Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Cumhuriyet’in ilanına ilişkin Falih Rıfkı Atay’dan, Ruşen Eşref Ünaydın’dan, Kılıç Ali’den, Nutuk’tan alıntılar yaparak durumu ortaya koymak istemiştim.
Sonra aklıma Türk Dil Kurumu Yayınları’ndan çıkan “100. Yıl/Gazetelerin Dilinden Cumhuriyet” isimli eser geldi. Bu eserde, 1923 yılından 1950 yılına kadar Cumhuriyet’in ilanı ve Cumhuriyet kavramı hakkında yazılara yer verilmişti.
Eserde ünlü yazar ve şairlerin yazılarına ve şiirleri bulunuyordu. Bu yazılardan bazılarından küçük bölümleri ilerleyen satırlarda okuyacaksınız. Ama en dikkatimi çeken isim “Üstad” Necip Fazıl Kısakürek oldu. Necip Fazıl, Türkiye Cumhuriyeti’nin 16’ncı yılına ilişkin yazısında, Milli Mücadele’nin sonucunda Cumhuriyet’in ilan edildiğini vurguluyor.
İşte 29 Ekim 1939’da, Son Telgraf gazetesinde yayımlanan “16’ncı Yıl” başlıklı yazı:
“Bugün memleketin en harap ve en düşkün evinin pencerelerinde bile birkaç Türk bayrağı dalgalanıyor. Sokağı insan, geceyi ışık taşırıyor. Eserin 16'ncı yılını kutluyoruz. Ferdî ve içtimai ibdaları tesit ederken daima şuurlaştırılması gereken biricik kaygı, beylik bir edebiyat klişeciliğine düşmemek, böylece eserin sırları dışında kalmamaktır. Pencereye sancak, kapıya fener, duvara vecize, taka defne dalı asmak ve gündelik gazeteye alışılmış tesit fıkraları karalamak kolay iş! Zorluk, fevkaladeliğine inandığımız hadiseyi her kutlayışımızda onun yeni bir maktasını bulmakta, delaletine yeni bir kanal açmakta. Cumhuriyet bir idare şeklidir ve basit bir tesis. Kıymet, onu doğuran sebepler ve zaruretler âleminde. Bizde onu millî kurtuluş hareketi doğurdu. Onun içindir ki bizde cumhuriyet, anası olan mucize çapındaki hamlenin üstün kanunlarına bağlanmak, onu ananeleştirmek, ona layık, ona hayran, ona vâris kalmak borcu altındadır. Bütün bilgisi ve bütün aletleriyle garbın artık tasfiye ettiğine inandığı bir tarih ve toprak soyuna, mekân sahasında hayata kavuşturan büyük hamle, şimdi kendisine eş bir davranışla zaman sahasında da bizi fatihliğe davet etmekte. Boşlukta işgal ettiğimiz yer mekânımız, bu yeri dolduran ifade de zamanımızdır. Mekânı toprak, zamanı eser temsil eder.”
1939 tarihi, Necip Fazıl’ın hayatı bakımından bize ne ifade ediyor? Necip Fazıl, 1934 yılında Nakşibendi şeyhi Seyyid Abdülhakim Arvâsî Hazretleri ile tanışır ve bu tarihten önceki dönemini reddeder. 1943 yılında da Büyük Doğu Dergisi yayımlanır. Dolayısıyla 1939 tarihinde Necip Fazıl, “ölümlü dünyaya dalmış” şair ve yazar değil, “hakikatle tanışmış” şair ve yazardır. 16’ncı Yıl yazısını bu gözle bir kez daha okuyalım…
ESERDEKİ BAZI YAZILARDAN ALINTILAR
“100. Yıl/Gazetelerin Dilinden Cumhuriyet” isimli eserde Cumhuriyet ile yazılan yazılardan bazı alıntıları sizlerle paylaşmak isterim:
“Cumhuriyet Bayramı”
Mahmut Soydann.Hâkimiyet-i Millîye, 29 Ekim 1925
“Memleketimizde birbirini takip eden muvaffakiyetli inkılap hareketlerinin feyizlerini, nimetlerini gördükçe bütün bu iyi şeyleri doğuran ‘cumhuriyet’i vecd ve heyecanla tebcil etmemek kabil değildir. İki sene evvel bugün idi ki milletin tükenmeyen fedakârlığından, sarsılmayan azminden vücut bulan yeni Türk devleti; dünyanın en mükemmel ve mütekâmil bir şekl-i idaresi olan cumhuriyeti kabul etmişti. Birkaç madde-i kanuniye ile tespit olunan bu büyük karar; hakikatte Türk tarihinin mühim bir dönüm noktasını teşkil edecek, Türk siyasi ve içtimai hayatının inkişafına mesut bir başlangıç olacaktı.”
