Türk Milletindeniz İslam Ümmetindeniz.
Ziya Gökalp Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak terkibini Türkçülüğün Esaslarında şöyle açıklamaktadır:
“TÜRK MİLLETİNDENİZ dediğimiz için dilde estetik, ahlakta, hukukta, hatta dini hayatında ve felsefede Türk kültürüne (Türk zevkine, Türk vicdanına göre) bir orijinallik, bir şahsilik göstermeye çalışacağız. “İSLÂM ÜMMETİNDENİZ” dediğimiz için, bize göre en mukaddes kitap Kur’an- Kerim, en mukaddes insan Hazret-i Muhammed, en mukaddes mâbed Kâbe, en mukaddes din İslâmiyet olacaktır. “BATI MEDENİYETİNDENİZ” dediğimiz için de ilimde, felsefede, fenlerde vesair medeni sistemlerde tam bir Avrupalı gibi hareket edeceğiz.” (Türkçülüğün Esasları 73,74)
Bazılarının zannettiği gibi, millet, milliyetçilik ve ümmet, ümmetçilik kavramları birbiriyle çatışan ve zıtlaşan kavramlar değildir. Ümmet, bir peygamberin tebliğ ettiği dine inanan veya o dine muhatap olanların meydana getirdiği topluluk anlamına gelir. Biz Türk milletinden olmakla beraber aynı zamanda Müslümanız ve Hz. Muhammed’in ümmetiyiz. Bizim karşı olduğumuz ümmetçilik anlayışı ilmî, aynı zamanda da dinî bir gerçek olan millet ve milliyetçilik anlayışını reddeden Ümmetçilik anlayışıdır. Böyle bir anlayışın ardında zaten hem Türk hem de İslam düşmanları vardır.
Bu gerçeği merhum Alparslan Türkeş şöyle açıklar:
"Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletine, oy toplama endişesi ve siyaset riyakârlığının üstünde kalarak samimiyetle bağlıyız. Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve fazileti, milletimizi meydana getiren manevi unsurların tam ve ahenk içinde birleşmesidir. Maddi kalkınmamız ancak böyle bir yüce temel üzerinde yükselirse bir mana taşır, bir değer kazanır, milliyetsiz bir yükselmenin, ahlaksız bir kalkınmanın imkânı yoktur... Pek az olmakla birlikte, bazı kimselerin milliyetçilikle İslamiyet’i çatıştırmağa çalıştıklarını görmekteyiz. Böyle bir tutum yanlıştır, abestir, cahilliktir, şuurlu bir şekilde yapılıyorsa ihanettir, nifaktır. Mücadele farklı, hatta birbirine düşman mefkureler arasında olur. Halbuki Türklükle İslamiyet bin yıldan beri aynı mukaddes potada kaynaşmış, etle tırnak misali ayrılması imkânsız bir hale gelmiştir. Türk Milleti, Müslüman olmakla içtimai nizamın ve dini hayatın en yüce değerlerini kazanmış ve İslam, Türk Milleti ile emsalsiz yiğitlik ve iman aşkına sahip bir mücahit bulmuştur... "Türk müsün, Müslüman mısın?" gibi sorular cehaletten ileri geliyorsa aptalcadır. Aksi takdirde hâincedir. Milliyetçiliği reddeden bir "dincilik" anlayışı ve İslamiyet’e düşman bir milliyetçilik anlayışı bize yabancıdır, bizim dışımızdadır..." (Türkeş, Temel Görüşler, 179-180) diyordu.
