Afyonkarahisar’a hizmet etmiş, tecrübeli bir siyasetçi; partisine yeni katılan Belediye Başkanı’nı, bu Belediye Başkanı’nın seçimdeki rakibiyle birlikte ziyaret etmiş. Tecrübeli siyasetçimiz, “Bizden önce Afyon köy gibiydi” demiş.
Madalyonun diğer yüzünden bakarsak, özellikle Ankara-İstanbul-İzmir-Konya-Eskişehir’den Afyonkarahisar’a bir iş için gelen, ya da “geçerken uğrayan” kişilerin bir kısmı hâlâ, “Afyonkarahisar köy gibi” diyorlar. Özellikle İzmir tarafından Afyonkarahisar’a giriş yapan vatandaşlar, gereğinden fazla ışıklandırılmış bina dış cephelerinden sonra Afyonkarahisar’ı Dubai zannetseler de, mahalle aralarına girdiklerinde özellikle Uzun Çarşı önünde yaşanan trafik keşmekeşini gördüklerinde neler hissediyorlar, aşağı-yukarı biliyoruz.
Madalyonun tartışacağımız yüzünden bakarsak, sormak gerekir: Gerçekten Afyonkarahisar, sizden önce köy gibi miydi?
Köyden kasıt nedir, bunu da açmak gerek.
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerleşim yeri mi kastediliyor?
Yatırım gelmeyen bir şehir mi kastediliyor?
Nüfus azlığı ve orta kesimin şehri tercih etmemesi mi kastediliyor?
Biz bu söylemi, yatırım üzerinden geliştirelim:
Afyonkarahisar, 3 Kasım 2002’den önce yatırım almayan bir şehir miydi? Kamu ve özel sektör yatırımları gelmemiş miydi? O zaman, şehrin ilk büyük alışveriş merkezini nasıl yorumlayacağız? Hatta bu alışveriş merkezinin etkisi o kadar büyük oldu ki, kavşak bile bu alışveriş merkezi ile anılır oldu…
Kamu yatırımlarına gelirsek…
Afyonkarahisar, Cumhuriyet tarihi boyunca hemen hemen her dönem Bakan çıkarmış. Bakanlar da görev sürelerinde, Afyonkarahisar’a kamu yatırımları gelmesi için yoğun çaba sarf etmiş.
Ali Çetinkaya dönemindeki ulaşım yatırımlarından başlayarak, tüm kamu çalışmalarını burada sıralamak mümkün görünmüyor. Bununla birlikte Çimento Fabrikası, Şeker Fabrikası, SEKA…
Nice yatırımların geldiği malum.
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Polis Okulu, AFJET, SANJET… Organize Sanayi Bölgeleri…
Kurumların ve kuruluşların kullanabilmesi için şartlı-şartsız arazi tahsisleri…
Hastaneler, sağlık ocakları, çevre yolları…
Bunların üzerine Dinar ve Sultandağı Depremleri’nde yaşanan olumsuzlukların bertaraf edilmesi için gereken çalışmalar…
Uydukent’in imar planının tamamlanması…
Hizmet için göreve talip olan herkes, milletin takdiri ile makam koltuğuna oturunca hizmet etmiş.
Bugün bu hizmetlerin hepsini yok sayarak “Bizden önce Afyon köy gibiydi” demek; sözün sahibinin yaptığı hizmetlere de gölge düşürüyor.
Saydığım yatırımlar nasıl bugün “normal” karşılanıyorsa, 2007-2018 yılları arasında yapılan hizmetler de aynı şekilde “normal” karşılanıyor.
Her dönemin şartlarına göre Afyonkarahisar’ın gelişmesini sağlayan yetkililerin, bu söylemi bırakması gerektiğini düşünüyorum.
“Bizden öncesi yoktu” demenin gelecekle ilgili vadettiği tek şey; gerilemedir; ilerleme değil.
SEYRANBAĞLARI’NDA PATİNAJ ÇEKEN ŞEHİR
Sosyal medyada Başkent Ankara’nın Çankaya ilçesinde Seyranbağları Mahallesi’nde bulunan dik yokuş konuşuluyor. Kirazlı Sokak’taki bu dik yokuşun özellikle LPG’li araçlar tarafından aşılamadığı, çekilen videolarda görünüyor. Türkiye’nin yerli ve milli gururu TOGG’un yanı sıra seçkin birkaç marka dışında yokuşu rahat çıkan araç bulunmuyor. Hele yağışlı havalarda, yokuş tam bir patinaj (tekerin ilerleme kaydetmeden boşa dönmesi) bölgesi hâline geliyor.
Afyonkarahisar da bürokrasi atamalarında ne yazık ki Seyranbağları’nda patinaj çeken otomobiller gibi oldu.
Özellikle bazı bürokrat atamalarında patinajdan çok yorulduk.
Bürokrat atanıyor, alınıyor, tekrar atanıyor, tekrar alınıyor…
Bu kısırdöngüyü mahkeme kararları bazen bozuyor, bazen bozmuyor. Vatandaş hizmet bekliyor. Ama “kulis”lerde, hangi bürokratın hangi milletvekiline daha yakın olduğu ile ilgili çıkarım yapılıyor.
Aynı isimler etrafında 6 ayda-7 ayda bir tartışmalar yaşanıyor.
Afyon, bu yokuşu aşıp yoluna devam etmek zorunda.
BİR DEĞİŞTİREMEDİNİZ GİTTİ…
AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin, son 2 yıldır sürekli muhalefet partilerinin gündeminde. Baro Başkanlığı döneminin son aylarında AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı olan Şahin hakkında “Baro Başkanı, siyasi partide görev alamaz” denildi. (Şahin’in yerine seçilen Baro Başkanı’nın da bir partiye mensup olduğu, daha önce de bu partinin çeşitli kademelerinde görev aldığı malum.)
Bu tartışma bitince Şahin hakkında, bildiğimiz Çorum konusu gündeme geldi. (Bu konu hakkında tüm ayrıntıyı zaten kendisi anlattı.)
Sonra “Ama AK Partili bile değil” denildi. (AK Parti’nin kadroları ile yaklaşık 40 yıldır aynı yolda yürüdüğünü bir dergi-masa-sandalye paylaşımından öğrendik.)
Şimdilerde de “Başkan Şahin yerine şu, şu, şu isimler AK Parti İl Başkanlığı için düşünülüyor” deniliyor.
Bakıyorum, Şahin sahada vatandaşlarla iç içe.
Bakıyorum, Şahin parti binasında vatandaşlarla iç içe.
Bakıyorum, kurmayları ile toplantı hâlinde.
Partisinin kendisinden beklediği üye artırımı, şehre gelecek yatırımların takibi, muhtemel bir seçime hazırlık gibi konularda da disiplinli.
O zaman “Turgay Şahin, İl Başkanlığı’ndan gidecek” diyen muhalefet partilerinin temsilcileri ne demiş oluyor?
Tersten okursak “Turgay Başkan giderse, bizim oylarımız artar. O makama vasat biri geçsin, bizim de görünürlüğümüz artsın” demiş oluyor.