Muharrem Günay

KURAN YAZILARI (27)-2 – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

23 Aralık 2011 Cuma 02:00:00
  C- KUR’AN’I ANLAMAK İÇİN MÜRACAAT
EDİLECEK ÜÇÜNCÜ KAYNAK SAHÂBE-İ KİRÂM EFENDİLERİMİZDİR. (27)-2
Rabbimizin peygamberinin sohbetine seçtiği bir topluluktu onlar. Kâbe’nin Rabbi olan Allah hakkı için onlar dosdoğru bir hidâyet üzere yürüyorlardı.”
Kur’an’ı anlama, yorumlama ve pratik hayatta yaşama nokta­sında sahabenin sünneti, sahabenin anlayışı ve uygulamaları da bi­zim için başvu­rulacak örnektir. Çünkü sahâbe-i kirâm efendilerimiz peygamberle birlik dü­şünülmesi gereken bir gerçektir. Biz biliyoruz ki sahâbesiz bir peygamber düşünülemez. Zira bu din tek başına yaşa­nılacak bir din değildir. Sünnetullah gereği Allah bu dini ferde gön­dermemiştir. Bu Hz. Âdem’den bu yana hep böyle olagelmiştir. Pey­gamber vasıtasıyla topluma gönderilen din, toplumun içinden odak nokta olarak seçilen peygamber tarafından topluma ulaştırılmış, pey­gamberle beraber o toplum tarafından anlaşılmış ve yaşanmıştır. Al­lah’ın Resulü din olarak kendisine gönderilen mesajı fert olarak ken­disine yansıyan yönüyle aynen uygulamış ve aynen ashabına da uy­gulatmıştır. Böylece sürekli Allah kont-rolünde bir beşer olarak pey­gamberin uyguladığı ve uygulattığı dinin, sahâbe neslinde kıyamete kadar tüm insanlığa örnek olacak bir biçimde tezâhür ettiğini, yaşanır, yapılabilir hale geldiğini görüyoruz.
Öyleyse sahâbe dinde bizim için en büyük örnektir. Zira sa­hâbe dö­nemi sorularına binaen, problemlerine binaen vahiy gelen bir topluluktur. Kur’an onların arasında indi ve tamamlandı. Din onların hayatında tekemmül etti. Dinin anlaşılması, âyetlerin anlaşılması ve din adına ortaya çıkan ihtilâf­ların çözüme ulaştırılması o dönemin sosyal hayatının bilinmesini gerektirir. Bu bilinmeden âyetin tamamen anlaşılması mümkün değildir. Çünkü o âyet kim hakkında geldi? Ne yaptı da geldi? Sonunda ne oldu? Bunlar bilinmeden âyetin anlaşıl­ması mümkün değildir. İşte sahâbenin bizim hayatımızdaki, bizim di­nimizdeki önemi burada ortaya çıkmaktadır. Zira sahâbe rey ve ic-ihadın temel unsuru olan lügatin esasını, vâzıını, Arap âdetlerini, Kur’-n’ın indiği dönemdeki yahudi ve hıristiyanların sosyal durumla­rını, nü-ûl sebeple­rini çok iyi biliyordu. Onun içindir ki sahâbenin âlimlerinden Abdullah İbni Mes’ud efendimiz der ki:
“Vallahi Kur’an’da inen herhangi bir âyetin nerede, ne zaman, ki­min hakkında ve hangi konuda indiğini ben biliyorum.”
Eğer varsa içinizde ben bunu ondan daha iyi bilirim diyen bir babayi­ğit o zaman ona bir sözüm yoktur. O halde sahâbe din konu­sunda, dinin an­laşılması, Kur’an’ın anlaşılması konusunda kendilerine müracaat edilmesi gerek ikinci kaynaktır. İhtilâf konularında da sahâ­benin sünnetine müracaat etmek zorundayız.
Sonra tâbiîn, tebe-i tâbiîn döneminden günümüze gelinceye ka­dar Kur’an konusunda söz söyleme yetkisinde olan tüm selef âlim­lerimizin anla­yışlarına müracaat ederek Kur’an’ı anlamaya çalışaca­ğız.

Yazarın Diğer Yazıları