Önceki Yazımız ve Kalem
Sevgili okuyucular, önceki yazımızda Okul ve Kalem’i ayetler temelinde ele almıştık. O yazıda kalemin üç gerçekliği vardı. Biri alemdeki oluş ile insanın fiillerini yazan melekler, ikincisi katiplik yapan insanlar, üçüncüsü bilginin ve eğitimin aracı olan kalem. Biz bu yazımızda ahlak ve siyaset felsefesinden hareketle insanın fiil gerçekliği olan Kalem’den söz edeceğiz. Bu kalem, Erk-Kalem’dir.
Devlet ve Erk-Kalem
Devlet, doğal güçlerin organizasyonuyla, eski adıyla doğal güçlerin teşkilatlanmasıyla ortaya çıkan “ittifak”tır. Bu ittifak, kendisini oluşturan, kendisine vücut veren güçlerin üstünde bir güçtür, tümel, baskın ve üstün-güçtür. Bu gücün merkezinde kurucu-lider yer alır. Kurucu-lider, tek otoritedir, tek iktidardır. Diğer güçler, ona göre şekil alırlar ve mevki edinirler. Doğal güçleri bir araya getiren şey “ihtiyaçlar”, onları bir arada tutan şey lider iktidarıyla vücud bulan “dayanışma ve işbilliği (tesanüd)”nin getirdiği fayda-sonuçlardır. Bu sonuçlar, en azdan en çoğa, nicelik olarak farklılık içeren menfaat-sonuçlarıdır. Menfaat-sonuçları, lider iktidarına iki şey getirir. Biri itaat, ikincisi rekabet.
Devlet, doğal güçleri esas alan iktidardır, dedik. İktidar, yani devlet gücü, bir varlık olarak üç alt güçten oluşur. Bu üç güç yasama, yürütme ve yargı güçleridir. Onlara siyaset felsefesinde “erk” denilmektedir. Bu üç erkin, devlet olmaktan gelen iki doğal niteliği “itaat” ve “rekabet”tir. Bu iki nitelik, doğal ve olan niteliktir. Erklerde olması gereken bir diğer üçüncü nitelik, kendi görev alanında kalmak ve diğer erkleri kontrol etmek, görev alanlarından erklerin çıkmamalarını sağlamaktır. Bu ilke-nitelikler, devletin ve iktidarın sağlık göstergeleridir. Devlet ve iktidarın ortak buluşma noktası, paradır (altın, mal, sermaye, servet).
Klasik İslam dönemi siyaset felsefecileri, erkleri antik Yunan düşünürleri Platon ve Aristoteles’ten bugüne temelde üçe ayırmaktadırlar. “Kalem, Kılıç (seyf), Halk (Reeya)”. Halk, malı, serveti üretendir. Kalem, onları toplayan, iktidara teslim eden ve harcayandır. Kılıç, hem halkı, hem iktidarı (kalemi), hem serveti koruyandır.
Kalem Kılıç ile İttifak Edince
Sevgili okuyucular, kalem ile kılıç ittifakı siyaset ve ahlak açısından bugün Bürokrasi (Kalem) ile Ordunun (Kılıç) uzlaşısı ve ittifakı anlamına geldiği açıktır. Bugünün terimleriyle bu ittifak, Yasama-Yürütme-Yargı erklerinin ittifakı anlamına geldiği söylenmelidir. Bu ittifak gerçekleştiğinde biri olumlu diğeri olumsuz olmak üzere iki durum açığa çıkar. Olumlu ittifak durumu, aynı hedefe odaklanan, yükseliş ve yüceliş için birlikte çalışmayı önceleyen uzlaşı ve ittifak demektir. Bu ittifak, iktidarın, doğal güçlerin yani o iktidarı ve devleti oluşturanların ihtiyaçlarının en iyi şartlarda ve miktarda karşılandığı ittifak olacaktır. İşte bu sonuç, beklenen, olması gereken sonuçtur. Bu sonuç, devlet olmanın, bir araya gelip üstün iktidar oluşturmanın da amacıdır. Bu amaç, iktidarı ve devleti, eş anlamıyla toplumu oluşturan bireylere dönen fayda-sonuçlardır. Bu tür iktidar ve toplum, kendisini aşar diğer toplumların fayda-amaçlarına kadar uzanır. Bu amacın adı medeniyet ve insaniyettir, yaratandan dolayı yaratılana uzanmaktır.
