Bunlardan birisi bakın Zaman gazetesindeki bir yazısında ne diyor:
“..Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü Allah’ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür: Allah birdir. Peygamberler haktır. Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükâfatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir.
Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz. Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir.” (Ahmet Şahin,17.04.2000 Zaman Gazetesi)
Oysa bu iddiaları yüce kitabımız kesin bir şekilde yalanlıyor:
Onlar Cehennemliktir
“Hakikaten Allah, Meryemoğlu (İsa) Mesih’tir diyenler andolsun ki (şirke girip) kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih (İsa): ”Ey İsrail oğulları! Rabbim ve rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Çünkü kim Allah’a ortak koşarsa, (Allah’a rağmen başka şeyi öne çıkarır ve ona bağlılık gösterirse) hiç şüphesiz Allah ona cennetini haram eder; onun varacağı yer de ateştir. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur” demişti.” (Maide 5/72)
“Hakikaten Allah, üçün üçüncüsü (üç ilahtan biri)dir diyenler (şirke girip) kesin olarak kâfir olmuştur…” (Maide 5/73)
“Yahudiler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (Isa) Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülü-yorlar! (Tevbe/30)
“(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (Hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır. (Tevbe/31)
“Hâla Allah’a tevbe edip O’ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Allah çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir.” (Maide /74)
“İman etmelerinden, Resûl’ün hak olduğuna şahadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah za-limler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Ali İmran 86)
“İste onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.” (Ali İmran /87)
“Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.” (Ali İmran/88)
“Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkârcılar, içinde ebedî olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İste halkın en şerlileri onlardır.” (Beyine suresi 6)
“Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.” (Ali İmran/89)
“İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar.” (Bakara/39)
Allah İsa’ya Şöyle Sordu:
“Allah: Ey Meryem oğlu Isa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkim olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, hâlbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.” (Maide/116)
“Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyle-dim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni içlerinden alınca artik onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkiyle görensin. (Maide/117)
Elinizdekini (Tevrat’ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur’an’a) iman edin. Sakin onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun. (Bakara/41)
Bilerek hakki bâtıl ile karıştırmayın, hakki gizlemeyin. (Bakara/42)
“Allah’ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. .” (Tevbe/32) (Devamı Yarın)