Süleyman Güneş

Kamu Hizmetinin Sürekliliği, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. Maddesininhukuk Devleti İlkesi Ve Hukuki Analizi

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş: Hukuk Devleti İlkesi, Kamu Hizmetinin Sürekliliği ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86.Maddesinin Hukuki Analizi ilgili yeni bir yazı kaleme aldı. 
Güneş yazısında; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86.Maddesinin Hukuki Analizini yaparak konu hakkında detaylı yapmış olduğu açıklamayı değerlendirerek “Uygulamanın Kanunlara dayanılarak yapılması gerekir.” dedi.
I. GİRİŞ
Hukuk devleti ilkesi, idarenin her türlü eylem ve işleminde hukuka uygun hareket etmesini zorunlu kılar. Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi ise bu devlet anlayışının temel bir parçasıdır ve kamu hizmetlerinin kesintisiz, düzenli bir şekilde halka sunulmasını ifade eder. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi, asıl memurun geçici olarak ayrılması veya kadronun boşalması hallerinde bu sürekliliği korumak için vekaleten atama müessesesini getirir
Hukuk Devleti ve Kamu Hizmetinin Sürekliliği Çerçevesinde 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi: İdarenin hukuka bağlılığı ve kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesi, idare hukukunun temel taşlarını oluşturur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi, bu ilkelerin hayata geçirilmesinde kritik bir araç olan vekaleten atama müessesesini düzenler.
1. Vekalet Aylığı Ödenme Şartları ve Mali Haklar: 657 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre, memuriyet kadrolarının boş olması veya asıl memurun geçici olarak ayrılması durumlarında kurumlarda vekaleten atama yapılır. Bu süreçte vekil memura ödenecek mali haklar belirli yasal şartlara bağlanmıştır:
•    Asıl Olan Aylıksız Vekalet: Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesinde temel kural, vekil memurun kendi kadrosunun aylığını almaya devam etmesi ve vekalet ettiği kadro için ek bir ödeme almamasıdır (aylıksız vekalet).
•    Vekalet Ücreti (Zam ve Tazminatlar) Ödenme Koşulları:
o    Vekalet edilecek kadronun yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni gibi kısa süreli geçici ayrılma hallerinde kural olarak vekalet aylığı ödenmez.
o    Ancak, kadronun boş olması ya da uzun süreli ayrılma hallerinde (örneğin aylıksız izin, askerlik, geçici görev), vekilin atandığı kadronun şartlarını (öğrenim durumu, unvan vb.) taşımak kaydıyla, asıl kadro ile vekalet edilen kadro arasındaki zam ve tazminat farkı vekalet aylığı olarak ödenebilir.
o    657 sayılı Kanun ve ilgili bütçe kanunları uyarınca, vekaleten atanan memurun bu ödemelerden yararlanabilmesi için belirli bir süre (genellikle 3 ay) şartı aranabilmekte ve bazı durumlarda atamanın yetkili makamlarca onaylanmış olması gerekmektedir.
2. İdari Yargı Kararları Işığında Vekaleten Atama: Danıştay ve idari yargı kararları, vekalet müessesesinin kötüye kullanılmasını önlemek ve hukuka uygunluğu sağlamak adına şu kriterleri istikrarlı bir şekilde aramaktadır:
•    Geçici Nitelik Vurgusu: Yargı kararlarında, vekaleten atamanın doğası gereği geçici bir çözüm olduğu, bu müessesenin asaleten atama usullerini baypas etmek ya da kadroları uzun süre vekillerle idare etmek amacıyla kullanılamayacağı vurgulanmaktadır.
•    Asaleten Atama Şartlarının Aranması: Vekaleten atanacak personelin, o kadro için kanun ve yönetmeliklerde öngörülen ehliyet ve liyakat koşullarına (özellikle unvan ve derecelendirme açısından) sahip olması zorunludur. Şartları taşımayan personele vekalet verilmesi idari yargıda iptal sebebidir.
•    Görevin Fiilen Yapılması: Vekalet aylığı ve tazminatların ödenebilmesi için ilgili görevin sadece kâğıt üzerinde değil, fiilen ve hukuken yerine getirilmiş olması şartı aranır. İdari yargı, fiilen yapılmayan görevler için yapılan ek ödemelerin haksız kazanç oluşturduğunu kabul etmektedir.
657 Sayılı Kanun'un 86. Maddesi Kapsamında Vekalet Müessesesi: Detaylı Hukuki Analiz, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi, hukuk devleti ilkesi ve kamu hizmetinin sürekliliği prensibinin idari pratikteki en somut uygulama alanlarından biridir. İdarenin işleyişinde meydana gelebilecek olası boşlukları engellemeyi amaçlayan bu müessese; mali haklar, ödeme şartları, istisnalar ve idari yargı içtihatları çerçevesinde sıkı kurallara bağlanmıştır.
1. Mali Haklar ve Vekalet Aylığı Ödenme Şartları: Vekaleten yürütülen görevlerde mali hakların ve ek ödemelerin (vekalet aylığı, zam ve tazminatlar, ek ödeme farkları) doğabilmesi için mevzuatta öngörülen yapısal şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir:
•    Aylıksız Vekalet Asli Kuraldır: Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesinde temel ilke, vekilin kendi kadro aylığını almaya devam etmesi ve vekalet ettiği kadro için ekstra bir ana aylık almamasıdır.
