Murat Arısoy

'Tek Adam' Yazımıza Cevap

Murat Arısoy

11 Ağustos 2026 tarihinde bu sütunlarda “Tek Adam Söylemi” başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Yazıda özetle şöyle demiştim:

'Tek Adam' Yazımıza Cevap

“Tek Adam, Kadro dergisi etrafında gelişen Kadro Hareketi ile anılan, siyasi hayatına Turancılık ile başlayıp Marksizm ile devam eden, Kemalist cenahın önde gelen yazarlarından kabul edilen Şevket Süreyya Aydemir’in, Gazi ve Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını ayrıntılarıyla anlattığı 3 ciltlik eserinin adıdır. Türkçede “adam” kelimesinin neredeyse hiçbir olumsuz anlamı, çağrışımı yok. Bu kelimeye bir de Atatürk için kullanılan kavram eklenince zaten mağlubiyeti peşinen kabul etmiş oluyorsunuz.”

Afyonkarahisar Belediye Meclisi Yeni Parti Grup Başkanı Dr. M. Kemal Demirkırkan, bu yazımızdaki ele alış şeklinin yanlış olduğunu belirterek bir cevap yazdı. Bu yazıyı Demirkırkan’ın müsaadesiyle yayımlıyorum. (Eleştiriyorsak, eleştirilmeyi de göze alacağız.)

“Mesele ‘Tek Adam’ Değil, Tek Kişide Toplanan Sistemdir”

https://www.kocatepegazetesi.com/yazi/murat-arisoy/tek-adam-soylemi/374169/

Yukarıdaki link Murat Arısoy’un Kocatepe Gazetesinde yayınlanan yazısının linki. Birazdan okuyacağınız satırlar bu yazının eleştirisidir.

TDK’ya göre ‘tek’ kelimesinin sekiz anlamı var. Ama hepsinin vardığı yer aynı: eşi olmayan, bölünmeyen, paylaşılmayan, yalnızca kendine ait olan.

Bu bir tesadüf değil. Türkçenin kendi mantığı bunu söylüyor. ‘Tek parti’, ‘mutlak itaat’, ‘sınırsız yetki’ dediğinizde, asıl anlamı taşıyan kelime çoğu zaman yanındaki ‘tek’, ‘mutlak’ ya da ‘sınırsız’ ifadesidir. Nitelenen kelime; parti, itaat ya da yetki olabilir. Bunlar tek başına suçsuzdur. Asıl mesele, o kelimelerin önüne gelen sınırlandırıcı ifadelerin ne anlattığıdır. Çünkü ‘tek’, ‘mutlak’ ve ‘sınırsız’; denetimin, paylaşımın ve çoğulculuğun bittiği yeri gösterir.

Muhalefetin derdi Erdoğan’ın kişiliği değil. Kimse ‘adam mı, değil mi?’ tartışması yapmıyor. Tartışılan, sistemin tek kişide toplanmış olmasıdır. Bu bir hakaret değil, bir rejim tarifidir. Siyaset bilimi bunun adını zaten koymuş: ‘one-man rule’, ‘personalist rule’, ‘strongman rule.’

Yürütme denetimsiz, yasama etkisiz; valiler, rektörler, Merkez Bankası başkanı tek imzayla değişiyor. 2017 referandumu sonrasında Meclis’in bütçe ve denetim yetkisinin fiilen boşalması, yargı atamalarının HSK eliyle tek merkezde toplanması vs…

Sevgili Murat’ın yazısı bu tartışmayı hiç açmıyor.

Şevket Süreyya Aydemir’in ‘Tek Adam’ını örnek gösterip başka bir isme yakıştırmak da akıl kârı değil. O kitap; bir imparatorluk enkazından devlet kuran, anayasası, çok partili sistemi ve kurumsal denetimi henüz oturmamış bir dönemin kurucu liderinin biyografisidir.

Dolayısıyla ‘Tek Adam’ başlığını başka bir isme yakıştırmak, hem tarihsel bağlamı hem de kitabın anlamını görmezden gelmektir. O başlığın başka hiç kimseye yakışmayacağı, Türk milletinin ortak kanısıdır.”

