Muharrem Günay

YAVUZ'UN ŞAHSİYETİ TÜRK – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

23 Mart 2011 Çarşamba 02:00:00
  Yavuz’un çok haşin tabiatlı, kan dökmede korkusuz oluşunu bir takım sebeplere bağlamak ve böyle olmasında haklı sebepler görmek zorundayız. Çünkü babasının saltanatının son zamanlarında memleketteki sosyal düzen iyice bozulmuş, karışıklıklar artmış, başka devletler adına isyanlar çıkmış, afyon ve içki müptelası her tarafı sarmıştı. Adalet müessesesi çökmüş, hakimler şahsi çıkarlarını düşündükleri için kanunlar tatbik edilemez hale gelmişti. Safavilerin ülkede yaptıkları propaganda sonucunda halkın bir kısmı sanki yabancı bir devletin tabiliğini kabul edecek hale gelmişti. Bu durum sanki göz göre göre memleketi başka ellere devretmek gibi bir sonuç doğuracaktı. Herhalde Yavuz, ülkenin ve devletin tebası olan halkın bir kısmının Safavilerin eline geçmesine seyirci kalacak değildi. Şah İsmail olayına kadar Alevi Türkmenlere, babalara değer veren, ordularını Hacı Bektaş ruhaniyetiyle takdis eden, onlara geniş araziler tahsis eden Osmanlı niçin Alevi-Bektaşi karşıtı olsun?Bilindiği gibi her mesleğin bir pîri vardır. Nasıl ki Hz. Hamza pehlivanların pîri ise, askerlik mesleğinin pîri de Hacı Bektâşi velidir ve “Bektaşilik” Osmanlı devletinin “Resmî tarikatıdır” Bu bakımdan Yavuz’un, Alevi-Bektaşi, karşıtı olduğunu iddia etmek asılsızdır.İki devlet arasında geçen mücadelede 40 bin civarında Alevi Türkmen’in öldürüldüğü iddiaları abartılıdır. Tarihçi Akdağ bu konuda şöyle der:“Şah İsmail’e bağlılıkları, sadece dini inanç olma çizgisini aşarak, para yardımı, asker olarak katılma, Kızılbaşlık propagandası yapmak ve Şah’a casusluk etmek gibi yollarla hizmet ettikleri sabit olanlar hakkında kovuşturma başladı; Yakalananlar suç derecesine göre ya yerlerinden sürülüyorlar (özellikle Rumeli tarafına) ya da hapis ve idam ediliyorlardı.” (M. Akdağ, Türkiyenin İktisadi ve İçtimai Tarihi, II, DTCF yy. 1971, s.7) Rakam ne olursa olsun ölüm olaylarının yaşandığı bir gerçektir. Nitekim aynı zulüm, hattâ daha şiddetlisi, İran’daki Sünnî Türkmenlere karşı Şah İsmail tarafından uygulanmıştır.Davit Morgan: “Safavi kuvvetleri İran’da bir baştan öbür başa yürürken, Sünnilere kılıç zoruyla Şiiliği empoze etmiş, bunu kabul etmek istemeyen Sünnilere karşı gaddarca davranılmış ve çoğu öldürülmüştür” demektedir. (Tâha Akyol, Milliyet Gazete Pazar, 10 Mayıs 1998)Tarhçi Faruk Sümer, devrin seyyah ve yazarlarına dayanarak verdiği bigilerde Şah İsmail’in Tebriz’e girdiğinde Sünni İslâm alimleri, kadınlar ve çocuklardan pek çok insan öldürdüğünü, savaş sırasında ve Tebriz’de öldürülen Sünnilerin sayısının 20 binden fazla olduğunu belirtir. Şah İsmail’in Sünni ve Türkmen Akkoyunlu oymağından 40-50bin kişiyi kılıçtan geçirmiş ve zulmünden dolayı kendisini kınayan anasına kızarak onu da öldürtmüştür. (T.Akyol, Milliyet Pazar, 10 Mayıs 1998) Safavilerle Osmanlı arasında geçen bu mücadeleler ve savaşlar ne iki ayrı milletin ne de iki ayrı dinin savaşıydı. İki devlet de Türk ve Müslüman’dı. Bu nedenle mücadelenin siyasi bir hakimiyet mücadelesi olduğunu kabul etmek ve öldürülen Sünnilerden Şiileri, Şiilerden de Sünnileri sorumlu tutamayız. Karşılıklı olarak yapılan suçlamalar hem tarihimize hem de geleceğimize ihanet etmek olur. Çünkü Sünni Türkmenler de Alevi Türkmenler de özbeöz kardeşlerdir. Kardeşlerin ona karşı taht kavgasına girişmesi ve Anadolu ve Rumeli’deki karışıklıkların giderek artması onu haşin tabiatlı ve sert olmaya mecbur ediyordu. O’nun devletin bütünlüğü ve devamı için kardeşleri Korkut ve Ahmet’i öldürtmesi normal karşılanmıştır. Bütün ömrü boyunca devletin bütünlüğünün korunması ve adil bir şekilde yönetilmesini düşünen padişahın görevlendirdiği şahısların kusurlarına tahammül göstermemesini gayet normal karşılamak gerekir. Hele bu kusur devletin bütünlüğü ve bekası ile ilgili ise ölüm muhakkaktı. Yavuz anlaşmalara ve verdiği sözlere bağlı, adil ve çeşitli güzel vasıfları üzerinde toplayan bir şahsiyetti. O harp sanatında ve milletleri idare etme de eşine az rastlanan bir sultandı. Yavuz, Dünyayı bir padişah için küçük görecek kadar büyük düşünce ve ideallerin adamıydı. İbn Kemal’in Yavuz hakkında söylediği “az zaman içre çok iş etmişti”(O.Turan, Selç,Tar. Ve Türk İsl. Mdn. S.169) sözü O’nu anlatmaya yeter.Yavuz Sultan Selim’in yapmış olduğu hizmetlerin en önemlileri, Memlukluları saf dışı ederek İslâm Birliği’ni, Anadolu’daki isyanları bastırarak Anadolu Türk Birliğini kurmuş olmasıdır. (Son)

Yazarın Diğer Yazıları