Ayrıca Türklük bir milletin, Müslümanlık ise bir dinin adıdır. Sosyoloji bilimine göre her kavram hem cinsleri ile kıyaslanır. Eğer bir karşılaştırma yapılacaksa bu karşılaştırmanın, Türklükle, Rumluk, Rusluk, Almanlık, Fransızlık, Araplık vb. arasında olması gerekir. Yine Müslümanlığın da Hristiyanlık, Musevilik ve Budizim gibi dinlerle karşılaştırılması gerekir. Bir insanın hangi milletten olduğunu anlamak için ona, Türkmüsün? Müslüman mısın? diye sorulmaz; Türk müsün? Arap mısın? Alman mısın? diye sorulur. Yine bir insanın hangi dine mensup olduğunu anlamak için ona; Müslüman mısın? Hıristiyan mısın? Budist misin? Diye sorulur. Türk müsün, Müslüman mısın? Önce Türk müsün, Müslüman mısın? Diye sorulan sorular maksatlı olup aynı zamanda bilimsel değildir.
Milletler Allah’ın ayetleridir. Yani insanların farklı milletler halinde yaratılışı Allah’ın varlığını, gücünü, kudretini gösteren ayetleri yâni delilleridir. Allah’ın ayetleri olan milletleri inkâr etmekle Kur’an-ı Kerim’deki ayetleri inkâr etmek arasında hiçbir fark yoktur. Bu gerçeğe Kur’an-ı Kerim’de şöyle dikkat çekilir:
“O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O’nun (Yani Allah’ın) ayetlerindendir. (Varlığını, gücünü, kudretini gösteren delillerindendir.) Hakikat bunlarda düşünen insanlar için elbette ibretler vardır.” (Rum Suresi, 22)
“Ey insanlar, biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık ve bir birinizle tanışasınız (bilişesiniz, iyi ilişkiler kurasınız, iyi işlerde bir birinizle yarışasınız) diye şubelere (milletlere) ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en şerifli olanınız takvada (Allah’tan sakınma, gönülden bağlanma, dine ve insanlara hizmette) en ileri olanınızdır. (Hucurat Suresi, 13),
“Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde/hayırda yarışın” (Maide, 5/48) (Ayrıca bak HUD/118. ayet)
İnsanlığı oluşturan Milletlerin farklı özellikler halinde yaratılmış olması, iyilikte, hayırda, bilim ve teknolojide ve Allah’ın dinine yardımda ve hizmette yarışmaları içindir.
Milliyetçilik mensubu olduğu milleti sevme duygusunun yanında o milleti Maide suresi 48. âyette söz edilen iyiliklerde ve hayırda yarışta galip getirme düşüncesi ve ülküsüdür.
Yüce Allah Kur’an-ı kerimde aynı kıbleye yönelen ve aynı kitaba, peygambere iman eden Müslümanları birliğe çağırır:
“Ey mü’minler! Hepiniz birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın size olan şu nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız; derken Allah kalplerinizi kaynaştırdı da O’nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarında idiniz, fakat Allah sizi oraya düşmekten kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye, Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor. (Ali İmran, 103) “Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz elden gider.” (Enfal, 43): “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff,, 4) “Kâfirler de birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz aynı şekilde birlik olmaz, birbirinize arka çıkmaz ve destek olmazsanız, yeryüzünde ne götürüp ne getireceğini kestiremeyeceğiniz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir. (Küfür hakimiyeti oluşur.” (Enfal, 73)
Evet! Bizler Türk milletindeniz ve Türk milliyetçisiyiz. Aynı zaman da Müslüman olmakla Hz. Muhammed (SAV)’in ümmetindeniz. Aynı zamanda biz Türkler, İslam dinine ve İslam dünyasına en çok hizmet etmiş, “Asâkir-İ İslam, Cund-Allah, Asakir-i Mansure-i Muhammediye (İslam’ın Askerleri, Allah’ın Ordusu ve Muhammed’in Muzaffer Askerleri) gibi unvanları hak etmiş müstesnâ bir milletiz.
Kaynaklar:
Türkeş, A. (1976) Temel Görüşler,
Gökalp, Z. (1973). Terbiyenin Sosyal be Kültürel Temelleri İstanbul Millî Eğitim Basımevi
Gökalp, Z. Türkçülüğün Esasları, 2019, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yayını. Ankara - Matbuat ve İstihbarat Matbaası’nın 1339 tarihli baskısı esas alınarak basılmıştır.