Muharrem Günay

KURAN YAZILARI (24) – 1

Muharrem Günay

16 Aralık 2011 Cuma 02:00:00
  KUR’AN’I ANLAMANIN YOLU(24)- 1
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’in mücmel bölümlerini beyan et­meyi, müşkil olanlarını açmayı, ihtimalli olanın asıl anlamını açıklamayı yü­ce Rasûlu Muhammed (s.a)’e bırakmıştır. Böylelikle Peygamber (s.a), risâleti tebliğ etmek göreviyle birlikte Kur’ân’ı anlama ve Kur’ân’ın anlaşılması ko­nusunda da başvurulacak makamda olmak üstünlüğünü haiz olmuştur. Yü­ce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Biz, sana bu zikri (Kur’ân’ı) in­dirdik ki, insanlara kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın”. (en-Nahl, 16/44).
Diğer taraftan Rasûlullah (s.a)’dan sonra Kur’ân’ın dikkat çektiği anlam­ları çıkartmak, işaret ettiği esasları tesbit etmek yetkisi mütehassıs ilim idamlarına verilmiştir. Onlar, Kur’ân üzerinde ictihad ederek neyin anlatıl­mak istendiği ilmine ulaşırlar. Bununla da başkalarından ayrı ve farklı bir ko­numa yükselirler ve ictihad etmeleri sebebiyle özel bir ecir alırlar. Bu konu­da da yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah, sizden iman edenleri ve (özel­likle de) kendilerine ilim verilenleri dereceler ile yükseltsin”. (el-Mücadele, 58 11).
Buna göre Kitap, asıldır. Sünnet-i seniyye onun bir açıklaması (beyanı)dır. İlim adamlarının Kur’ân’dan çıkardıkları hükümler (istinbatlar) Kur’ân için bir açıklama, bir beyandır.
İşte bundan dolayı bizler, kalplerimizi Kitabına mahzen kılan, Peygamberinin Sünnetlerine kulaklarımızı açan, Kur’ân’ı ve Sünneti öğrenmek ve her ikisinin de anlamını, anlaşılmayan lafızlarını araştırmak için gayrete getiren ve bütün bunlarla alemlerin Rabbi olan Allah’ın rızasına talip olmaya ve din ve şeriat bilgisini elde edebilmek için basamak basamak yürüten Allah’ımı­za hamdederiz.
Kur’an’ı Anlamanın Yolları:
A- Kur’an’ı anlamanın birinci yolu yine Kur’-an’dır. Kur’an’ın ilk müfessiri, açıklayıcısı yine Kur’andır.
B– Kur’an’ı anlamanın ikinci yolu sünnettir. Kur’-an’ın ikinci derecedeki müfessiri Resûlullah efendimizin beyanlarıdır.
C- Kur’an-ı anlamada üçüncü kaynak ise âlimler ve müfessirlerdir.
“Elif, Lâm, Ra. Bu kitap, hakim ve haberdar olan Al­lah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye âyetleri tahkim edilmiş (Sağlamlaştırılıp kesin kılın­mış), sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitaptır.(Hûd 1,2)
Tüm zamanlar, mekânlar ve insanlar için gönderilmiş bu kitabın ayetleri onu gönderen Yüce Allah tarafından bir hayat proğramı olarak tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmıştır. Hiçbir gücün bu kitabın ayetlerini değiştirmesi, kaldırması ve yok etmesi mümkün değildir. Kıyamete kadar hiçbir gücün de bu kitaptan ve bu ayetlerden daha güzelinin ortaya koyması da mümkün değildir. Yüce kitabımız bizzat kendisinde de buyrulduğu gibi bizzat Kitabı Ekber/Enbüyük Kitap denen evrendeki yüce yaratanın öteki ayetleri olan, arz, sema ve yıldızlar gib korunmuş, sağlamlaştırılmış, bozulmaktan ve tahrifattan korunmuştur.
Hud suresi birinci ve ikinci ayetlerde de açıklandığı gibi Yüce Allah ayetlerini tahkim ettikten, sağlamlaştırdıktan, her türlü tahrifat ve tecavüzden koruduktan sonra bölüm bölüm, sure sure, ayet ayet hükümlerini açıklamıştır. Kitabındaki bir ayetin kapalılığını bir başka ayetle gidermiş ve açıklığa kavuşturmuştur. Bakara suresinin evvelindeki bir âyeti, ileriki bölümlerde gele­cek bir başka âyetle veya Âl-i İmrân suresinde gelecek başka bir âyetle açıklayıp tefsir et­miştir.
“Lâ tuharrik bihî lisâneke li ta’cele bihî. İnne aleynâ cem’ahu ve kur’ânehu. Fe izâ kara’nâhu fettebi’kur’ânehu. Summe inne aleynâ beyânehu. (Kıyame/ 16,19)”
“Ey Muhammed! Cebrâil sana Kur’an’ı okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle. Doğrusu o vahyo-lunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer. Biz onu Cebrâil’e okuttuğu­muz zaman, onun okumasını dinle. Sonra onu açıklamak Bize düşer.” (Kıyame/ 16,19)
Kur’an ayetlerinin inişi sırasında sevgili peygamberimiz gelen ayetleri bir an evvel ezberlemek ve insanlara ulaştırmak amacıyla acele edip dilini kıprdatınca Cenâbı Hak peygamber efendimizi uyarıyor ve:
– Ey peygamberim! Öyle yapma, dilini kıpırdatıp durma, sana gelen âyetleri bir an evvel ezberleyeceğim diye acele etme, işi aceleye getirme, bu Kur’an aceleye gelmez, bu kitabı biz bir araya getirip, sana indirdiysek, onu koruyacak, sana öğretecek ve açıklayacak ta biziz.
(Devamı Yarın)

Yazarın Diğer Yazıları