Murat Arısoy

Ağıralioğlu

Murat Arısoy

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nu ekranlardan takip ederdik. Afyonkarahisar’da, Atlı Spor Kulübü’nde Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında Ağıralioğlu’nu canlı olarak izleme ve dinleme fırsatı da bulduk.

Ağıralioğlu

Ağıralioğlu, toplantının düzenleneceği salona geldiğinde basın mensupları ile tek tek tokalaştı, hal hatır sordu. Eski ama eskimeyen dostu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Dr. Hüseyin Tutumlu ile de uzun süre sohbet eti.

Gazeteciler sorulara sinirlenmeyen, gelen ters voleleri göğsünde yumuşatan siyasetçilerin haberini yapmaktan mutluluk duyar. Çünkü bilinir ki o siyasetçinin her sözünde, her cümlesinde ayrı bir haber çıkacaktır.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, basın toplantısında tüm sorulara içtenlikle karşılık verdi, program yoğunluğu ve zaman darlığına rağmen hiçbir basın mensubunu geri çevirmedi. Sorulan sorulara da genel olarak net, tarif edilebilir, soru soranın aradığı cevabı alacağı yanıtlar verdi.

Hem basınla buluşmasında, hem de Halk Buluşması’nda önünde bırakın bir ekranı, not kâğıdı bile yoktu. Zaten söze girişi ve selamlama süresi bile 10 dakikayı aşmıştı.

Basın toplantısında “Toplum sert siyaseti sever diye düşünüyoruz. Ama siz hem Afyonkarahisar İl Teşkilatı olarak, hem de Genel Merkez olarak kavga siyaseti yapmıyorsunuz. Bunun sebebi nedir” diye sordum.

Ağıralioğlu

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şöyle cevap verdi:

“Herkesin evinde, hanesinde, akrabasında, her partinin insanı vardır. Akrabalarınıza nasıl konuşuyorsanız parti konuşmasını da öyle yapmak zorundasınız. CHP’li akrabalarınız varsa, akrabalarınıza küfretmiyorsanız, hakaret etmiyorsanız, akrabalarınızı rezil etmiyorsanız, öyle konuşacaksınız. AK Partili akrabalarınız varsa, AK Partililere, akrabalarınıza konuşur gibi konuşacaksınız.. MHP’li akrabalarınız varsa, MHP’liyseniz, MHP’li evlatlarınız, anneleriniz, babalarınız, ne bileyim amcalarınız, dayılarınız varsa, amcalarınızla, dayılarınızla nasıl konuşuyorsanız öyle konuşuyorsunuz. Bölücülük hariç, yani devlet millet düşmanlığı hariç partilinin aileye konuşulur gibi konuşulması gerektiğine çok inanırım. Ailenizi korur gibi davranmalısınız.. Anahtar Parti, gurbetten memlekete dönen, evini, hanesini, ailesini toparlayacak ve ayağa kaldıracak hayırlı evlat gibi olmalıdır, hayırlı ağabey gibi olmalıdır.. Borcu olanı borcunu ödeyecek, yuvası dağılanın yuvasını toplayacak. Madde bağımlılığın pençesine düşmüş kardeşini tedavi ettirecek. Dili bozulmuşun dilline, dilli bozulmuşun dilline, neyi bozulmuşsa onu toparlayıp ailenin ellinden ayağını kaldıracak hayırlı evlat gibi, hayırlı ağabey gibi olmak zorundayız. Anahtar Parti bu duyguyla siyaset yapıyor. Siyasetçiler

kavga edince memleket bölünüyor. Ondan sonra onlar barışırken millet kavga ettiğiyle kalıyor. Millet, Erbakan Hoca’nın merhum Demirel’le, Demirel’in merhum Özal ile aynı masa etrafında toplandığı ve

sorunları konuştuğu günleri özlüyor..

