Belediye Şirketleri ile Bütçe İçi İşletmelerin Hukuki ve Mali Açıdan Karşılaştırılması ile İhale İstisnası.
Süleyman Güneş
(4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (g) Bendinde Yapılan Değişiklik ve Bütçe İçi İşletmelerin İstisna Kapsamı Dışında Bırakılması.)
Kamu Yönetimi Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında, Belediye Şirketleri ile Bütçe İçi İşletmelerin Hukuki ve Mali Açıdan Karşılaştırılması ile İhale İstisnası ilgili yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (g) Bendinde Yapılan Değişiklik ve Bütçe İçi İşletmelerin İstisna Kapsamı Dışında Bırakılması hakkındaki yazısı.
Süleyman GÜNEŞ yazısına şöyle devam etti. Belediye Şirketleri ile Bütçe İçi İşletmelerin Hukuki ve Mali Açıdan Karşılaştırılması ile İhale İstisnası gerekse 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (g) Bendinde Yapılan Değişiklik ve Bütçe İçi İşletmelerin İstisna Kapsamı Dışında Bırakılması.
Kamu yönetiminde değişen ihtiyaçlar, artan hizmet beklentileri ve kamu kaynaklarının etkin kullanılmasına yönelik arayışlar, idareleri klasik yönetim anlayışının yanında daha esnek ve hizmet odaklı organizasyon modelleri geliştirmeye yöneltmiştir. Özellikle belediyeler başta olmak üzere mahallî idareler; otopark, mezbaha, sosyal tesis, kültür ve sanat merkezleri, termal tesisler, ekmek üretim tesisleri, ulaşım, spor tesisleri, kreşler ve benzeri birçok alanda yürüttükleri faaliyetleri daha etkin şekilde yerine getirebilmek amacıyla çeşitli idari ve mali yapılanmalar oluşturmuştur. Bu yapılanmalardan biri de bütçe içi işletmelerdir.
Bütçe içi işletmeler, uygulamada zaman zaman belediye şirketleri ile karıştırılmakta; ticari faaliyet yürütmeleri nedeniyle özel hukuk tüzel kişisi veya sermaye şirketi niteliğinde oldukları yönünde hatalı değerlendirmeler yapılabilmektedir. Oysa bütçe içi işletmeler, hukuki statüleri itibarıyla belediyeden veya bağlı bulundukları kamu idaresinden bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmayıp, kamu tüzel kişiliğini haiz idarenin teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren hizmet birimleridir. Gelir ve giderleri bağlı bulundukları idarenin bütçesi içerisinde yer almakta, mali işlemleri kamu muhasebesi sistemi çerçevesinde yürütülmekte ve hukuki sorumlulukları doğrudan idareye ait bulunmaktadır.
Bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünün doğru belirlenmesi yalnızca mali yönetim bakımından değil; kamu ihale hukuku, kamu zararının tespiti, idari sorumluluk, mali sorumluluk, Sayıştay denetimi ve kamu kaynaklarının kullanım esasları bakımından da büyük önem taşımaktadır. Zira bütçe içi işletmelerin hangi hukuki rejime tabi olduğu sorusu; ihale usullerinden bütçelemeye, muhasebe kayıtlarından vergi uygulamalarına, denetim mekanizmalarından idari yargı denetimine kadar pek çok alanda doğrudan sonuç doğurmaktadır.
Bu tartışmaların en önemli yansımalarından biri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin uygulanmasında ortaya çıkmıştır. Anılan bent kapsamında sayılan kuruluşların ticari ve sınai faaliyetlerine yönelik bazı mal ve hizmet alımlarının kamu ihale mevzuatının genel hükümlerinden istisna tutulması, uygulamada bütçe içi işletmelerin de bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda farklı yorumlara neden olmuştur.
Bazı idareler bütçe içi işletmelerin de bu istisnadan yararlanabileceği yönünde uygulamalar geliştirirken; doktrinde, Kamu İhale Kurulu kararlarında, Sayıştay denetimlerinde ve idare hukuku öğretisinde ağırlıklı olarak benimsenen görüş, bütçe içi işletmelerin ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmamaları nedeniyle söz konusu istisnadan yararlanamayacakları yönünde olmuştur.
Kanun koyucu, uygulamada ortaya çıkan bu tereddütleri gidermek ve kamu idareleri arasında uygulama birliğini sağlamak amacıyla 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde değişiklik yapmış ve madde metnine “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresini eklemiştir. Böylece bütçe içi işletmelerin anılan istisna hükmünden yararlanamayacağı hususu ilk kez açık bir kanun hükmü olarak düzenlenmiş; uzun yıllardır doktrinde ve uygulamada benimsenen hukuki yaklaşım kanun metnine yansıtılmıştır.
Söz konusu değişiklik, yalnızca bir ibare ilavesinden ibaret olmayıp; kamu ihale hukukunun temel ilkeleri, hukuk devleti ilkesi, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik, kamu kaynaklarının etkin kullanımı, rekabetin korunması ve kamu mali yönetiminin bütünlüğü bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle değişikliğin yalnızca 4734 sayılı Kanun açısından değil; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği, Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği ile kamu idarelerinin mali ve idari yapısını düzenleyen diğer mevzuat çerçevesinde birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu çalışmada; öncelikle bütçe içi işletme kavramı ve hukuki niteliği ayrıntılı olarak incelenecek, bütçe içi işletmelerin belediye teşkilatı içerisindeki yeri, mali yapısı ve kamu tüzel kişiliği bakımından hukuki statüsü ortaya konulacaktır. Ardından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 2’nci ve 3’üncü maddeleri sistematik olarak analiz edilecek, 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin gerekçesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu raporları, Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik metni, kamu ihale hukukunun temel ilkeleri, Kamu İhale Kurulu uygulamaları, Sayıştay denetim yaklaşımı, Danıştay içtihatları ve öğretideki görüşler ışığında değerlendirilecektir. Ayrıca belediye şirketleri ile bütçe içi işletmeler arasındaki hukuki ve mali farklılıklar karşılaştırmalı olarak incelenecek; değişikliğin belediyeler ve diğer kamu idareleri bakımından doğuracağı uygulama sonuçları, hukuki sorumluluklar ve çözüm önerileri ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.
Çalışmanın temel amacı; bütçe içi işletmelerin hukuki statüsüne ilişkin tartışmaları mevzuat, yargı kararları, idari uygulamalar ve doktriner görüşler çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek; 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin kamu ihale hukuku ve mahallî idare uygulamaları bakımından ortaya çıkardığı sonuçları açıklığa kavuşturmak ve uygulayıcılara yol gösterecek bilimsel bir kaynak ortaya koymaktır. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (g) Bendinde Yapılan Değişiklik ve Bütçe İçi İşletmelerin İstisna Kapsamı Dışında Bırakılması
I. GİRİŞ
Kamu alımları, kamu hizmetlerinin etkin, verimli, saydam ve hesap verebilir şekilde yürütülmesinin en önemli araçlarından biridir. Kamu kaynaklarının hukuka uygun biçimde kullanılması, yalnızca mali disiplinin sağlanması bakımından değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin, eşitlik ilkesinin ve kamu yararının gerçekleştirilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kamu alımlarını düzenleyen kurallar, kamu yönetiminin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Türkiye’de kamu alımlarının temel yasal çerçevesi, 22.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile oluşturulmuş olup, Kanun’un temel amacı kamu alımlarında saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, kamuoyu denetimini ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamaktır. Bu genel rejimden istisnai durumlar ise Kanun’un 3’üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır.
II. BÜTÇE İÇİ İŞLETMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ:
2.1. Genel Olarak: Bütçe içi işletmeler, belediyeler ile diğer kamu idarelerinin asli görev alanlarına giren bazı mal ve hizmetlerin daha etkin, verimli ve ekonomik şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla oluşturulan, ancak bağlı bulundukları idareden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunmayan idari yapılanmalardır. Bu işletmeler, hukuken bağımsız bir kurum veya kuruluş olmayıp, bağlı oldukları idarenin bütçesi ve teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren hizmet birimleridir.
Belediyeler bakımından bütçe içi işletmelerin hukuki dayanağı başta 5393 sayılı Belediye Kanunu olmak üzere, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği hükümlerinde yer almaktadır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bütçe içi işletmelerin belediyeden bağımsız bir tüzel kişilik oluşturmadığı; belediyenin mali ve idari yapısı içerisinde faaliyet gösteren özel nitelikli hizmet birimleri olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
2.2. Belediye Teşkilatı İçerisindeki Hukuki Konumu:5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediye; belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan kamu tüzel kişisidir. Kanun, tüzel kişiliği belediyeye tanımış olup, belediye bünyesinde kurulan müdürlükler, şeflikler, bütçe içi işletmeler veya diğer hizmet birimlerine ayrıca tüzel kişilik tanımamıştır.
Bu nedenle bütçe içi işletmeler;
* belediyeden bağımsız olarak hak ve borç edinememekte,
* kendi adına dava açamamakta ve aleyhine dava açılamamakta,
* ayrı bir mal varlığına sahip bulunmamakta,
* ayrı bir kamu tüzel kişisi olarak işlem tesis edememektedir.
Bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilen bütün mali ve idari işlemler hukuken belediye adına yapılmış sayılır. İşletmenin yaptığı harcamalar, gelir tahsilâtı ve diğer mali işlemler de belediyenin bütçe sistemi içerisinde muhasebeleştirilmektedir. Dolayısıyla bütçe içi işletme, bağımsız bir kamu kurumu değil; belediyenin teşkilat yapısı içinde faaliyet gösteren bir organizasyon birimidir.
2.3. Mali Yapısı ve Bütçe Sistemi:5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun temel ilkeleri gereğince kamu idarelerinin bütün gelir ve giderleri bütçe içerisinde gösterilmek zorundadır. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği hükümleri uyarınca bütçe içi işletmelerin;
* gelirleri belediye bütçesine gelir kaydedilir,
* giderleri belediye bütçesinden karşılanır,
* muhasebe kayıtları belediye muhasebe sistemi içerisinde tutulur,
* kesin hesapları belediyenin kesin hesabı içerisinde yer alır.
Dolayısıyla bütçe içi işletmelerin belediyeden bağımsız bir mali yapılarının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. İşletmenin gelir elde ediyor olması veya ticari nitelikte faaliyet yürütmesi de bu hukuki sonucu değiştirmemektedir. Çünkü elde edilen gelirler işletmenin değil, doğrudan belediyenin geliridir.
2.4. Ayrı Tüzel Kişiliğinin Bulunmaması: Kamu hukukunda tüzel kişilik ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilir. Bütçe içi işletmelerin kurulmasına ilişkin düzenlemelerde bunlara ayrı kamu tüzel kişiliği tanıyan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği’nde de işletmeler, belediyeden bağımsız bir idare olarak değil; belediye bünyesinde oluşturulan işletmeler şeklinde tanımlanmıştır.
Bu nedenle bütçe içi işletmeler;
* kendi adına ihale yapamaz,
* kendi adına taşınmaz edinemez,
* kendi adına borçlanamaz,
* bağımsız idari işlem tesis edemez.
Yapılan bütün işlemler hukuken belediye adına yapılmaktadır.
2.5. Sermaye Şirketlerinden Farkı: Uygulamada en fazla karıştırılan hususlardan biri bütçe içi işletmeler ile belediye şirketleri arasındaki hukuki ayrımdır. Belediye şirketleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan anonim veya limited şirketlerdir. Bu şirketlerin ayrı tüzel kişiliği, ayrı mal varlığı, ayrı bilançosu ve bağımsız yönetim organları bulunmaktadır.
Bütçe içi işletmeler ise;
* Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmaz,
* ticaret siciline tescil edilmez,
* sermaye şirketi değildir,
* bağımsız tüzel kişiliğe sahip değildir,
* ayrı bilanço esasına göre faaliyet göstermez.
Dolayısıyla belediye şirketleri ile bütçe içi işletmelerin aynı hukuki statüde değerlendirilmesi mümkün değildir.
2.6. Kamu İhale Hukuku Bakımından Sonuç:4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinde düzenlenen istisna, Kanun’un 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde sayılan belirli kuruluşlara tanınmıştır.Bütçe içi işletmeler ise ne ayrı bir kamu tüzel kişisi ne de Kanun’un 2’nci maddesinde sayılan bağımsız kuruluşlardan biridir.Bu nedenle doktrinde, Kamu İhale Kurulu kararlarında ve Sayıştay denetim raporlarında uzun yıllardır bütçe içi işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağı yönünde görüşler ileri sürülmüştür.
7590 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, esasen mevcut hukuki durumu değiştirmemiş; uygulamada benimsenen bu yaklaşımı açık bir kanun hükmüne dönüştürerek hukuki belirliliği güçlendirmiştir.
III. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 2’nci Maddesi ile 3’üncü Maddesinin (g) Bendi Arasındaki Hukuki İlişki
3.1. Genel Olarak: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, kamu alımlarına ilişkin temel usul ve esasları düzenleyen genel kanundur. Kanunun uygulanma alanı 2’nci maddede belirlenmiş, istisna hükümleri ise 3’üncü maddede düzenlenmiştir. Bu sistematik, istisnaların ancak Kanunda açıkça belirtilen hâllerde uygulanabileceğini göstermektedir.
İstisna hükümleri, genel kuralın dışına çıkan düzenlemeler olduğundan, bunların yorumunda kanun koyucunun iradesi, kamu ihale hukukunun temel ilkeleri ve hukuki güvenlik ilkesi birlikte dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, Kanunda açıkça belirtilmeyen kişi veya kuruluşların istisna kapsamına kıyas veya genişletici yorum yoluyla dâhil edilmesi mümkün değildir.
3.2. Kanunun 2’nci Maddesinin Sistematiği:4734 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi, Kanunun hangi idareler ve kuruluşlar bakımından uygulanacağını belirlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında kamu idareleri farklı gruplar hâlinde sayılmış; merkezi yönetim kapsamındaki idareler, mahallî idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, sosyal güvenlik kurumları ile diğer kamu tüzel kişileri Kanun kapsamına alınmıştır.
Kanunun 3’üncü maddesinin (g) bendi ise, doğrudan Kanunun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde sayılan belirli kuruluşlara atıf yapmakta ve yalnızca bu kuruluşların, Kanunda belirtilen şartlar altında gerçekleştirecekleri bazı mal ve hizmet alımlarına istisna tanımaktadır. Dolayısıyla 3/g bendinin uygulanabilmesi için öncelikle ilgili kuruluşun Kanunun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) veya (d) bendi kapsamında bulunması zorunludur.
3.3. Bütçe İçi İşletmelerin Kanunun 2’nci Maddesi Kapsamındaki Durumu: Bütçe içi işletmeler, Kanunun 2’nci maddesinde ayrı bir idare veya kuruluş olarak sayılmamıştır. Bunun temel nedeni, bütçe içi işletmelerin hukuken bağımsız bir kuruluş olmamasıdır. Bunlar, belediye veya diğer kamu idarelerinin teşkilatı içinde oluşturulan hizmet birimleri olup, ayrı tüzel kişiliğe, bağımsız mal varlığına ve müstakil bütçeye sahip değildir.
Bu nedenle bütçe içi işletmelerin, Kanunun 2’nci maddesinde sayılan kuruluşlardan biri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Başka bir ifadeyle, bütçe içi işletme bir “idare” değil, bir idarenin bünyesinde faaliyet gösteren organizasyon birimidir.
3.4. 3/g Bendinin Kapsamının Dar Yorumu: Kamu ihale hukukunda istisna hükümleri, kamu yararı ve rekabet ilkesi gereği dar Yorumu: Kamu 4734 sayılı Kanun’un temel amacı, kamu alımlarının mümkün olan en geniş rekabet ortamında gerçekleştirilmesini sağlamak ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını temin etmektir. Bu nedenle, istisna hükümleri, yalnızca Kanunda açıkça belirtilen kişi ve kuruluşlar bakımından uygulanabilir. Kanunda yer almayan bir idari birimin veya organizasyon yapısının, benzerlik gerekçesiyle istisna kapsamına alınması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Bu yaklaşım, idare hukukunda kabul edilen “istisnaların dar yorumlanması” ilkesinin de doğal sonucudur.
3.5. 7590 Sayılı Kanun ile Getirilen Açıklık:7590 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendine “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresinin eklenmesi, kanun koyucunun konuya ilişkin iradesini açık biçimde ortaya koymuştur.Bu düzenleme ile bütçe içi işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağı hususu artık herhangi bir yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde kanun metninde açıkça ifade edilmiştir.Böylece uygulamada zaman zaman ileri sürülen farklı yorumlar sona erdirilmiş; kamu idareleri bakımından uygulama birliği ve hukuki öngörülebilirlik güçlendirilmiştir.
3.6. Kanun Sistematiği Açısından Değerlendirme: Kanaatimizce 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, yeni bir yasak veya yeni bir istisna getirmemektedir. Aksine, 4734 sayılı Kanun’un 2’nci ve 3’üncü maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden zaten ulaşılması gereken hukuki sonucu açık bir kanun hükmü hâline getirmektedir.Çünkü Kanunun 2’nci maddesinde sayılmayan ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan bir hizmet biriminin, yalnızca ticari faaliyet yürütmesi nedeniyle 3/g bendindeki istisnadan yararlanması, Kanunun lafzı ve sistematiği ile bağdaşmamaktadır.Bu yönüyle 7590 sayılı Kanun, yeni bir hukuki statü oluşturmamış; doktrinde, uygulamada ve denetim anlayışında ağırlıklı olarak kabul edilen görüşü pozitif hukuk kuralına dönüştürerek hukuki belirliliği güçlendirmiştir.
IV. 7590 Sayılı Kanun ile Yapılan Değişikliğin Hukuki Sonuçları:
4.1. Kanun Değişikliğinin Genel Çerçevesi:4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, kamu alımlarında genel ihale usullerine getirilen istisnalardan birini düzenlemektedir. Bu bent, Kanun’un 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde sayılan belirli kuruluşların ticari ve sınai faaliyetleri kapsamında gerçekleştirecekleri bazı mal ve hizmet alımlarının, Kanunda öngörülen şartların varlığı hâlinde genel ihale hükümlerine tabi olmamasını öngörmektedir.Ancak uygulamada, belediyeler ve diğer kamu idareleri bünyesinde faaliyet gösteren bütçe içi işletmelerin bu istisnadan yararlanıp yararlanamayacağı konusunda farklı değerlendirmeler yapılmış; bu durum hem uygulamada hem de denetim süreçlerinde tereddütlere neden olmuştur.
Bu tereddütlerin giderilmesi amacıyla kabul edilen 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi eklenmiştir.Bu değişiklikle birlikte bütçe içi işletmelerin 3/g bendindeki istisnadan yararlanamayacağı açık ve emredici bir kanun hükmü hâline gelmiştir.
4.2. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Gerekçesi:7590 sayılı Kanun’un yasama sürecine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu incelendiğinde, yapılan değişikliğin temel amacının yeni bir istisna getirmek veya mevcut bir hakkı kaldırmak olmadığı; uygulamada ortaya çıkan farklı yorumları ortadan kaldırmak ve kanunun uygulanmasında birlik sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.Komisyon değerlendirmelerinde, bütçe içi işletmelerin bağlı bulundukları belediye veya diğer kamu idarelerinden bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı, bu nedenle 4734 sayılı Kanun’un 3/g bendinde öngörülen istisnadan yararlanmalarının Kanun’un sistematiği ile bağdaşmadığı kabul edilmiştir.Bu yaklaşım, kamu ihale hukukunda istisna hükümlerinin dar yorumlanması gerektiğine ilişkin genel kabul ile de uyumludur.
4.3. Düzenlemenin Açıklayıcı (Teyit Edici) Niteliği:Hukuk tekniği bakımından 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, kurucu (ihdas edici) bir düzenleme olmaktan çok açıklayıcı (teyit edici) nitelik taşımaktadır.Gerçekten de bütçe içi işletmelerin ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmaması, Kanunun 2’nci maddesinde sayılan kuruluşlar arasında yer almaması ve kamu ihale hukukundaki istisnaların dar yorumlanması ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, bu işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağı yönündeki görüş değişiklikten önce de güçlü bir hukuki temele sahipti.7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, uygulamada benimsenen bu yaklaşımı açık bir kanun hükmüne dönüştürerek hukuki belirliliği güçlendirmiş ve farklı yorumların önüne geçmiştir.
4.4. Hukuki Belirlilik ve Öngörülebilirlik İlkesi Açısından Değerlendirme:Anayasa’nın 2’nci maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından biri hukuki belirlilik ve öngörülebilirliktir.Kanun hükümlerinin açık, anlaşılır ve uygulayıcılar bakımından tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi, idarenin hukuka bağlılığı ilkesinin de doğal bir sonucudur.7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünü değiştirmemiş; yalnızca mevcut hukuki durumun kanun metninde açıkça ifade edilmesini sağlamıştır. Böylece uygulamada ortaya çıkabilecek farklı değerlendirmelerin ve buna bağlı uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
4.5. Belediyeler ve Diğer Kamu İdareleri Açısından Sonuçları: Yapılan değişiklik sonrasında belediyeler ile diğer kamu idareleri bünyesinde faaliyet gösteren bütçe içi işletmeler;
* 4734 sayılı Kanun’un 3/g bendindeki istisnadan yararlanamayacak,
* Mal ve hizmet alımlarını Kanun’un genel hükümlerine göre gerçekleştirecek,
* İhale süreçlerinde Kanun’un temel ilkelerine uygun hareket edecek,
* İstisna hükümlerine dayanılarak gerçekleştirilecek işlemler nedeniyle idari, mali ve hukuki sorumlulukla karşı karşıya kalabilecektir.
Bu nedenle idarelerin, bütçe içi işletmelerin ihale süreçlerini yeni kanuni düzenlemeye uygun şekilde gözden geçirmeleri ve iç kontrol mekanizmalarını buna göre güncellemeleri önem taşımaktadır.
V. Kamu İhale Kurulu, Sayıştay ve Danıştay Kararları Çerçevesinde Değerlendirme:
5.1. Kamu İhale Kurulunun Yaklaşımı:4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda yer alan istisna hükümleri, kamu alımlarında genel ihale rejiminden ayrılan düzenlemeler olduğundan, Kamu İhale Kurulu kararlarında bu hükümlerin dar yorumlanması gerektiği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
Kurul, 3/g bendinin uygulanmasında yalnızca Kanunda açıkça belirtilen kuruluşların istisnadan yararlanabileceğini; istisna kapsamının benzetme (kıyas) veya genişletici yorum yoluyla genişletilemeyeceğini kabul etmektedir. Bu yaklaşım, kamu alımlarında rekabetin korunması ve Kanun’un temel ilkelerinin zedelenmemesi bakımından önem taşımaktadır.
Ayrıca Kurul kararlarında, 3/g bendinin uygulanabilmesi için alımın kuruluşun doğrudan mal ve hizmet üretimine veya ana faaliyetine yönelik bir ihtiyaç olması gerektiği; bu şartların birlikte gerçekleşmediği hâllerde istisna uygulanamayacağı belirtilmektedir. Danıştay tarafından da bu yaklaşımın benimsendiği kararlar bulunmaktadır. Bu çerçevede, ayrı tüzel kişiliği bulunmayan bütçe içi işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağı yönündeki değerlendirme, Kanun’un lafzı ve amacıyla uyumludur.
5.2. Sayıştayın Denetim Yaklaşımı: Sayıştay, kamu kaynaklarının kullanımını denetlerken 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun temel ilkelerine özel önem vermektedir.
Denetim raporları ve daire kararlarında;
* Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasının zorunlu olduğu,
* Rekabet ilkesinin korunmasının kamu yararının gereği olduğu,
* İstisna hükümlerinin dar yorumlanması gerektiği,
* İhale mevzuatından ayrılmayı gerektiren istisnaların açık kanuni dayanağa dayanması gerektiğiyönünde değerlendirmeler yer almaktadır.
Sayıştay ayrıca, ihale süreçlerinde piyasa araştırmasının ve rekabet koşullarının sağlanmasının kamu zararının önlenmesi bakımından önemini vurgulamaktadır. (Sayıştay) Bu yaklaşım, bütçe içi işletmeler bakımından da genel ihale rejiminin esas, istisna hükümlerinin ise sınırlı uygulanması gerektiğini desteklemektedir.
5.3. Danıştay İçtihatları: Danıştay’ın kamu ihale hukukuna ilişkin kararlarında da istisna hükümlerinin dar yorumlanması gerektiği yönündeki ilke benimsenmiştir. Özellikle Danıştay 13. Dairesi, 3/g bendi kapsamında yapılan değerlendirmelerde, istisnanın yalnızca Kanun’da öngörülen şartların eksiksiz gerçekleşmesi hâlinde uygulanabileceğini; idarelerin veya şirketlerin bu kapsamı genişletecek yorumlar yapamayacağını ifade etmiştir. 3/g istisnasının uygulanmasında “ana faaliyete yönelik ihtiyaç” unsurunun somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği de kararlarında vurgulanmıştır. Danıştayın bu yaklaşımı, 7590 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin gerekçesiyle de uyumludur.
5.4. Değişikliğin Yargısal ve İdari Yaklaşımla Uyumu:7590 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, yargısal ve idari uygulamada uzun süredir benimsenen yaklaşımı açık kanun hükmüne dönüştürmüştür.
Böylece;
* Uygulamadaki farklı yorumlar büyük ölçüde ortadan kaldırılmış,
* Denetim süreçlerinde birlik sağlanmış,
* Kamu idareleri açısından hukuki belirlilik artırılmış,
* Kamu kaynaklarının rekabetçi ve şeffaf biçimde kullanılmasına yönelik anayasal ve yasal ilkeler güçlendirilmiştir.
VI. Bütçe İçi İşletmelerin Mali Yapısı ve Bakanlık Düzenlemeleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi
6.1. Genel Olarak: Bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünün doğru değerlendirilmesi, yalnızca 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından değil, aynı zamanda kamu mali yönetimi sistemi bakımından da önem taşımaktadır. Çünkü bu işletmelerin mali işlemleri, bağlı bulundukları idarenin bütçe ve muhasebe sistemi içerisinde yürütülmektedir.5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu mali yönetiminde hesap verebilirlik, mali saydamlık, bütçe birliği ve kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması temel ilkeler olarak kabul edilmiştir. Mahalli idarelerin bütçe sistemi de bu ilkeler doğrultusunda düzenlenmiştir. Bu çerçevede bütçe içi işletmeler, belediyeden bağımsız bir mali yapı oluşturmamakta; belediyenin mali yapısının ayrılmaz bir parçası olarak faaliyet göstermektedir.
6.2. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Mali Yönetim Anlayışı: Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yürütülen kamu mali yönetimi uygulamalarında temel yaklaşım, kamu idarelerinin tüm mali işlemlerinin tek bütçe sistemi içerisinde izlenmesi ve kamu kaynaklarının bütüncül bir anlayışla yönetilmesidir.
Bu sistem içerisinde;
* bütçe içi işletmeler için ayrı bir kamu bütçesi oluşturulmaz,
* işletmenin gelir ve giderleri bağlı bulunduğu belediyenin bütçesinde gösterilir,
* muhasebe kayıtları belediye muhasebe sistemi içerisinde tutulur,
* kesin hesap ve mali tablolar belediyenin mali raporlarına dâhil edilir.
Dolayısıyla bütçe içi işletmenin mali bağımsızlığından değil, belediye bütçesi içerisinde faaliyet gösteren özel bir uygulama biriminden söz edilebilir.
6.3. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği Açısından Değerlendirme:Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği, mahalli idarelerin bütçelerinin hazırlanması, uygulanması, muhasebeleştirilmesi ve raporlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde;
* bütçe içi işletmelerin ayrı bir muhasebe kişiliğine sahip olmadığı,
* mali işlemlerinin belediyenin hesap planı içerisinde izlendiği,
* gelir ve giderlerinin belediye bütçesinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu,
* mali raporların belediye adına düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Bu durum, bütçe içi işletmelerin belediyeden bağımsız bir idare olarak değerlendirilmesini hukuken mümkün kılmamaktadır.
6.4. Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği Açısından Değerlendirme:Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği, mahalli idareler bünyesinde kurulan bütçe içi işletmelerin kuruluşu, işleyişi, mali yönetimi ve muhasebeleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemektedir.
Yönetmelikte bütçe içi işletmeler;
* belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren işletmeler olarak kabul edilmiş,
* ayrı kamu tüzel kişiliği tanınmamış,
* bağımsız bütçe sistemi öngörülmemiş,
* belediye muhasebe sistemi içerisinde izlenmeleri esas alınmıştır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bütçe içi işletmelerin belediyeden ayrı bir ekonomik veya hukuki organizasyon olmadığı açıkça görülmektedir.
6.5. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Mahalli İdare Yaklaşımı:Mahalli idare mevzuatının uygulanmasından sorumlu Bakanlığın düzenleyici yaklaşımı da belediyelerin bütün hizmet birimlerinin tek kamu tüzel kişiliği altında faaliyet göstermesi esasına dayanmaktadır.Belediyenin müdürlükleri, şeflikleri, işletmeleri ve diğer organizasyon birimleri ayrı kamu tüzel kişileri olarak değil, belediye teşkilatının unsurları olarak kabul edilmektedir.Bu nedenle bütçe içi işletmeler tarafından yürütülen faaliyetlerin hukuki sorumluluğu doğrudan belediyeye ait olup, bu işletmelerin bağımsız idare statüsünde değerlendirilmesi mümkün değildir.
6.6. 4734 Sayılı Kanun Bakımından Sonuç: Bütçe içi işletmelerin mali ve idari yapısı birlikte değerlendirildiğinde;
* ayrı tüzel kişiliğe sahip olmadıkları,
* bağımsız bütçelerinin bulunmadığı,
* belediyenin mali yapısı içerisinde faaliyet gösterdikleri,
* kamu tüzel kişiliğinin yalnızca belediyeye ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu nedenle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinde düzenlenen istisnadan yararlanmalarının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik de bu hukuki sonucu açık kanun hükmüne dönüştürmüş; uygulamada yaşanan tereddütleri sona erdirmiştir.
VII. Belediye Şirketleri ile Bütçe İçi İşletmelerin Hukuki, İhale ve Mali Açıdan Karşılaştırılması
7.1. Genel Değerlendirme: Mahallî idare uygulamalarında belediye şirketleri ile bütçe içi işletmeler zaman zaman aynı hukuki statüde değerlendirilmekte ve bu nedenle özellikle ihale hukuku, mali yönetim ve muhasebe uygulamalarında hatalı işlemler tesis edilebilmektedir.
Oysa bu iki yapı; kuruluş şekli, hukuki statüsü, mali yapısı, yönetim sistemi, tüzel kişiliği ve kamu ihale mevzuatı bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Belediye şirketleri özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketleri iken, bütçe içi işletmeler belediyenin teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren kamu hukuku birimleridir.
Bu ayrımın doğru yapılması, özellikle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinin uygulanması bakımından büyük önem taşımaktadır.
7.3. Kamu İhale Hukuku Açısından Farklılıklar:4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından en önemli farklılık, belediye şirketlerinin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmaları; bütçe içi işletmelerin ise belediyenin ayrılmaz bir parçası olmalarıdır. Kanun koyucu, 7590 sayılı Kanun ile bütçe içi işletmeleri açıkça 3/g istisnası dışında bırakmış; böylece uygulamada yaşanan tereddütleri gidermiştir.
Bu düzenleme, belediye şirketlerinin her durumda 3/g istisnasından yararlanacağı anlamına gelmemektedir. Belediye şirketlerinin de bu istisnadan yararlanabilmesi, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen şartların somut olay bakımından gerçekleşmesine bağlıdır.
Dolayısıyla belediye şirketleri ile bütçe içi işletmelerin aynı hukuki çerçevede değerlendirilmesi mümkün değildir.
7.4. Uygulamada Karşılaşılan Hatalar: Uygulamada aşağıdaki yanlış değerlendirmelerle karşılaşılabilmektedir:
* Bütçe içi işletmenin belediye şirketi gibi değerlendirilmesi,
* Ticari gelir elde edilmesinin ayrı tüzel kişilik kazandırdığı yönündeki hatalı düşünce,
* Bütçe içi işletmenin bağımsız ihale yapabileceği yönündeki yanlış uygulamalar,
* Belediye şirketlerine ilişkin hükümlerin bütçe içi işletmelere uygulanması,
* 3/g bendinin kapsamının geniş yorumlanması.
Bu tür uygulamalar, ihale işlemlerinin hukuka aykırılığı, denetim bulguları ve sorumluluk doğurabilecek sonuçlar bakımından risk oluşturabilir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, kamu alımlarının; saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesini amaçlayan temel bir düzenlemedir. Bu nedenle Kanun’da öngörülen istisna hükümlerinin, kamu ihale hukukunun genel sistematiği içerisinde dar yorumlanması ve kanunda açıkça öngörülmeyen kuruluş veya faaliyetlerin kıyas ya da genişletici yorum yoluyla istisna kapsamına alınmaması gerekir.
Bu bağlamda, Kanun’un 3’üncü maddesinde yer alan istisna hükümleri, genel ihale rejiminin istisnasını oluşturduğundan, idare hukuku ve kamu ihale hukuku doktrininde kabul gören "istisnaların dar yorumlanması" ilkesi gereği sınırlı bir uygulama alanına sahiptir. Kıyas ya da genişletici yorum yoluyla istisna kapsamının genişletilmesi, Anayasa'nın 2’nci maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesine ve rekabetin korunması esaslarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu çalışma kapsamında 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde; bütçe içi işletmelerin bağlı bulundukları belediyeden veya kamu idaresinden ayrı ve bağımsız bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmadıkları, belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren hizmet birimleri niteliğinde bulundukları ve gelir-giderlerinin bağlı oldukları idarenin bütçesi içerisinde izlendiği görülmektedir.
Bütçe içi işletmelerin ayrı tüzel kişiliğe ve bağımsız bütçeye sahip olmadığı gerçeği bir kez daha teyit edilmiştir. Bu hukuki gerçeklik karşısında, 7590 sayılı Kanun ile yapılan yasal değişiklikle 4734 sayılı Kanun'un 3’üncü maddesinin (g) bendine "İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç" ibaresinin eklenmesi, yeni bir statü ihdas etmekten ziyade, yıllardır süregelen doktriner görüşü, yargısal eğilimleri ve idari denetim yaklaşımını pozitif hukuka tescil eden açıklayıcı ve isabetli bir düzenleme olmuştur.
Bütçe içi işletmelerin bu hukuki niteliği, onları Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş belediye şirketlerinden açık biçimde ayırmaktadır. Belediye şirketleri, ayrı tüzel kişiliğe, bağımsız malvarlığına ve özel hukuk statüsüne sahip anonim veya limited şirketlerdir. Buna karşılık bütçe içi işletmeler, belediyenin veya ilgili kamu idaresinin teşkilat yapısı içerisinde yer alan ve ondan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmayan birimlerdir. Dolayısıyla bu iki yapının yalnızca faaliyet alanları veya ticari nitelikteki işlemleri esas alınarak aynı hukuki statü içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu ayrım, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinde düzenlenen istisnanın uygulanması bakımından da önem taşımaktadır. Bütçe içi işletmelerin bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmamaları ve belediyenin ayrılmaz bir parçası niteliğinde bulunmaları karşısında, bunların belediye şirketleriyle aynı hukuki statüde değerlendirilmesi mümkün değildir.
4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendinde yer alan istisnanın kapsamı, özellikle belediyeler bünyesinde faaliyet gösteren bütçe içi işletmeler bakımından uzun yıllar uygulamada farklı değerlendirmelere konu olmuş; bazı idareler bu işletmelerin de istisna kapsamında olduğu yönünde uygulamalar geliştirirken, doktrinde, Kamu İhale Kurulu kararlarında ve Sayıştay denetimlerinde ağırlıklı olarak bunun aksine bir yaklaşım benimsenmiştir. Bütçe içi işletmeler, kamu hizmetlerinin daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla oluşturulan, ancak hukuki statüleri itibarıyla bağlı bulundukları belediye veya kamu idaresinden ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmayan hizmet birimleridir.
4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde öngörülen istisnanın kapsamı, bilhassa belediyeler ve mahallî idareler bünyesinde faaliyet gösteren bütçe içi işletmeler bakımından uzun yıllar boyunca uygulamada ciddi tereddütlere ve ikili uygulamalara neden olmuştur. Kimi idareler söz konusu birimleri ticari ve sınai faaliyetleri gerekçesiyle doğrudan istisna kapsamında değerlendirirken; doktrinde, Kamu İhale Kurulu (KİK) kararlarında, Sayıştay denetim raporlarında ve Danıştay içtihatlarında ağırlıklı olarak bu birimlerin ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmamaları sebebiyle anılan istisnadan yararlanamayacakları yönünde istikrarlı bir yaklaşım benimsenmiştir.
Bu işletmelerin temel amacı, kamu hizmetlerinin sunumunda esneklik sağlamak ve belirli faaliyetlerin mali disiplin içerisinde yürütülmesine katkıda bulunmaktır. Bununla birlikte bütçe içi işletmeler, hukuki ve mali bakımdan belediyenin veya ilgili kamu idaresinin ayrılmaz bir parçası olup, bağımsız bir kamu idaresi ya da sermaye şirketi niteliği taşımamaktadır.
Uygulamada en fazla karşılaşılan sorunlardan biri, bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan belediye şirketlerinin aynı hukuki statüde değerlendirilmesidir. Oysa belediye şirketleri ayrı tüzel kişiliğe, bağımsız mal varlığına ve özel hukuk statüsüne sahip sermaye şirketleri iken; bütçe içi işletmeler belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren kamu hukuku birimleridir. Bu iki yapının hukuki rejimi, mali yapısı, denetim usulleri ve kamu ihale mevzuatı bakımından tamamen farklı özellikler taşıdığı açıktır. Bu ayrımın göz ardı edilmesi, ihale uygulamalarından mali yönetime kadar birçok alanda hukuka aykırı işlemlere ve kamu zararına yol açabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.
Nitekim 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinin uygulanmasında da uzun yıllar boyunca bu yanlış değerlendirmelerin etkisi görülmüş; bazı idareler bütçe içi işletmeleri de istisna kapsamında değerlendirirken, doktrinde, denetim uygulamalarında ve yargısal değerlendirmelerde ağırlıklı olarak bunun mümkün olmadığı kabul edilmiştir. 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda madde metnine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, bu tartışmaları sona erdirerek kanun koyucunun iradesini açık ve kesin biçimde ortaya koymuştur.
Kanaatimizce bu düzenleme, yeni bir hukuki statü oluşturmamış; aksine uzun yıllardır kamu ihale hukukunun genel ilkeleri, kanunun sistematiği ve kamu mali yönetimi anlayışı çerçevesinde kabul edilen hukuki yaklaşımı açık bir kanun hükmüne dönüştürmüştür. Bu yönüyle 7590 sayılı Kanun, açıklayıcı ve teyit edici nitelikte bir düzenleme olup, kamu idareleri bakımından hukuki belirliliği ve uygulama birliğini güçlendirmiştir.
Öte yandan, bütçe içi işletmelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun genel hükümlerine tabi olduklarının açıkça hüküm altına alınmış olması, belediyeler ve diğer kamu idareleri açısından önemli idari ve mali sorumluluklar doğurmaktadır. Bundan sonraki süreçte bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarının Kanun’un temel ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi; ihale süreçlerinin saydamlık, rekabet, eşit muamele ve hesap verebilirlik esaslarına uygun şekilde planlanması büyük önem taşımaktadır. Aksi yöndeki uygulamalar, yalnızca ihale işlemlerinin hukuka aykırılığı sonucunu doğurmakla kalmayacak; aynı zamanda kamu zararı, idari sorumluluk, disiplin sorumluluğu ve mali sorumluluk gibi sonuçları da beraberinde getirebilecektir.
7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, bütçe içi işletmeler bakımından ortaya çıkan uygulama tereddütlerini açık bir kanun hükmüyle ortaya koymuştur. Bu düzenleme ile bütçe içi işletmelerin söz konusu istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır.
7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, bu tartışmaları sona erdiren önemli bir yasal düzenleme olmuştur. Kanun koyucu, bütçe içi işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağını açıkça hükme bağlayarak uygulamada birlik ve hukuki belirlilik sağlamayı amaçlamıştır.
Yapılan inceleme sonucunda;
* bütçe içi işletmelerin belediyeden ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmadığı,
* belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren hizmet birimleri niteliğinde bulunduğu,
* gelir ve giderlerinin belediye bütçesi içerisinde yer aldığı,
* bağımsız sermaye şirketi veya müstakil kamu idaresi olarak değerlendirilemeyeceği,
* bu nedenle 4734 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde belirtilen kuruluşlar arasında yer almadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Bu hukuki yapı dikkate alındığında, bütçe içi işletmelerin 3/g bendinde düzenlenen istisnadan yararlanmalarının zaten Kanun’un sistematiği ile bağdaşmadığı görülmektedir. Nitekim 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik de yeni bir hukuki statü ihdas etmemiş; mevcut hukuki yaklaşımı açık bir kanun hükmüne dönüştürmüştür.
Kanaatimizce bu düzenleme, yalnızca bütçe içi işletmeler bakımından değil, kamu ihale hukukunun temel ilkeleri bakımından da önemli sonuçlar doğuracaktır. İstisna hükümlerinin dar yorumlanması yönündeki yerleşik hukuk anlayışı güçlenmiş; kamu kaynaklarının rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir şekilde kullanılmasına katkı sağlanmıştır.
Bundan sonraki süreçte belediyeler ve diğer kamu idarelerinin;
* bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarını 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun genel hükümlerine uygun şekilde yürütmeleri,
* iç kontrol ve ön mali kontrol süreçlerini yeni düzenlemeye göre güncellemeleri,
* uygulayıcı personelin eğitimine önem vermeleri,
* ihale süreçlerinde istisna hükümlerini dar yorumlamaları,
* Kamu İhale Kurulu kararları ile Sayıştay ve Danıştay içtihatlarını yakından takip etmeleri hukuki güvenliğin sağlanması ve kamu zararının önlenmesi bakımından önem arz etmektedir.
Bu nedenle belediyelerin, bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünü doğru değerlendirmeleri; ihale süreçlerini güncel mevzuata uygun şekilde yeniden yapılandırmaları; iç kontrol mekanizmalarını güçlendirmeleri ve uygulayıcı personelin kamu ihale hukuku konusunda sürekli eğitimini sağlamaları gerekmektedir. Ayrıca Kamu İhale Kurulu kararlarının, Sayıştay denetim raporlarının ve Danıştay içtihatlarının yakından takip edilmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek hukuki risklerin önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Bütçe içi işletmeler, belediye veya diğer kamu idarelerinin teşkilatı içerisinde yer alan, kamu tüzel kişiliğinden ayrı düşünülemeyen ve kamu mali yönetimi sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturan hizmet birimleridir. Bu işletmelerin hukuki statüsünün doğru anlaşılması; yalnızca kamu ihale hukuku bakımından değil, kamu mali yönetimi, idare hukuku, denetim hukuku ve yerel yönetim uygulamaları bakımından da temel bir gerekliliktir.
Bu 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bu hukuki gerçeği açık bir kanun hükmü hâline getirerek uygulamadaki belirsizlikleri önemli ölçüde ortadan kaldırmış; kamu kaynaklarının hukuka uygun, rekabetçi, saydam ve verimli kullanılmasına yönelik önemli bir adım olmuştur. Bu yönüyle söz konusu düzenlemenin, kamu ihale hukukunun gelişimi ve yerel yönetim uygulamalarının hukuka uygunluğu açısından uzun yıllar etkisini sürdürecek önemli bir reform niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.
7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünü değiştiren değil; uzun yıllardır doktrinde, denetim uygulamalarında ve yargı kararlarında kabul gören yaklaşımı kanun metnine taşıyan açıklayıcı bir düzenleme niteliğindedir. Bu yönüyle değişiklik, kamu ihale hukukunda hukuki belirliliği güçlendiren, uygulama birliğini sağlayan ve kamu kaynaklarının etkin kullanımına katkıda bulunan önemli bir reform olarak değerlendirilmelidir.
Kanaatimizce söz konusu değişiklik, bütçe içi işletmelere yeni bir hukuki statü kazandırmaktan ziyade, bunların hukuki niteliği ve kamu ihale mevzuatındaki konumu konusunda mevcut hukuki yaklaşımı daha açık ve belirli hâle getiren bir düzenleme niteliğindedir. Böylece uygulamada ortaya çıkabilecek farklı yorumların azaltılması, hukuki belirliliğin güçlendirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmıştır.
Bu değişikliğin belediyeler açısından en önemli sonucu, bütçe içi işletmeler aracılığıyla gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarında ihale mevzuatının doğru uygulanması gerekliliğinin daha da belirgin hâle gelmesidir. Bütçe içi işletmelerin gerçekleştireceği alımların hukuki dayanağının doğru belirlenmesi, ihale yönteminin mevzuata uygun şekilde seçilmesi ve istisna hükümlerinin kanunda öngörülen sınırlar içerisinde uygulanması gerekmektedir.
Bu çerçevede belediyelerin ve diğer kamu idarelerinin;
• Bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünü doğru şekilde belirlemeleri,
• Bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarını 4734 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine uygun biçimde yürütmeleri,
• İhale süreçlerinde saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerini gözetmeleri,
• İç kontrol ve ön mali kontrol mekanizmalarını güncel mevzuata göre gözden geçirmeleri,
• İhale ve mali hizmetler birimlerinde görev yapan personelin konuya ilişkin eğitimlerini güçlendirmeleri,
• İstisna hükümlerini genişletici yorumdan kaçınmaları,
• Kamu İhale Kurulu kararları ile Sayıştay denetim raporları ve ilgili yargı kararlarını takip etmeleri hukuki güvenliğin ve kamu kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması bakımından önem taşımaktadır.
Bununla birlikte, mevzuata aykırı bir ihale uygulamasının her somut olayda aynı hukuki sonucu doğuracağını söylemek yerine, ortaya çıkabilecek sonuçların işlemin niteliğine, ihlalin kapsamına, kamu zararının bulunup bulunmadığına ve ilgili mevzuat hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle ihale mevzuatına aykırılık iddialarında somut olayın bütün unsurlarının ayrı ayrı incelenmesi önem arz etmektedir.
Sonuç olarak bütçe içi işletmeler; belediyenin veya ilgili kamu idaresinin teşkilatı içerisinde yer alan, ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmayan ve kamu mali yönetimi sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturan hizmet birimleridir. Bu işletmelerin belediye şirketlerinden farklı hukuki statüye sahip olduğunun doğru şekilde anlaşılması, yalnızca kamu ihale hukuku bakımından değil; kamu mali yönetimi, idare hukuku, mali kontrol, denetim ve yerel yönetim uygulamaları bakımından da büyük önem taşımaktadır.
7590 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendinde yapılan değişiklik, bütçe içi işletmelerin 3/g istisnasından yararlanamayacağı hususunu açık bir kanun hükmü hâline getirerek hukuki belirliliği güçlendirmiştir. Bu düzenlemenin, belediyelerin ihale süreçlerinde daha dikkatli hareket etmelerine, istisna uygulamalarının kanuni sınırlar içerisinde tutulmasına ve kamu kaynaklarının daha saydam, rekabetçi, hesap verebilir ve verimli biçimde kullanılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Bu nedenle bundan sonraki dönemde asıl önem taşıyan husus, yalnızca kanun değişikliğinin bilinmesi değil, bu değişikliğin belediyelerin günlük ihale, mali yönetim, iç kontrol ve denetim uygulamalarına doğru şekilde yansıtılmasıdır. Hukuki düzenlemenin gerçek anlamda amacına ulaşması; mevzuatın doğru yorumlanması, uygulayıcı personelin bilinçlendirilmesi, kurum içi kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirlik anlayışının sürekli olarak korunmasına bağlıdır.
Netice itibarıyla 7590 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme, bütçe içi işletmeler bakımından kamu ihale uygulamasında hukuki belirliliği artıran ve uygulamadaki tereddütleri azaltan önemli bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir. Bundan sonraki süreçte belediyeler bakımından temel yaklaşım; “İstisna mı, genel hüküm mü?” sorusunun kanunun açık hükümleri çerçevesinde cevaplandırılması, bütçe içi işletmeler ile belediye şirketlerinin birbirinden kesin biçimde ayrılması ve her kamu alımında hukuki dayanağın işlem yapılmadan önce ortaya konulması olmalıdır.
Bu anlayış, yalnızca ihale işlemlerinin hukuka uygunluğunu değil; aynı zamanda kamu kaynaklarının korunmasını, kamu hizmetlerinin etkin yürütülmesini ve yerel yönetimlerde güvenilir, şeffaf ve hesap verebilir bir mali yönetim sisteminin güçlendirilmesini sağlayacaktır.
Yapılan bu yasal değişiklik sonrasında belediyeler ve diğer kamu idareleri, bütçe içi işletmeler eliyle gerçekleştirdikleri mal ve hizmet alımlarında istisna hükümlerine dayanma imkânını tamamen yitirmiştir. İdarelerin, olası mali ve idari sorumluluklarla karşılaşmamaları adına ihale süreçlerini 4734 sayılı Kanun’un genel hükümleri çerçevesinde derhal gözden geçirmeleri, iç kontrol ve denetim mekanizmalarını yeni yasal gerçekliğe uyumlu hale getirmeleri hukuki bir zorunluluktur.
Hukuki Statü ve Mevzuat Analizi: Hukuki statüleri itibarıyla bütçe içi işletmeler; 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, bağlı bulundukları belediyeden veya kamu idaresinden ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmayan, idari teşkilatın yalnızca birer hizmet birimidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı düzenlemelerinde de açıkça ifade edildiği üzere;
• Bu işletmelerin ayrı bir bütçesi veya muhasebe tüzel kişiliği bulunmamakta, tüm gelir ve giderleri bağlı oldukları idarenin bütçesi içinde izlenmektedir.
• Kendi adlarına ihale yapma, taşınmaz edinme, borçlanma veya bağımsız idari işlem tesis etme ehliyetleri hukuken mevcut olmayıp, gerçekleştirilen tüm işlemler doğrudan idare (belediye) adına tescil edilmektedir.
• Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan, ayrı tüzel kişiliğe, bilançoya ve mal varlığına sahip belediye şirketleri (anonim/limited şirketler) ile bütçe içi işletmelerin aynı hukuki kategoride değerlendirilmesi hukuken imkansızdır.
Yargısal ve İdari İçtihatlar Işığında Değerlendirme: Danıştay 13. Dairesi ve diğer ilgili dava dairelerinin istikrarlı kararlarında, 4734 sayılı Kanun’un 3/g bendi kapsamındaki istisnaların ancak kanunda açıkça sayılan tüzel kişiliğe haiz kuruluşlarca ve ana faaliyete yönelik zorunlu ihtiyaçlar dolayısıyla kullanılabileceği vurgulanmıştır. Yargı mercileri, tüzel kişiliği bulunmayan alt birimlerin veya işletmelerin bu istisnadan yararlandırılmasını hukuka aykırı bulmuş; Sayıştay yargılamaları ve daire kararlarında da bütçe içi işletmeler eliyle gerçekleştirilen istisnai alımların kamu zararı doğurabileceği defaatle hüküm altına alınmıştır.
Bu kronik tereddütleri ve uygulama birlikteliğini sağlamak maksadıyla ihdas edilen 7590 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin (g) bendine "İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç" ibaresi eklenmiştir. Yasama hazırlık süreçleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanakları ve kanun gerekçesi incelendiğinde; bu değişikliğin yeni bir hukuki statü ihdas etmediği, aksine yargı kararlarında, Sayıştay denetimlerinde ve doktrinde uzun süredir kabul gören hukuki yaklaşımı teyit eden açıklayıcı (teyit edici) nitelikte bir düzenleme olduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır.
Bütçe İçi İşletmelerin Hukuki Niteliği ve Şirketlerle Ayrımı: Bütçe içi işletmeler, kamu hizmetlerinin daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla oluşturulan, ancak hukuki statüleri itibarıyla bağlı bulundukları belediye veya kamu idaresinden ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmayan hizmet birimleridir. Bu işletmelerin temel amacı, kamu hizmetlerinin sunumunda esneklik sağlamak ve belirli faaliyetlerin mali disiplin içerisinde yürütülmesine katkıda bulunmaktır. Bununla birlikte bütçe içi işletmeler, hukuki ve mali bakımdan belediyenin veya ilgili kamu idaresinin ayrılmaz bir parçası olup, bağımsız bir kamu idaresi ya da sermaye şirketi niteliği taşımamaktadır.
İncelenen 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği hükümleri birlikte değerlendirildiğinde;
• Bütçe içi işletmelerin belediyeden ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmadığı,
• Belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren hizmet birimleri niteliğinde bulunduğu,
• Gelir ve giderlerinin belediye bütçesi içerisinde yer aldığı ve muhasebe kayıtlarının belediye hesaplarında izlendiği,
• Bağımsız sermaye şirketi veya müstakil kamu idaresi olarak değerlendirilemeyeceği,
• Bu nedenle 4734 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde belirtilen kuruluşlar arasında yer almadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Uygulamada en fazla karşılaşılan sorunlardan biri, bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan belediye şirketlerinin aynı hukuki statüde değerlendirilmesidir. Oysa belediye şirketleri ayrı tüzel kişiliğe, bağımsız mal varlığına ve özel hukuk statüsüne sahip sermaye şirketleri iken; bütçe içi işletmeler belediye teşkilatı içerisinde faaliyet gösteren kamu hukuku birimleridir. Bu iki yapının hukuki rejimi, mali yapısı, denetim usulleri ve kamu ihale mevzuatı bakımından tamamen farklı özellikler taşıdığı açıktır. Bu ayrımın göz ardı edilmesi, ihale uygulamalarından mali yönetime kadar birçok alanda hukuka aykırı işlemlere ve kamu zararına yol açabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.
7590 Sayılı Kanun Değişikliğinin Değerlendirilmesi: Nitekim 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinin uygulanmasında da uzun yıllar boyunca bu yanlış değerlendirmelerin etkisi görülmüş; 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda madde metnine eklenen “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi, bu tartışmaları sona erdirerek kanun koyucunun iradesini açık ve kesin biçimde ortaya koymuştur.
Bu hukuki yapı dikkate alındığında, bütçe içi işletmelerin 3/g bendinde düzenlenen istisnadan yararlanmalarının zaten Kanun’un sistematiği ile bağdaşmadığı görülmektedir. 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, yeni bir hukuki statü ihdas etmemiş; aksine uzun yıllardır kamu ihale hukukunun genel ilkeleri, kanunun sistematiği ve kamu mali yönetimi anlayışı çerçevesinde kabul edilen hukuki yaklaşımı açık bir kanun hükmüne dönüştürmüştür. Bu yönüyle 7590 sayılı Kanun, açıklayıcı ve teyit edici nitelikte bir düzenleme olup, kamu idareleri bakımından hukuki belirliliği ve uygulama birliğini güçlendirmiştir.
İdareler İçin Sorumluluklar ve Öneriler: Öte yandan, bütçe içi işletmelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun genel hükümlerine tabi olduklarının açıkça hüküm altına alınmış olması, belediyeler ve diğer kamu idareleri açısından önemli idari ve mali sorumluluklar doğurmaktadır. Bundan sonraki süreçte bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarının Kanun’un temel ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi; ihale süreçlerinin saydamlık, rekabet, eşit muamele ve hesap verebilirlik esaslarına uygun şekilde planlanması büyük önem taşımaktadır. Aksi yöndeki uygulamalar, yalnızca ihale işlemlerinin hukuka aykırılığı sonucunu doğurmakla kalmayacak; aynı zamanda kamu zararı, idari sorumluluk, disiplin sorumluluğu ve mali sorumluluk gibi sonuçları da beraberinde getirebilecektir.
Bu doğrultuda belediyeler ve diğer kamu idarelerinin önümüzdeki süreçte dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:
• Bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarını 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun genel hükümlerine uygun şekilde yürütmeleri,
• İç kontrol ve ön mali kontrol süreçlerini yeni düzenlemeye göre güncellemeleri,
• Uygulayıcı personelin kamu ihale hukuku konusunda sürekli eğitimini sağlamaları,
• İhale süreçlerinde istisna hükümlerini dar yorumlamaları,
• Kamu İhale Kurulu kararları ile Sayıştay denetim raporları ve Danıştay içtihatlarını yakından takip etmeleri hukuki güvenliğin sağlanması ve kamu zararının önlenmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.
Sonuç ve Hukuki Sorumluluklar: Sonuç itibarıyla; 7590 sayılı Kanun değişikliği sonrasında bütçe içi işletmelerin 4734 sayılı Kanun’un 3/g bendindeki istisnadan yararlanma imkânı yasal olarak tamamen ortadan kalkmıştır. Bu birimlerin gerçekleştireceği tüm mal, hizmet ve yapım alımlarının genel hükümlere göre ihale edilmesi zorunludur. İdarelerin, iç kontrol ve ön mali kontrol mekanizmalarını bu gerçekliğe göre revize etmemeleri durumunda; ihale işlemlerinin iptali, disiplin soruşturmaları, idari sorumluluklar ve 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararı hükümleriyle karşılaşmaları kaçınılmazdır. Bu yönüyle anılan yasal reform, kamu kaynaklarının etkin, hukuka uygun, şeffaf ve rekabetçi bir biçimde yönetilmesi hususunda Türk kamu ihale hukukuna uzun yıllar yön verecek kritik bir kilometre taşı niteliğindedir.
Bütçe içi işletmeler, belediye veya diğer kamu idarelerinin teşkilatı içerisinde yer alan, kamu tüzel kişiliğinden ayrı düşünülemeyen ve kamu mali yönetimi sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturan hizmet birimleridir. Bu işletmelerin hukuki statüsünün doğru anlaşılması; yalnızca kamu ihale hukuku bakımından değil, kamu mali yönetimi, idare hukuku, denetim hukuku ve yerel yönetim uygulamaları bakımından da temel bir gerekliliktir.
7590 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bütçe içi işletmelerin hukuki statüsünü değiştiren değil; uzun yıllardır doktrinde, denetim uygulamalarında ve yargı kararlarında kabul gören yaklaşımı kanun metnine taşıyan açıklayıcı ve isabetli bir düzenleme niteliğindedir. Bu yönüyle söz konusu düzenleme; kamu ihale hukukunda hukuki belirliliği güçlendiren, uygulama birliğini sağlayan, kamu kaynaklarının hukuka uygun, rekabetçi, saydam ve verimli kullanımına katkıda bulunan ve yerel yönetim uygulamalarının hukuka uygunluğu açısından uzun yıllar etkisini sürdürecek önemli bir reform olarak değerlendirilmelidir.
Aşağıdaki güncellenmiş tabloyu Belediye Şirketi ve Bütçe İçi İşletme Karşılaştırması.
İnceleme Konusu Belediye Şirketi Bütçe İçi İşletme
Kuruluş Dayanağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmelikler
Hukuki Statü Özel hukuk tüzel kişisi Belediye teşkilatı içinde hizmet birimi
Tüzel Kişilik Vardır Yoktur
Ticaret Siciline Tescil Yapılır Yapılmaz
Vergi Kimliği Ayrıdır Belediye adına işlem yürütülür
Mal Varlığı Kendisine aittir Belediye mal varlığı içindedir
Sermaye Yapısı Sermayesi vardır Sermayesi yoktur
Bilanço Ayrı bilanço düzenler Belediye mali tabloları içinde yer alır
Gelirler Şirkete aittir Belediye bütçesine gelir kaydedilir
Giderler Şirket bütçesinden karşılanır Belediye bütçesinden karşılanır
Muhasebe Sistemi Ticari muhasebe sistemi Kamu muhasebesi sistemi
Yönetim Yönetim Kurulu tarafından yürütülür Belediye yönetimi tarafından yürütülür
Denetim Ticaret hukuku ve ilgili kamu denetimleri İç denetim, Sayıştay ve idari denetim
Personel İş Kanunu ve ilgili mevzuata tabi İlgili kamu personeli rejimi ve diğer mevzuat çerçevesinde
Hukuki İşlem Kendi adına yapabilir Belediye adına işlem tesis edilir
Dava Ehliyeti Kendi adına dava açabilir ve aleyhine dava açılabilir Hukuki taraf belediyedir
Borçlanma Kendi adına borçlanabilir Belediye adına ve mevzuat çerçevesinde işlem yapılır
İhale Yetkisi Mevzuatına göre değerlendirilir Belediye adına yürütülür
4734 Sayılı Kanun m.3/g Kanuni şartlar oluşursa ayrıca değerlendirilir 7590 sayılı Kanun sonrasında uygulanamaz
Hazırladığınız tablo genel çerçevede oldukça başarılıdır. Ancak akademik ve hukuki açıdan birkaç noktada daha isabetli ifadeler kullanılabilir. Özellikle "İhale Mevzuatı", "Denetim", "Vergisel Durum" ve "Kuruluş Dayanağı" başlıklarında küçük düzeltmeler yapılması tabloyu daha güçlü hale getirecektir.
Aşağıdaki güncellenmiş tabloyu kitap veya makalenizde doğrudan kullanabilirsiniz.
Karşılaştırma Kriteri Bütçe İçi İşletme Belediye Şirketi
Hukuki Statü Belediye tüzel kişiliği içinde faaliyet gösteren, ayrı tüzel kişiliği bulunmayan idari işletmedir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş ayrı bir sermaye şirketidir.
Tüzel Kişilik Ayrı tüzel kişiliği yoktur. Ayrı özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir.
Kuruluş Dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ilgili mali mevzuat hükümleri. 5393 sayılı Belediye Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri.
Kuruluş Şekli Belediye Meclisi kararı ve gerekli idari işlemlerle kurulur. Belediye Meclisi kararı, gerekli izin süreçleri ve Ticaret Siciline tescil ile kurulur.
Sermaye Yapısı Ayrı sermayesi bulunmaz, belediye bütçesi içinde faaliyet gösterir. Şirket sermayesi vardır ve sermaye paylarına sahiptir.
Bütçe Sistemi Belediye bütçesi içerisinde yer alır. Kendi bütçesini ve finansal planlamasını oluşturur.
Muhasebe Sistemi Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülür. Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (uygulanıyorsa) kapsamında muhasebe tutulur.
Gelirler Belediye bütçesinin geliridir. Şirketin kendi ticari geliridir.
Giderler Belediye bütçesinden karşılanır. Şirket bütçesinden karşılanır.
Faaliyet Amacı Esas amaç kamu hizmetidir; kâr amacı ikinci plandadır. Kamu hizmetine destek olmakla birlikte ticari faaliyet ve sürdürülebilir mali yapı da hedeflenebilir.
Personel Rejimi Belediye personeli ve iş mevzuatı çerçevesinde yürütülür. Ağırlıklı olarak 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre personel istihdam edilir.
İhale Mevzuatı 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabidir. Faaliyetin niteliğine ve hukuki durumuna göre 4734 sayılı Kanun, ilgili istisna hükümleri veya özel hukuk hükümleri uygulanabilir.
Harcama Yetkilisi 5018 sayılı Kanuna göre belirlenir. Yönetim Kurulu ve şirket yönetimi tarafından belirlenir.
İç Kontrol Belediyenin iç kontrol sistemine tabidir. Şirketin kendi iç kontrol ve kurumsal yönetim sistemi uygulanır.
Denetim İç denetim, Sayıştay denetimi ve idari denetime tabidir. Bağımsız denetim, vergi denetimi, ticaret hukuku denetimi ve şartları oluştuğunda Sayıştay denetimine konu olabilir.
Vergisel Durum Faaliyetin niteliğine göre ilgili vergi hükümleri uygulanır. Kurumlar Vergisi, KDV ve diğer vergi yükümlülüklerine tabidir.
Borçlanma Yetkisi Ayrı borçlanma yetkisi bulunmaz. Mevzuat hükümleri çerçevesinde şirket olarak borçlanabilir.
Mal Varlığı Kullanılan taşınır ve taşınmazlar belediyeye aittir. Şirketin kendisine ait mal varlığı bulunabilir.
