Muharrem Günay

İMAN YAZILARI-11 – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

10 Eylül 2011 Cumartesi 03:00:00
  5.İMAN SALİH AMELLE DESTEKLENMELİDİR (11)
İslam âlimlerinin çoğu iman ile ameli bir birinden ayırırlar. Amel imanın bir parçasıdır diyenler de vardır. Amel etmediği halde inanılacak şeylerin tümüne inanan insan iman etmiş sayılır fakat, İmanın güzel amellerle beslenmesi gerekir. Amelsiz iman insanı kurtarmaz. İman bir iddia ise amel de onun ispatıdır. Amel imanın işareti ve görüntüsüdür. İman güneş ise, ısı ve ışık onun görüntüsüdür/amelidir.
“Amel”, iş manasına gelir. “salih” ise, elverişli, yararlı, yarayışlı demektir. Dolayısıyla amel-i salih; kişiye ahiret saadetini sağlamaya, Allah’ın rızasını kazanmaya elverişli olan, Allah katında bir değer ifade eden davranışlardır. Bir başka deyişle; sırf Allah rızası için yapılan, içine şirkin ve gösterişin karışmadığı amelleridir.
Amel-i sâlih Kur’an-ı Kerîm’de doksan küsür yerde doğrudan doğruya veya dolayı olarak Yâ eyyühellezîne âmenu ve amilussâlihât” “Ey Allah’a iman edenler Salih amel işleyiniz” şekilinde emredilmiştir. Sâlih amelden sözeden ayetler genellikle, önce imana değinerek başlar arkasından “İman edip salih amel isleyenler…” şeklinde devam ederler. Bu da iman ile Salih amelin, bir bütünün ayrılmaz parçaları olduğunu ortaya koyar. iman olmadan güzel davranışların hiçbir önemi olmadığı gibi, salih amel olmadan da kuru bir imanın tadı yoktur.
İbadetin dince en makbulü ve güzeli cehennem korkusu ve cennet ümidi ile yapılan ibadet olmayıp, sırf Allah rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak amacıyla yapılan ibadettir. Bu tür ibadetlere dinimizde “SALİH AMEL“ denilmektedir.
Bir Müslüman Allah’ın gazabına uğramamak ve cehennem azabından kurtulmak için yaratıcısına ibadet eder. Bu amaçla ibadet etmek câizdir. Genellikle halk, bu maksatla ibadet eder. Cennete girmek ve oradaki nimetlerden yararlanmak için Allah’a ibadet ise evvelkine göre bir derece daha üstündür. Fakat sırf Allah’ın emrine uymak ve rızâsını kazanmak için Allah’a ibadet etmek daha üstün bir mertebedir. Bu ibadet sevgi temeline dayanır. Sevenin sevgilisine itaat etmesi türünden bir boyun eğme ve emredileni gönül hoşluğu ile yerine getirme halidir. Peygamberlerin, sağ iken cennetle müjdelenen on sahâbenin, velîlerin ve âriflerin ibadetleri böyledir. Râbia el-Adeviyye’nin dediği gibi onlar cehennem ve cennet olmasa da Allah’a ibadet eder, ona itaati canlarına minnet bilirler. Nitekim bu konudaki hadislerden birinde, “Suhayb, Allah’ın ne hoş bir kuludur ki ondan korkusu olmasa bile günah işlemez”, diğerinde, “Ebû Huzeyfe’nin âzatlası Sâlim, Allah’a âşık olduğundan O’ndan korkmasa bile günah işlemez” (Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, II, 323) buyurulmuştur.
“Hayır, öyle değil; kim Muhsin olarak (iyilik ederek, işinin güzel yaparak) özünü Allah’a teslim edip (şirk karıştırmadan O’na iman ve atat eder)se onun mükâfatı Rabbi katındadır, onlara korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir.” (Bakara 112)
Ayet-i kerimede Allah’a kul olarak teslim olma “Muhsin olma” şartına bağlanmıştır ki bu da, yaptığını Allah rızası için tam yapmak ve Resulullaha tâbi olmaktır. (7/158)
Bir Amelin Kabul Olması İçin İki Şart Vardır
Bir ibadetin kabul olması için kurallarına/şartlarına göre yapılması bir de Allah rızası için yapılması gerekir. Kuralına uygun yapılmayan ve Allah rızasını amaç edinmeyen, gösteriş ve riya içeren ibadetler kabul olunmaz.
Not: Arapça ayet metinlerini Türkçe harflerle yazarken sad harfi büyük S, peltek zel ve peltek se harflari küçük ve koyu olarak (z,s), s,z harfleri küçük renksiz , Zı harfi büyük Z ile, Tı harfi büyük T, te harfi küçük te, Dat harfi büyük D, dal harfi küçük d ile gösterilmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları