Muharrem Günay

KERBELA'DA BİR YİĞİT HZ. HÜSEYİN – EMEVİLERİN YIKILIŞI VE TÜRKLER-7

Muharrem Günay

Eba Müslim Türklerin Müslüman olanlarını da olmayanlarını da barıştırıp birleştirdi. Daha sonra İranlı Şiiler de Eba Müslim’e katıldılar. Eba Müslim çok güçlü bir orduya sahip olmuştu. Kirmani ile birlikte Horasan’ın merkezi Merv’e yürüdüler. Emevi valisi Nasr b Seyyar komutasındaki Arap kuvvetlerini bozguna uğrattılar. Vali hükümet merkezini bırakarak batıya doğru kaçtı. Daha önce Arap istilasına karşı Çinlilerden yardım isteyen Tuharistan ve Maveraünnehir’deki bir kısım Türk Beyleri o zamana kadar Arap istilasına uğramamış olan Karluk Türkleri, Çin imparatoru’na tabi olan Taşkent Prensi’de hep birlikte Çinlilere yüz çevirerek Eba Müslim ile birleşip büyük bir güç oldular.
Horasan Valisi Nasr b. Seyyar o sıralarda hilafet makamına geçmiş olan Mervan’a Eba Müslim’in Abbas Oğulları’ndan İbrahim adına ihtilal hazırladığını bildirmişti. Halife Mervan da İbrahim’i tutuklatmıştı. İbrahim de akıbetini önceden tahmin ettiğinden, küçük kardeşi Ebul Abbas’ı tanımalarını vasiyet etmişti. Ebul Abbas İbrahim’in başına gelenlerin kendi başına gelmemesi için Kufe’ye kaçmış ve saklanmıştı.
İlk zaferini elde eden Eba Müslim, kaçan vali Nasr b. Seyyar’ı takibe en kıymetli arkadaşlarından Kahtaba’yı göndermişti. Vali kaçarken Rey şehrinde öldü.
Emevilerin Irak Valisi, İbni Hübeyre tarafından hazırlanan yüz bin kişilik Emevi kuvveti İsfehan yakınlarında Eba Müslim’in yakın adamlarından Kahtaba tarafından perişan edildi. Böylece İran’ın tamamı Eba Müslim’in eline geçmişti ve Irak kapıları da açılmıştı. Bu bölgede saklanmış olan Ebul Abbas Müslümanların ha-lifesi olarak ilan edildi. (750)
Bu sırada Emevilerin askerlikte maharetli ve şöhretli son halifesi Mervan Suriye, Mısır ve Kuzey Irak’taki yüz bin kişilik bir ordunun başında bulunuyordu. Mervan yüz bin kişilik bir ordu ile Zap suyu kenarında ihtilal ordusunu beklemekte idi. Ebul Abbas’ın amcası Abdullah ve Horasanlı Türk Ebu Avn idaresindeki yirmi bin kişilik bir kuvvet de ırmağın diğer kıyısına yerleşmişti. Mervan savaş meydanlarında yetişmiş değerli ve tedbirli bir komutandı. Ordusu ihtilalcilerden sayıca çok fazla idi. Fakat ordusu his ve heyecandan, ülkü ve amaçtan yoksun bir durumdaydı. Mervan olan bitenlerden şaşkına dönmüştü. Mervan ordusunu Zap Suyu’ndan karşıya geçirmek istedi. Ordu köprüden geçerken Ebu Avn komutasındaki ihtilal ordusu saldırdı. Bir kısmı nehrin karşısına geçmiş olan Mervan’ın ordusu büyük bir paniğe kapılarak bozguna uğradı. Bir kısmı kılıçtan geçirildi, Bir kısmı suda boğuldu; kalanları da esir edildi.
Bir kaç kişi ile savaş meydanından kaçan Mervan’ı Musullular şehre bile sokmadı. Bir gün önce hüküm sürdüğü şehre Mervan mülteci olarak bile kabul edilmedi. Mervan önce Şam’a gitti. Mervan Emevilerin şanlı başkenti Şam’da da duramadı. Filistin üzerinden Mısır’a kaçarken yakalandı ve öldürüldü.
Tarihi Mesudi’nin rivayetine göre Mervan, Bizans devletine bile sığınmak istemiş fakat Abdullah el-Kureyşi’nin “Allah’a Sığın yâ Emire’l-mu’minin, karılarını, kızlarını nasıl ehl-i küfür içerisine götürürsün. Rumlarda hiç vefa olur mu? Sen Fırat’ı geçerek Mısır’a ulaşmaya bak! Orada sığınabileceğin koskoca Afrika var” demesi üzerine bu isteğinden vazgeçmiştir. (İ. Süreyya Sırma, Abbasiler Dönemi, s:13)
Böylece çoğunluğu Türklerden kurulu İslam ordusu Eba Müslim-i Horasani adlı bir Türk komutanın idaresinde Hz. Hüseyin’in intikamını almış, tarihe kan ve gözyaşı ile geçen Emevi saltanatına son vermişti. (son)

Yazarın Diğer Yazıları