Bir Milletin İstiklal Ve Zafer Yürüyüşü Kocatepe'den İzmir'e Afyonkarahisar'ın Bağrından Yükselen Bağımsızlık Ateşi.
Süleyman Güneş
Kamu Yönetimi Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş, Afyonkarahisar’ın düşman işgalinden kurtuluşu, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığı bu yazısında; Kocatepe’den İzmir’e uzanan büyük istiklal yürüyüşünün anlamını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehasını, Türk milletinin fedakârlığını ve bugünlere bırakılan bağımsızlık mirasını ele alıyor.
Afyonkarahisar…
Büyük Taarruz ’un 104 yılını kutladığımız Millî Mücadelenin kahramanları ve Cumhuriyetimizin kurucu kuşağı artık aramızda değil. Bizler, bağımsız bir ülkede doğmuş ve doğduğu topraklarda hiç savaş yaşamadan yetişmiş bir nesil olmanın gurunu yaşıyoruz. “Demir rayların sessizliğinde örülen bir strateji, bir konağın loş ışığında verilen söz ve Çiğiltepe'de şerefi canından üstün tutan bir iradeyle yazılan 30 Ağustos; Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının bu topraklara vurduğu ölümsüz mühürdür.”
Sadece Anadolu’nun güzel şehirlerinden biri değildir. Afyonkarahisar; Millî Mücadele tarihimizin en önemli sayfalarının yazıldığı, Büyük Taarruz’un başladığı, Kocatepe’nin tarihimize şahitlik ettiği, Şuhut’un Başkomutanlık karargâhına ev sahipliği yaptığı, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin top sesleriyle bütün dünyaya ilan edildiği kutlu bir coğrafyadır.
Bugün Kocatepe’ye çıktığımızda yalnızca bir tepeye çıkmış olmayız. Bir milletin kaderinin değiştiği yere çıkarız. Bir ordunun yokluklar içerisinde yeniden ayağa kalktığı, bir milletin “Ya istiklal ya ölüm!” iradesini ortaya koyduğu, vatan sevgisinin fedakârlıkla birleştiği ve bağımsızlığın bedelinin kanla ödendiği topraklara basarız. Bu nedenle Afyonkarahisar’da Kocatepe’ye giden her yol, aslında tarihe giden bir yoldur.
Afyonkarahisar: İşgalden zafere uzanan şehir Afyonkarahisar, Millî Mücadele döneminde stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşıyordu. Yunan kuvvetleri Afyonkarahisar’ı ilk olarak 28 Mart 1921’de işgal etti. Yaklaşık on gün süren ilk işgalin ardından Yunan birlikleri 7 Nisan’da şehirden çekildi. Ancak 13 Temmuz 1921’de başlayan ikinci işgal, Büyük Taarruz’a kadar devam etti. (Afyon Kütüphaneleri)
Bu tarihleri yalnızca birer takvim bilgisi olarak görmemek gerekir. Çünkü işgal, bir millet için yalnızca toprağın elinden alınması değildir. İşgal; hürriyetin tehdit edilmesidir.
Evinize, toprağınıza, geleceğinize ve çocuklarınıza yönelik bir tehdittir. İşte Türk milleti, böyle bir dönemde bağımsızlığından vazgeçmemiştir. Anadolu’nun dört bir yanında başlayan Millî Mücadele, zamanla düzenli orduya dönüşmüş; Erzurum ve Sivas Kongreleri, Amasya Genelgesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla millî irade etrafında örgütlenmiştir.
23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla birlikte mücadele yalnızca cephede yürütülen askerî bir savaş olmaktan çıkmış; milletin kendi kaderini kendi iradesiyle belirleme mücadelesine dönüşmüştür.
Gazi Mustafa Kemal’in büyük planı: Büyük Taarruz bir gecede ortaya çıkmış bir karar değildir. Arkasında aylar süren hazırlık, hesap, sabır, istişare ve askerî planlama vardır. Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra Türk ordusu savunma konumundan taarruz konumuna geçmek için hazırlıklara başladı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve diğer komutanlar, ordunun maddi ve insan gücünü yeniden toparlamak için büyük bir hazırlık yürüttüler. Çünkü karşılarında güçlü ve tahkim edilmiş bir Yunan ordusu bulunuyordu. Zafer yalnızca cesaretle değil, doğru zamanda verilen doğru kararlarla kazanılacaktı.
Gazi Mustafa Kemal’in askerî anlayışının en önemli özelliklerinden biri de buydu: Cesaret ile hesabı, fedakârlık ile stratejiyi, millet iradesi ile askerî planlamayı birlikte yürütmek.
Şuhut’tan Kocatepe’ye: Büyük Taarruz’un en önemli hazırlık noktalarından biri Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesiydi. 24 Ağustos 1922’de Başkomutanlık karargâhı, Genelkurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi karargâhları Akşehir’den Şuhut’a taşındı. 25 Ağustos gecesi ise Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki komuta kademesi Kocatepe istikametinde hareket etti. (Atatürk Ansiklopedisi) Şuhut’taki Hacıvelioğlu Konağı, bu tarihî hazırlıkların önemli mekânlarından biri oldu. Bugün o konağa baktığımızda yalnızca eski bir yapı görmemeliyiz. O duvarların arasında bir milletin kaderinin konuşulduğunu hatırlamalıyız.
Taarruzun ayrıntıları burada gözden geçirildi. Ordunun durumu değerlendirildi. Cepheler ve hedefler ele alındı. Ve nihayet o büyük yürüyüş başladı. Şuhut’tan Çakırözü’ne, Çakırözü’nden Kocatepe’ye uzanan yaklaşık 14 kilometrelik yol, bugün Zafer Yürüyüşü olarak yeniden yürünüyor. Ancak o gece yürüyenlerin elinde bugünkü imkânlar yoktu. Onlar karanlıkta, büyük bir sessizlik içerisinde, vatanın kaderini omuzlarında taşıyarak ilerliyorlardı.
26 Ağustos 1922: Kocatepe’den yükselen top sesleri 26 Ağustos 1922… Türk tarihinin en önemli günlerinden biri. Sabahın erken saatlerinde Türk topçusunun ateşi başladı. Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz, Yunan savunma mevzilerine karşı bütün gücüyle ilerledi. Kocatepe, bugün yalnızca bir coğrafi yükselti değildir. Kocatepe, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin sembolüdür. Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kaynaklarında da Kocatepe’nin 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’un başlatıldığı ve Başkomutan Mustafa Kemal tarafından sevk ve idare edildiği yer olduğu belirtilmektedir. (Afyon Kütüphaneleri) Gazi Mustafa Kemal, yıllar sonra Millî Mücadele ve Büyük Taarruz üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu mücadelede insan iradesinin önemini özellikle vurgulamıştır.
Şu sözleri bunun en güzel ifadelerinden biridir: “İnsanların mücadelesinde, saldırıları durduracak en kuvvetli yer, iman dolu göğüslerdir.” Bu söz, Kocatepe’nin ruhunu anlatan cümlelerden biridir. Çünkü Türk ordusunun karşısında yalnızca silah ve mevziler yoktu. Türk askerinin karşısında aşılması gereken büyük tahkimatlar, ağır silahlar ve güçlü savunma hatları vardı. Fakat Mehmetçik geri dönmedi.
Afyonkarahisar’ın kurtuluşu, Büyük Taarruz’un ilk günlerinde Türk ordusu önemli başarılar elde etti. 27 Ağustos 1922’de Afyonkarahisar kurtarıldı ve Türk ordusunun ileri harekâtı devam etti. (Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) Afyonkarahisar’ın kurtuluşu, yalnızca bir şehrin kurtarılması değildi. Bu, Büyük Taarruz’un planının başarıyla ilerlediğinin en önemli göstergelerinden biriydi.
