Kamu Yönetimi Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında, Ay Yıldızlığı Türk Bayrağının Gölgesinde Birlik Olmalıyız, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti: Türk Bayrağının Gölgesinde Birlik,
Toplumlar, tarih boyunca en çok dışarıdan gelen saldırılarla değil, içeriden kaynaklanan ihanet girişimleri, üretilen hainlik ve yapılan hakikatin çarpıtılmasına yol açan bilgi kirliliğiyle yıpranmıştır. Çünkü hakikat sessiz ilerler; yalan ise gürültüyle yayılır. Hele ki milletin ortak acıları, ortak sevinçleri ve ortak hatıraları üzerinden yürütülen tartışmalar, toplumsal vicdanda derin yaralar açabilir. Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında donuk birer sayı olarak kalmaz, bir milletin kolektif hafızasına, karakterine ve kaderine silinmez harflerle kazınır. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü de işte böyle bir gündür.
Türk milleti için 15 Temmuz, tam da böyle bir milattır. O gece yaşananlar, sadece dar bir cuntanın askeri darbe girişimi değil; bu toprakların bağımsızlığına, milli egemenliğine ve doğrudan milletin varlığına yönelmiş en karanlık, işgal girişimi biri olarak tarihe geçmiştir. O gece; siyasi görüşü, yaşam tarzı, dünya görüşü ne olursa olsun milyonlarca insan aynı bayrağın altında buluşmuş, devletine, demokrasisine ve bağımsızlığına sahip çıkmıştır. O gece sokaklarda yürüyenlerin ortak paydası herhangi bir parti değil; ay yıldızlı al bayraktı. Ancak o zifiri karanlık, Türk milletinin sarsılmaz iradesiyle tarihin en parlak demokrasi zaferlerinden birine dönüşmüştür.
Gece yarısına doğru Ankara ve İstanbul semalarında yankılanan savaş uçaklarının sesi, tankların palet gürültüleri ve köprülerin kapatılmasıyla başlayan o olağanüstü saatler, milyonlarca insanı ilk anda derin bir endişeye sürükledi. Fakat bu toprakların mayasında var olan o kadim refleks çok gecikmeden devreye girdi; korku, yerini saniyeler içinde çelikten bir kararlılığa bıraktı.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı çağrının ardından sokaklara dökülen halk; kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, her türlü siyasi görüşü ve kimliği bir kenara bırakarak meydanlara koştu. Ellerinde silah yoktu; tankların, namluların karşısına sadece göğüslerindeki sarsılmaz inançla, vatan sevgisiyle ve çıplak elleriyle çıktılar.
O gece bu millet, canı pahasına bir gerçeği tüm dünyaya haykırdı: Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir ve bu iradeye ipotek konulamaz diyerek, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen hain darbe girişimi, Türk milletinin demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmasıyla püskürtülmüştür.
Bu hain saldırının en acıtan ve aynı zamanda milletin direncini en çok bileyen anlarından biri, Kurtuluş Savaşı’nı yönetmiş olan TBMM’nin, yani milli iradenin "tecelligâh" Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmasıydı. Milletin meclisine bomba yağdıran zihniyet, aslında milletin bizzat kendisine savaş açmıştı.
İşte bu işgal girişimine karşı, Ömer Halisdemir’lerin sıktığı o ilk kurşun, Akıncı Üssü'nün önünde ekinlerini yakarak uçakların kalkışını engelleyen kahraman köylülerin feraseti ve tankların önüne gövdesini siper eden gençlerin cesareti, direnişin adeta çelik çekirdeğini oluşturdu. 15 Temmuz, sadece askeri bir komuta zincirinin değil, halkın kendi kaderini bizzat kendi elleriyle çizdiği demokratik düzene yönelik darbe girişimine karşı gelişen toplumsal direniş Türk milletinin tarihinde yerini aldı.
Bu anlamlı gün, her şeyden önce vatan toprağının her karışını kanlarıyla sulayan aziz şehitlerimizi rahmetle, bedenlerini bu ülkeye siper eden gazilerimizi minnetle anma günüdür. Onların o karanlık gecede gösterdiği destansı fedakârlık, bugün üzerinde özgürce nefes aldığımız bu vatanı bizlere yeniden hediye etmiştir. Bu fedakârlık, gelecek nesillere bırakılabilecek en onurlu, en kıymetli mirastır.
Bir ülkenin tam bağımsızlığı, yalnızca sınır kapılarını fiziki olarak korumakla ölçülemez. Gerçek bağımsızlık, sinsi sızmalara, içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü vesayet odağına karşı uyanık kalmakla ve milli iradeye göz bebeği gibi sahip çıkmakla mümkündür.
Unutulmamalıdır ki büyük ve güçlü devletler, sadece ekonomik büyüklükleriyle ya da askeri teçhizatlarının gücüyle ayakta kalmazlar. Onları asıl ayakta tutan; en zor, en amansız zamanlarda gösterdikleri o sarsılmaz birlik ruhu ve toplumsal çimentodur. 15 Temmuz, Türk milletinin ortak iradesini, sarsılmaz dayanışmasını ve sınır tanımayan vatan sevdasını tüm dünyaya ilan eden tarihi bir dönüm noktası olarak hafızalarımızda ve geleceğimizde parlamaya devam edecektir.
Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin tam bağımsızlığı, yalnızca sınır kapılarını fiziki olarak korumakla ölçülemez. Gerçek bağımsızlık; FETÖ ve benzeri sinsi sızma girişimlerine, içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü vesayet odağına karşı her an uyanık kalmakla ve milli iradeye göz bebeği gibi sahip çıkmakla mümkündür.
O gece 15 Temmuz da sokağa çıkan insanlar, yalnızca meydanları doldurmadı; korkuya teslim olmayacaklarını, millet iradesinin zor kullanılarak ortadan kaldırılamayacağını da dünyaya gösterdi. Kimisi evinden bir daha dönemedi, kimisi gazi oldu. Geride ise birlik, dayanışma ve demokrasiye sahip çıkmanın önemini hatırlatan bir hafıza bıraktılar.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle, vatanımızın bağımsızlığı ve milletimizin iradesi uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum mekanları cennet olsun, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Birlik ve beraberliğimiz daim, devletimiz güçlü, milletimiz var olsun.
Her vatan evladı şunu bilmelidir ki, Ay Yıldızlı Türk Bayrağının Gölgesinde Hepimiz Aynı Türk milletinin evlatlarıyız.