Okullar açıldı.
Sevgili okurlar,
Okullar açıldı ve eğitim-öğretim başladı. Kocatepe Felsefe’de, ayetlerden hareketle, bugün tam da bu haftayla ilgili, haftanın önemiyle de örtüşen bir meseleden bahsetmek istiyorum. Kalem ve Yazdıkları. Kalem, kıymetli kitabımızın ilk vahyinde yer almakta, surede kalemin önemine atıf yapılmakta, onu En-Cömert-Olan “Kalem”i öğretmekte ve surenin okuyucusu öğrenmektedir. O halde denilmelidir ki kalem öğretilen ve öğrenilendir.
Kalem Öğrenilen ve Öğretilendir
Sureyi verelim:
“Oku!. Sen, yaratıcı Rabbi’nin adını oku. O insanı Alak’tan yarattı. Oku!. Kalemi öğreten En-Cömert-Rabbin, insana bilmediğini öğretti. Hayır, insan zatı azgındır ve kendisini zenginleşmiş (müstağni) görür, ama dönüş senin rabbinedir. Salat-Eden-Kul’u engelleyini gördün mü? Gördün mü, o kimse şayet hidayet üzereyse ya da takvayı emrediyorsa? Gördün mü, onu ya yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa? O kimse Allah’ın gördüğünü bilmez mi? Hayır, şayet vazgeçmezse, o alnı (nasıye) yakalarız, yalancı ve hatalı alnı. O kimse taraftarlarını çağırsın, biz de zebanileri çağıracağız. Hayır, ona itaat etme. Sen secde et ve yaklaş (Alak Suresi, 96/1-19)”.
Özetle Surede kalem öğretilen ve öğrenilendir. Yine Surede iki tür insandan söz edilmektedir. Biri, azgınlık eden, kendisini kendine yeterli görenidir. Hatta o “salat” edeni engellemeye çalışmakta, hakikati de yalanlamaktadır. Sure okuyucuya hatırlatıyor: Engellenmeye çalışılan ya hidayet üzereyse ya iyi ahlakı emrediyorsa? O engelleyici kendini muhtaç görmeyen azgının durumu ne olacaktır? Sure onun ahirette cezalandırılacağını söylemekte, okuyucuyu ve iyi kimseyi ona itaat etmemesi konusunda uyarmaktadır.
Kalem ve Kalem’in Yazdıkları
Sevgili okurlar, Kalem sadece ilk vahiy-surede (96.Sure) yer almaz, ayrıca müstakil bir surede ele alınır ve 68.Surenin de adı olur. Bu sure Nun ve Kalem’le başlamakta, ilk ayetinde Kalem’e ve Yazdıklarına yemin edilmekte, böylece Kalem’in önemi ve değeri belirtilmektedir. İkinci olarak surede yer alan bilgiler, önceki sureyi tamamlayıp, açıklamaktadır. Ayetleri verelim:
“Nun. Kalem’e ve onların yazdıklarına yemin olsun (1). Sen Rabbinin Nimetiylesin, mecnun değilsin (2). Şüphesiz tükenmeyen ecir (mükafat) senindir (3). Sen yüce bir ahlak üzeresin (4). Sen göreceksin, onlar da görecekler (5), Hanginiz Meftundur? (6). Rabbin Kendi yolundan sapan kimseleri de, Mühtedileri de daha iyi bilir (7). Öyleyse yalanlayanlara itaat etme (8). İstediler ki sen yumuşak davranasın, onlar da yumuşak davransınlar (9). İtaat etme her yeminciye, aşağılığa (10). Alaycıya, dedikoduyla yürüyene (11). Hayrı engelleyene, hadsize, ahlaksıza (esim) (12). Azgına, bundan başka da soysuza (13), malı ve erkek çocukları var diye (14). Ona ayetlerimiz okunsaydı, evvelkilerin masalları derdi (15). Onun büyük burnunu (hortum) damgalayacağız (16) (Kalem Suresi, 68.Sure)”.