Şehir yeniden Türk bayrağına kavuştu. İşgal altında geçen günlerin acısı, bağımsızlığın sevinciyle yer değiştirdi. Bugün 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar’da yapılan kutlamalar, işte bu tarihî günün hatırasını yaşatmaktadır.
30 Ağustos: Başkomutanlık Meydan Muharebesi: 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir dönüm noktasına ulaştı. Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu muharebeyi bizzat sevk ve idare etti. Türk ordusu, Yunan kuvvetlerinin büyük bölümünü kuşatarak savaş dışı bıraktı.
ATAM kaynaklarında da 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Yunan ordusunun önemli bölümünün savaş dışı bırakıldığı belirtilmektedir. (ATAM | Atatürk Araştırma Merkezi) 30 Ağustos bu nedenle sıradan bir askerî zafer değildir. Bu zafer, Anadolu’nun Türk vatanı olarak kalacağının askerî bakımdan kesinleştiği en önemli dönüm noktalarından biridir.
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” 30 Ağustos’tan sonra savaş bitmiş değildi. Gazi Mustafa Kemal, Yunan ordusunun toparlanmasına fırsat verilmemesi gerektiğini biliyordu.
Bu nedenle 1 Eylül 1922’de Türk ordusuna tarihe geçen emrini verdi: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” Bu emir, yalnızca bir askerî talimat değildi. Bu emir, bağımsızlığa doğru yürüyen bir milletin kararlılığının sembolü hâline geldi. ATAM ve Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında bu emrin 1 Eylül 1922 tarihli Başkomutanlık emri olduğu doğrulanmaktadır. (ATAM | Atatürk Araştırma Merkezi) Ardından Türk ordusunun takip harekâtı başladı. 2 Eylül’de Yunan Başkomutanı Trikopis esir alındı. Türk ordusu hızla batıya ilerledi.
Ve 9 Eylül 1922’de İzmir kurtarıldı. Zaferin gerçek sahibi kimdi? Gazi Mustafa Kemal’in zafer sonrasındaki bir başka sözü ise bugün üzerinde özellikle düşünmemiz gereken bir anlayışı ortaya koymaktadır.
30 Ağustos Zaferi dolayısıyla tebrikleri kabul ederken söylediği aktarılan şu sözler, onun zafer karşısındaki tevazuunu göstermektedir: “Bu zaferi kazanan ben değilim.” Ardından zaferin asıl sahibinin Türk askeri olduğunu vurgulamıştır. ATAM, bu sözleri 1928 yılına ilişkin kaynakla birlikte yayımlamaktadır. (ATAM) (Atatürk Araştırma Merkezi)
Burada büyük bir liderlik dersi vardır. Gerçek lider, başarıyı kendisine mal etmek yerine başarının arkasındaki insanları görür.
Gazi Mustafa Kemal, Kocatepe’de yalnızca orduları yönetmemiştir.
Milletin fedakârlığını görmüştür.
Mehmetçiğin cesaretini görmüştür.
Cephe gerisindeki kadının, yaşlının, çocuğun, çiftçinin, esnafın ve bütün milletin katkısını görmüştür.
Zafer yalnızca silahla kazanılmadı
Büyük Taarruz’u yalnızca askerî açıdan değerlendirmek eksik olur.
Bu zaferin arkasında Anadolu insanının fedakârlığı vardı.
Cephede Mehmetçik vardı.
Cephe gerisinde analar vardı.
Kağnılar vardı.
Alın teri vardı.
Yokluk vardı.
Sabır vardı.
İnanç vardı.
Ve hepsinden önemlisi bağımsızlık iradesi vardı. Bu nedenle Büyük Taarruz, yalnızca Türk ordusunun değil, Türk milletinin topyekûn mücadelesidir.
Gazi Mustafa Kemal’in şu değerlendirmesi de bu anlayışı açıkça ortaya koymaktadır:
“Bu zaferi kazanan ben değilim… Türk askeri!” Zaferin gerçek büyüklüğü de burada yatmaktadır. Kocatepe’ye yürümek, tarihe yürümektir. Bugün Zafer Yürüyüşü olarak gerçekleştirdiğimiz yürüyüş, sıradan bir yürüyüş değildir. İnsanlar Şuhut’ta toplanıyor.
Çakırözü’ne geçiyor. Ve gece karanlığında Kocatepe’ye doğru yürüyor. Her adımda 25 Ağustos 1922 gecesinin hatırası yeniden canlanıyor. O gece Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları da aynı istikamette ilerlemişlerdi. Bugün bizim yürüdüğümüz yol, onların yürüdüğü yoldur. Bugün bizim gördüğümüz Kocatepe, onların gördüğü Kocatepe’dir. Fakat aramızda büyük bir fark vardır.
Biz özgür bir Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak yürüyoruz. Onlar ise henüz zafer kazanılmamışken, zaferin ne olacağını bilmeden, fakat zafer için mücadele ederek yürüyorlardı. İşte Zafer Yürüyüşü’nün en büyük anlamı budur.
Biz sadece geçmişi anmıyoruz.
Geçmişten bugüne bir bağ kuruyoruz.
Zafer Yürüyüşü gençlerimize ne anlatıyor?
Bugünün gençleri savaş görmeden büyüyor.
Bu büyük bir nimettir.
Ancak barış içinde yaşamak, bağımsızlığın nasıl kazanıldığını unutmak anlamına gelmemelidir. Gençlerimize yalnızca “30 Ağustos bir zaferdir” demek yetmez. Onlara o zaferin nasıl kazanıldığını anlatmalıyız. Kocatepe’deki yürüyüşü anlatmalıyız, Şuhut’u anlatmalıyız, Çakırözü ’nü anlatmalıyız, Dumlupınar’ı anlatmalıyız, İzmir’i anlatmalıyız, Sakarya’yı anlatmalıyız, İnönü’yü anlatmalıyız, TBMM’nin açılışını anlatmalıyız. Ve en önemlisi, bağımsızlığın hazır olarak bize verilmediğini anlatmalıyız. Çünkü tarihini bilmeyen toplumların geleceğini inşa etmesi zorlaşır.
Büyük Taarruz bize bugün ne söylüyor? Büyük Taarruz’un üzerinden yıllar geçti, fakat bu zaferin mesajı eskimedi, bize birlik olmayı söylüyor, bize kararlılığı söylüyor, bize bağımsızlığın değerini söylüyor, bize vatanın yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak olmadığını söylüyor.
Vatan; hatıralarımızdır.
Vatan; şehitlerimizin emanetidir,
Vatan; çocuklarımızın geleceğidir,
Vatan; ortak değerlerimizdir.
Vatan; üzerinde farklı düşüncelere sahip insanların birlikte yaşayabildiği ortak çatıdır. Bu nedenle Millî Mücadele’nin bize bıraktığı en büyük miraslardan biri de birlik ve beraberliktir. Zaferin ardından gelen diplomatik başarı, Büyük Taarruz’un ardından askerî zafer diplomatik başarılarla tamamlandı. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. 29 Ekim 1923’te ise Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Böylece Kocatepe’de başlayan askerî yürüyüş, Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan tarihî sürecin en önemli aşamalarından biri oldu. Bu nedenle 30 Ağustos’u yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün olarak değerlendirmek eksik kalır. 30 Ağustos, Cumhuriyet’e giden yolun en önemli kilometre taşlarından biridir.
Atatürk’ün mirası: Bağımsızlık ve Cumhuriyet; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’deki liderliği, sadece askerî başarılarla sınırlı değildir. Onun asıl büyük eseri, bağımsızlığı millet egemenliği ve Cumhuriyet fikriyle birleştirmesidir. Bu nedenle Atatürk’ün mirasını anlamak, yalnızca heykellerini, anıtlarını ve sözlerini anmak değildir. Onun bağımsızlık anlayışını anlamaktır.
Bilime verdiği önemi anlamaktır. Millet iradesine verdiği değeri anlamaktır. Cumhuriyet fikrini anlamaktır. Vatan sevgisini anlamaktır. Ve en önemlisi, geleceğe güvenle bakabilmektir.
Afyonkarahisar’ın evlatları olarak bize düşen, bizler Afyonkarahisar’da yaşayan insanlar için bu tarih daha da özel bir anlam taşımaktadır.
Çünkü ayak bastığımız topraklarda Büyük Taarruz’un izleri vardır, Kocatepe vardır, Şuhut vardır, Çakırözü vardır, Dumlupınar vardır, Şehitlikler vardır, Anıtlar vardır, Ve bütün bunların ötesinde, şehitlerimizin emaneti vardır.
Afyonkarahisar’ın tarihî mirası yalnızca Afyonkarahisar’ın değil, bütün Türkiye’nin ortak mirasıdır. Bu mirası korumak hepimizin sorumluluğudur. Kocatepe’ye çıkan yolları korumak kadar, Kocatepe’nin anlamını da korumalıyız. Çocuklarımıza yalnızca anıtları göstermek değil, o anıtların neden orada olduğunu anlatmalıyız.
Bir milletin yürüyüşü, bundan yıllar önce bir millet yürüdü, kimi cepheye yürüdü, kimi kağnısının başında yürüdü, kimi elindeki son ekmeğini Mehmetçikle paylaştı, kimi evladını cepheye gönderdi, kimi şehit oldu, kimi gazi oldu, kimi cephede yaralandı, kimi geride bekledi,
Ama hepsi aynı hedefe yürüdü: Bağımsızlık için.
Bugün bizler de Zafer Yürüyüşünde aynı yoldan geçerken aslında o büyük yürüyüşün hatırasını taşıyoruz. Her adımımızda geçmişe bir selam veriyoruz. Her adımımızda şehitlerimizi anıyoruz. Her adımımızda Cumhuriyetimize olan bağlılığımızı ifade ediyoruz.
Kocatepe’den Cumhuriyet’e Büyük Taarruz’un üzerinden geçen yıllar, bu zaferin değerini azaltmamış; aksine her geçen yıl tarihimizdeki önemini daha da büyütmüştür. Çünkü bazı zaferler yalnızca kazanıldıkları günün değil, gelecek nesillerin de kaderini değiştirir. 30 Ağustos böyle bir zaferdir. Kocatepe böyle bir yerdir. Afyonkarahisar böyle bir şehirdir.
Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu topraklarda bugün özgürce yaşayabiliyorsak, bunu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarına borçluyuz.
Onların bize bıraktığı en büyük miras, bağımsız ve egemen bir Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bu emanete sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bugün Kocatepe’ye çıktığımızda başımız dik olsun.
Çünkü orada yalnızca bir zaferin hatırası yoktur. Orada bir milletin yeniden doğuşu vardır.
Orada şehitlerimizin emaneti vardır. Orada Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehası vardır.
Orada Türk milletinin bağımsızlık iradesi vardır.
Ve orada bize şu büyük gerçeği hatırlatan tarih vardır: Bağımsızlık, ancak ona sahip çıkıldığı sürece yaşar. Bir Afyonkarahisar sevdalısı olarak; bu aziz toprakları bizlere vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Kocatepe’den Dumlupınar’a, Dumlupınar’dan İzmir’e uzanan o büyük yürüyüşün anlamını gelecek nesillere aktarmayı bir görev biliyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Bizim bugün hedefimiz ise; Cumhuriyetimizi daha güçlü, daha müreffeh ve daha aydınlık yarınlara taşımaktır.
Bize bu vatanı bırakanlara layık olmak; çalışmak, üretmek, birlik olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmakla mümkündür.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygı, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Afyonkarahisar’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü kutlu olsun. Kocatepe’den yükselen bağımsızlık ruhu sonsuza kadar yaşasın.
Türkiye’ de Zafer Yürüyüşü Etkinliği; Türk Milleti ailesi ile çoluk çocuk yaşlı demeden bu kutlu yürüyüşe katılarak bu zaferi yaşatan başta Gazi Mustafa Kemal ATÜRK ve Silah arkadaşlarına bu zaferi yaşatan aziz milletimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarım. Zafer yürüyüşümüzü millet olarak yurdumuzun her köşesinden sağlanan katılımlarla yeni zaferlere doğru her geçen gün daha fazla katılımlar sağlıyor aziz milletimiz.
Gururla gerçekleştirdiğimiz her yürüyüşün özel bir anlamı olması ayrıca Türkiye'nin dört bir yanından Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimiz için Zafer Yürüyüşüne katılması ve Kocatepe Anıtının ziyaret edilmesi her yıl önemini daha da artırmıştır.
Büyük Taarruz ’un 104 yılını kutladığımız Millî Mücadelenin kahramanları ve Cumhuriyetimizin kurucu kuşağı artık aramızda değil. Bizler, bağımsız bir ülkede doğmuş ve doğduğu topraklarda hiç savaş yaşamadan yetişmiş bir nesil olmanın gurunu yaşıyoruz. Ancak sahip olduğumuz haklara ulaşabilmemiz için alınan zorlu kararların, verilen mücadelenin, yapılan savaşların ne kadar değerli ve benzersiz olduğunu her zaman yüreğimizde hissediyoruz.
Yorgun, tükenmeye ramak kalmış ama kararlı bir orduyla, sisli bir 26 Ağustos sabahında top atışlarıyla başlayan; bir tepeden diğerine, bir kasabadan bir sonrakine adım adım ilerleyen Büyük Taarruz ‘un, Anadolu topraklarında yetişecek yeni nesiller için yok olması mümkün olmayan bir yol döşediğine inanıyorum. Hepimiz o yoldan yürüyerek ve başımız dik olarak yetiştik.
Bize bu gururu ve zaferi yaşatan başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Silah arkadaşlarına aziz şehitlerimize minnettarım.
Afyonkarahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşu her yıl geleneksel olarak 27 Ağustos tarihinde öğleden sonra Anıtpark önünde gerçekleşen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin başarıyla sonuçlanmasıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde başlatılan kurtuluş mücadelesi kesin ve kalıcı bir zafere ulaşmıştır.
30 Ağustos Zafer Bayramı, her yıl tüm yurtta ve yurt dışı temsilciliklerimizde düzenlenen etkinliklerle büyük bir coşku ile kutlanmaktadır.
Bu zafer, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin disiplinli ve kararlı bir şekilde hareket ederek büyük bir üstünlükle zafer elde edebileceğini yedi düvele göstermiştir.
30 Ağustos, aynı zamanda düşman işgalinin sona ermesine ve sonrasında Lozan Antlaşması’nın imzalanmasına yol açmıştır. Zafer, Türkiye’nin bağımsızlığını resmi olarak tescil ederken, Atatürk’ün askerî dehasının göstergesi olarak da kabul edilmektedir.
Tüm bu nedenlerle, 30 Ağustos Zaferi, Türk milleti için büyük bir gurur ve kıvanç kaynağı olması yanında, Türk bağımsızlık mücadelesinin en önemli anlarından birini oluşturur.
30 Ağustos Zafer Bayramı, aynı zamanda güçlü bir birlik ve dayanışma günüdür.
Bu anlamlı günde, tüm Türk milleti olarak bir araya gelmeli, milli değerlerimize omuz omuza sahip çıkmalı ve her daim birlik içerisinde kalmalı, geleceğimizi daha parlak bir şekilde inşa etmek için birbirimize destek olmalıyız, Türkiye’nin kalkınması ve refahı için el ele vermeliyiz.
Bu kutlu gün vesilesiyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.
Türk milletinin bağımsızlık azmi ve iradesi her daim ayakta kalacak, Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.
Böyle kurtuluş mücadelesi veren bir neslin torunları olmak bize onur ve gurur vermektedir.
Bir Afyonkarahisar sevdalısı olarak aziz vatanımı düşman işgalinden kurtaran atalarımızın önünde saygı ile eğiliyorum.
Mekanları cennet olsun, Son söz olarak diyorum ki; Bir Türk olarak diyorum ki, Ne Mutlu Türk’üm Diyene.
Tarihin Cilvesi Olarak Özetlersek: “Bir savaşın kaderi bazen düşmana atılan ilk kurşunla değil, gecenin karanlığında tek bir ses çıkarmadan raylar üzerinde ilerleyen trenlerle, bir konağın loş ışığında verilen sözlerle ve şeref uğruna göze alınan fedakârlıklarla yazılır. Büyük Taarruz, işte böyle bir akıl ve vicdan mucizesidir.”
1. Demiryolu Lojistiği ve Gizli Yığınak (Maskeleme Taktikleri):
• Stratejik Deha: Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusunun en büyük avantajı, Yunan ordusunu tamamen yanlış bir istikamette bekletmek ve taarruz yönünü gizlemekti. Bunu başarmak için lojistik bir mucize gerçekleştirildi.
• Gece İntikalleri: Anadolu Demiryolu Hattı kullanılarak birlikler, düşmanın hava keşiflerine yakalanmamak adına yalnızca gece saatlerinde cepheye kaydırıldı. Gündüzleri ise birlikler tamamen kamufle edilerek ormanlık alanlarda, köylerde ve örtülü yerlerde dinlendirildi, hatta yürüyüş izleri bile silindi.
• Sonuç: Yunan komuta kademesi Afyonkarahisar’da bir balo düzenlerken, Türk ordusu tam bir baskın etkisiyle taarruz mevzilerindeydi. Bu, askerî tarihin en başarılı stratejik aldatma (maskeleme) operasyonlarından biridir.
2. Şuhut Hacı Veli Konağı ve Karargâh Yönetimi:
• Zamanın ve Planın Kalbi: Akşehir'deki Batı Cephesi Karargâhı'ndan ayrılan Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos 1922'de Şuhut'a gelerek Hacı Veli Konağı'nı (bugünkü adıyla Şuhut Atatürk Evi) geçici karargâh olarak seçti.
• Son Gözden Geçirme: Bu iki katlı mütevazı konak, taarruzun saat saat planlandığı, komutanlara son emirlerin tebliğ edildiği ve her detayın büyük bir gizlilikle masaya yatırıldığı son karargâh noktası oldu.
• Liderlik ve Metanet: Mustafa Kemal Paşa'nın bu konaktaki sükûneti ve kararlılığı, taarruzun başarıya giden yolundaki en büyük moral kaynağıydı.
3. Çiğiltepe Direnişi ve Yarbay Reşat Bey'in Sorumluluk Ahlakı
• Geciken Hedef: Büyük Taarruz'un ikinci günü olan 27 Ağustos'ta, 57. Tümen Komutanı Yarbay Çiğiltepeli Reşat Bey'e kritik Çiğiltepe'yi ele geçirme emri verilmişti. Ancak düşmanın şiddetli direnişi ve arazi şartları nedeniyle birlik hedefe 200-300 metre kala gecikti.
• Onurlu İstifa: Mustafa Kemal Paşa telefonla arayıp "Tepeyi ne zaman alacaksınız?" diye sorduğunda, Reşat Bey "Yarım saat içinde alacağız komutanım" sözünü vermişti. Süre dolmasına rağmen tepe düşürülemeyince, Reşat Bey verdiği sözü tutamamış olmanın ve askerlik şerefinin lekelendiği düşüncesinin ağırlığıyla kaleme aldığı veda mektubunun ardından intihar ederek yaşamına son verdi.
• Tarihin Cilvesi: Reşat Bey'in şahadetinden sadece kısa bir süre sonra Çiğiltepe düşmanlardan temizlenmiş ve tepe Türk ordusunun kontrolüne geçmiştir. Bu olay, Türk subayının vazife bilincini simgeleyen en acı ve gururlu anlardan biri olarak tarihe geçmiştir.
