Muharrem Günay

TAKVA YAZILARI (1) – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

7 Ekim 2011 Cuma 03:00:00
  Takva Nedir Müttagi Kime Denir?
“Muttakî”, “vekâ” fiilinin ifti’al babındaki: “ittika” kelimesinin ism-i fâilidir. “İttika” ve “takva” kelimelerinin kökü, “veka” fiilinin masdarı olan “vikâye”dir. Yine aynı fiilin “vakyen”, “vakıyeten”, “tevkıyeten” ve “vikaen” şeklinde “vikaye” ile aynı mânâya gelen masdarları vardır. Bu masdarların hepsi “Bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himâye etmek, zarar verecek şeyden onu sakınmak, çekinmek” manâsındadırlar (Rağıb el-Isfahanî, el-Müfredât fi Garîbi’l-Kur’ân, İstanbul, sh. 833).
Bu masdarlar aynı zamanda “bir şeyi başka bir şeyle, bir tehlikeye karşı korumaya almak” mânâsını da taşırlar (İbn Fâris, Mu’cemu Mekayısı’l-Luğa, VI, 131). İbn Side,.”İttikanın esas mânâsı iki şey arasına engel koymaktır”. “İttikahu bi’t-türsi -Ondan kalkan ile ittika etti denir. Bunun mânâsı, o bahsedilen şey ile kendi arasına kalkanı engel yaptı şeklinde anlaşılır” der (İbn Sîde, el-Muhassas, V, 93).
“İttika”, vikâyeyi kâbul etmek, diğer bir ifâde ile vikâyeye girmek, yani elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendini iyice koruma altına almak mânâsınadır. Buna göre, ittika ve onun ismi olan takva, lügat itibariyle, kuvvetli bir himayeye girmek, korunmak, kendini muhafaza altına almak demek olur (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, I,168).
İslâmî ıstılahta “ittikâ” ve onun ismi olan “takvâ” İnsanın kendisini, Allah’ın vikayesine (muhafazasına) koyarak, ahirette zarar ve eleme sebep olacak şeylerden titizlikle koruması, yani günahlardan geri durup hayır olan işlere sarılması, diye tarif edilmiştir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dilî, I, sh. 168-169).
Kur’an’da takva ile ilgili 170 kadar kelime geçmektedir. Takva sakınmak, korunmak anlamında olup “muttakî” de takva sahibi demektir. Kur’an’da ise Allah’ın azabından korunma, günahlardan sakınma anlamındadır. Netice olarak takva Allah’ın emirlerine uygun yaşamaktır. (H.T.Feyizli, Feyzü’l Kur’an,1)
Takva, Allahın azabından, korunmak, dinde şüp-heli şeylerden uzaklaşıp günahlardan sakınmak, her türlü şirk ve gösterişten uzak kalarak sâlih ameller işlemek, Allah’a gönülden bağlanıp ve O’nu görüyor gibi Kur’an ve sünnet çizgisinde bir hayat yaşamaktır.
Takva sorumluluk bilincidir. Şekille değil yürek ve davranışlarla ilgilidir. Çünkü sevgili peygamberimiz;
“Şüphesiz ki Allah sizin şekillerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar” buyurmuştur. Şüphesiz takva sahipleri İslam’ın ve örfün öngördüğü giyinme ve örtünme biçimine titizlikle riayet edeceklerdir. Fakat takvayı şekilde aramak yanlıştır. Yunus Emre’nin dediği gibi:
Dervişlik dedikleri
Hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen
Hırkaya muhtaç değil.
“Dervişlik olaydı aba ile hırka bizde alırdık otuza kırka” sözlerinde olduğu gibi takvayı ve müttaki olmayı şekilde aramak yanlıştır. Takva İnsan fıtratına Allah tarafından yerleştirilmiş bir değerdir. Takva gönülle ilgili bir şeydir. Takva sahibi insan, gönlünü avuçlarının içine alıp insanlar içinde utanmadan dolaşabilmelidir.
“Peygamber efendimiz göğsünü üç defa göstererek : “Takva insanın gönlündedir (Ettagva hahüna) ” buyurmuştur” (Müslim Birr/32)
Kur’ân-ı Kerîm’de takvânın karşıtı olarak “zulüm” de gösterilmiştir. Câsiye sûresinin 19. âyetinde bildirildiğine göre “Zâlimler birbirinin dostudur; Allah da takvâ sahibi olanların dostudur.” Bu âyette zulüm, daha ziyade inkârcıların Allah’a ve İslâmî ilkelere karşı inatçı ve anlamsız direnişlerini, müslümanlara reva gördükleri haksızlıkları ifade eder.
Kur’an müttakiler için yani takva sahibi olmak isteyenler için bir hidayet rehberidir.(2Bakara-2) Hidayete ulaşmak için takva sahibi olmak; haramlardan, yasaklardan, günahlardan sakınmak ve Allah’ın emirlerine uygun yaşamak, hayırlı olan işlere sarılmak gerekir.
Başta oruç olmak üzere, namaz, zekât, hac gibi dini vecibelerin emredilmesinin amacı da korunmaya-takvaya sahip olmaya yöneliktir.
Bakara suresi 183. ayette Yüce Allah “Orucu korunasınız, takvaya erişesiniz diye farz kıldım” buyuruyor.(Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.) (Bakara2/183) Cenâb-ı Hakk bu ayette orucun farz kılınmasını “lealleküm tettegûn” “takvaya erişmek, korunmak” gerekçesine bağlıyor. Nitekim Orucun ve sahurun Ermekle-Ermiş ve takva sahibi olmakla alakalandırılmasından dolayı Anadolu’da Sahura “er”ve sahur yemeği için uykudan kalkmaya“Ere kalkmak” denir.
“Yâ eyyühellezine âmenû gû enfüseküm ve ehlîkün nâran.. “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (66/Tahrim-6)
Tahrim suresinde geçen yukarıdaki ayette de takva kelimesi “kurunmak” manasında kullanılmıştır.
Hadisi şeriflede de takva ve aynı kökten gelen kelimeler korunmak, sakınmak manalarında kullanılmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları