Türkiye A milli Futbol Takımımız’ın futbolcuları ve teknik heyet 2026 Dünya Kupası’na hazırlanırken, kamuoyu da bu maçlara hazırlandı. Özellikle yapay zekânın gelişmesinden sonra her akıllı telefonu olanın çeşitli uygulamalarla şarkı yaptırması kolaylaştığı için onlarca şarkı ortaya çıktı. Bunların çoğunun kalıcı olmadığını görüyoruz, çünkü daha Dünya Kupası başlamadan unutulan çok şarkı oldu.
Esasında şunu görüyoruz: Gerçek sanatçının imzalarının olmadığı her şarkı, “hızlı tüketim kültürü”nün bir parçası hâline geliyor. Şarkı daha akıllardaki yerini almadan rüzgâra kapılmış tüy gibi savrulup gidiyor. Bundan sonraki nesillere kalmak mı? Yapay zeka ile şarkı üretenlerin böyle bir derdinin olduğunu düşünmüyorum. Ben de yapay zeka ile şarkı yaptırıyorum ve ben de bu üretilenlerin sadece günlük mesaj ya da kutlamadan öte gidemeyeceğinin farkındayım.
Yapay zeka ile şarkı yaptırmanın her tarafında “yapay”lık var. Şarkı sözünü konuyu ayrıntıları ile verip yapay zekaya yaptırıyorsunuz; hatta “11’li hece ölçülü yaz” diyorsunuz, o size istediğiniz hece ölçüsüyle yazıyor. Ama ortada mânâ yok… Diyelim ki içinize sindi, yazdırdığınız o sözleri başka bir yapay zekaya “sunuyorsunuz”, o yapay zeka da size sizin talebinize göre şarkı yapıyor. İsterseniz, hangi çalgıların nasıl kullanılacağını da sizin yerinize yapay zeka yazıyor…
Bu kadar yapaylığın olduğu yerde gönüllere dokunan şarkılar yerine “fabrika” usulü ezgilerle günü geçiriyoruz.
A Milli Futbol Takımımız için yaptırılan şarkıların çoğu da böyle ne yazık ki. Futbolcuların isimlerini yazıp “Bana bu isimlerden şarkı-marş yap” dediğimizde en geç 2 dakikada “Milli Takım Marşı” hazır oluyor, ama o kadar.
Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla A Milli Takımımız için şarkı yazılmasına farklı bir bakış açısıyla bakmaya çalışacağım: Bu talimatın özünde bana göre “Kültür sanatta istediğimiz üretkenlikte değiliz, bunu hızlandıralım” düşüncesi bulunuyor.
Her ne kadar seçimlere hazırlık hissi verse de 2026 yılı içinde uyarlanan en eli yüzü düzgün, mesajı net veren Milli Takım Şarkısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla uyarlanan Kolbastı. “Siz Hepiniz Biz Türkiye” ismi taşıyan şarkının çalgılarında da yapay zeka izi olsa da en azından “Dere Boyu Kavaklar-Kolbastı” gibi milletimizin genelinin hafızasında bulunan türkünün kullanılmasıyla “akılda kalıcılık” artırılmış.
Tabii söz konusu Dünya Kupası ve Milli Takım olunca herkesin aklına Tarkan Tevetoğlu’nun söylediği “Biz Oluruz Yolunda” şarkısı geliyor. Bu şarkı, Tarkan’ın “Karma” albümünde yer alan “Taş” şarkısının uyarlaması idi.
40’lı yaşlardan o günlere baktığımda, o günkü öznelliklerden başka nesnelliklerle karşılaşıyorum:
-Tarkan Tevetoğlu’nun “Taş” şarkısının bulunduğu albüm, Hinduizm, Budizm, Jainizm’de “ne ekersen onu biçersin” olarak nitelendirilebilecek “Karma” felsefesinin ismini taşıyordu. Karma albümü, bu yönüyle Türkiye’de Hinduizm, Budizm, Jainizm merak edilmesinin önünü açtı.
-“Taş” şarkısının evrildiği “Bir Oluruz Yolunda” şarkısı ise, sıradan bir tanıtım değildi. Amerika Birleşik Devletleri ile özdeşleşen Amerikan şerbetinin ikinci büyük şirketinin reklam kampanyasıydı. Zaten “Bir Oluruz Yolunda” klibinin başında ve sonunda bu şirketin ismini görebiliyordunuz.
