Afyonkarahisar diliyle derdimizi anlatmak istedim ki belki sesimizi duyan olur. Belki “Bu ne böyle” diye bakan olur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu “beklenen” açıklamasını yaptı ve faizleri 1 puan indirdi. Faizsiz bir dünya hayali kuran şahsım için bu yeterli değil, ancak bugün başka bir konuyu tartışalım istiyorum.
Başlıkta gördüğünüz, “Tizdim” kelimesi, “Bunaldım” demek. “Baya şööne”, “bayağı şöyle” anlamına geliyor. “Usanç veedi” de “usandım” demek.
Hakikaten usanmadık mı?
Para Politikaları Kurulu’nun her ay “beklenen” açıklamaları neredeyse aynı.
İç talepteki zayıf seyir…
Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler…
Jeopolitik gelişmeler…
Fiyat istikrarı…
“Ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlamak”…
Para politikasının sıkılaştırılması…
Makroihtiyat…
Likidite…
Yahu bu kadar dolambaçlı sözlere, (teşbihte hata aranmaz) laf salatasına gerek yok.
“Ekonomi şu an risklere açık, mevcut konumumuzu koruyacağız, hedeflerden uzaktayız, enflasyonu düşürmek için kredi başta olmak üzere tüm muslukları yine kısacağız” deyin de hepimiz anlayalım.
Ve tabii vazgeçilmez bir tanımlar arasına giren “orta vade”…
Türkiye’nin orta vadede enflasyon hedefi yüzde 5 imiş. Orta vadeden kastımız ne olabilir acaba? 2023’teki seçimlerden bu yana her yıl sonu enflasyon hedefinde sapma yaşandığını biliyoruz. Her döviz kuru tahmininin “yanlış” çıktığını görüyoruz.
“Orta vadede enflasyonu yüzde 5’e düşüreceğiz” demek aslında şu mu:
2028 genel seçimlerine kadar biraz daha “cep delik, cepken delik” dolaşın. Seçimden biraz önce şirketlerin ve vatandaşların finansa erişimini kolaylaştıracağız, muslukları sonuna kadar açacağız. 2029 yeril seçiminden sonra da duruma göre hareket edeceğiz…
Diyeceğim o ki, zaten biz yaşadığımız ekonomik zorluğun farkındayız. Şaşaalı cümlelerle, parıltılı kelimelerle durumu bize anlatmayın.
Açık iletişim kurun.
En azından tünelin ucunda ışık var mı yok mu onu bilelim.
GÜNE AÇAN ÇİÇEKLER GİBİYİZ EY TÜİK!
Bugün kamu kurumlarından devam edelim: Mesela Türkiye İstatistik Kurumu… TÜİK, 2017’de “İllere Göre Yaşam Memnuniyeti Araştırması” yayımlamıştı. Ne bereketli araştırmaymış ki yaygın ve “çok tıklanan” internet siteleri gibi yerel internet siteleri de bu araştırmayı 8 yıldır döne döne kullanıyor.
Her 6 ayda bir “En Mutlu İller Açıklandı, İlk İki Sıra Sürpriz” gibi başlıklarla bu haber duyuruluyor. Hiçbir editörün aklına da “Şu Memnuniyet Anketi’nin istatistikleri neler bakalım” diye sormak gelmiyor.
Ben açıklayayım:
TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2017 yılında “İllerdeki Kamu Hizmetlerinden Duyulan Memnuniyet” esas alarak yayımlandı. Vatandaşlara “Sağlık hizmetinden memnun musunuz”, “Emniyet hizmetinden memnun musunuz”, “Eğitim hizmetinden memnun musunuz” ve benzeri birçok soru yöneltildi.
Bu soruların toplamında Afyonkarahisar, “kamu hizmetlerinden memnun olan ikinci il” olarak açıklandı.
TÜİK, 2017’den sonra Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nı illere göre açıklamadı, kamu hizmetleri esasına göre açıkladı.
