Muharrem Günay

TAKVA YAZILARI (14) – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

22 Ekim 2011 Cumartesi 03:00:00
  Bakara Suresi 1-4. Ayetlere Göre Takva Sahiplerinde Bulunması Gereken Beş Özellikler Şunlardır:
1.Onlar gayba iman ederler. Diğer bir tabirle onlar, gözle değil, kalp ile iman ederler, onlar bütün şüphelerden uzak oldukları gibi, iman etmek için önlerine dikilmiş putlara, haçlara da bağlanmazlar, gözlerinin önünde bulunan bugünkü ve şu andaki görülen ve hissedilen şeylere saplanıp kalmazlar, his ötesini, kalbi ve kalp ile ilgili şeyleri tanırlar.
Gabya iman, imanın şartlarındandır. Gayb; Gâbe fiilinin mastarı olup, gözden ve duyulardan gizli olan, görülüp bilinmeyen anlamınadır. Gayb; Duyularla algılanama­yan, insanın deney ve gözlemlerine konu olmayan, Allah, cennet, ce­hennem, melek, vahiy, öldükten sonra dirilmek, hesap, kitap gibi tadı­lıp koklanamayan, ölçülüp tartılamayan Allah’ın verdiği haberlerdir ki, işte bunlara iman gayba imandır; Veya gıyaben imandır. Gayba iman Allah’a iman ve O’nun emir ve yasaklarına teslimiyetle başlar. Mümin olmanın ve takva sahibi olmanın birinci şartı gayba imandır.
Gayb bizim için dünyada akıl, ilim ve duygularla idrak edilmeyip ancak vahiy yoluyla bilinen varlık ve hadiselerdir. Allah, melekler ve ahret gibi. (bk. Lokman31/34) Gayba iman insanlığın fıtri bir parçası ve her çağın kaçınılmaz zorunluluğudur. Ancak büyük yanılgı, sapıklık ve zihnî ilkellik içinde bulunan insanlar, hislerinin ve duyu organlarının verilerine göre hareketten ileri geçemezler. (bk.45/ Câsiye-24)
Gayb Bilginin Konusu Değil İmanın Konusudur
Gayb, bilginin konusu değil imanın konusudur. Gaybı bilen kişi üstün değil, gayba inanan kişi üstündür. Bizim Gaybı bilmek gibi bir sorumluluğumuz yoktur. Çünkü Allah bizden gaybı bilme türünde bir kulluk istememiş sadece gayba inanmamızı istemiştir.
“Onlar gayba iman ederler.” Değil de “Onlar gaybı bilirler” denseydi, şu anda hepimiz gaybı bilmek için uğraşmak zorundaydık. Ama Allah öyle dememiştir. Yâni bi­zim, şu anda gaybı bil­mek türünde bir kulluğumuz veya bu tür bir so­rumluluğumuz yok­tur. Âyette “O muttakiler gaybı bilirler, ya da bilmeye çalı­şırlar” denmiyor da: “Onlar gayba inanırlar” deniyor. İman bilginin konusu değildir. Bilinen ve görülen bir şeye iman da istenmez zaten. Meselâ; “güneşe inanın” denmez. Çünkü güneşi zaten görüyor ve biliyoruz. Ama “âhirete inanın veya cennete, cehenneme inanın ” de­nir. Çünkü ahireti, cennet ve cehennemi görmü-yoruz. Gayb bilginin konusu değil, imanın konusudur. Gayb bilinmez, ona iman edilir. Gaybı bilen kişi değil, ona iman eden kişi muttakidir.
2.Onlar Namazı İgame Ederler
Yüce Allah Kur’an-da ” Vema halagtül cinne vel inse illa liya’budun”(Zariyat suresi, ayet: 56) “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler (Beni bilsinler, tanısınlar) diye yarattım ” buyurmaktadır. Demek ki insanın yaradılışındaki hikmet Allah’ı bilmek ve ibadet etmektir.
Namaz Allah tarafından Kur’an’da emredilen ilk ve en önemli görevlerden biri olup imandaki samimiyetin en önemli göstergesidir.
Kur’an-ı Kerîm’de hiçbir yerde:
“Elleziyne yuSallune’S Salâte” “Onlar namazı sallâ yaparlar, yâni namazlarını kılarlar” ifa­desi kullanılmamıştır. Namazla alâkalı olarak sürekli ikâme kelimesi kulla­nılmıştır. “EgımiSSâlat-Namazı ikame ederler.” İkâme lügatte ayağa kaldırıp dikmek, yerleştirmek” demektir. Onun içindir ki Sevgili Peygamberimiz:
“Namaz dinin direğidir” buyurur.
Öyleyse “EgimiSSalâte…” ayeti ile bu direği ye-rine dikmemiz, yerleştirmemiz emrediliyor. Aynı zaman da namaz, ancak cemaatle ayağa kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetilmiştir. Çok büyük ve bir kişi ile yerden kaldırılamayacak kadar bir direk düşünün ki bu direk ancak birkaç kişinin bir araya gelip güçlerini birleştirmesiyle kaldırılabilir, yerine konulabilir. İşte namazda böyle bir direktir ki ancak cemaat halinde birlikte ikame edilmesi, yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Onun içindir ki cemaatle namaz kılmak teşvik edilmiş ve Allah’ın Resûlü tarafından cemaatle kılınan namazın sevabı tek başına kılınan namaza göre 27 derece daha fazla olduğu ifade edilmiştir.
Allah tarafından yapılması emredilen ibadetlerin hepsinin sosoyal hayatı düzenleyici fonksiyonları vardır. Namaz sosyal hayatımızı düzenleyen ibadetlerin başı ve en önemlisidir. Yâni öyle bir namaz kılaca­ğız ki; kıldığımız bu namaz hayatımıza hâkim olan bir namaz olacak. Namaz bizi kötülüklerden koruyacak, takvaya ulaştıracak.Değilse başka âyetlerden öğreniyoruz ki; hayata etkili olmayan, hayatımızı düzenlemeyen, bizi kötülüklerden alıkoymayan, hayatımızı dü­zenleme konusunda etkili olmayan bir namaz, Al­lah’ın istediği bir namaz değildir.

Yazarın Diğer Yazıları