Kalem ile Kılıcın (Yasama-Yürütme-Yargı) olumsuz ittifakının getireceği sonuçlar, genelin fayda-sonuçlarının, tikelin fayda-sonuçlarına dönüştürülmesidir. Tikel, tarihte ya Yenicerilerdir, Ya Kalemdir, ya Kılıçtır veya diğerleridir. Tikel, bugün ya yasamadır, ya yürütmedir, ya yargıdır. İlki Osmanlıda eyaletlerden, merkez payitahta kadar uzanan pek çok örnekleri vardır. Örnekler Timar ve zeamet ihtilaflarından, medreseli-tekkeli mücadelelerine, kurucu-liderden (yönetici hanedan)-kılıç (yeniçerilere) iktidarına kadar uzanmaktadır. Tarihte Kalem-Kılıç ittifakıyla sık sık darbeler yapılmakta, yöneticiler öldürülmekte, erkler görev alanlarını bırakıp iktidarla mücadeleye girişmektedirler. Bütün bu örnekler olumsuz ittifakın ilk tür örnekleridir.
İkinci tür olumsuz örnekler, Kılıç-Kalem ittifakının paraya dönük ittifaklarıdır. Bu ittifak, tümelin karşısında, onun aleyhine tikelin fayda-sonucunu öne alan ittifaklardır. Bu tür ittifak, iktidar gücü kullanan ittifaklardır. Mesela medreseli-kalem-kılıç ittifakı, tekkeli-kalem-kılıç ittifakı, vezirlerin kalem-kılıçla (yeniçerilerle) ittifakı hep böyle ittifaklardır. Bunun günümüze yansıyan biçimi, yürütmenin (bürokrasi) yasamayla, yürütmenin (bürokrasi) yargıyla, yargının yasamayla, yargının yürütmeyle (bürokrasiyle), yani kılıçla, tikelin fayda-sonucu için ittifak etmeleridir. Bu ittifakların cumhuriyet dönemine getirdiği, olumsuzluklar ya hükümet krizleri, ya banka krizleri, ya fon krizleri veya diğer benzer krizler olmuştur. Bu krizler, devletin ve iktidarın dayandığı, varlığını kendisine borçlu olduğu, “tümeli (doğal güçleri, toplum oluşturan bireylerin) fayda-sonuçlarını siyasi-amaç olmaktan çıkaran ittifaklardır. Bu ittifaklar, bireyler ve iktidar kadar, onları bir araya getiren, iktidar ve devleti oluşturan değerleri de yok eden, yok edecek olan ittifaklardır.
Gökalp’in Kalem ve Kılıc’ı
Hilmi Ziya Ülken Ziya Gökalp’i Osmanlı mütefekkiri olarak nitelemektedir. Gökalp sadece Osmanlı mütefekkiri değildir, onun fikriyatında daha fazlası vardır. Bu fazlalığa bu yazının konusuyla ilgili söylediklerini bir örnek verelim.
Osmanlı dışta aldığı yenilgiler üzerine değişime karar vermiş, Meşrutiyeti ilan etmiş, girdiği dünya savaşı sonrasında işgal edilmiş, verdiği Millî Mücadele’yle düşmanlı yenmiş; bu başarıyı elde eden yöneticiler, bir adım daha atarak devlet organizasyonu cumhuriyet olarak ilan etmişlerdir. Gökalp’e göre cumhuriyetin ve kurtuluşun felsefesi, Kalem’e (Türkçülere) aittir. Savaşı kazanan ve cumhuriyeti ilan eden Kılıç’tır (ordu mensubu Halkçılardır). Yeni devletin kurucu-kurtuluş ilkeleri, Türkçüler tarafından belirlenmiş, ilkeler asker-Halkçılar tarafından iktidarlaştırılmıştır. Bu kalem ile kılıc’ın yeni ittifakıdır. Bu yeni ittifak, kurtuluş başarısını elde etmiştir, ama tümelin fayda-sonucu için ittifak devam etmelidir, milleti ve devleti yeni medeniyete taşımalıdır.
Son-Söz
Umuyoruz ki yeni kalem-kılıç ittifakı, tikel amaçlı fayda sonucu bırakır da Gökalp’in düşündüğü gibi genelin fayda-sonucunu ilelebet gaye edinir.