-Tarkan ve “ablası” Sezen Aksu, 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nden bir gün önce, 14 Temmuz 2016’da öyle bir şarkı piyasaya sürdüler ki… Bu şarkı hem Tarkan’ın hem Sezen Aksu’nun “en kötü” şarkısı olarak kayda geçti. Fakat şarkının sözleri “Televizyonu açma, telefona bakma, geri adım atma, sabaha kadar bas” gibi tuhaf mesajları içeriyordu.
-Bunun üstüne bir de “Geçecek” şarkısı geldi… “Bu şarkı, küresel salgından geçtiğimiz zor günlerin geçeceğini anlatıyor” denilse de “Geçecek” şarkısının sözleri de yine “tuhaf”tı.
Ben de parti kapatma başta olmak üzere ekonomik kriz, iç karışıklık, dış operasyon, dış ülke destekli darbe girişimleri ile karşılaşsam, topluma vereceğim mesajda ince eler sık dokur; benim geçirdiğim badirelerin ucundan kıyısından destekçisi olmuş kişilerin “üretimlerini” gündemden düşürmek isterdim.
Dolayısıyla evet, Siz Hepiniz Biz Türkiye şarkısı daha çok seçim şarkısı gibi; ama futbol üzerinden de seçmenin dikkatini diri tutmak mümkün.
HERKESE BENDEN ÇAY
2026 Dünya Kupası’nda A Milli Futbol Takımımızın grup aşamasındaki ilk maçı olan Avustralya karşılaşmasının ikinci yarısını Zafer Meydanı’nda kurulan dev ekrandan izledim. Zafer Meydanı’na gelen vatandaşların ikinci yarının hemen başında Afyonlu yıldız Kenan Yıldız’ın oyuna girmesini alkışlaması güzel bir sahne olarak zihnime kazındı. Maçı birlik ve beraberlik içinde izledik.
Birlikte umutlandık; birlikte üzüldük.
Maç devam ederken üzerinde 10-15 bardakta çay olan tepsi ile iki kişi protokolün bulunduğu alana yöneldi. Protokole sıcak ve (tabii ki cam bardakta) çay servisi yapıldı. Protokol üyeleri önce bu ikramı kabul etmek istemedi, vatandaşların ortasında garip bir görüntü olacaktı. Ancak ikramı geri çevirmek de başka anlamlara çekilebilirdi… Dolayısıyla protokol üyeleri bardakta çaylarını içtiler, ardından bir kez daha çay servisi yapıldı.
Kanaatimce böyle ikramlar, maçın genel seyrini etkilediği gibi (Dev ekran da olsa arka taraftakiler muhtemel bir gol pozisyonunu kaçırabilir), o alanda yoğunlaşan birlik ve beraberlik hissini de zedeliyor. Vatandaşa “Bu dünyada protokol üyesi olmak lazım., Milli maçta bile çayları önüne geliyor” diye düşündürtmemek lazım…
AFYONLU TEKNİK ADAM BİLDİ
Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği genç teknik adamlardan İbrahim Akbal, Dünya Kupası’nda A Milli Takımımız’ın durumu hakkında Nisan ayında bir değerlendirmede bulunmuş. TV3’te daimi konuk olduğu, gazeteci arkadaşımız Hüdayi Acar’ın sunduğu Spor Masası’nda konuşan İbrahim Akbal, “Türkiye, alan bırakmayan takımlara karşı zorlanıyor. Avustralya ve Paraguay maçlarında Romanya ve Kosova maçlarındaki gibi sıkıntılar yaşayabiliriz. Montella, kendi tarzıyla oynayan takımları açmakta zorlanıyor. Bizim kadro kalitemiz fersah fersah üstünde. Diğer rakipler de alan bırakmamaya oynuyor. Ben gruplardan çıkacağımızı düşünüyorum. Çeyrek finalde İspanya ile eşleşebileceğimizi düşünüyorum” demişti.
Avustralya maçını İbrahim Akbal’ın dediği gibi “açmakta” zorlandık.
Afyonkarahisarlı teknik adam İbrahim Akbal’a Montella kadar şans verebilmeyi gündemimize alabilsek keşke…