Bir de böyle kendini bir şey zannetme hastalığından kurtulması lazım siyasetçilerin.. Biz milletinvekileriyiz efendim.. Asil olan millet.. Millete hürmetsizlik edilmez..

Para milletin, bizim aldığımız mallar da dahil her şey milletin. Oturduğumuz makamlar milletin, yönettiğimiz Meclis milletin, aldığımız borç milletin.. Şimdi hepsi milletinse millete terbiyeli olacaksın.. Para seninse, cebinden harcıyorsan kızabilirsin. Irgatlık ediyorsun, gece gündüz çalışıyorsun da millete cebinden çalıştığın, kazandığın parayla bakıyorsan biraz bağırabilirsin.

Şimdi para milletin, borç milletin, dert milletin, aldığınız kredi milletin, ödeyecek torun milletin, sebep olduğunuz yönetim maharetsizliğinden fakirlik milletin, kahır milletin, bir de sizin tebriyesizliğinizi çekecek millet. Asla böyle bir şey meşru görmüyorum.. Siyaset iş değilse şunu bilecek, biz vekilleriz efendim. Avukatlarınız oluyor biliyorsunuz, işlerinizi görmek için avukatlara vekalet veriyorsunuz.. Avukatlar size saygısızlık yapabiliyorlar mı?

Yapamazlar.. Milletin vekilleriyiz biz siyasetçiler olarak..

Asla millete bağıramazsınız. Saygısızlık edemezsiniz.”

Ağıralioğlu

Ağıralioğlu, basın toplantısında Kürt Sorunu tanımı hakkındaki bir soruya da şöyle yanıt verdi:

“Bir kesim vatandaşlarımızın kökenlerinin sorun kelimesi ille yan yana olmasını kabul etmiyorum. Cumhuriyeti öyle bir nimet biliyorum; ben Trabzon'da doğdum, Yozgat’ta büyüdüm.. Cumhurbaşkanlığı dâhil devletin bütün makamlarına hayal kurabiliyorsam bana bunu cumhuriyet veriyor. Hakkâri'den bir cumhurbaşkanı gelir; Kürt de olur, Zaza da olur, Alevi de olur, Sünni de olur, Tunceli’den de gelir, her yerden gelir. Bu toprakların evlatları her makama talip olur, her makama gelir. Kimseye ‘Sen tutmazsın, Kürtsün, Alevisin, Sünnisin’ denilmez.

Herkes her istediği yerden gelir. Cumhuriyet de zaten bunun imkânı demektir. Tayyip Erdoğan Rize’den katılmış yarışmaya, devletin en üst makamına gelmiş.. Abdullah Bey Kayseri’den katılmış yarışmaya, Demirci Ahmet’in oğlu cumhurbaşkanı olmuş.. Binali Bey Erzincan’dan..

Kara Kuvvetleri Komutanımız var, Genelkurmay Başkanlarımız var. Hava Kuvvetleri

Komutanı Malatya’dan. Cumhurbaşkanı çıkarmışız, Bayburt’tan kuvvet komutanı çıkarmışız. Kürt Cumhurbaşkanımız da olmuş. 

Kimin aklına gelmiş ‘Bu Kürt’tür?’ Kim diye bilir ‘Bu Kürt’tür, bu Türkmen’dir?’ Ne demek yani, ne münasebetsiz laflar bunlar? O yüzden biz 85 milyon bir aileyiz ve bu aile bütünümüz içerisinde kimsenin aidiyetini, ekâliyetini konuluyor değiliz; hürmetsizlik yok. Ama terör ve terörizme müsamaha asla yok, asla. Böyle bir şeye müsaade edemeyiz.”

Ağıralioğlu

Bu sözlere itirazım yok, ama keşke Ağıralioğlu, “Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği bir devlet adamı Cumhurbaşkanı olabiliyor, bir diğer devlet adamı Genelkurmay Başkanı olabiliyor. Isparta doğumlu devlet adamı, Afyon Lisesi’nden mezun olup bu devleti yönetebiliyor. Afyonkarahisar, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana neredeyse her hükümete Bakan veren bir memleket” deseydi, daha iyi olurdu sanırım.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun Halk Buluşması sırasında yaşananları da burada paylaşmak isterim. Grand Derya Salonu’ndaki kalabalık, hava güzel olsa belki de “seçim süreci başlamadan seçim mitingi yapılan ilk il Afyonkarahisar” imzasını atacaktı tarihe. Ağıralioğlu salona girmeden Mustafa Yıldızdoğan’ın “Ölürüm Türkiyem” türküsü hep bir ağızdan söylendi. Ağıralioğlu salona girince Anahtar Parti ve Ağıralioğlu’na özel marşlar seslendirildi. Salonun girişinde ve ekranlarda Gazi ve Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün 1911 yılında, Trablusgarp cephesinde çekildiği belirtilen sakallı ve kalpaklı fotoğrafının bulunması dikkatlerden kaçmadı. Konuşmalardan önce Karahisar Kalesi ile başlayıp Anadolu’nun farklı yöreleriyle devam eden türkü şöleninde “Eyvallah Şah’ım” deyişinin de yer aldığını belirtelim.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, buradaki konuşmasında da pek çok konuyu “suyun akıcılığı, deryanın büyüklüğü” gibi vatandaşlarla paylaştı; salonun nabzını iyi tutu.

Burada benim için ilginç olan “müşahit” başlığıydı. Siyasi partilerin liderleri genelde “Sandık kurularımızı oluşturduk, seçime hazırız” açıklaması yapar; Ağıralioğlu meselenin başka yönüyle görüşlerini paylaştı. 161’inci parti olarak kurulduktan sonra şimdi Türkiye’nin 5’inci büyük partisi hâline geldiklerini, önümüzdeki dönem iktidarın merkezinde siyasetin eksen belirleyicisi olacaklarını kaydeden Ağıralioğlu, sözü şöyle bağladı:

“Bize soruyorlar müşahitleriniz var mı? Var efendim.

400 bin atanamayan öğretmeni sandıklarımızda müşahit olarak göreceksiniz. Müşahitleriniz var mı? Var efendim. 20 bin lira ille geçinmek zorunda bırakılan

emeklileri müşahit olarak göreceksiniz. Gazilerimizi, göreceksiniz; size destek vermiş asgari ücretlileri sandıkların başında müşahit olarak göreceksiniz.”

Yoğun programı arasında Afyonkarahisar’ın dünyaya açılan yeni yüzü TV3’ü de ziyaret etmeyi ihmal etmedi Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu. Bu ziyaretini de esprili bir dil ile “Çiçek vermeye geldiğim kanalda, beni apar topar canlı yayına aldığınızın sürprizini yaşadığımı, burada operasyona maruz kaldığımı, (gülerek) zorla canlı yayına çıkarıldığımı ifade etmek isterim” cümleleriyle tarif eti.

Sözün özü şu: Ekranda gördüğümüz Yavuz Ağıralioğlu’nun aynısını tokalaşırken de kürsüdeyken de gördük.

Zaten kendisi de “Biz öngörülebilir bir siyaset yapıyoruz.

Başta ne dediysek, nasılsak; sonda da aynısını diyeceğiz ve öyle davranacağız” diyor.

Birkaç cümle de Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Üzeyir Aladağ ve ekibi için edelim: 3 Mayıs Türkçülük Günü’nde, Yavuz Ağıralioğlu’nu Afyonkarahisar’da programa davet etmek, Ağıralioğlu’nun neredeyse tüm gününü Afyonkarahisar’da geçirmesini sağlamak büyük bir maharet. Basınla buluşma, Halk Buluşması, Parti Binası’nın Açılış Töreni gibi yoğun bir programın neredeyse dakikası dakikasına işlemesi de ayrıca tebrik edilmesi gereken bir husus.

Ağıralioğlu

Yazarın Diğer Yazıları