Çocuklarımızı dijital dünyanın insafına bırakamayız!
Bir çocuğun elinden tuttuğumuzda onu yalnızca sokaktaki tehlikelerden korumayız; geleceğini, eğitimini, ahlakını, kişiliğini ve güvenliğini de korumaya çalışırız. Peki, aynı çocuğun eline akıllı telefon verip onu milyonlarca insanın bulunduğu, sınırları görünmeyen dijital bir dünyaya gönderdiğimizde ne kadar tedbirli davranıyoruz.?
Bugün çocuklarımız yalnızca okulda, sokakta ve arkadaş çevresinde değil; sosyal medya platformlarında, çevrim içi oyunlarda, video paylaşım uygulamalarında ve dijital iletişim ağlarında da büyüyor. Bu dünya bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı kadar siber zorbalık, zararlı içerikler, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dijital bağımlılık ve çocukların istismar edilmesi gibi ciddi riskleri de beraberinde getiriyor.
İşte bu nedenle çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yaş sınırlaması, yalnızca bir teknoloji meselesi değildir. Bu konu; çocuk hakları, aile sorumluluğu, eğitim politikası, kişisel verilerin korunması ve kamu otoritelerinin düzenleme yetkisiyle doğrudan ilgilidir.
10 Ekim 2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, bu alanda yeni bir uygulama çerçevesi ortaya koymuştur. Yönetmelik, 1 Kasım 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Bu Kanunun çıkarılmasında başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere emeği geçenlere bir baba olarak çok teşekkür ederim. Çok faydalı olur İNŞALLAH.
Düzenlemenin temel yaklaşımı açıktır: Çocukların dijital dünyaya erişiminde yaş doğrulaması yapılması, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmaması ve 15 yaşını doldurmuş çocuklar için özel güvenlik ve koruma tedbirleri uygulanması.
Ancak burada asıl sorumuz şudur: Çocukları dijital dünyanın risklerinden korumak için yalnızca yasak koymak yeterli midir? Elbette hayır. Hukuki düzenleme, aile bilinci, eğitim, teknoloji şirketlerinin sorumluluğu ve etkili denetim birlikte yürütülmelidir.
1. Hukuki dayanak: 5651 sayılı Kanun ne getiriyor: İnternet ortamındaki yayınların düzenlenmesine ilişkin temel kanunlardan biri, 4 Mayıs 2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’dur. Kanunun Ek 4’üncü maddesinde sosyal ağ sağlayıcıların yükümlülüklerine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Çocukların sosyal ağ hizmetlerinden yararlanmasına ilişkin düzenlemenin temel hukuki dayanağı da bu maddedir.
Kanundaki hükme göre sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması için yaş doğrulaması dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Ayrıca 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunulması gerekir. Bu hüküm, sosyal ağ platformlarının çocukların yaşını dikkate almadan herkese aynı hizmeti sunması anlayışından farklı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Düzenleme, çocukların internetin bütün alanlarından yararlanmasının yasaklandığı anlamına gelmez. Düzenlemenin konusu sosyal ağ sağlayıcıların sunduğu hizmetler ve bu hizmetlere ilişkin özel yükümlülüklerdir.
Sosyal ağ sağlayıcısı kavramının kapsamı, kanun ve yönetmelikteki tanımlar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Dolayısıyla hukuki metinleri yorumlarken sosyal medya, internet, dijital eğitim platformları ve çevrim içi oyunların tamamını aynı hukuki kategoriye koymak doğru değildir. Kanun koyucunun amacı yalnızca erişimi sınırlamak değil, çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik sorumlulukları belirlemektir.
2. 10 Ekim 2026 tarihli Yönetmelik hangi yükümlülükleri getiriyor: Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, 5651 sayılı Kanun’un Ek 4’üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Yönetmelik, yaş doğrulaması, çocuklara özgü hizmetler, ebeveyn kontrol araçları ve başvuru itiraz süreçlerini düzenlemektedir.
A. 15 yaşını doldurmamış çocuklar; Yönetmeliğin 5’inci maddesine göre sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz. Yönetmeliğin 6’ncı maddesi, sosyal ağ sağlayıcıların hesap oluşturulurken yaş doğrulama belirteci üzerinden yaş doğrulaması yapmasını ve gerekli teknik ve idari tedbirleri almasını öngörmektedir. Bu nedenle düzenlemenin uygulanması yalnızca çocukların doğum tarihlerini bir kutucuğa yazmalarına bırakılmamalıdır. Platformların yaş doğrulama sistemleri kurması ve mevzuata uygun hareket etmesi gerekir.
B. 15 yaşını doldurmuş çocuklar: 15 yaşını doldurmuş çocuklar bakımından ise farklı bir sistem öngörülmektedir. Bu yaş grubuna yönelik hizmetlerin, çocukların gelişim özellikleri ve yüksek yararı gözetilerek ayrıştırılması gerekmektedir. Yönetmeliğin 8’inci maddesinde çocuklara yönelik gizlilik, içerik, reklam, algoritma ve iletişim tedbirleri düzenlenmiştir.
Bu kapsamda çocuk hesapları için yüksek gizlilik ayarlarının varsayılan olarak uygulanması, zararlı içeriklere maruz kalma riskinin azaltılması ve çocukların kişisel verilerinin profilleme ya da kişiselleştirilmiş ticari reklam faaliyetlerinde kullanılmaması gibi önlemler yer almaktadır. Yönetmelik ayrıca çocuk hesaplarının varsayılan olarak gizli olmasını, canlı yayın özelliğinin sunulmamasını ve bağımlılık geliştirme etkisi doğurabilecek hizmetlerin verilmemesini öngörmektedir. Bunlar, çocukların dijital ortamda yalnızca yaşları nedeniyle değil, gelişimsel özellikleri nedeniyle de özel korunmaya ihtiyaç duyduğunu gösteren önemli düzenlemelerdir.
3. Yaş doğrulaması yapılırken kişisel veriler nasıl korunacak: Dijital güvenlik sağlanırken kişisel verilerin korunması ihmal edilmemelidir. Bir çocuğu korumak amacıyla oluşturulan sistem, aynı çocuğun kimlik bilgilerinin gereksiz yere paylaşılmasına veya başka amaçlarla kullanılmasına yol açmamalıdır. Yönetmeliğin 5’inci maddesi, yaş doğrulamasında kişisel verilerin korunmasını esas almakta ve kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkân tanıyan yöntemlerin kullanılmasını öngörmektedir.
Yönetmeliğin 7’nci maddesinde ise e-Devlet Kapısı üzerinden oluşturulan yaş doğrulama belirtecine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Bu belirteç, kullanıcının 15 yaşını doldurup doldurmadığı ve 15 yaşını doldurmuşsa 18 yaşını doldurup doldurmadığı bilgisini içerir. Yaş bilgisi dışında başka kişisel veri ve bilgi içermemesi öngörülmektedir. Bu yaklaşım, dijital güvenlik ile kişisel verilerin korunması arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.
Ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu da kişisel verilerin işlenmesinde dikkate alınması gereken temel Kanunlardan biridir. Kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kurallarına uygunluk, belirli ve meşru amaçlar, amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük gibi ilkeler gözetilmelidir. Çocukların korunması adına toplanan verilerin reklam, ticari profilleme veya ilgisiz başka amaçlarla kullanılmasına izin verilmemelidir. Burada hem kamu otoritelerine hem de sosyal ağ sağlayıcılara önemli görevler düşmektedir: Güvenlik için gerekli olan veri ile gereğinden fazla toplanan veri birbirinden ayrılmalıdır.
4. Ebeveyn kontrolü: Sorumluluk yalnızca teknoloji şirketlerinde değil: Yönetmeliğin 9’uncu maddesi, sosyal ağ sağlayıcıların ebeveyn kontrol araçları oluşturmasını zorunlu kılmaktadır. Bu araçlar; hesap ayarlarının yönetilmesi, ücretli işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması, ekran süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması gibi imkânları içermektedir. Ancak ebeveyn kontrolü, çocuğun her hareketini sürekli izlemek anlamına gelmemelidir. Amaç, çocuğun mahremiyetini bütünüyle ortadan kaldırmak değil, onu yaşına uygun olmayan içeriklerden ve zararlı çevrim içi etkileşimlerden korumaktır. Çocuğun güvenliği kadar güven duygusu da önemlidir. Aile içerisinde açık iletişim kurulması, internet kullanımına ilişkin kuralların birlikte belirlenmesi ve çocuğun karşılaştığı sorunları ailesiyle paylaşabilmesi sağlanmalıdır.
Bir çocuğa yalnızca “telefonu bırak” demek yeterli değildir. Ona neden sınır konulduğunu anlatmak, dijital ortamın risklerini öğretmek ve alternatif etkinlikler sunmak da gerekir.
Ailelerin uygulayabileceği bazı temel tedbirler şunlardır:
* Çocuğun yaşına uygun ekran süresi belirlemek.
* Kişisel bilgilerin ve konum bilgilerinin paylaşılmaması konusunda eğitim vermek.
* Tanımadığı kişilerden gelen mesaj ve bağlantılara karşı dikkatli olmasını sağlamak.
* Siber zorbalıkla karşılaştığında kime başvuracağını öğretmek.
* Spor, kitap okuma, sanat ve yüz yüze arkadaşlık gibi etkinliklere zaman ayırmasını teşvik etmek.
Dijital dünyanın kapısını çocuklara tamamen kapatmak mümkün olmayabilir. Ancak o kapıdan nasıl geçileceğini öğretmek, ailelerin en önemli sorumluluklarından biridir.
5. Eğitim kurumlarına ve kamu yönetimine düşen görevler: Çocukların dijital güvenliği yalnızca ailelerin veya teknoloji şirketlerinin meselesi değildir. Eğitim kurumları, kamu idareleri ve ilgili denetim makamları da kendi görev alanları içerisinde sorumluluk taşımaktadır. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun eğitim ve öğretime ilişkin temel ilkeleri çerçevesinde öğrencilerin bilgiye erişebilen, bilinçli ve sorumlu bireyler olarak yetişmesi önem taşımaktadır.
Bu amaçla dijital okuryazarlık, kişisel verilerin korunması, internet güvenliği ve siber zorbalıkla mücadele konuları eğitim faaliyetlerinde daha görünür hâle getirilmelidir. Öğrenciler yalnızca teknolojiyi kullanmayı değil, teknolojiyi güvenli ve bilinçli kullanmayı da öğrenmelidir. Okullarda öğrencilerin karşılaştıkları dijital sorunları bildirebilecekleri güvenli iletişim kanalları oluşturulması, öğretmenlerin ve rehberlik servislerinin farkındalığının artırılması ve ailelere yönelik bilgilendirme faaliyetleri yürütülmesi yararlı olacaktır. Kamu yönetimi açısından ise mevzuatın uygulanmasının izlenmesi, platformların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesi ve vatandaşların başvuru yollarına erişebilmesi önemlidir. Hukuki düzenlemeler ancak anlaşılır, uygulanabilir ve denetlenebilir olduklarında beklenen sonucu verir.
6. Başvuru ve itiraz hakkı da unutulmamalı: Dijital güvenlik amacıyla alınan tedbirler uygulanırken yanlış yaş tespiti, hesabın askıya alınması veya hesap kapatılması gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yönetmeliğin 10’uncu maddesi, yaş doğrulaması sonuçlarına ve hesaplara ilişkin belirli işlemlere karşı başvuru ve itiraz mekanizması kurulmasını öngörmektedir.
Bu mekanizmanın Türkçe, ücretsiz ve erişilebilir olması gerekir. Başvuruların yalnızca otomatik sistemlerle incelenememesi, anlamlı insan incelemesine tabi tutulması da önemli bir güvencedir. Çünkü hukuk devletinde bir tedbirin amacı meşru olsa bile uygulamanın hatasız ve denetlenebilir olması gerekir. Çocukları korumak adına yapılan işlemler, haklı başvuruların değerlendirilmesini engellememelidir. Yanlış yaş tespiti yapılan bir kullanıcının itiraz edebilmesi ve sonucunu öğrenebilmesi, düzenlemenin adil uygulanması açısından önemlidir.
Bu nedenle sosyal ağ sağlayıcıların yükümlülüklerini yerine getirirken hem çocukların güvenliğini hem de kullanıcıların hukuki güvencelerini gözetmesi gerekmektedir.
7. Mevcut hesaplar için geçiş süreci: Yönetmeliğin geçici 1’inci maddesi, yürürlük tarihinden önce açılmış ve yaş doğrulama belirteci kullanılmadan oluşturulmuş mevcut hesaplar için geçiş süreci öngörmektedir. Buna göre mevcut hesapların en geç 31 Mart 2027 tarihine kadar yaş doğrulama belirteci ile doğrulanması zorunludur.
Doğrulama sonucunda 15 yaşını doldurmadığı belirlenen çocukların hesapları hakkında kapatma işlemi uygulanacak; 15 yaşını doldurmuş çocukların hesapları ise çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet esaslarına tabi olacaktır.
Burada bir noktaya dikkat çekmek gerekir: Mevcut hesaplara ilişkin işlemler de yönetmelikteki başvuru ve itiraz hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Hesapların kapatılması ve verilerin silinmesi bakımından düzenlemede belirtilen usullere uyulması zorunludur. Dolayısıyla ailelerin ve kullanıcıların geçiş sürecine ilişkin bilgilendirmeleri takip etmesi, sosyal ağ sağlayıcıların da gerekli işlemleri zamanında ve hukuka uygun şekilde yürütmesi önemlidir.
8. Yaptırımların amacı cezalandırmak değil, kurallara uyulmasını sağlamaktır: Yönetmeliğin 11’inci maddesi, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda 5651 sayılı Kanun’un Ek 4’üncü maddesindeki yaptırım hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir. Yönetmelik ayrıca yaptırım uygulanmadan önce sosyal ağ sağlayıcıya aykırılığın bildirilmesini ve aykırılığın niteliğine göre giderilmesi için makul süre verilmesini öngörmektedir. Yaptırımın belirlenmesinde ihlalin ağırlığı, süresi, etkilenen çocuk sayısı ve sosyal ağ sağlayıcının uyum çabası gibi unsurlar dikkate alınacaktır.
Burada esas olan, hukuki yükümlülüklerin kâğıt üzerinde kalmamasıdır. Kurallara uymayan platformlar bakımından mevzuatın öngördüğü süreçler işletilmeli; buna karşılık uygulamalar açık, ölçülü ve denetlenebilir olmalıdır. Çocukların güvenliğini ilgilendiren bir düzenlemenin başarısı, yalnızca yayımlanmasıyla değil, sahada etkili biçimde uygulanmasıyla ölçülür.
Bu Kanunla sonuç olarak: Çocuklarımızı korumak, Geleceğimizi korumaktır. Çocuklarımızın geleceği yalnızca sınıflarda, kütüphanelerde ve oyun alanlarında şekillenmiyor. Bugün onların düşünceleri, alışkanlıkları, arkadaşlıkları ve dünyayı algılama biçimleri dijital ortamdan da etkileniyor. Bu nedenle sosyal medya yaş sınırına ilişkin düzenlemeyi yalnızca bir yasak veya hesap kapatma meselesi olarak görmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Asıl mesele, çocukların gelişimini, mahremiyetini, güvenliğini ve haklarını birlikte koruyabilmektir.
