Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38’inci Büyük Kurultayı’nda delegenin iradesinin gölgelendiği iddiasıyla açılan mutlak butlan davası sonucunda Kurultay’dan önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, makamına “yeniden” geldi. Kılıçdaroğlu, “yeniden” Genel Başkan olunca, karardan önceki Genel Başkan Özgür Özel, önceden olduğu gibi “yeniden”, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki temsilcisi oldu.
Fakat süreç bununla bitmedi. Özgür Özel’e destek veren CHP İl Başkanları hatta İl Başkanlıkları nezdinde tüm teşkilatlar görevden alındı.
Son bir ayda CHP üzerinden gelişen/geliştirilen bir satranç izledik adeta. Netice itibariyle, beklenen oldu ve Özgür Özel, “Yeni Parti” isimli bir parti kurdu.
Bu partinin isminin alkollü içecek ile özdeşleştiğine yönelik şakalar yapıldı. Ben bu şakalara girmeyeceğim.
Fakat birkaç konuyu hatırlatmak isterim: Türk Siyasi Tarihi’nin yakın döneminde 1993 yılında Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’ın kurduğu yeni parti idi. Bu partinin ömrü kısa sürdü, 1997 yılında Demokrat Parti ile birleşti.
2026’daki Yeni Parti’nin siyasi yelpazedeki duruşuna benzer bir duruşta ve aynı isimde kurulan partiyi de burada anlatmak gerek… 2007 yılında, ilki 14 Nisan’da Ankara-Tandoğan Meydanı’nda başlayan Cumhuriyet Mitingleri’nden adeta bir yıldız çıkmıştı: Gazeteci Tuncay Özkan… Tuncay Özkan, Cumhuriyet Mitingleri’ndeki ilgiyi sahibi olduğu Kanaltürk Televizyonu aracılığıyla “Biz Kaç Kişiyiz” platformuna dönüştürmüştü. Bu platform üzerinden siyasi mesajlar vermeye başladığı sırada, eski Anavatan Partili, kendisi için o dönem Hür Parti’yi kuran Merhum Yaşar Okuyan da logosu güneş olan Yeni Parti için İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunmuş, 33 kişilik Kurucular Kurulu ile parti ismi ve logosunu tescil ettirmişti. Logonun güneş olması siyasi olarak önemliydi. Çünkü o yıl, AK Parti hakkında da kapatma davası açılmıştı. AK Parti, logosu ampul olan partinin kapatılma ihtimaline karşı güneş imgesini kullanmak istiyordu. Yaşar Okuyan, kendi siyasi düşüncesine göre bir “ön almıştı.”
Tuncay Özkan, bu sırada Ergenekon Kumpası ile cezaevine girmişti. Yeni Parti’nin kongresinde Genel Başkan seçildi. Fakat Yeni Parti, bir süre sonra Osman Pamukoğlu’nun partisi Hak ve Eşitlik Partisi’ne katıldı.
Aradan yıllar geçti; Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’de de Tuncay Özkan, “vitrin” rolünü üstlendi.
Fakat benim dikkat çekmek istediğim başka ayrıntılar var:
“En” Yeni Parti’nin kuruluş tarihi 24 Temmuz 2026. İttihat ve Terakki tarafından İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin yıldönümü. Bu, tarih, muhafazakâr seçmen tarafından “İkinci Abdülhamit Han’a Darbe” olarak nitelendirilir. (Bir önceki yazımızda Basın Bayramı bölümünde de bu konuya değinmiştik.) Dolayısıyla “en” Yeni Parti’nin kuruluşu, İttihat ve Terakki’nin tarihine denk gelmiş. Böyle tesadüf 100 yılda bir görülür. Bir ayrıntı daha: İttihat ve Terakki, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kendini feshedip “Teceddüt Fırkası” adını almış. Teceddüt kelimesinin anlamı da “Yenilik”…
2026’da kurulan “en” Yeni Parti’nin programında Avrupa Birliği Yerel Özerklik Şartı’nın tam anlamıyla kabulü yer alıyor. Anadil hakkı yer alıyor. Bunları yazarken acaba ulus-devlet nedir, ne değildir hiç incelenmiş midir, insan merak ediyor.
Parti programı genel olarak iyi niyet dileklerinden ibaret gibi geldi bana. Oysa Özgür Özel ve ekibinin beğenmediği Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinden önce bazı uzmanları çağırıp kendine göre “çözümleri” ortaya koymuştu. Gerçi Kılıçdaroğlu’nun tamamı yabancı kaynaklara dayalı bu hareketi de, kabul görmemiş ve eleştirilmişti; ama en azından “bir şey” denenmişti.