Ey Yüce ALLAH’IM: “Yâ Rabbi, okuyacağım Fatiha-i Şerife'yi başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) olmak üzere bütün peygamberlerin, ehlibeytinin, ashabının, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının, bu vatan için can veren tüm aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin ruhlarına hediye ediyorum. Kabul eyle.”
"Ey yerlerin, göklerin ve bütün kâinatın sahibi Yüce Rabbimiz!
Bugün huzur içinde nefes aldığımız bu aziz vatanı bizlere emanet eden, bağımsızlığımızın mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, istiklâl uğruna canını feda eden bütün aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.
Ey Yüce ALLAH’IM; bu toprakları kanlarıyla sulayan şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet, makamlarını âli eyle. Onları Peygamber Efendimiz’e komşu eyle; ailelerine ve geride kalanlara sabr-ı cemil ihsan eyle.
Şanlı bayrağımızın bu göklerde sonsuza kadar dalgalanması için mücadele eden gazilerimize sağlık, afiyet ve huzurlu ömürler ver. Birliğimizi, dirliğimizi ve bağımsızlığımızı daim eyle; bu vatanı dahili ve harici düşmanlardan, her türlü felaket ve hainlikten koru.
Ellerimizi açıp Yüce Katına sunduğumuz bu dualarımızı dergâh-ı izzetinde kabul ve müstecap eyle.
Âmin, ve'l-hamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn."
KAYNAKÇA
1. Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), Büyük Taarruz’un Başlangıcının 100. Yıl Dönümü Kutlu Olsun, Ankara. (ATAM)
2. Kurtuluş Savaşı – Askerî ve Siyasî Zaferler, Büyük Taarruz ve Mustafa Kemal Atatürk’ün söylev ve demeçlerinden aktarımlar. (ATAM)
3. Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun, Büyük Taarruz ve takip harekâtına ilişkin bilgiler.
4. Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, Büyük Taarruz’un sevk ve idaresi ile ilgili metinler. (ATAM)
5. Atatürk Ansiklopedisi, “Büyük Taarruz”, 24-26 Ağustos 1922 hazırlıkları ve Büyük Taarruz’un başlangıcına ilişkin bilgiler.
6. Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Tarihçe”, Afyonkarahisar’ın işgali, kurtuluşu ve Büyük Taarruz sürecine ilişkin bilgiler.
7. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı – Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Başkomutan Tarihi Millî Parkı”,
8. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, “1922”, Büyük Taarruz kronolojisi, 26 Ağustos-9 Eylül 1922 tarihleri arasındaki askerî gelişmeler.
9. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk Evleri ve Şuhut Hacıvelioğlu Konağına ilişkin bilgiler. (Kültür Bakanlığı)
10. Atatürk, Mustafa Kemal, Nutuk, Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ilişkin temel kaynak.
11. Atatürk, Mustafa Kemal, Söylev ve Demeçler, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
12. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millî Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine ilişkin tarihî belgeler.
13. İsmet İnönü, Hatıralar, Millî Mücadele dönemine ilişkin hatırat ve değerlendirmeler.
14. Türk İstiklal Harbi, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı yayınları, Büyük Taarruz’a ilişkin askerî tarih çalışmaları.
15. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Büyük Taarruz ve Zafer Haftası etkinlikleri ile Zafer Yürüyüşü hakkında yayımlanan kurumsal bilgiler.
16. Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk (Söylev), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.
17. Genelkurmay Başkanlığı. Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri,
18. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı. Türk İstiklal Harbi, IV. Cilt: Büyük Taarruz.
19. Özçelik, İsmail. Millî Mücadele'de Afyonkarahisar, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara.
20. Sargın, Tevfik. İstiklal Yolu ve Büyük Taarruz, Afyonkarahisar Valiliği Kültür Yayınları, Afyonkarahisar.
21. Kocatürk, Utkan. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi (1918-1938), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.