5651 sayılı Kanun’un Ek 4’üncü maddesi ile 10 Ekim 2026 tarihli Yönetmelik, sosyal ağ sağlayıcıların çocuklara yönelik yükümlülüklerini belirleyen önemli bir hukuki çerçeve ortaya koymaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ise bu süreçte kişisel verilerin korunması bakımından ayrıca dikkate alınmalıdır. Ancak hiçbir kanun, yönetmelik veya teknolojik tedbir aile içindeki sevginin, eğitimin ve bilinçli rehberliğin yerini tek başına tutamaz.
Bizim Devletimiz bu alanda görevli olan kurumlara hukuki çerçeveyi oluşturmak ve denetlemek; sosyal ağ sağlayıcıların görevi kurallara uymak ve çocukların güvenliğini gözetmek; eğitim kurumlarının görevi bilinç kazandırmak, ailelerin görevi ise çocuklarına rehberlik etmektir.
Unutmayalım: Çocukları dijital dünyadan bütünüyle uzaklaştırmak değil, onları bu dünyada güvenli ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmek hedefimiz olmalıdır.
Çünkü çocuklarımız yalnızca bugünün evlatları değil, yarının yöneticileri, öğretmenleri, bilim insanları ve devlet adamlarıdır. Onların güvenliği, mahremiyeti ve sağlıklı gelişimi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Dijital çağın gereği yalnızca teknoloji üretmek değildir; teknolojiyi insanın, hukukun ve çocukların üstün yararının hizmetinde kullanabilmektir. Gerçek başarı, çocuklarımızın ekran karşısında geçirdiği zamanı artırmakta değil, onların daha bilinçli, daha özgür, daha güvenli ve daha donanımlı bireyler olarak yetişmesini sağlamaktadır.
Güvenli bir dijital gelecek, çocuklarımız için hep birlikte üstlenmemiz gereken ortak bir görevdir.
Çıkarılan Kanunla daha ileriye gidilerek Sosyal medyada fake hesap (sahte profil), gerçek olmayan bir kimlik, isim veya fotoğraf kullanılarak oluşturulan profillerin üzerine gidilmeside çok önemlidir. Bir an önce önlenmeli yapılan hakaret, yanlış bilgi sunma ve olmayan olmaması dahi düşünülemeyen olayların önlenmesi çok önemlidir.
Bir sonraki süreçte umarım Devletimiz: Sosyal Medyada Sahte Hesaplar, Gerçek Dışı Kimlik Kullanımı ve Hukuka Aykırı Paylaşımlarla Mücadele eder.
Sosyal medya platformlarında sahte hesaplar oluşturulması, başkalarına ait isim ve fotoğrafların izinsiz kullanılması, gerçek dışı kimliklerle paylaşımlar yapılması, hakaret, tehdit, dezenformasyon ve gerçekte yaşanmamış olayların yaşanmış gibi gösterilmesi, bireylerin haklarını ve toplumun bilgi güvenliğini olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu nedenle, yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerin yanı sıra sahte hesaplar üzerinden gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemlerin önlenmesine yönelik ilave tedbirlerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Burada Tespit Edilen Sorunlar:
• Başka kişilere ait isim, fotoğraf ve kişisel bilgilerin kullanılması suretiyle sahte profiller oluşturulması.
• Anonim veya sahte hesaplar üzerinden kişilere hakaret edilmesi, tehditte bulunulması ve itibarlarının zedelenmesi.
• Gerçekliği doğrulanmamış veya kasıtlı olarak çarpıtılmış bilgilerin hızla yayılması.
• Gerçekte meydana gelmemiş olayların yaşanmış gibi sunularak kamuoyunun yanıltılması.
• Sahte hesapların arkasındaki kişilerin tespit edilmesinde ve hukuka aykırı içeriklere müdahalede yaşanabilen güçlükler.
