Allah bizim için zilleti istemez, yakıştırmaz. Peygamber benim için zilleti beğenmez. Dünyadaki bütün müminler kıyamete kadar insanlar bu konuda konuşacaklar, daha sonraları gelecek olan müminlerin hiçbiri Hüseynilerin zillete boyun eğmesini sevmezler. Ben zillete boyun eğer miyim?! Ben ilmin kapısı Hz. Ali’nin elinde büyümüş olan bir kişiyim, ben Kadınların efendisi Zehra’nın göğsünden süt emdim. Biz zillete boyun eğmeyiz.” Hasta olarak yatan ve imameti devam ettireceği için Hz. Hüseyin (a.s) tarafından savaşa girmesine izin verilmeyen oğlu Zeynelabidin (as)’den başka kimse kalmayınca, Hüseyin, kadın ve çocukları bacı Hz. Zeynep ile oğlu Hz. Zeynelabidine emanet etti. “Hak yolunda ölmek, zillet içinde ve zalimlerin gölgesi altında yaşamaktan daha iyidir.” Anlamında bir beyit okuyarak savaş meydanına girdi. ”Eğer kanım dökülmeden ayakta durmayacaksa ceddim Muhammed’in dini! Ey kılıçlar, haydi doğrayın bedenimi..!” Yapılan bir saldırıda atından düşürüldü. Yetmiş’i aşkın sayıda kılıç, ok ve mızrak yarası aldı. Yezid’in komutanlarından biri olan Şimr, Hz. Hüseyin(a.s)’in mübarek boynuna ve göğsüne mızrak sapladı. Ve Hz. Muhammed(s.a.a)’in sık sık öptüğü o mübarek boğazı keserek başını bedeninden ayırdı. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. O zaman Hüseyin’in vucudunda 33 mızrak ve ok, 34 kılıç yarası var idi. Ayrıca kadınların üzerinde ne varsa aldılar, öyleki kadınların sırtındaki elbiseyi çıkartıyor; çıplak kalan kadınlar feryadı basıp, lanet yağdırdılar. Hasta ve yatakta olan Ali Asgar b. Hüseyin (Zeynü’l-Abidin) de öldürülmek istendi; fakat Ömer b. Sad ve başkaları mani oldular. Hz. Hüseyin’in arkadaşlarından şehit edilenlerin sayısı 72 kişi idi. Yezid b. Muaviye askerlerinde 88 kişi öldürülmüştü. Yaralılar bu miktara dahil değildir. Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi canice atlara çiğnetildi. 72 ölünün cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi
Bir feryattır Kerbela özgürlük sevdalılarının kalbinde, Bir gözyaşıdır Kerbela mazlumların gözünden akan, Bir aşkın sembolüdür Kerbela şehadeti arzulayanların gönlünde, Bir vuslattır Kerbela…Tüm salih inkılaplar kendilerine layık olan, bu inkılaptan öğrenmişlerdir şüphesiz. Hüseyni kıyam, bütün bu inkılapların yol göstericisi konumundadır. İmam Kerbela’da iken elemeler başlamıştı ama bu elemlerde Kerbela’da olmayıp ta samimiyetiyle şehit olanlar da vardı. Ehlibeyt dostu olan Züheyr, Esedoğulları kabilesinden 400 atıyla Kerbelaya yetişmeye çalışıyordu. Ne çare, yolları kesildi ve büyük bir kısmı şehid edildi, kalanı ise geri döndü.
Şehit Hüseyin’in kesilmiş başı Küfe’ye getiril-diği zaman, Ubeydullah b. Ziyad, elindeki asası ile Hüseyin’in dudaklarına vurdu. Zeyd b. Erkam veya Eslemli Ebü Berze dayanamayıp, asasını çekmesini, çünkü Peygamberin dudağının, öpmek üzere, bu dudağa çok temas ettiğini gördüğünü söyledi. Ubeydullah b. Ziyad, bu hareketi ile iktifa etmeyerek, Hüseyin’in esir edilmiş masum kız kardeşi ve kızları ile alay etmiş idi. Ömer b. Sad, iki gün sonra Küfe’ye giderken beraberinde Hz. Hüseyin’in kızlarını, kız kardeşlerini ve onlarla beraber bulunan bütün çocuklarını alıp gitti. Bu yolculuk sırasında şehit Hüseyin’in ve şehit edilen arkadaşlarının yanında geçerken kadınlar feryada başladılar ve yüzlerine vurdular. Bu sırada Hz. Hüseyin’in kız kardeşi Zeyneb şöyle bir ağıt okudu:
“Ah ya Muhammed! Semanın bütün melekleri sana selat’ü selam etsin. İşte Hüseyin düzlükte yatıyor, kanlara boyanmış, azaları kesilmiş. Senin kızların ise esir alınmış, züriyetin tek-tek öldürülmüş. Rüzgar onların üzerine toprak savuruyor.” diyerek hem kendisi ağladı, hem de dost ve düşman herkesi ağlattı. Daha sonra Yezid b. Muaviye, Numan b. Beşir ile Hz. Hüseyin’in çocuklarını Medine’ye gönderdi.
Said b. Raşid Ye’la b. Merre’den Resulullah(S)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin`denim. Allah, Hüseyni seveni sever. Hüseyin köklü soylardan bir soydur.” Kerbela vakası üzerinden 13 asrı aşkın bir süre geçmesine rağmen taşıdığı ilahi özellikleri yüzünden, yeni meydana gelmiş bir olay gibi müminlerin kalbin de etki yapmaktadır.- Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, marufa emir, münkeri nehyetmek, ceddim Resulullah’ın(s.a.a) ve babam Ali’nin (a.s) çizgisinde hareket etmek için kıyam ettim.— Hüseyin’in (a.s) kıyamı sadece zalim bir hükümetin aleyhine başlatılan siyasi ve iktisadi bir hareket değildi. Aynı zamanda bu hareket Emevi rejiminin temsil ettiği ve halifelerinin sahiplendiği bir takım bozuk ve düşük değerler aleyhine başlatılan bir kıyamdı. (Devamı Yarın)