Muharrem Günay

Savunmasız İnsanlara Yaşlılara Dokunmayın – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

21 Haziran 2010 Pazartesi 03:00:00
  Peygamber Efendimiz (sav) döneminde yapılan tüm savaş ve fetihlerde masum ve savunmasız insanların hakları titizlikle korunmuştur. Mübarek Peygamberimiz (sav) müminlere bu konuda bir çok kez hatırlatmalarda bulunmuş, kendi uygulamalarıyla onlara örnek olmuştur. Nitekim bir hadisinde savaşa çıkan müminlere “Resulallah’ın dini üzerine sefere çıkın. Ancak; ihtiyar, kadın ve çocuklara ilişmeyiniz. Islah ve ihsan elinden olunuz. Allah muhlisleri sever” (Ramuz El Ehadis, Cilt 1, 84/8) şeklinde seslenmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) Müslümanların sıcak savaştayken dahi nasıl bir tutum içinde olmaları gerektiğini bir diğer hadisinde şu sözleriyle ifade etmiştir:
“Çocukları öldürmeyiniz. Kiliselerinde kendilerini ibadete vermiş kimselere dokunmaktan sakınınız! Kadınları, yaşlanmış pir-i fanileri öldürmeyiniz. Ağaçları yakmayınız ve kesmeyiniz. Evleri de yıkmayınız!”
Hz. Muhammed’in bu barışçı ve ılımlı politikası, Allah’ın Kuran’da bildirdiği İslâmi esaslardan kaynaklanmıştır. Allah Kuran’da inananlara, Müslüman olmayan kimselere karşı da iyilikle davranmalarını emreder:
“Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır… (Mümtehine Suresi, 8-9)
Ömer Nasûhi Bilmen bu ayetin tefsirini yaparken:
“Kâfirlerle ilişkileri kesmek, her türlü alâkayı kesmek anlamına gelmez. Bu ayet açıklıyor ki ilişki kesmenin sebebi, kâfir olmaları değil, mü’minlere zulüm ve işkence uygulamalarıdır. Müslümanlara düşmanlık etmeyen Gayrı Müslimlere iyi davranmak gerekir” diyor. Ömer Nasuhi Bilmen aynı ayetin tefsirini şöyle yapıyor:
“(Allahü Teâlâ Hazretleri, Ey Müslümanlar, (Sineleri ancak din hususunda sizinle muharebede bulunmuş) Bil’fiil savaşa katılmış, İslâm dinini söndürmek istemiş (ve sizi yurdunuzdan çıkarmış) Ashab-ı Kiramı, Mekke-i Mükerreme’den çıkmaya mecbur etmiş olan bir takım müşrikler gibi bir vaziyette bulunmuş (ve sizin çıkarılmanıza yardım etmiş) sizi çıkaranlara yardımda bulunmuş (olan kimselere dostlukta bulunmanızdan men eder) Çünkü onlar, açıkça ve gizlice düşmandırlar. Onlara karşı gösterilecek bir dostluk samimiyetten uzak, zilleti getirir. (Ve her kim onlara dostlukta bulunacak olursa) öyle açıkça İslâmiyet düşmanlarına karşı dostluk ve bağlılık gösterirse (İşte onlardır zalimler, onlar) Çünkü, düşmanlığa layık olan kimselere karşı dostluk göstermiş olacakları için salahiyetlerini kötüye kullanmış kendi nefislerini azaba maruz bırakmış, binaenaleyh pek zalimce bir muamelede bulunmuş olurlar” (Ö.Nasuhi Bilmen tefsiri, Mümtehine Suresi tefsiri, 9. ayet)
Üstteki ayetler, bir Müslüman’ın Müslüman olmayan insanlara karşı bakış açısını belirlemektedir: Bir Müslüman, Müslüman olmayan insanların hepsine karşı iyilikle davranmalı, sadece, İslam’a düşmanlık gösterenleri dost edinmemelidir. Eğer bu düşmanlık gösterenler Müslümanların varlıklarına yönelik bir saldırıda bulunurlar da bu bir savaş sebebi olursa, Müslümanlar bu savaşı da yine adaletli şekilde ve insani sınırları gözeterek yürütmelidirler. Her türlü barbarlık, gereksiz şiddet eylemi, haksız tecavüz yasaktır. Bir başka Kur’an ayetinde Allah Müslümanları bu konuda uyarır ve düşmanlarına karşı duydukları öfkenin onları adaletsizliğe sürüklememesi gerektiğini haber verir:
Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)

Yazarın Diğer Yazıları