SON
DAKİKA
Murat Arısoy

Basına Böyle Malzeme Vermeyin…

Murat Arısoy

Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nin 2026 yılı Kasım ayı toplantısı da atışmayla başladı, gerginlikle bitti. Bu durumu birkaç kere dile getirmeye çalıştık: Afyonkarahisar, son iki yıldır “Belediye Meclisi toplantısındaki gerginlik” ile haber olmaya başladı. Ben bu durumdan rahatsızım. Ancak gerginliğin taraflarının bu durumdan rahatsız olmadığına dair bir kanı oluşmaya başladı bende. Çünkü her gerginlikte siyasi partilerin kendi üyelerine dönüp “Bakın görüyor musunuz, bize neler yapılıyor” deme ihtimali güçleniyor. Bir nevi “parti içi çelikleşme, teşkilatı teyakkuz hâline getirme” işlemi de diyebiliriz. 

Bu cümlelerime itiraz edecek Belediye Meclisi üyeleri var, biliyorum. Daha önce olduğu gibi bundan sonra da itiraz konusu metinleri köşe yazımda yayımlamaktan mutluluk duyarım. 

Bununla birlikte, son Belediye Meclisi toplantısında dikkatimi çeken bir cümle kuruldu:

“Basına da malzeme çıktı…”

Efendim?

Basına malzeme mi çıktı? 

Yahu siz, bu cümleyi sarf etmeden 3 dakika önce birbirinizin sesini bastırmak için bağırmıyor muydunuz?

Sizin malzeme anlayışınız bu mu?

Tabii burada “kötü olan haberdir” genel kabulünü de eleştirmek gerekiyor. Gazeteler, internet siteleri, televizyonlar kavga, gürültü, felaket, olumsuzluk gibi kavramlarla dolu olduğu için, muhatabımız da “Hadi yine iyisiniz, biz kavga ediyoruz; siz yazıyorsunuz” demeye getiriyor. 

İstemiyoruz böyle “malzeme” efendim! İstemiyoruz!

Biz Belediye Meclisi’nde mesela Kentsel Dönüşüm projesi ile az gelirli vatandaşa umut olduğunuzu yazmak istiyoruz. 

Biz Belediye Meclisi’nde yoğun bir çalışma yaparak şehrin trafiğinin rahatlattığınızı yazmak istiyoruz. 

Biz Belediye Meclisi’nde dezavantajlı gruplara yönelik karar aldığınızı, hakikaten hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesini sağladığınızı yazmak istiyoruz. 

Bakın, Nostaljik Tramvay’ı yazdık mesela… Ne güzel… Afyonkarahisar’a değer katın istiyoruz.

Biz, takip ettiğimiz toplantılarda “Kavga çıksa da keyfimize baksak” diye el ovuşturmuyoruz.

Bize öyle malzeme vermeyin…

Mesela Aralık ayındaki Belediye Meclisi toplantısında gerginliğin tarafları, birbirine çiçek takdim etsin. İnanın bana, bu “büyük bir malzeme” olur. 

Mesela Aralık ayındaki Belediye Meclisi toplantısında her Belediye Meclisi üyesi kendi cebinden destek olsun; tüm masalarda Nutuk kitabı bulunsun. Böylece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yeni kampanyası ile ilgili bir “malzeme” vermiş olursunuz. 

Mübarek Üç Aylar geliyor. Çıkın bir açıklama yapın ve “Mübarek Üç Aylar hürmetine, Belediye Meclisimiz’de gerginliğe yol açacak hiçbir harekete mahal vermeyeceğiz” deyin. 

Bir hafta boyunca tüm Türkiye sizi konuşur. 

“Malzeme” derseniz, bol.

Yeter ki sizden hizmet bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmayın. 

3 KASIM’I ANLATAMAMAK…

AK Parti, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerle tek başına iktidara gelmişti. O günlerde çıkan gazeteler “Anadolu İhtilali” manşetleri atmıştı. 3 Kasım 2002’den bu yana AK Parti iktidarda. 

Bu vesile ile 3 Kasım 2026 tarihinde AK Partili yetkililerden gelen açıklamalara baktım. Genelgeçer birtakım cümleler, heyecansız metinler…

Oysa böyle mi olmalıydı? 

AK Parti’nin iktidarını perçinleyen temel sloganı “Eski Türkiye” idi. “Eski Türkiye’de yol yoktu, buzdolabı yoktu” söylemini ben de eleştiriyorum; bununla birlikte 3 Kasım gibi özel anlamı olan günlerde bu kavramın içinin doldurulmasını elzem olarak görüyorum. Ben AK Parti’den “Anadolu Devrimi ve Eski Türkiye Sergisi” etkinliği beklerdim. Bu sergide “Eski Türkiye” olarak nitelenen dönemdeki haksızlıkları, hukuksuzlukları, ekonomik krizleri, siyasi krizleri gündeme getiren manşetler kamuoyuyla paylaşılabilirdi, çok da yoruma yer bırakılamayabilirdi. Ama olmadı…

367’DEN 467’YE AK PARTİ

AK Parti, 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde hukukun zorlanması ile ortaya çıkan “367” krizi ile mücadele etmişti. AK Parti’nin o dönem 354 milletvekili bulunuyordu. Hukukun zorlamasıyla, 367 milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki oturuma katılmaması hâlinde seçim oturumunun geçersiz kılınacağı iddia edilmişti. Bu krizden 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nin oylamalara katılması ile çıkılmıştı. 

Yıllar sonra bu sefer 467 sayısı gündemde. Özellikle muhalefet partileri, Terörsüz Türkiye sürecinde çıkarılan Çerçeve Yasa’ya 467 milletvekilinin “Evet” demesini eleştiriyor. 

Ben de AK Parti’yi destekleyen bir arkadaşıma ve muhalefeti destekleyen bir arkadaşıma aynı cümleyi gönderdim:

367’den 467’ye AK Parti…

Muhalif arkadaşım, “Çok güzel bağlantı. Kendi başına gelen durumu yine bir sayıya dayanarak uyguluyorlar” dedi. 

AK Partili arkadaşım ise “Meseleler artık siyasetle çözülür hale geldi Allah'a şükür” değerlendirmesini yaptı. 

Yorum sizin…

KABAHATİN ÇOĞU

Bazı siyasetçiler, bazı başka siyasetçilerin büyük makamlara gelmeleri için uğraştılar, didindiler. Sonra uğraşıp didindikleri siyasetçilerle karşı karşıya geldiler. Siyasette hata aranmaz belki ama, Nazım Hikmet Ran’ın dizeleri beliriyor zihnimde:

Kabahat senin- demeğe de dilim varmıyor ama -

Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Yazarın Diğer Yazıları