Ümmetin Birçok Irkı Ve Milleti Barındırması
İslâm ümmetinin birçok ırkı ve milleti barındırması, herhangi bir probleme sebep olmaz. Kurân-ı Kerîm ırkların çokluğunu kabul ediyor. Ancak bunları kaynaşma vesilesi olarak haber vermiştir:İslam, ümmet dahilindeki her milletin kendi dilini, edebiyatını, şiirini, kültürünü yaşayıp devam ettirmesini çok tabii olarak kabul etmiştir.İslamiyet bir milleti Müslümanlaştırırken ondaki milli şahsiyetleri reddetmez, aksine kuvvetlendirir.
Bu durum Kuran-ı Kerimde şöyle anlatılır:
“Ey insanlar, biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık ve bir birinizle tanışasınız (bilişesiniz, iyi ilişkiler kurasınız, iyi işlerde bir birinizle yarışasınız) diye şubelere (milletlere) ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en şerifli olanınız takvada (Allahtan korkma ve dine ve insanlara hizmette) en ileri olanınızdır. (Hucurat Suresi, 13)”O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da Onun (Yani Allahın) ayetlerindendir. (varlığını, gücünü, kudretini gösteren delillerindendir.) Hakikat bunlarda düşünen insanlar için elbette ibretler vardır.” ( Rum Suresi, 22 )
Millet kelimesi Arapça bir kelime olup Kuranda 15 yerde geçmektedir ve dilimize Arapçadan geçmiştir. Türkçemizde kullanılan millet sözcüğünün taşıdığı anlam ile Arapçadaki millet kelimesinin taşıdığı anlamlar arasında önemli farklılıklar vardır. Biz millet sözcüğünü sosyolojik bir kavram olan millet (eski Türkçedeki Budun) kavramının karşılığı olarak kullanıyoruz. Arapçada millet kelimesi : “din, tutulan yol, şeriat, tarikat, mezhep, sünnet, belirli prensipler zetrafında toplanmış insan kitlesi gibi manaları ifade etmesine rağmen; genel olarak “tutulan yol ve din” manalarında kullanılmaktadır. Arapçada Zemahşerinin belirttiğine göre tutulan yol demektir. Kuran-ı Kerimde 15 yerde geçen millet kelimesi bazen din, şeriat, sünnet, tarikat gibi manalarda bazen de bizim Türkçemizde kullandığımız “BUDUN-MİLLET” manasında kullanılmıştır.( Bak, Yusuf suresi 37,Enam suresi 161, İbrahim suresi 13, Bakara suresi 130 ve 135. Ayetlere ve tefsirlerine bak.) İstiklal Marşımızın yazarı M.Akif Ersoyun “Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal” derken kastettiği anlam da bizim bu gün kullandığımız anlamdır.Her ne kadar Arapçada millet kelimesi, din, şeriat, tutulan yol, tarikat, sünnet gibi manaları ifade etse de ” Âdetin delaletiyle manayı hakiki terk olunur.” ( Mecelle 40.madde )Yani bir kelimenin gerçek manası örf ve adetle çelişirse, o kelimenin taşıdığı geçsek mana terk edilir, o kelime örf ve adette anlaşıldığı ve kullanıldığı manada kullanılır, Kısacası nasıl ki ketebe Arabın, mektup bizimse, din-şeriat manasında kullanılan bu millet sözcüğü de Arabın, ” Belirli değerler etrafında toplanmış insan topluluğu-millet manasında kullanılan ” millet” sözcüğü de bizimdir ve Türkçeleşmiştir, Türkçedir. Biz onu belirli prensipler etrafında toplanmış insan topluluğu anlamında kullanmaktayız.Türkiyede yetişmiş büyük tefsir ve İslam âlimleri de millet sözcüğünü bizim anladığımız manada kullanmışlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen milleti : ” Bir ırka mensup cemaat, bir dine salik olan kavim demektir. Din ve şeriat manasında da kullanılmaktadır.” ( Ö.N. Bilmen Tefsiri cilt 1, s.433 ) şeklinde açıklamıştır. Elmalılı Hamdi Yazır ise : ” millet kelimesi mecaz olarak ” insan kitlesi “, ” Belirli prensipler çevresinde toplanan insan toplumu” anlamında kullanıla gelmiştir” demektedir. ( E.H.Yazır Tefsiri cilt 1, s.483 Celal Yıldırım ise Hucurat Suresi 13. ayetin tefsirini yaparken Millet Kavramını:”Türkçede, ulus ve benzer özellikleri olan topluluk demektir.” Şeklinde açıklamaktadır. ( C.Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri cilt 11, sayfa 5760 ) Yine aynı sayfada ” ŞUUB-ŞAB ” sözcüğünü açıklarken ” yeryüzüne yayılıp üzerinde gruplar halinde yaşayan insan topluluklarının her birine Şab denir.” Demektedir. Bizim Türkçemizde kullandığımız Millet sözcüğü işte bu ” ŞUUB ” sözcüğünün yerine ve onun taşıdığı anlamı karşılamak üzere kullanılmaktadır. ( Şubut-Türk= Türk Milleti, Şubul- Arap= Arap Milleti gibi…)
Sonuç olarak millet ve milli devlet gerçeğini kabul ve tasdik eden yüce dinimiz İslamiyet, Ümmet şuuru içerisinde İslam devletlerinin ve Müslüman milletlerin her alanda birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmelerini Enfal suresi 73. ayette belirtildiği gibi “Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar” gerçeğiyle emreder.