Bizim anlı şanlı basın kuruluşlarımız ise 2017’deki araştırmaya takılı kaldı. Hatta “işi hızlı ve güvenilir haber servis etmek” olan ajanslar bile 2026 yılının Ekim ayında 2017’nin araştırmasını “yeni” gibi sundu.
Afyonkarahisar özelinde bu araştırmayı incelersek: 2017-2018 yılında vatandaş memnundu, 2019 yılında da hem Belediye’de hem İl Genel Meclisi’nde yetkiyi AK Parti’ye verdi.
Aynı araştırma 2020, 2021, 2022, 2023, 2024’te de internet sitelerimiz tarafından yayımlandı. “Afyonkarahisar Türkiye’nin en mutlu ikinci ili” propagandası gerçek olsaydı, 31 Mart 2024 tarihindeki seçimlerin sonucunda da Afyonkarahisar Belediyesi AK Parti’de kalırdı. Neler olduğunu hatırlıyoruz, değil mi?
İlginçtir, Afyonkarahisar Belediyesi CHP’deyken de AK Parti Milletvekilleri bu “En Mutlu İkinci İl” sloganını benimsemişti.
Mutluluk göreceliydi demek ki…
Diyeceğim o ki…
Hem gazetecilere, hem siyasetçilere görev düşüyor:
2017’de yayımlanmış bir araştırma ile teselli bulacağımıza, yaşadığımız şehri gerçekten “en mutlu il” hâline getirmek için kafa yormalıyız.
Türkiye İstatistik Kurumu’ndan da bu vesile ile talepte bulunalım: Ne olur, güncel veriyi açıklayın…
OKUL ÇEŞMEMİZ HAYIRLI UĞURLU OLSUN
Afyonkarahisar’da birçok açılış ve tanıtım programı yapıldı. Benim muhabir olarak en yadırgadığım açılış (veya tanıtım), henüz su bile tutmamış Çay Barajı’nın kışın ortasında, gündüz vakti havai fişeklerle “açılması” idi. Açılma da demeyelim de “su çevirme” töreni idi.
6 Ocak 2015’te “Tören mi dediniz?” başlıklı yazıda şöyle demiştim:
“Katıldığımız etkinliğin ismi Çay Barajı Su Çevirme ve Derivasyon Töreni. Kışın ortasında, her tarafta kar varken, böyle bir etkinlik düzenlemek neyi ifade ediyor? Biz bu etkinlikten, hizmetlerin gerçekten ‘yürütüldüğünü’ mü anlayacağız, yoksa 2015 seçimleri öncesinde mitinglerin erken başladığını mı? ‘Çay Barajı’nın yüzde 20’si bitti’ diye tören yapacaksak, her yüzde 20’lik dilimde bu törenlere devam edelim. Böylece, 2016’ya kadar 5 kez daha tören yapmış oluruz. ‘Tören’ demişken… Butonlara temsili olarak bastıktan sonra mahalleyi eğlendirmek için havai fişek atıyoruz. Gündüz vakti havai fişek atma alışkanlığımızdan kurtulamıyoruz. Bu kadar masrafa gerçekten yazık.”
En az bu tören kadar “dikkat çekici” bir törene daha şahit olduk. Bu sefer basın mensupları olarak davet edilmedik, ama AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesaplarından takip ettik. AK Parti’nin paylaşımında “İl Başkanımız Dr. Özgür Kavak, Şemsettin Karahisari Ortaokulu bahçesinde hayırseverlerimizin katkılarıyla yaptırılan çeşmenin açılış programına katıldı” ifadelerine yer verildi.
Hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun. Bununla birlikte, Afyonkarahisar’da şimdiye kadar onlarca çeşme yaptırıldı. Cadde ve sokaktakiler neyse de bir okulun bahçesindeki çeşmenin açılışına iktidar partisinin il başkanının katıldığını ilk kez görüyorum. “Büyük düşün” sloganına sahip bir partinin Afyonkarahisar’daki yetkililerinin “halkla ilişkiler, basın ve propaganda” kısmına biraz daha çalışması gerek anlaşılan…


