Türkiye’yi şiir klipleriyle tanıştıran İbrahim Sadri’nin, hemen hemen her köşe başında tınısını duyduğumuz şiirin ismiydi “Adam Gibi.” İbrahim Sadri, “Adam Gibi” sevdiğini söylüyordu. Buradaki “adam” kelimesi, bütün şiirin şifresini veriyordu.
Doğrudur, Türkçede “adam” sadece “erkek” anlamıyla kullanılmaz. Türk Dil Kurumu’na göre “adam” sözcüğünün 9 anlamı şöyle:
İnsan, Erkek Kişi, Birinin Yanında Bulunan ve İşini Yapan Kimse; Birinin Yararlandığı, Kullandığı Kimse; Daima Birinin Yanında Olan, Onu Destekleyen, İsteklerini Yerine Getiren Kimse; Görevli Kimse; İyi Huylu, Güvenilir Kimse; Bir Alanı Benimseyen Kimse, Eşlerden Erkek Olanı.
Türk Dil Kurumu’nun sözlüğündeki kullanım şekillerine biz de ek yapalım:
Türkçede adam işini doğru düzgün yapan; sert, mert, namerde boyun eğmeyen, ailesine sahip çıkan anlamlarında da kullanılıyor.
Muhalefet ise “adam” kelimesi üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyor. Eleştirilerin merkezinde ise “Tek Adam” kavramı bulunuyor.
Her şeyden önce, hatırlatmak gerekir: Her ülkede toplumların hafızası olduğu gibi, kelimelerin de hafızası vardır.
Kelimeler, farklı toplumlar için farklı anlamlar ifade edebilir.
Çok net bir örnek vermek gerekirse: “11 Eylül” dediğinizde “Bir gün” deyip geçebilirsiniz, ya da en fazla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ikiz kule saldırısını hatırlayabilirsiniz. Fakat Amerikan toplumuna göre “11 Eylül” bambaşka konuları ifade eder. Yine mesela “1 Mart Tezkeresi”, Türkiye için farklı bir anlamdadır, Amerika Birleşik Devletleri için farklı manâlara gelebilir.
“Tek Adam” konusu da bana böyle geliyor.
“Tek Adam”, Kadro dergisi etrafında gelişen Kadro Hareketi ile anılan, siyasi hayatına Turancılık ile başlayıp Marksizm ile devam eden, Kemalist cenahın önde gelen yazarlarından kabul edilen Şevket Süreyya Aydemir’in, Gazi ve Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını ayrıntılarıyla anlattığı 3 ciltlik eserinin adıdır. (Tarihin cilvesi: Şevket Süreyya Aydemir, Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya’nın başkanı olduğu Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından komünizm propagandası ithamıyla hapis cezasına çarptırılır. Aydemir, cezasını Afyon Hapishanesi’nde çeker.)
Eseri 1963-1965 yılları arasında kaleme alan Şevket Süreyya Aydemir, gözündeki lideri yazmıştır. Türkiye’deki muhalefet, Atatürk’le özdeşleşen “Tek Adam” kavramını, ilgili eserden yarım asır sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullanıyor. Çok ilginçtir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarı da büyük bir kadro hareketi aynı zamanda…
Konuyu daha ileriye götüreyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp “Ben Tek Adamım” dese, muhalefet yeri göğü inletirdi. “Sen ne demek istiyorsun” ile başlayıp akla hayale gelmedik bir sürü cümle kurulurdu.
O kadar dikkat çekici bir tevafuk ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi için kullanmadığı kavramı, muhalefet O’nu tarif ederken kullanıyor.
Ben AK Partililerin yerinde olsam, kesinlikle bu durumu fırsata çevirirdim:
“Evet, Liderimiz Erdoğan Tek Adam’dır. Adam olmayanlar utansın.”
Muhalefet partilerinin yöneticileri, şunu biliyordur:
Türkçede “adam” kelimesinin neredeyse hiçbir olumsuz anlamı, çağrışımı yok. Bu kelimeye bir de Atatürk için kullanılan kavram eklenince zaten mağlubiyeti peşinen kabul etmiş oluyorsunuz.
AİLECE MÜCADELE
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirebilirsiniz, bazı kararları yanlış bulabilirsiniz. Fakat bir gerçeği göz ardı etmemek gerekir: Cumhurbaşkanı Erdoğan, davasında tek başına değil; neredeyse tüm aile fertleriyle birlikte mücadele ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sıfır Atık kampanyasını, Yeşilay’ın Bağımsızlık Hareketi’ni, Anadoludakiler’i ve Türkiye Dokuma Atlası Projesi’ni himaye ediyor; ayrıca gastrodiplomasi alanında faaliyet sürdürüyor.
Kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Kadın ve Demokrasi Vakfı’nda etkin olarak görev yapıyor. Sümeyye Erdoğan Bayraktar ayrıca, eşi Selçuk Bayraktar ile birlikte Kültür ve Medeniyet Vakfı’nı kurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın “Tam Bağımsız Türkiye” ilkesiyle savunma sanayiinin akışını değiştirdiği, T3 Vakfı ve TEKNOFEST ile gençlerin ufuklarını açtığı biliniyor. Türkiye’nin dijital bağımsızlığı yolundaki NSosyal girişimini de unutmayalım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diğer kızı Esra Erdoğan Albayrak, NUN Eğitim ve Kültür Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı. Vakıf, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak tarafından kuruldu. Berat Albayrak’ın bunalımlı günlerde Hazine ve Maliye Bakanı olduğunu da hatırlatmak gerek. Yine Berat Albayrak’ın Enstitü Sosyal’in kurucuları arasında olduğunu anımsayalım.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan’ın okçuluk sporunu geliştirdiği, Türkiye Gençlik Vakfı ve Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı ile de iyi yetiştirilmiş nesiller için çalıştığı malum.
Hataları eleştirelim, kabul; ama ailesiyle adeta “kelle koltukta” mücadele eden; siyasi gelişmelerin yanı sıra gençlerin sanatın farkında olması, teknolojiyi takip etmesi, kadim gelenekleri bilmesi doğrultusunda çalışan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesine hakkını verelim.
AİLE BAKANI GÖKTAŞ’A BİR ELEŞTİRİ, BİR ALKIŞ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Afyonkarahisar basınının takip ettiği bir isim. Belçika’da milletvekili seçildiği zaman da; başörtüsü dolayısıyla baskıyla karşılaştığında da, soykırım yalanına karşı direndiğinde de Afyonkarahisar basını haberleriyle Bakan Göktaş’a destek oldu. Hemşehrimizin mücadelesine “ateşe su taşıyan karınca misali de olsa” destek vermeye çalıştık.
Büyükelçi oldu sevindik, Bakan oldu sevindik.
Afyonkarahisar basını, Mahinur Özdemir Göktaş Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olduktan sonra da yayınlarını aksatmadı. Özellikle Bakan Göktaş’ın her Afyonkarahisar ziyaretinde mümkün mertebe konuşmalarını aktardı, ayrıntılarıyla yayımladı. Afyon basını, bu kadirşinaslığının karşılığını aldı mı? Büyük bir soru işareti…
Bu süreçte Afyonkarahisar basını adına 2-3 randevu talebi oldu, bazı konularda bilgiler ve talepler iletildi. Sonuç? Koca bir sıfır… Geri bildirim bile yapılmadı.
Ben bu eleştiriyi yapmayacaktım aslında… Ama Bakan Göktaş’ın en son Emirdağ ziyaretinde yaygın basından iki gazeteciyle makam aracında sohbetinin yayımlanmasının ardından yazmak zorunda hissettim. Sayın Bakan, 3 yıldır bırakın özel röportajı, Afyonkarahisar basınına özel bir toplantıda dahi bir araya gelmedi.
Biz yine kadirşinaslığımızı elden bırakmayalım.
Adıyaman’da ikamet eden 71 yaşındaki Abuzer Doğan ve 59 yaşındaki Zeynep Doğan, evliliklerinin 34’üncü yılında tüp bebek yöntemiyle ikiz bebek mutluluğu yaşadı. Tekbir Gül Doğan ve Havva Gül Doğan, şimdi 6 yaşındalar. Abuzer ve Zeynep Doğan, tüp bebek tedavisi için evlerini bile elden çıkardılar.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bu aileye duyarsız kalmadı. Bakan Göktaş, “Adıyaman İl Müdürlüğümüzün koordinasyonunda ailemiz için aile danışmanlığı sürecini başlattık. Yeni taşınacağı yuvalarında çocuklarımızın tüm temel ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli planlamaları yaptık. Eğitimlerinden sosyal ihtiyaçlarına kadar her aşamayı ekiplerimizle yakından takip edeceğiz. Çünkü bizim için mesele yalnızca bir ihtiyacı karşılamak değil, bir ailenin güçlenmesine, çocuklarımızın güvenle büyümesine ve geleceğe umutla bakmasına eşlik etmek. Devletimizin şefkat eli ailemizin üzerinde biz de güzel kızlarımızın yanında olmaya, yüzlerindeki gülümsemeyi çoğaltmaya devam edeceğiz” dedi.
Allah, Bakan Göktaş’ın böyle güzel hizmetlerini artırsın.