Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki nereden başlayacağımı şaşırdım.
Malum, İstanbul Valiliği, 12 Eylül 2026’da İstanbul’da düzenlenmesi planlanan Anyma konserini yasakladı. Bu yasağa gerekçe ise “Satanist ritüeller” olarak açıklandı. Bence doğru bir karar. Fakat sorun burada başlıyor. Doğru karar neden emsal olmuyor ve neden her yerde uygulanmıyor?
Mesela, Afyonkarahisar’daki herhangi bir devlet yetkilisi, Pentagram’ın NG Motofest’te verdiği konserde sahnede nelerin yansıtıldığını görmüş müdür?
Daha konsere başlamadan sahnenin kırmızıya büründüğünü gören olmamış mıdır?
Grubun zaten kendi “işareti” olan daire içinde kalın beş yıldız imgesinin yanı sıra piramidin tepesindeki tek göz imgesi, yetkili kimsenin dikkatini çekmemiş midir?
Grup üyelerinin, mesela röportaj verirken giydikleri tişört, çok mu “doğaldır”?
Aşık Veysel’e ait olan “Bu Alemi Gören Sensin” türküsünü “metal” tarzda söyledi Pentagram. Bu türkülerin sözlerine bir bakın, size zahmet…
Peki ya Aşık Dertli’ye ait “Şeytan Bunun Neresinde” türküsü çalındığı zaman Pentagram sahnesini gören hiç mi yok? Bağlama çalan şeytan imgesi ile Anyma konserinde gösterilecek görseller arasında temel bir fark bulan olabilir mi?
Tabii buradaki başka bir sorun da şu: Anyma, organizasyon şirketleri tarafından düzenlenecek bir konserdi. Bu konu, özellikle AK Parti’ye yakın sosyal medya hesapları, gazeteciler ve yazarlar tarafından eleştirildi. Pentagram ise, devletin birçok kurumunun desteklediği organizasyonda Afyonkarahisar’da sahne aldı. Ben, naçizane, 2026’nın Haziran ayında “Nereden Buluyoruz Bu Şarkıcıları?” başlıklı yazımda bu konuyu işlediğim için vebali üzerimden attığımı düşünüyorum. Peki ya yaygın basın-yayın kuruluşlarındaki meslektaşlarımız, AK Parti’ye yakın gazeteciler hiç bu konuyu dert etmediler mi? Anlaşılıyor ki dert etmediler, çünkü Yeni Şafak’tan GZT’ye, hiç kimse Pentagram ve “sahne ritüelleri” üzerinde durmadı.
Gelelim, konunun başka boyutlarına:
Pentagram’a Afyonkarahisar’da konser verdiren her kim ise, bilinçaltında büyük ihtimalle İngiliz grubu Queen’in 1987’de Afyonkarahisar’da konser verdiği iddiasını taşıyordur.
Böyle bir konser olmadı, bildiğiniz gibi. Bir internet efsanesini 8-9 ayda bir tekrar tekrar okuruz. Bu konserin olmadığını, böyle bir konunun hayal ürünü olduğunu haberlerimizde işlesek de, internetin “kendi gerçekliği” önünde durmak hayli zor oluyor.
Pentagram’ın Afyonkarahisar konseri de böyle. Resmî rakamlarla 50-60 bin katılım açıklanacaktır. 50-60 bin katılımcı arasında şarkıları yüzde yüz katılarak söyleyen sayısı en fazla 100’dür. Kulak aşinalığı ile Pentagram’ın birkaç şarkısına eşlik edenler ise yine 2 bini zor bulmuştur.
Zaten “ilginin yoğunluğu”ndan olsa gerek Pentagram solisti “Bizi tanıyan var mı?”, “Şarkılarımızı biliyor musunuz” gibi sorular sordu. Bir ilginçlik de bu zaten.
Sen, kurulduğun günden bu yana “popülerlik” eleştirisi yap, “ben farklıyım” de, “benim kitlem belli” tavırları takın.
Sonra Afyonkarahisar’dan gelen konser teklifini kabul et; sahnede “Bizi tanıyan var mı” diye sor.
Hatta 30 yıldır sergilemeye çalıştığın “sert çocuklar” görüntüsü, Belediye Başkan Yardımcısı’ndan iki büklüm çiçek almakla sona ersin… Belediye Başkan Yardımcısı da bu konseri “Müziklerin çeşitliliği” gibi bir gayretle kavramsal hâle getirmeye çalışsın…
Bu kadar farklı duygunun bir arada yaşandığı gecede “kültür şokları” biter mi?
Bitmez tabii.
Çünkü “sert çocuklar” olan Pentagram’ın şarkı aralarında “mücadeleci balon” alanından yükselen Ebru Gündeş sesi yükselir mesela…
Ebru Gündeş’in de popçu Kenan Doğulu’dan aldığı “Yaparım Bilirsin” şarkısı…
Pentagram sahnesi bittikten sonra ana sahneden “kitleyi coşturmak” adına çalınan “Hatıran Yeter” şarkısının önünde sonunda “hapır hupur” hızlı şarkıların eklenmesi…
Motofest alanında açılan her yeme-içme standında başka ezgilerin duyulması…
Ama biter mi? Bitmez.
Pentagram’dan aldığımız “yüksek metal” enerjisi, yerini Motokros alanından uzaklaşırken gördüğümüz “otel önü işletme”de “yüksek ritmli Arapça şarkılar”a bırakıyor.
Sert “metal” ile başladığımız akşam, “kıvrak” müziklerle sona eriyor.