Ey reis-i ticaret, şehrin şanına nişan,
Lâkin icraat sorulunca susar bütün divan.
***
Kürsüde sözün cevher, hitabın pek revân,
Sözden saraylar yükselir, esnaf kalır perişan.
***
Ticaretin inkişafı için bin niyetin var,
Niyetin dağlar kadar; neticen bir avuç karar.
***
Şehrin iktisadına hizmet diye nutuk edersin,
Hizmetin semeresin hangi dükkânda gösterirsin?
***
Sanayiciye himmetin, tüccara iltifatın,
Borç altında ezilene nerede merhametin, şefkatin?
***
Yatırımcıya kapı açar, kurdele kesersin,
Gelen yatırımın hesabını hangi çekmecede gizlersin?
***
İhracatın şanından bahseder her meclisin,
Artan kazanç nerede; yoksa çoğalan yalnız sesin?
***
İstişare meclisleri kurarsın pek muntazam,
Karar üstüne karar var; değişmez amma esnafın ahvâli her dem.
***
Şehrin ticaretine yön vermek muradındasın,
Yol gösteren kandil misin, yoksa kürsüde parlayan bir gölgesin?
***
Üyelerin derdini dinlersin pek mütebessim,
Dert yerinde saydıktan sonra neye yarar bu resmî tebessüm?
***
Tecrüben pek kıymetli, makamın dahi âlî,
Lâkin eski unvanlarla düzelmez memleket hâli.
***
Afyon'un iktisadî istikbali pek parlak,
Parlak sözler altında boğulmasın esnafın ahı; yazık!
***
Marka değeri dersin, tanıtım dersin, şöhret,
Üyenin kepengi inmiş; işte budur asıl marifet!
***
Kalkınma yolunda nice projeler tasarlarsın,
Kâğıtta kalan projeyle kimi, neyi kurtarırsın?
***
Şehrin ticaret erbabı senden medet umar,
Beklenti büyür, icraat küçülür; hesap kapına dayanır.
***
Birlik ve beraberlikten dem vurursun her zaman,
Birlik, aynı derde susmak değil; hesap sormaktır ey can!
***
Kurumun itibarı pek yüksek, şanı pek güzel,
İtibar, üyeye dokunan iştir; gerisi alkışlı bir gazel.
***
Yıllar geçer, makam kalır, isimler olur yâd,
Eser bırakmayan başkanın methi olur mu murad?
***
Ey reis-i ticaret, sözün pek şâhâne,
Lâkin esnafın hesabı sığmaz boş bir divâne.
***
Alây-ı vâlâ kurulur, alkışlar göğe çıkar,
Lâkin hakikat bir gün gelir, bütün perdeleri yıkar.
***
Ne makam bâkî kalır, ne şöhret, ne de şan,
Alâyı bırak Başkan; icraatın olsun nişan!