…
“Dünkü Bayram Merasimi Karşısında”
Samih Rifat, Hâkimiyet-i Millîye, 30 Ekim 1925
“Cumhuriyet’in şerefli bayramını Türk’ün dört bin senelik tarihi selamlıyor. Ankara sokaklarında yedi sekiz aydan beri bila-fasıl çalışan ve tesis eden kollar, bir an için çekiçlerinin madenî uğultusunu tatil etmiş, dinleniyor. Mektepler artık medeni bir memlekete yakışan talebesini; kışlalar gürbüz, sıhhatli askerini; yapılar iş adamlarını ortaya dökmüşler, caddelerden bir şevk ve sürur akıyor.”
…
“Hakiki Bayram”
Mahmut Soydan, Hâkimiyet-i Millîye, 29 Ekim 1926
“Bu saatte bütün Türkiye, samimi bir heyecan içinde Cumhuriyet Bayramı’nı tesit ediyor. Bu mübarek bayram necip Türk milletine mübarek olsun! Her vatandaş bugünün tatlı heyecanlarını yaşarken aynı zamanda kendi kendine bir de vicdani muhasebe yapmalıdır: Birkaç sene evvel ne idik, şimdi ne olduk, istikbal Türk milletine neler vadediyor?”
…
“Sevin Millet Sevin!”
Sadri Etem, Vakit, 29 Ekim 1933
“Bugün 29 Teşrinievvel. Gül, sevin, eğlen… Her şey, her şey senin hakkın… 10 sene evvel bugün, 1923 Teşrinievveli’nin 29’unda yeni tarihin adı kondu. Devirler değişir, tarihler açılır, kapanır, çağlar çağları kovalar.”
…
“Cumhuriyet Ne Demektir?”
Necmeddin Sadık, Akşam, 29 Ekim 1929
“Cumhuriyet’in beş senelik tarihine bakmak için başımızı arkaya çevirdiğimiz zaman, yalnız bir hükûmetin, çok kısa addedilebilecek hayatına değil, bir milletin asırlık tekâmülüne sığması güç icraat silsilesi görüyoruz. Bu icraatı burada saymak uzun sürer: Saltanat ve medrese idaresinden millî hükûmete ve laik müesseslere, Şeriye Mahkemelerinden Kanun-ı Medeniye, Arap harflerinden yeni Türk alfabesine doğru geçirdiğimiz tahavvüller… göz önünden geçirilirse, Cumhuriyet’in bu kısa zamanda içtimai, idari, sıhhi, harsi sahalarda ve bilhassa vatanın imarı hususunda ne derece kudret ve muvaffakiyetle çalıştığı anlaşılır. Bizde cumhuriyet daha manevi, daha asil bir mana ifade eder.”
…
“Cumhuriyetin Eseri”
Asım Us, Kurun, 29 Ekim 1935
“Her yıl dönümünde gördüğümüz bu deliller karşısında göğüslerimiz kabarıyor, sevinçten gözlerimiz yaşarıyor. Göğüslerimizi kabartan, gözlerimizi yaşartan bu ilerleme eserlerinin en yenisini ise daha bir hafta önce yapılan genel nüfus sayımı verdi: Türk ulusunun sekiz yıl içinde iki buçuk milyon kişi arttığını gösterdi. On altı, on yedi milyonluk som Türk nüfusun omuzları üstüne kurulan bugünkü Türkiye Cumhuriyeti herhâlde otuz milyonluk karışık bir kütleden daha kutlu, daha kuvvetli, daha büyüktür.”
…
“Cumhuriyet Bayramı”
Ağaoğlu Ahmet, Hâkimiyet-i Millîye, 30 Ekim 1925
“Bütün memleket büyük bir neşe ve inbisat içinde dün Cumhuriyet’in üçüncü sene-i devriyesini tesit etti. Halkımızın samimi bir sürur ve meserretle şenliklere iştirak etmesi, sokaklara dökülerek maşerî ve müşterek bir zevk duyması, cumhuriyetin nimetlerini idrak etmiş ve bu usul-i idare ile hayatında yeni bir refah ve saadet devrinin açıldığına kanaat hasıl olmuş olduğuna bariz bir delildir. Hakikatte cumhuriyet, bütün medeni beşeriyetin asırlardan beri düşünüp, arayıp bulabildiği en mükemmel bir şekl-i hükûmet, bir usul-i devlettir.”
…
“İkdam Cumhuriyet İlan Edileceğini En Evvel Haber Vermiş Olmakla Büyük Bir İftihar Duyar”
İkdam, 29 Ekim 1924
“Türkiye’de cumhuriyetin ilan edileceğini gazetemiz evvelki sene herkesten evvel haber vermiş olmakla iftihar eder. Filvaki bir sabah ‘İkdam’ı ele alan kariler gazetemizde Büyük Millet Meclisi Reisi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyet ilan edeceğimizi bildiren beyanatını görmüşlerdi.”