 

27 AĞUSTOS KONUŞMASINDAKİ HATALAR

'Tek Adam' Yazımıza Cevap

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Av. Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 27 Ağustos’ta yaptığı konuşmada, bazı hatalar dikkatimi çekti. Önce konuşmanın ilgili kısmını, Afyonkarahisar Belediyesi’nden alıntılayayım: 

“104 yıl önce bu topraklarda atılan her adımın, dökülen her damla kanın, verilen her canın ardında tek bir inanç vardı: Ya bağımsızlık ya ölüm! Büyük Taarruz'un planları bu şehirde yapıldı. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa, bu topraklarda bir araya geldi. Kocatepe'de şafak sökmeden başlayan o büyük yürüyüş, Afyonkarahisar'dan Anadolu'nun dört bir yanına yayıldı. Ve Türk ordusunun ilerleyişi, yalnızca düşmanı geri püskürtmekle kalmadı. Bir milletin yeniden ayağa kalkışını dünyaya ilan etti. Kocatepe'den yükselen o ses, Afyonkarahisar'ın dağlarında yankılandı: 'Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!' Bu toprakların her karışında ayrı bir kahramanlık vardır. Kurtkayası'nda Yüzbaşı Agâh Efendi'nin, Çiğiltepe'de Miralay Reşat Bey'in, Yıldırım Kemal İstasyonu'nda Üsteğmen Yıldırım Kemal'in, Kocatepe'de ve Afyon'un dört bir yanında vatan uğruna can veren Mehmetçiklerimizin, cepheye mermi taşıyan, evladını cepheye gönderen, kendi hayatını vatanın geleceğine adayan analarımızın, milyonlarca vatan evladının izleri vardır.”

Cümle cümle ilerleyelim: 

  • Milli Mücadele’nin temel sloganı “İstiklal” ile özdeşleşmiştir. “Ya bağımsızlık ya ölüm” aynı anlama gelse de tarihi hissi vermiyor. O nedenle, “Ya istiklal, ya ölüm!” demek daha doğru. 

  • Büyük Taarruz planları, Afyonkarahisar’da yapılmadı. Zaten ordu kurmaylarının gündeminde olan SAD Planı üzerindeki son düzenlemeler, Akşehir’de yapıldı. Afyonkarahisar’ın düşman işgalinden kurtuluşundan sonra ise bugünkü Zafer Müzesi’nde zafer planları gözden geçirildi. 

  • Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, kutlu bir yürüyüşün müjdecisidir; ama bu Anadolu’nun dört bir yanına yayılmadı. Büyük Taarruz’dan sonra gelen Büyük Zafer Anadolu’nun dört bir yanında başlayan Milli Mücadele’nin Batı Anadolu’nun kurtarılması ile sonuçlanan kısmıdır. 

  • “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emri ise Afyonkarahisar’da ya da Kocatepe’de verilmedi. Bu emir, 1 Eylül 1922’de, Dumlupınar’da verildi. 

  • Yıldırım Kemal İstasyonu, Yıldırım Bey’in şehit olduğu sırada Küçükköy olarak biliniyordu.

 

 

İNÖNÜ VAKFI’NIN PAYLAŞTIĞI FOTOĞRAF

'Tek Adam' Yazımıza Cevap

İnönü Vakfı, 28 Ağustos 2026 tarihinde bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Afyonkarahisar’daki Utku Anıtı önünde verdiği poz görülüyor. Yazılı arşive geçmesi amacıyla bu fotoğrafı ve İnönü Vakfı’nın yayımladığı metni kullanıyorum:

“Büyük Taarruz’da Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar 28 Ağustos 1922 tarihinde Afyon’a girdiler ve karargâhlarını kurarak savaşın sonraki aşamasını burada planladılar. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını harita üzerinde taarruz planını yaparken gösteren ve düşmanın sökülüp atılmasını simgeleyen ünlü Zafer Anıtı, 24 Mart 1936 günü Başbakan İsmet İnönü tarafından açıldı. Zafer Anıtı, Afyon kalesinin eteğinde, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları tarafından karargâh olarak kullanılan yere yapıldı. Anıt, Afyon’un kurtuluşu, Türk askeri kuvvetlerinin başarısı ve 30 Ağustos Zaferi’nin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla taarruzun planlandığı mevkiye dikilmişti. Anıt, Avusturyalı heykelci Heinrich Krippel tarafından gerçekleştirilmişti. Krippel, 1925-1938 yılları arasında Türk Hükümeti’nin davetlisi olarak geldiği Türkiye’de, Afyon Zafer Anıtı’nın yanı sıra Sarayburnu Atatürk Heykeli, Konya Atatürk Heykeli, Ankara Atatürk Heykeli, Samsun Atatürk Anıtı ve Ankara Sümerbank içindeki Oturan Atatürk Anıtı’nı da yapmıştır Zafer Anıtı, 1937’de Afyon’u ziyareti sırasında Atatürk tarafından da yerinde incelenmiş ve Büyük Zafer’i en iyi anlatan anıt olarak değerlendirilmiştir.”

Yazarın Diğer Yazıları