Muharrem Günay

AVRUPA BİRLİĞİ TÜRK VE MÜSLÜMAN BİRLİĞİNE ENGELDİR

Muharrem Günay

1 Nisan 2010 Perşembe 03:00:00
  “-Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.” (Maide suresi 51)
”- Kalblerinde hastalık bulunanların: “Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyerek, onların arasına (serseri mayınlar gibi) koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” (Maide 52)
“İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları se-versiniz, halbuki onlar sizi sevmezler..” (Al-i İmran 119)
Başta yukarıdaki ayetlerde olmak üzere Kur’an-ı Kerim’de çok sayıda ayette Yahudilerle ve Hıristiyanlarla dostluk konusunda Müslümanlar uyarılmaktadır.
Mümtehine suresi 8. ve 9. âyetlerde ise Yahudi ve Hıristiyanlara iyilik etmeyi-onlarla dost olmayı “Bizimle din konusunda savaşmamış” olmak ve “yurtlarımızdan çıkarmamış olmak “ ve bizi “yurtlarımızdan çıkarmak isteyenlere (yurdumuzu bölmek isteyenlere) destek olmamak” şartıyla uygun görmüştür. Yahudi ve Hıristiyanları dost ve veli olarak seçenler ise “Zalim” olmakla itham edilmiştir ki “En Büyük zulüm ve Küfür hakkı hakikati gizlemek ve örtmektir. Ve maalesef Türkiye’de “Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olmayın” gerçeği “Dinler arası diyalog-Medeniyetler arası ittifak ve Ilımlı İslam” adı altındaki faaliyetlerle başta AKP iktidarı ve bir kısım dini siyasallaştırmış fırkalar tarafından örtülmektedir. Bu guruplar Al-i İmran 119. ayette “Yahudi ve Hıristiyanların arasında serseri mayınlar gibi dolaşmak”la itham edilmektedirler. Hâlbuki İslam’ın hükmü son derece açıktır: “Ey imanlar! Eğer küfrü imana tercih ederlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin…” (Tövbe/23)
Yer Yüzündeki Fitnenin Sebebi Müslümanların Birlik Olmayışıdır
Dünyaya şöyle bir baktığımızda, kan ve gözyaşının aktığı, güçlünün zayıfı ezdiği, hak sahiplerinin hakkını alamadığı bir zulüm düzeninin hüküm sürdüğünü İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada terör olayları başta olmak üzere bir fitne ve kargaşa döne-minin yaşandığı görülmektedir. Bu tablonun baş sorumlusu hiç şüphesiz Müslümanlardır. Çünkü Müslümanlar yeryüzünde barışı ve adalet sağlamakla görevlidirler. Fakat aralarında birlik ve dayanışma olmadığından bu görevlerini yerine getirememektedirler. Dünyada barışı adaleti tesis etmek bir yana bugünün İslam coğrafyası kendi kendini idare etmekten aciz bir konuma düşmüş Yahudi ve Hıristiyanların oyuncağı konumundadır… Bunun tek sebebi vardır o da Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olmayışlarıdır. Kur’an-ı Kerim bu gerçeğe parmak basıyor ve bizleri şöyle uyarıyor:
“Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.” (Yani siz Müslümanlar da kafirler gibi birbirlerinizin dostları, yardımcıları velileri olmazsanız, birlik ve beraberlik içerisinde olmazsanız, kendi aranızda yardımlaşmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.) (Enfal/73)
Bu ayet ve nice ayetler Müslümanları her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olmaya davet etmektedir. Başta biz Türkler olmak üzere Müslüman milletler, ticaret, bilim, insan hakları, barış, uyuşturucuyla ve terörle mücadele gibi insanlığı ilgilendiren her alanda başka milletlerle ilişki ve işbirliğine açık olmakla beraber, ekonomik bir birlik olmaktan daha çok siyasi, kültürel ve dîni bir birlik haline gelen ve bizi “İmtiyazlı ortaklıkla” sömürge statüsünde kendilerine bağlamak düşüncesinde olan AB’ye karşı çıkmalı ve kendi aramızda ekonomik ve siyasi birlikler geliştirmeliyiz. TÜRK BİRLİĞİ- MÜSLÜMAN BİRLİĞİ gibi. Nitekim Enfal suresi 73. ayette de bu gerçeğe dikkat çekilerek, Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olmayışlarından dolayı dünyanın fitne, fesat ve anarşi içerisinde olduğuna parmak basılmaktadır. Kur’an-ı kerim’in bu tesbiti bu günkü siyasi realite ile son derece örtüşmektedir. Öyleyse biz ezeli ve ebedi düşmanlarımızın kapısında dilenci konumuna düşmekten ve biz AB’ye alın demekten bir an önce vaz geçmeli ve Türk’ün mânevi besini KIZIL ELMA peşinde koşmalı Türk Birliğini ve Türk’ün önderliğinde Müslüman Birliğini kurmalıyız…

Yazarın Diğer Yazıları