan daha çok sevindim”. diyor.
Yüce Rabbimiz, Ahzab suresinin 56. ayet-i kerimesinde; Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) den sevgi ve övgü ile bahsetmiş, biz müminlere de; O’nu sevgi ve övgü ile yâd etmemizi emrederek; şöyle buyurmuşlardır. “Allah ve melekleri Peygambere çok salâvat getirirler. Ey müminler! Siz de O’ na salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin”
“Allahümme Salli alâ Muhammed” demek, salat; “Esselâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü” demek selâmdır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salât ve selam getirmek, Peygamberin sevgisini celbeder, şefaatına sebep olur. Böylece mümin; sevgisinin karşılığını bulur. Nitekim Allah-ü Zülcelâl, Ahzab suresinin 6. ayet-i kerimesinde; “Allah Resûlü müminlere kendi canlarından daha yakındır.” (Azizdir)
Tövbe Suresinin 128. ayet-i kerimesinde ise; “Legad câeküm rasûlün min enfisukün azizün. Aleyhi mâ anittüm harîsun aleyküm bil mü’minîne raûfün rahim(un) Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer. O müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir. ” buyurmakta;
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de bu gerçeği “Ben müminlere kendilerinden daha yakınım”(Riyas-üs Salihin C:1 S:210 H:No:169) sözleriyle teyit etmektedir.
O RAHMETEN LİL ÂLEMİNDİR
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de:
“Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemin “ (Enbiyâ/ 107) “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” buyuruyor. Bütün mevcudat Sevgili Peygamberimizin nurundan yaratıldığı için O âlemlere rahmet ve hayat vermiştir. Kâinat varlığını ona borçludur. O’nun için Cenâbı Hak, “ Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” buyurmuştur.
O AZİZ VE SEYYİDÜL MÜRSELİNDİR
Sevgili Peygamberimiz her zaman ve mekan da azizdir. O’nun şeref ve faziletinin Allah katında hududu yoktur. O’ki yaratılmışların en güzeli, en hayırlısı, Allah’ın habibi-sevgilisi, dostu, bütün peygamberlerin seyidi-efendisidir. Allah’ü Teâpla Tevbe suresi 128. Ayette şöyle buyuruyor:
“Legad cêeküm rasûlün min enfüsüküm azîzün…” “Andolsun içinizden size aziz bir peygamber gelmiştir.” (Tevbe/128)
Yine sevgili Peygamberimiz bir başka ayette bütün alemleri nurlandıran bir kandil olarak vasıflandırılıyor:
“Yâ eyyühennebiyyü innâ erselnâke şâhiden ve mübeşşirân ve nezîran. Ve dâiyen ilallâhi bi iznihî ve sirâcen münîrâ… (Ahzap suresi/ 45-46) “Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.”
ALLAH ONU KENDİ SURETİNDE YARATTI
“Halagallâhü âdeme alâ sûretihi“, “Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı.” (Buhari) hadisinin de muhatabı yine sevgili Peygamberimizdir.
Sevgili Peygamberimiz Kameri aylara göre, Rebiü’l-evvel ayının 12. gününe rastlayan Miladi takvime göre 20 Nisan 571 günü dünyaya geldi.
Tarihçilere göre O’nun doğduğu gece dünyada bir takım olağanüstü olaylar gerçekleşmiştir. O’nun doğduğu gece, İran Kisrası’nın sarayındaki 14 sütun yıkılmış, Mecusilerin binlerce yıldır sönmeyen ateşleri sönmüş, Büyük Sava Gölü kurumuş, Kabe’nin içinde bulunan 360 put yerlere yuvarlanmıştır. Ancak gerçek şudur ki, yıkılan Kisra’nın sarayı değil, küfrün binasıydı. Sönen Mecusilerin ateşi değil tüm dünyadaki küfrün ateşi idi. Kuruyan Sava gölü değil putperestliğin tahakkümü, Zerdüştlüğün kuvveti, Hıristiyanlığın üstünlüğü idi. (Devamı Yarın)