Muharrem Günay

İMAN YAZILARI-16 – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

16 Eylül 2011 Cuma 03:00:00
  KENDİ NEFSİNİ HEVA VE HEVESİNİ İLAH EDİNMEK (16)
Casiye suresinde ise nefsinin istek ve arzularına esir olan insanlar heva ve heveslerini ilah edinen insanlar olarak nitelendirilir:
“ (Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah’ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah’tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala Düşünmezmisiniz?” (Casiye/23)
“Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.” (İsra/22)
“Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin…” (İsra/23)
Ayetlerde bildirildiği gibi, insanların bir kısmı Allah’a ortak koşmakta ve diğer varlıkları Allah’ı severcesine sevmektedirler (Allah’ı tenzih ederiz). Müminler ise, hiçbir insanın, maddenin ya da canlının gerçekte kendine ait bir gücü ya da güzelliği olmadığını bilirler. Bunların hepsini, sahip oldukları tüm özelliklerle birlikte yoktan yaratan ancak Allah’tır. Hiçbir canlı kendi güzelliğini tasarlayıp meydana getiremez. Bir insanın yüzündeki güzelliği ya da bir hayvanın sahip olduğu sevimliliği belli bir ömürle yaratan ve ecelleri geldiğinde hepsini yok edecek olan Allah’tır; her güzellik yalnızca Allah’ın hâkimiyetindedir. İşte bu nedenle mümin, karşılaştığı tüm güzellikleri, insanları, hayvanları, doğayı Allah’ın yarattığını bilerek sever. Her şeyde, dağda, taşta, çiçekte Allah’ı görür. Dolayısıyla asıl sevgisi, tüm bu güzellikleri ona veren ve her şeyin sahibi olan Allah’a yöneliktir.
Allah’a ortak koşan biri ise, bir insanın güzelliğini överken, bu güzelliğin o kişiye ait olduğunu sanır. Bu, bir resim sergisini gezen ve beğendiği bir tablonun güzelliğinin o tabloya ait olduğunu sanarak, o tabloyu öven insanın durumuna benzer. Oysa, asıl övülmesi gereken tabloyu yapan ressamdır. Dolayısıyla, bir insan beğendiği bir güzellikle karşılaştığında, hoşuna giden bir ses duyduğunda, bir yiyecekten zevk aldığında, hemen bu güzellikleri yaratan Rabbimiz’i düşünmeli; sevgisini, hoşnutluğunu ve şükrünü O’na yöneltmelidir. Allah’a şirk koşmadan iman edenler, sahip oldukları her şeyi Allah’a borçlu olduklarını bildikleri için Allah’a çok güçlü bir sevgiyle bağlıdırlar.
Allah, Kuran’da Hz. İbrahim’in müşrik olan kavmine şöyle seslendiğini bildirir:
(İbrahim) Dedi ki: “Siz gerçekten, Allah’ı bırakıp dünya ha-yatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur.” (Ankebut Suresi, 25)
Ayette bildirildiği gibi, Allah’a ortak koşanların dünya ha-yatında birbirlerine duydukları bağlılık, ahirette büyük bir nefrete dönüşür. Bunun sebebi, Allah’ı unutarak birbirlerini hayatlarının en büyük amacı haline getirmeleridir. Allah bunun karşılığında, bu insanların şirk içindeki sevgi ve bağlılıklarını, ahirette sonsuza kadar sürecek bir kin ve nefrete çevirmektedir.
Kuran’da, dünya hayatına ait metaları ya da insanların sevgisini kazanmayı, Allah’ın hoşnutluğundan daha öncelikli gören insanlar şöyle uyarılmaktadır:
De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda çaba harcamaktan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 24)

Not: Arapça ayet metinlerini Türkçe harflerle yazarken sad harfi büyük S, peltek zel ve peltek se harflari küçük ve koyu olarak (z,s), s,z harfleri küçük renksiz , Zı harfi büyük Z ile, Tı harfi büyük T, te harfi küçük te, Dat harfi büyük D, dal harfi küçük d ile gösterilmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları