Muharrem Günay

ALEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

8 Mart 2010 Pazartesi 02:00:00
  ”Allah’a yemin ederim ki, bir elime güneşi, öbür elime ayı verseniz, beni yine de davamdan döndüremezsiniz…“
Yüce kitabımız Kur’an’da, Allah’la birlikte Peygamberimize itaat emredilmiş, Sevgili Peygamberimizide uyulması gereken çok güzel örnekler olduğu bildirilmiştir. İnsanların hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmalarının tek çıkar yolu Allah’ın Resulü’nü örnek almak ve O’nun gösterdiği aydınlık yolda yürümektir.
Müslüman olarak bizim görevimiz, Peygamberimizin ahlâk ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek ve O’nun ahlâkî davranışlarını örnek alarak yaşamaktır.
Şimdi kısaca Peygamberimizin yaşayışını ve ahlâkî davranışlarını birlikte öğrenmeye çalışalım:
Peygamberimizin Doğruluğu
Güvenilir kişiliğinden dolayı kendisine, «Muhammedü’l-Emîn» yani, «Güvenilir Muhammed» denilirdi. Düşmanları bile O’nun doğruluğunu kabul etmiş, kendisine yalancı diyememişlerdi.
Peygamber olduğu zaman Mekke’de halkını İslâm’a dâvet için toplamıştı. Safa tepesine çıkarak orada taplananlara: «Ey Kureyş halkı! Size bu dağın arkasından bir düşman ordusunun geldiğini söylesem bana inanır mısınız?» dedi, orada bulunanlar:
«Hepimiz inanırız, çünkü sen ömründe yalan söylemedin» diye cevap verdiler. Bu topluluğun içinde Peygamberimizin en azılı düşmanları da vardı. Onlar da Peygamberimizin doğruluğunu itiraf etmişti. Bedir Harbi günü Ahnes bin Şerik, Ebû Cehil’e „Ey Ebu’l-Hakem, şurada senden ve benden başka konuşmamazı işiten yok. Sen bana Muhammed hakkındaki kanaatini haber ver; o doğru sözlü müdür yoksa yalancı mıdır? Dedi. Peygamberimizin en azılı düşmanı Ebû Cehil: “Vallahi, Muhammed muhakkak doğru sözlüdür ve hiç yalan söylememiştir“ dedi.
Nitekim âyet-i celîlede (meâlen): “Vicdanları onların doğruluğuna tam bir kanaat getirdiği halde, sırf kibir ve zulümden dolayı onları inkâr ettiler. Fakat bak o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu!“ (Neml Suresi, âyet 14) buyurulmuştur.
Peygamberimiz kendisi doğru sözlü olduğu gibi bizim de doğru olmamızı ve yalancılıktan sakınmamızı istemiş ve şöyle buyurmuştur: «Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk iyiliğe götürür, iyilikde cennete iletir. İnsan doğru söyledikçe ve doğruyu aradıkça Allah yanında doğrular zümresine yazılır. Yalandan sakının, çünkü yalan kötülüğe götürür, kötülükde cehenneme sürükler, insan yalan söyledikçe ve yalan peşinden koştukça Allah yanında yalancı olarak yazılır.»
O, yalandan hiç hoşlanmaz, yalancıları sevmezdi.
Peygamberimiz bir şey hakkında söz verdimi verdiği sözde mutlaka durur, gereğini yerine getirirdi.
O, kurtuluşun doğrulukta olduğunu bildirmiş, doğruların kıyamet gününde peygamberlerle beraber olacağını haber vermiştir.
Peygamberimize insanların hayırlısı kimdir diye soruldu.
Peygamberimiz: «Her temiz kalbli ve doğru sözlü olanlardır» buyurdu.
Peygamberimizin Merhameti
Peygamberimizin kalbi şefkat merhamet ve insan sevgisi ile dolu idi, Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de O’nun hakkında şöyle buyuruyor:
«Ey Muhammed! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.» (Enbiya/7)
O’nun şefkat ve merhameti, hayatının her döneminde açıkça görülür, merhametle dolu olan kalbi hep iyilik için çarpardı. Kimseye bir kötülük dokunmasını, hiç kimsenin incinmesini istemezdi.
Saygıdeğer eşi Hz. Hatice ile amcası Ebu Talip Peygamberimize çok yardımcı olmuşlardı. Kısa aralıklarla her ikisi de vefat edince İslam düşmanları Peygamberimize eziyeti artırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz ilk Müslümanlardan olan Zeyd b. Harise ile birlikte Mekke’den ayrılarak Taif halkını İslâm’a dâvet etmeye gitti. Taifliler İslâmı kabul etmedikleri gibi Peygamberimizi taşa tuttular. Zeyd, atılan taşlardan Peygamberimizi korumak için vücudunu siper etti. Atılan taşlardan Peygamberimizin ayakları yaralandı, kan içinde kaldı, yürüyemeyecek duruma geldi ve yol kenarında bir üzüm bağına sığınmak zorunda kaldı. (Devamı yarın)

Yazarın Diğer Yazıları