Görüldüğü gibi ayetlerde kalemden başka yine iki fâilden söz edilmektedir.
İki Fâil-İki Ahlak
Surede anlatılan fâillerden birincisi “meftunlukla suçlanan, mecnun diye aşağılanan” Mühtedilerdir. Bunlar, önceki surede hidayet üzere olanlar diye belirtilmişti. İkincisi yoldan sapan Sapkınlardır. Bunlar yalancıdır, yemincidir, aşağılıktır, alaycıdır, dedikoducudur ve her yerde dedikoduyla dolaşmaktadır. İyiliği ve hayrı engellemektedir. Hadsizdir, ahlaksızdır, azgındır, soysuzdur, malı ve erkek çocukları çok diye övünmekte ve ahlaksızlık yapmaktadır. Sure onu “burnu büyük” diye nitelemekte, ahirette damgalı büyük burnuyla yaratılacağını haber vermektedir.
Kalem’in İki Mahiyeti
Bütün olarak bakıldığında, Kalem ilk surede öğretilen ve öğrenilendir. İkinci surede kalem, “yazı yazan”dır, satırlaştırandır. İlk surede Kalem, okumanın, öğrenmenin, daha genel adıyla ilmin, bilginin konusudur. Öğrenilen-öğretilen konu olmak, onun ilk mahiyetini oluşturmaktadır. İkinci surede ise Kalem, bir fâildir. Yazma eylemini, satırlara dökme işlemini gerçekleştirmektedir. O halde bu Fâil-Kalem’in ve yazdıklarının mahiyetinin belirlenmesi gerekmektedir.
Fâil Kalemlerin Kimliği
Fâil-Kalem ile ilgili açıklamalara bakıldığında, fâil kalemlerin kimliği şöyle belirlenebilir.
1.Fâil-Kalem, meleklerdir. Levh-i Mahfuza İlahî İlmi yazmaktadırlar. Bu yazı işi devam etmektedir, ona kader de denilmektedir.
2.Fâil-Kalem, meleklerdir. İnsanın sağ ve solunda bulunmakta, insanın işlediği iyi ve kötü amelleri amel defterine yazmaktadırlar. Ameli yazma işi, insan yaşadıkça devam etmektedir.
3.Fâil-Kalem, vahiy katipleridir. Gelen vahiyleri, Hz.Peygamber’in rehberliğinde sayfalara yazanlardır. Bu yazma işi, tamamlanmış, bitmiştir. Bu yazı Kur’an-ı Kerim olarak elimizde ve evimizde bulunmaktadır.
4.Fâil-Kalem, bildiğimiz maddi-araç-kalemdir, okulda öğrenilmekte, hayat içinde lazım olduğunda kullanılmaktadır. Bu tür Kalem fâil değil, öğrenilen ve araç olarak kullanılan araç-kalemdir.
Sonuç
Sonuç olarak Kalem, okulun, öğrenmenin, öğretmenin ve bilmenin konusudur; o hem öğrenilen hem öğretilendir. Her iki niteliğiyle Kalem, ya meleklerdir ya insandır. Üçüncü olarak da insanın kullandığı araçtır. O halde okul, her üç kalemin de öğrenilip öğrenildiği yerdir ve öyle olmalıdır.
Yazarın Diğer Yazıları
Okullar Açıldı: Kalemi Ve Yazıyı Öğrenmek
19 Eylül 2026 01:12Kocatepe Felsefe’nin Mekân Ve İmkânı: Afyonkarahisar Türk Ocağı’nda Yanan Meşela “Milli Mefkure”
06 Temmuz 2026 01:04Topçualayı Müftüsü Müderris Karahisarî Ebubekir Şükrü Efendi Ve Bir Eseri
25 Nisan 2026 01:02“Kadınanalar”In Felsefecesi
21 Nisan 2026 01:10Afyonkarahisarlı Bir Felsefeci: Prof. Dr. Fahrettin Olguner
04 Nisan 2026 01:02