Siyasetin önündeki soru şu: Yeni Parti, eski yöntemlerle mi yola çıkıyor?
YENİ TÜRKİYE PARTİSİ…
Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti, sosyal medya rüzgârıyla hareket etse de biraz soğukkanlı baktığımda Yeni Türkiye Partisi ile benzerlikler görüyorum. 2002 seçimlerine gidilirken Bülent Ecevit liderliğindeki Demokratik Sol Partili 60’ın üzerinde milletvekili, Yeni Türkiye Partisi’ni kurmuştu. Bu hareketin başında İsmail Cem (İpekçi), Hüsamettin Özkan ve Dünya Bankası’ndan büyük (!) transfer Kemal Derviş vardı. Kemal Derviş, seçime yakın dönemeçte Deniz Baykal liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldı. Yeni Türkiye Partisi, 3 Kasım 2002 seçimlerinde arkasında “AK Parti karşıtı” basın olmasına rağmen düşük bir oy oranında kaldı. 2004 seçiminde de aynı hüsranla karşılaşınca Yeni Türkiye Partililer, çareyi CHP’ye katılmakta buldu.
Özgür Özel’in Yeni Partisi, kurucu kadrosunun genel yapısından tutun da parti programına kadar her yönüyle Yeni Türkiye Partisi’ni hatırlatıyor.
TUNCAY ÖZKAN, FETÖ, 28 ŞUBAT
“Yeni Parti” süreçleriyle ilgili zikrettiğimiz Gazeteci (ve Milletvekili) Tuncay Özkan, şu sıralar FETÖ’nün Belleği isimli kitapla adından yine söz ettiriyor. Tuncay Özkan, hükümeti eleştiren gazetecilerin Youtube kanallarına çıkarak kitabını ve “bellek” hadisesini anlatıyor. Programları izlediğimde iki konunun satır arasında kaldığını gördüm:
Birincisi, Tuncay Özkan “Hakkını verelim. AK Parti Hükümeti, FETÖ ile mücadele konusunda iyi. Bazı aksaklıklar olsa da bu şekilde mücadele edilmeliydi” diyor.
İkincisi ise “28 Şubat’ı Fethullah Gülen başlatmıştır. Fethullah Gülen ile mücadeleyi ise rahmetli Necmettin Erbakan başlatmıştır” mesajını veriyor.
Bu iki satır arasından aklıma gelen soruları sorayım:
-Cumhuriyet Mitingleri’nde en FETÖ karşıtı söylemleri geliştiren, “Fethullah yılanı” diye bağıran Tuncay Özkan, mitinglerle büyüyen Kanaltürk’ü, neden bu yapının mensubu Akın İpek’e sattı? (Sorsanız başka alıcısı yoktu).
-28 Şubat’ı adeta bir özeleştiri ile anlatan Tuncay Özkan, bu sürecin en ateşli yayın organı Kanal D’nin Haber Müdürü idi, kimlerle hangi röportajları yaptığı da ortada. 30 sene sonra mı doğruyu, yanlışı anlayabildi?
PARTİLER VE AİDAT
Siyasi partilerden bu kadar bahsetmişken tüm siyasi partilerin yöneticilerinin aklından geçen, fakat üyelere bir türlü söyleyemedikleri bir gerçeği de dile getirelim:
Siyasi partilerin ayakta durabilmelerinin tek yolu, üyelerin aidat vermesidir. Partinin büyüklüğü, küçüklüğü önemli değildir. Parti üyesi aidatını vererek hem partisi ile temasını güçlendirir, hem de partisinin kasasını güçlendirir.
Afyonkarahisar’dan örnek verecek olursak…
Afyonkarahisar’da 100 bin üyesi olan bir siyasi partinin her üyesi düzenli olarak 100 lira aidat verse (ki yönetim kurulu üyeleri ve milletvekili kademesi daha fazla aidat verir) parti kasasında ayda 10 milyon liralık gelir kaydedilir. 10 milyon lira ile en az 10 profesyonel partili istihdam edilir; ayrıca köy-belde demeden ve Genel Merkez’den bir beklenti içinde olmadan siyasi parti çalışmaları yapılır.
1000 üyesi olan siyasi parti, her üyeden 100 lira alsa ayda 100 bin lira yapar.
100 bin lira, sıfır liradan her zaman daha büyüktür.
Özetle…
Siyasi parti üyeliği bir form imzalamaktan öte, üye olunan partinin maddi gelişimine de katkı sağlamayı gerektirir.