Türk dünyası, tarihî köklerinden aldığı kuvvetle istikbâlini yeniden inşa ettiği müstesna bir idrak çağını yaşamaktadır. Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi’nde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in gündeme getirdiği, Türk halklarının müşterek söz varlığını bir araya şümullü bir şekilde toplayacak “Ortak Türkçe Kelimeler Sözlüğü” teklifi, bu tarihî uyanışın en somut ve kıymetli nişanelerinden biridir.
Dil; bir milletin yalnızca iletişim vasıtası değil, varlık sebebi, hafızası, ruhu ve medeniyet kurma iradesidir. Usta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Türkçe Katında Yaşamak” şiirindeki “Türkçem, benim ses bayrağım” haykırışından ilhamla ifade etmek gerekirse; “Türkçe Türk dünyasının ses bayrağıdır.” Semalarımızda kıyamete dek dalgalanacak bu ses bayrağı, Türk milletinin birliğini, bekasını ve ortak medeniyet ufkunu temsil etmektedir.
Taşlara kazınan Orhun Yazıtlarından Kâşgarlı Mahmud’un lügatine, gönülleri maya kılan Yunus Emre’den Ali Şir Nevaî’nin irfan ufkuna uzanan köklü birikimimiz, bu ses bayrağının asırlar boyu ne denli muazzam bir medeniyet ufkunu gölgelediğini göstermektedir. Bütün lehçeleri, ağızları ve zenginleşen kavram dünyasıyla Türkçe; bugün tarihî seyrinin en dikkat çekici ve stratejik dönemlerinden birini idrak etmektedir.
Millî mütefakkirimiz Ziya Gökalp, Lisan şiirindeki o ölümsüz dörtlüğüyle dil bayrağımızın varlık ve bekamız açısından ne derece hayati olduğunu şu sarsıcı mısralarla ilan etmişti:
Türklüğün vicdanı bir,
Dini bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisanı bir.
Gökalp’ın bu sarih hikmeti; dilde birliğin muhafaza edilmediği yahut ihya edilmediği bir vasatta dinî, coğrafî veya vicdanî bağların dahi zamanla ayrışmaya ve kopmaya mahkûm olduğunu açıkça göstermektedir. Bu sebeple ses bayrağımızın zenginliğinin tespit edilmesi, müşterek kelimelerimizin yeniden dolaşıma kazandırılması ve Türkçenin bilim, felsefe, sanat ve teknoloji alanlarında yeni kavramlar üretme kudretinin geliştirilmesi lüks değil, mecburi bir medeniyet ödevidir.
Çünkü bir dilin derinliği ve gelişmişliği, o dili konuşan milletin kültür ve medeniyet seviyesinin en bariz göstergesidir. Dil yükseldikçe düşünce derinleşir; düşünce derinleştikçe medeniyet ilerler.
Bu bakımdan, kabul edilen Ortak Türk Alfabesi hamlesi ile müşterek söz varlığımızın geliştirilmesine yönelik bu lügat çalışması, teknik birer dil düzenlemesinin çok ötesinde anlam taşımaktadır. Bu adımlar, Türk insanının zihnî coğrafyasını yeniden birleştirme ve ses bayrağımızı ortak ufkumuzda tek bir nida hâlinde dalgalandırma hamlesidir.
İsmail Bey Gaspıralı’nın bir asrı aşan “Dilde, fikirde, işte birlik!” ülküsü ile Ziya Gökalp'ın dil sevdası, bugün Türk Devletleri Teşkilatının çatısı altında yeniden hayat bulmaktadır.
Dilde birliği sağlayan bir Türk dünyası, fikirde ortak ufuklar çizecek; fikirde birleşen irade ise işte, sanatta, ticarette ve siyasette aşılmaz surlar inşa edecektir. Türkçenin bütün tarihî ve çağdaş imkânlarıyla yeniden müşterek bir ilim, fikir ve medeniyet dili hâline gelmesi, Türklüğün büyük kültür ve medeniyet inkılâbının temelini oluşturacaktır.
Türkçenin yükselişi, doğrudan Türk medeniyetinin ve Türk çağının yükselişidir.
TÜRKÇE SES BAYRAĞIM
Karanlık gecede sönmeyen ışık,
Gönülden gönüle sarılan âşık,
Yüreğin sönmeyen, tükenmez közü,
Anamın ak sütü, özüdür Türkçe.
* * *
Dağların başında esen rüzgârda,
Yeşil yapraklarda, derede, karda,
Yalnızlık çektiğim en zor efkârda,
Sığınacak ulu kaledir Türkçe.
* * *
Geçmişten geleceğe ulu kervan,
Oğuz’dan Yesevî’ye yürür her an,
Gök kubbe altında tükenmez derman,
Göklerde dalgalanan sestir Türkçe.
* * *
Sıddıkoğlu der ki; bayrağım sesim,
Türkçe’yle alırım ben her nefesim,
Bütün bir ömürlük kutlu hevesim,
Bütün varlığımla dünyamdır Türkçe.