Banka Hesabı Belediye adına açılan hesaplar kullanılır. Şirket adına banka hesapları açılır.
Sözleşme Tarafı Sözleşmeler belediye adına yapılır. Sözleşmeler şirket adına yapılır.
Tasfiye Ayrı tasfiye süreci bulunmaz; belediye kararıyla faaliyet sona erdirilebilir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tasfiye edilir.
Kamu Kaynağı Kullanımı Doğrudan belediye bütçesi ve kamu kaynakları kullanılır. Sermayesi belediyeye ait olsa da şirket kendi malvarlığı üzerinden faaliyet yürütür.
Hesap Verebilirlik Belediye Meclisine, Sayıştaya ve kamu mali yönetim sistemine karşı sorumludur. Genel Kurula, Yönetim Kuruluna, ilgili kamu idarelerine ve hukuki denetim mekanizmalarına karşı sorumludur.
Esneklik Kamu mali yönetimi ve idare hukuku kuralları nedeniyle daha sınırlıdır. Ticaret hukuku çerçevesinde daha hızlı ve esnek karar alabilir.
Temel Amaç Kamu hizmetlerinin etkin, ekonomik ve verimli şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Belediye hizmetlerini desteklemek, gerektiğinde ticari faaliyet yürütmek ve hizmet sunumunda etkinliği artırmaktır.
Benim Şahsi Değerlendirmem İse: Bütçe içi işletmeler ile belediye şirketleri, belediyelerin hizmet sunumunda kullandıkları iki farklı örgütlenme modelidir. Bütçe içi işletmeler doğrudan kamu mali yönetimi sistemi içerisinde faaliyet gösterirken, belediye şirketleri özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketleri olarak faaliyet göstermektedir.
Bu nedenle bütçe, muhasebe, denetim, personel rejimi, ihale uygulamaları ve hesap verebilirlik bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Belediye yönetimlerinin hangi modeli tercih edeceği; yürütülecek hizmetin niteliği, finansman yapısı, verimlilik hedefi, kamu yararı ve hukuki zorunluluklar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
KAYNAKÇA
I. Anayasa ve Kanunlar
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu.
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu.
5393 sayılı Belediye Kanunu.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname.
696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname.
7590 sayılı Kanun.
Özellikle 7590 sayılı Kanun sonrasındaki bölümün dayanağını burada açık şekilde göstermek önemli.
________________________________________
II. Yönetmelikler ve İkincil Mevzuat
Mahallî İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği.
Mahallî İdareler Bütçe İçi İşletme Yönetmeliği.
Kamu İhale Genel Tebliği.
Mahallî İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği.
Mahallî İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğine ilişkin ilgili düzenlemeler.
Kamu İhale Kurumu tarafından yayımlanan ilgili ikincil mevzuat ve düzenlemeler.
________________________________________
III. Kamu İhale Kurumu Kaynakları
Burayı özellikle genişletelim.
Kamu İhale Kurulu kararları.
Kamu İhale Kurumu, Kamu İhale Genel Tebliği.
Kamu İhale Kurumu, 4734 sayılı Kanun'un 3/g maddesine ilişkin düzenlemeler.
Kamu İhale Kurumu'nun 3/g kapsamındaki parasal limitlere ilişkin Tebliğleri.
Kamu İhale Kurumu'nun istisna uygulamalarına ilişkin açıklama ve kararları.
Kamu İhale Kurumu'nun belediye şirketlerinin ihale uygulamalarına ilişkin kararları.
Kamu İhale Kurumu'nun 4734 sayılı Kanun kapsamına ilişkin kararları.
Kamu İhale Kurumu'nun doğrudan temin ve istisna uygulamalarına ilişkin rehberleri.
Bu bölüm özellikle önemli; çünkü Sayıştay'ın 2026 tarihli yayınında da belediye şirketlerinin 4734 sayılı Kanun'un 3/g maddesi kapsamında istisna alımları ayrıca ele alınmaktadır.
________________________________________
IV. Sayıştay Kararları ve Raporları
Burada artık sadece:
“Sayıştay Daire Kararları” demek yerine somut kararları göstermek çok daha güçlü olur.
Örneğin:
Sayıştay Başkanlığı, 6. Daire, 20.02.2025 tarihli ve 970 sayılı Karar, İlam No: 57, ihale mevzuatına ilişkin karar.
Sayıştay Başkanlığı, 6. Daire, 16.10.2025 tarihli ve 987 sayılı Karar, İlam No: 97.
Sayıştay Başkanlığı, 3. Daire, 29.04.2025 tarihli ve 532 sayılı Karar, İlam No: 77.
Sayıştay Başkanlığı, 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu.
Sayıştay Başkanlığı, ilgili belediye şirketleri dış denetim raporları.
Sayıştay Başkanlığı, belediye şirketlerinin ihale uygulamalarına ilişkin denetim raporları.
Özellikle 3/g kapsamındaki parasal limitin altında kalmak amacıyla alımların bölünmesi konusunda Sayıştay'ın BELKA A.Ş. raporu makaleniz için çok değerli bir kaynak. Sayıştay raporunda, yıllık planlanabilen ihtiyaçların 3/g limitinin altında kalmak amacıyla bölünmesinin mevzuata aykırı olduğu açıkça değerlendirilmiş.
________________________________________
V. Danıştay Kararları
Danıştay 13. Daire, kamu ihale hukukuna ilişkin kararlar.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, kamu ihale hukukuna ilişkin kararlar.
Danıştay 13. Daire, 4734 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin kararlar.
Danıştay 13. Daire, 4734 sayılı Kanun'un 3/g maddesine ilişkin kararlar.
Danıştay 13. Daire, belediye şirketlerinin kamu ihale mevzuatındaki statüsüne ilişkin kararlar.
Burada da kararları gerçekten tespit edip E., K. ve tarih bilgileriyle yazmak en doğru yöntem olur.
________________________________________
VI. Yargıtay Kararları
Makaleniz esas itibarıyla idare hukuku ve kamu ihale hukuku ağırlıklı olduğu için Yargıtay kararlarının sayısı Danıştay ve Sayıştay kadar fazla olmayabilir.
Ancak belediye şirketlerinin:
Özel hukuk tüzel kişiliği,
İşçi/personel rejimi,
Şirket yöneticilerinin sorumluluğu,
Ticari faaliyetleri,
Şirket ile belediye arasındaki hukuki ilişki
Bakımından ilgili Yargıtay kararları eklenebilir.
Yargıtay Hukuk Dairelerinin belediye şirketlerinin özel hukuk tüzel kişiliğine ilişkin kararları.
Yargıtay'ın belediye şirketlerinde çalışanların iş hukuku statüsüne ilişkin kararları.
Yargıtay'ın belediye şirketlerinin ticari faaliyetleri ve sorumluluğuna ilişkin kararları.
Fakat sırf kaynakçayı kabartmak için ilgisiz Yargıtay kararları koymayalım. Makalenin konusuyla doğrudan bağlantılı kararları seçelim.
________________________________________
VII. Bakanlık ve İdari Görüşler
Bu bölüm de makalenizi ciddi şekilde güçlendirir:
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Muhasebat Genel Müdürlüğü, mahallî idarelerin bütçe ve muhasebe uygulamalarına ilişkin görüşler.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, belediye bütçe içi işletmelerine ilişkin görüşler.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü görüşleri.
Mahallî idarelerin şirket kurmaları ve şirketlere iştiraklerine ilişkin Bakanlık görüşleri.
Belediye şirketlerinin borçlanma ve mali yükümlülüklerine ilişkin Bakanlık görüşleri.
Bütçe içi işletmelerin kuruluşu, faaliyetleri ve muhasebesine ilişkin idari görüşler.
________________________________________
VIII. TBMM Belgeleri
TBMM, 7590 sayılı Kanun Teklifi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu.
TBMM Genel Kurul görüşme tutanakları.
7590 sayılı Kanun'un ilgili madde gerekçeleri.
4734 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine ilişkin TBMM kanun gerekçeleri.
Özellikle 7590 sayılı düzenlemenin gerekçesini kaynakçaya almak çok faydalı olacaktır. Çünkü makalenizin ana tezlerinden biri bu değişikliğin hukuki sonuçları.
________________________________________
IX. Resmî Gazete
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun yayımlandığı Resmî Gazete.
7590 sayılı Kanun'un yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete. Makalenizde bu zaten kaynak olarak yer alıyor.
İlgili yönetmeliklerin yayımlandığı Resmî Gazeteler.
Kamu İhale Tebliğlerinin yayımlandığı Resmî Gazeteler.
İlgili parasal limit güncellemelerinin yayımlandığı Resmî Gazeteler.
________________________________________
X. Akademik ve Doktrinel Kaynaklar
Gözler, Kemal, İdare Hukuku.
Günday, Metin, İdare Hukuku.
Özay, İl Han, Günışığında Yönetim.
Akyılmaz, Bahtiyar / Sezginer, Murat / Kaya, Cemil, Türk İdare Hukuku.
Kamu ihale hukukuna ilişkin akademik eserler.
Belediye şirketlerine ilişkin akademik çalışmalar.
Bütçe içi işletmelere ilişkin akademik çalışmalar.
Kamu tüzel kişiliği ve özel hukuk tüzel kişiliği ayrımına ilişkin akademik çalışmalar.
Kamu ihale hukukunda istisna hükümlerine ilişkin akademik makaleler