• Sahte hesaplar nedeniyle mağdur olan kişilerin başvuru ve şikâyet süreçlerinin yeterince hızlı işletilememesi.
Hukuki Çerçeve: Konunun değerlendirilmesinde başta aşağıdaki mevzuat olmak üzere ilgili hukuki düzenlemeler dikkate alınmalıdır:
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası: Özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması ve ifade özgürlüğüne ilişkin 20'nci ve 26'ncı maddeler.
2. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun: İnternet yayınları, hukuka aykırı içerikler ve ilgili başvuru mekanizmaları.
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Somut olayın özelliklerine göre hakaret, tehdit, kişisel verilerle ilgili suçlar, dolandırıcılık ve diğer ilgili suç hükümleri.
4. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu: Kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesi ve korunmasına ilişkin hükümler.
5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Kişilik haklarının korunması ve hukuka aykırı fiillerden doğan özel hukuk sorumluluğu.
Her sahte veya takma isimli hesabın tek başına suç oluşturmadığı; hukuki değerlendirmenin hesabın kullanım biçimi, paylaşımın içeriği, kast, meydana gelen zarar ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Önerilen Tedbirler:
• Sahte hesaplar ve kimlik taklidi konusunda sosyal medya platformlarının bildirim ve şikâyet mekanizmalarının güçlendirilmesi.
• Başkasına ait isim ve fotoğrafı kullanarak yanıltıcı biçimde o kişiymiş gibi davranan hesapların hızlı biçimde incelenmesi.
• Hukuka aykırı içeriklere ilişkin başvuruların etkin, şeffaf ve ölçülü şekilde sonuçlandırılması.
• Suç şüphesi bulunan durumlarda dijital delillerin korunması ve yetkili makamlarca gerekli incelemelerin yapılması.
• Tekrarlanan ihlallerde, yürürlükteki mevzuatın izin verdiği ölçüde etkili yaptırımlar uygulanması.
• Kullanıcıların dijital okuryazarlık, bilgi doğrulama ve kişisel verilerin korunması konularında bilinçlendirilmesi.
• Kimlik doğrulama uygulamaları geliştirilirken kişisel verilerin korunması, ifade özgürlüğü ve anonimlik ihtiyacının gözetilmesi.
Beklenen Sonuç: Sahte hesaplar aracılığıyla gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemlere karşı etkin mücadele edilmesi; bireylerin kişilik haklarının korunmasına, bilgi kirliliğinin azaltılmasına, dijital ortamdaki güvenin güçlendirilmesine ve hukuka aykırı davranışlarda bulunan kişilerin hukuki sorumluluklarının belirlenmesine katkı sağlayacaktır.
Bu kapsamda, mevcut kanuni düzenlemelerin uygulamadaki etkinliğinin değerlendirilmesi ve gerekli görülmesi hâlinde yeni yasal veya idari tedbirlerin geliştirilmesi önerilmektedir.
Sosyal medyada sahte hesaplar üzerinden gerçekleştirilen hakaret, tehdit, kimlik taklidi ve kasıtlı yanıltıcı paylaşımlarla mücadele güçlendirilmelidir. Bu süreçte temel hak ve özgürlükler, kişisel verilerin korunması, ölçülülük ve etkili hukuki denetim esas alınmalıdır.
Kaynakça ve hukuki dayanaklar
1. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, özellikle Ek 4’üncü madde.
2. Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, Resmî Gazete, 10 Ekim 2026, Sayı: 33396. Özellikle m. 5-13 ve Geçici m. 1.
3. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler ve veri güvenliği hükümleri.
4. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, millî eğitimin amaç ve temel ilkeleri.
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 20 (özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı) ve m. 41 (ailenin korunması ve çocuk hakları).
6. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanun metinleri ve yasama kayıtları.
7. T.C. Resmî Gazete, ilgili kanun ve yönetmeliklerin resmî metinleri.