– Emevi rejiminin başında Yezid b. Muaviye b. ebu Süfyan adında Hz. Hamza’nın Uhutta şehit edildiği gün ciğerlerini dişleriyle paramparça eden kadının torunu olan bir fasık bulunuyordu.
Emevilerin cihat ve fütuhat gayeleri İslâm’ı yaymaktan öte ganimet elde etmek ve yağma, talan esasına dayanıyordu. Müslüman halktan cizye alınmasından dolayı dinden dönenler dahi olmuştu. İslâm Medeniyeti Tarihi yazarı Corci Zeydan’a göre, Arapların ırkçılığı, yağmacılığı ve İslâm’a uymayan davranışları yüzünden İslâm’ın yayılışı yavaşlamış “Emevilerin saltanatlarının sonuna kadar Horasan ve Maveraünnehir (Türk yurtlarının) ahalisinin Müslüman olması önlenmiştir.” (C. Zeydan, s: 148)
Emevilerden öyle halifeler çıkmıştır ki bunlardan birisi olan Abdülmelik bin Mervan, Medine’de halka hitaben yaptığı konuşmada:
“Kim bana takvanın lüzumunu ihtar ederse onun kellesini keserim” diyerek “emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker”i yani, “iyiliği emir, kötülüğü men etmeyi“ yasaklamıştır. Rivayete göre Abdül-Melik Kur’an okumakla meşgul ken hilafetin kendisine geçtiğini haber alır almaz, Kur’an-ı kapayarak Kelamı Kadime hitaben:
“Seninle bu en son münasebetimdir; yahut bu andan itibaren senden ayrılıyorum” demişti. Abdülmelik bu sözleri alenen söyledikten sonra, Valisi Haccac’ın Kabe-i Muazzama’yı mancınıkla dövmesini, Kabe’nin içinde Zübeyr’i katledip, başını elleriyle koparmasını normal karşılamak gerekir.(C. Zeydan, s: 153)
Allah’ın evi olarak kabul edilen ve bütün Müslümanların kıblesi olan Kabe ve çevresinde adam öldürmek ve savaşmak caiz değilken, Emeviler, “Kabe’de üç gün adam öldürdüler, Kabe’nin binasını yaktılar. Medine-i münevvere halkını kılıçtan geçirdiler. Kapalı olan evler içindeki eşya ile yakıldı. Hatta Kıptiler ve Nebatiler evlere girerek kılıçları omuzları üzerinde Kur’an-ı ayakları altında tepeleyerek, kadınların yaşmaklarını sıyırıp ayaklarındaki halhallarını söküp almışlardır.(C. Zeydan, s: 154) Halbuki Peygamber Efendimiz:
“Medine halkını zulmetmek suretiyle korkutanlar, Allah’ı korkutmuş gibidir. Allah’ın meleklerin ve bütün halkın laneti onların üzerinedir. Kıyamet gününde Allah günahlara karşı fidye kabul etmez.” (Hadisi Buhari, Müslim, Nesai ve Ahmet bin Hambel nakletmiştir.) (Mevdudi, s:248) Mevdudi, “Bu olaylar sırasında bin kadar kadının kendi kocalarından gayrı kimselerden hamile kaldığını nakleder. (Mevdudi, s:247, Taberi ve İbni Esir, El bidaye ven-Nihaye’den nakil)
Halife Yezid, bir gün Habbebe ve Selame isimli sevgililerini imam kıyafetine sokarak Emevi camiinde imamlık yaptırmaya kalkışmıştı. İkini Velid hacca gitmeye kalktığı zaman yanındakilere:
“Mekke’ye, Harem-i Şerif denen yerde şarap içmeye gidiyorum” demişti. Bütün bu facialar Mes’udi’nin değerli eserinin ikinci cildinin 39. sayfası ve devamında, ayrıca Sahayıf-ül Ahbar’ın 12. cüzü 815. sayfa ve devamında delilleriyle anlatılır. Bir gün Velit fala bakmak için Kur’an-ı açmış. “Her inatçı cabbar ve zalim hüsrana uğrayacaktır” mealindeki ayeti okuyunca Kur’an-ı duvara asmış, üzerine parçalayıncaya kadar ok atmış ve:
“Her inatcı cebbarı tehdit mi ediyorsun? İşte ben o inatcı cebbarlardan biriyim. Mahşer günü Rabbına kavuştuğun zaman Velid beni parçaladı diye istediğin kadar şikayet et!” demiştir. (Cemal Kutay, Tarihte Türkler-Araplar Hilafet Meselesi, s:13)
Adı geçen Velid hakkında “Bu ümmetin firavunu “ denilmiştir. (Sırlar Hazinesi, s: 11;Seyyid Muhammed Hakkı Hazretleri, tercüme: Celal Yıldırım,)
İmam Hüseyin şöyle buyurmuştur:- İslam ümmeti yezid gibi bir idareciye kaldıysa islamla vedalaşmak gerekir.
Bu günde İslam ümmeti ve onun asil ve şerefli milleti Yezid gibi zındıkların ve Amerikan uşaklarının, Yahudi ve Hıristiyan dostlarının, onlardan emir ve icazet alanların eline kaldıysa ya İslamla vedalaşmak gerek ya da Hz. Hüseyin gibi ayağa kalkmak ve kıyam etmek gerek…
EMEVİLERİN YIKILIŞI VE TÜRKLER
İslâmiyet, Halife Hz. Ömer zamanında başlayarak Türkler arasında yayılmaya başlamıştı. Fakat Emevilerin Cahiliye Devri adetlerinden olan asabiyet ve ırkçılığa dayanan yönetim anlayışları, tutum ve davranışları yüzünden İslâmiyet gerek Türkler gerekse İranlılar arasında hızlı bir şekilde yayılmıyordu.
Emevilerin, Ümeyye Oğulları’nı diğer kabilelere üstün tutmaları ve devletin bütün imkanlarını Ümeyye Oğulları’na tahsis etmeleri ve Ehli Beyt’e karşı yapmış oldukları zulüm diğer Arap kabileleri tarafından da hoş karşılanmıyordu. Arapların, Arap olmayan Müslümanları “Mevali-azadlı köle” olarak görmeleri ve kendilerini diğer milletlerden üstün görmeleri Türklerin ve İranlıların hoşuna gitmiyordu. (Devamı Yarın)