Murat Arısoy

İstiklâl Marşı

Murat Arısoy

Afyonkarahisar siyasetinde gündem o kadar fazla değişiyor ki takip etmek hakikaten zorlaşıyor. Bir gün başka, diğer gün başka konuları konuşmaya başlıyoruz. Fikir yürütmelerimiz yarım kalıyor. Bir gündem hakkında “Neydi, nasıl olabilirdi” diye düşünürken diğer gündem maddesinin tartışması alıp başını yürümüş oluyor. 

Bu kadar sık gündem değişikliğinden bir gazeteci olarak şikayet etmemek gerekir. Çünkü her tartışma yeni birçok haber anlamına geliyor. Ancak gazeteciliğin bir de kamuoyunu bilgilendirme yönü, olaylar değil olgular hakkında farkındalık oluşturma işlevleri var. Bu işlevleri bu kadar yoğun tartışma içinde pek yerine getiremiyoruz.

Haber

Meselâ, İstiklâl Marşı’nın başka bestelerle söylenmesi ile ilgili görüş… 

Afyon Kocatepe Üniversitesi ev sahipliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin himayelerinde Afyon Kocatepe Üniversitesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi ve Kastamonu Üniversitesi iş birliğiyle; “4 Şehir 4 Mekân 4 Akif” Sempozyumu’nun “Mehmet Akif Ersoy’da Azimet ve Büyük Taarruz” başlıklı üçüncü oturumu gerçekleştirilmişti. 

AKÜ Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Topluluğu sanatçılarının Doç. Yıldırım Aktaş solistliğinde Mehmet Akif Ersoy’un bestelenmiş şiirlerinden oluşan dinletisi de bu oturumda beğeniye sunulmuştu. Yıldırım Hoca, İstiklal Marşı’nın farklı bir bestesini seslendirmişti. 

Oturum, TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven’in “İstiklal Marşı” çıkışı ile gündeme geldi. Milletvekili Yurdunuseven şöyle demişti:

“Yıldırım Hocam’ın İstiklal Marşı’nı başka bir güfte ile söylemesi (güfte değil beste olacak) ile aklıma geldi. Milletvekilimiz Yücel Arzen Hacıoğulları ile Meclis’te bazı sohbetlerimizde aynı şeyi konuştuk. İstiklal Marşı, biliyorsunuz Osman Zeki Üngör tarafından bestelenmiş, 1930’lı yıllarda Edgar Manas tarafından orkestraya dönüştürülmüş. Çok kelime kopmaları… Bir yerden başlayıp bir yerde… Sanki yeniden İstiklal Marşımızı kendi musiki deryamızdan orkestraya dönüştürülecek şekilde bestelenmesi taraftarıyım. Biraz daha belki o konu üzerinde çalışmak, değişik şeyleri görmek gerekiyor.”

Bu yeni bir tartışma değil. Türkiye’nin yaşayan en büyük şairi İsmet Özel, bu meseleyi yıllardır gündeme getiriyor. Hatta kurucusu olduğu İstiklâl Marşı Derneği’nin faaliyetleri arasında da böyle bir çalışma yer alıyor. Ancak orada da şöyle bir sorunla karşı karşıyayız: İstiklâl Marşı Derneği’nin bize önerdiği İstiklâl Marşı bestesi, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) için duyulan saygının ifadesi olan Taleal-Bedru-Aleyna’dır. Bence o şanlı ezgiyi kendimize devşirmemeliyiz, özgün hâlde kalmalı. 

Bununla birlikte, evet üniversiteler özgür ortamlardır, her türlü görüş dile getirilmelidir. Ancak bu teklifi TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven değil de varsayalım İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun açıklasaydı, AK Partili siyasetçiler nasıl tepki verirdi, bir düşünmek lazım. “Biz söylersek, yaparsak evla, başkası söylerse ve yaparsa şer” anlayışı bize zarar verir. 

Gençlerin diline pelesenk olan şarkı gibi “Tamam da kanka, ne alaka” diye sormayacağız elbette, ama şehir olarak da ülke olarak çözmemiz gereken birçok sorun varken, İstiklal Marşımız’ın bestesini gündeme taşımamız mı elzemdir?

Malum, zaman zaman yeni Anayasa çalışmaları da gündeme gelir. AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin, Afyonkarahisar Baro Başkanı iken çok dikkat çeken bir açıklama yapmıştı. Şahin, Anayasa’nın ruhunun İstiklal Marşımız’dan beslenmesinin yararlı olacağını söylemişti. İstiklal Marşı’nın başlı başına Anayasa’nın temelini oluşturması fikri “Helal olsun” dedirtecek ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir yaklaşım. 

İstiklâl Marşımızı tartışmaya açmaktansa bu bağımsızlık manifestomuzu hayatımızın nirengi noktası yapmak çok daha yararlı olacaktır. 

SİMGELERE DİKKAT

Kadın ve Demokrasi Vakfı’nın “Kadın” başlıklı bir broşürü, masamın üzerinde. Broşürün tam ismi, “İbrahimî Dinlerde Kadın”. 

Broşürün birinci sayfası “İbrahimî Dinler Kavramını Daha Önce Duydunuz Mu” sorusu sorulmuş, 2’nci sayfada ise İbrahimî Dinler kavramının tanımı yapılmış ve Yahudilik, Hristiyanlık, İslâm’ı anlatan simgelere yer verilmiş. Esasında broşür, ayetlerle İslâm’ın kadına verdiği değeri ortaya koymak için hazırlanmış, ama…

Ama lütfen hatırlayın: Dinlerarası Diyalog projesinde hangi kavram kullanılıyordu? İbrahimî Dinler… Peki, bu proje kapsamında Şanlıurfa’da ne yapılacaktı? İbrahimî Dinler Parkı… Bu uluslararası ve emperyalist proje bugün de sürdürülüyor.

KADEM, bu projenin karşısında; bunu kabul ediyorum. 

Haber

Bununla birlikte projenin karşısında olurken Dinlerarası Diyalog’un sunduğu kavramlara ve simgelere de dikkat etmek icap eder. Göz, gördüğünü gerçek gibi algılar.

Birkaç cümle de Afyon Kocatepe Üniversitesi Münazara Topluluğu logosu için kurmak isterim. Logoyu yakından incelediğimde karşılıklı oturan ve düşüncelerini aktaran “bireyler” var. Ancak uzaktan bakıldığında Soykırımcı İsrail’in bayrağı Altı Köşeli Yıldız algısı oluşuyor. 

Haber

İstemediğimiz algılara alet olmamak için çok daha dikkatli olmalıyız. 

Yazarın Diğer Yazıları