•    Üç Aylık Süre Şartı (Kurum İçinden Atamalarda): 657 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre; kurum içinden bir göreve vekalet eden memurlara, vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için vekalet aylığı (kadro derecesinin birinci kademesinin 3'te 1'i oranında) ödenir. İlk 3 aylık dönemde kural olarak bu ödeme yapılmaz.
•    Hemen Ödeme Yapılan İstisnai Durumlar: Kurum dışından veya açıktan yapılan atamalar ile kurum içinden ilkokul öğretmenliğine veya veznedarlık görevine atananlara, göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
•    Zam, Tazminat ve Ek Ödeme Farkları: Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar ile 375 sayılı KHK uyarınca; vekil memurun vekalet ettiği kadronun zam, tazminat ve ek ödemelerinden yararlanabilmesi için şu şartlar aranır:
o    Vekaletin mutlaka 657 sayılı Kanun'un 86. maddesine istinaden yapılmış ve resmi atama onayında açıkça belirtilmiş olması,
o    Atamaya yetkili amir tarafından usulüne uygun görevlendirme yapılması,
o    Vekil personelin, o kadro için asaleten atanmada aranan tüm ehliyet, liyakat ve öğrenim şartlarını (sınav şartı gereken kadrolar için bu hakkın elde edilmiş olması dahil) taşıması,
o    Görevin fiilen yerine getirilmesi.
o    Bu şartların sağlanması durumunda, vekalet edilen kadronun mali hakları ile asıl kadronun mali hakları arasındaki net fark, vekalet süresince ödenir.
2. Açıktan Vekalet Ataması ve Sınırlamaları: Normal şartlar altında boş kadrolara açıktan memur atanamaz; ancak kamu hizmetinin aksamaması adına 86. maddenin 3. fıkrası ile sınırlı sayıda kadro için açıktan vekil atamasına istisnai olarak izin verilmiştir:
•    İstisnai Kadrolar: İlkokul öğretmenliği (yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik-hemşirelik, mühendislik, mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur'an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlık.
•    İzin Şartı: Bu kadrolara açıktan vekil atanabilmesi için genel bütçeli idarelerde Maliye Bakanlığı'nın izni aranır (mahallî idarelerde ise bakanlık izin şartı aranmaz).
3. İdari Yargı ve Sayıştay Kararları Işığında Kritik İlkeler: Danıştay ve Sayıştay içtihatlarında vekalet müessesesinin hukuka aykırı şekilde genişletilmesinin önüne geçmek için şu esaslar vurgulanmaktadır:
•    "Tedviren" Görevlendirme Ayrımı: Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "tedviren görevlendirme" (bir görevi geçici olarak çevirme/yürütme) kavramı 657 sayılı Kanun'da yer almamaktadır. Yargı kararları, asıl memurun geçici olarak ayrılması veya kadronun boşalması durumlarında yapılan bu tür görevlendirmelerin hukuki dayanağının 86. madde olduğunu ve kanuni şartları taşıması halinde vekil memur gibi işlem görmesi gerektiğine hükmetmektedir.
•    Asaleten Atanma Şartlarının Eksiksiz Aranması: Vekalet görevine getirilen kişinin unvan, kariyer ve derece bakımından asilde aranan şartları taşımaması durumunda yapılan ek ödemeler kamu zararı olarak kabul edilmekte ve idari yargıda bu atamalar iptal edilmektedir.
•    Geçici Nitelik: Vekaleten atamanın kalıcı bir kadro çözüm yöntemi olmadığı, idari istikrarı korumak adına geçici bir tedbir niteliği taşıdığı unutulmamalıdır.
II. GENEL OLARAK VEKÂLET  
Kamu yönetiminin temel amacı, kamu hizmetlerinin hukuka uygun, etkin, verimli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetlerin herhangi bir nedenle aksaması, kamu yararını doğrudan etkileyen sonuçlar doğurabileceğinden, kamu personel sisteminde hizmet sürekliliğini güvence altına alan çeşitli hukuki kurumlar düzenlenmiştir. Bu kurumlardan biri de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinde düzenlenen vekâlet müessesesidir.
Anayasa'nın benimsediği hukuk devleti ilkesi gereğince idarenin bütün işlem ve eylemleri kanuna dayanmalı; kamu gücünün kullanımı keyfilikten uzak, objektif ve denetlenebilir olmalıdır. Bu ilke yalnızca bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almakla kalmamakta, aynı zamanda kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlayan personel rejiminin de hukuka uygun şekilde işletilmesini zorunlu kılmaktadır.
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, idarenin en temel ilkelerinden biridir. Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetlerin herhangi bir nedenle aksaması, kamu düzenini, kamu yararını ve vatandaşların temel haklarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle kamu görevlerinin boş kalmaması, hizmetlerin kesintiye uğramaması ve idari faaliyetlerin devamlılığının sağlanması amacıyla mevzuatta çeşitli hukuki mekanizmalar öngörülmüştür. Bu mekanizmalardan biri de vekâlet müessesesidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi, memurların kanunda belirtilen belirli hâllerde görevlerinden geçici olarak ayrılmaları durumunda, kamu hizmetinin kesintiye uğramaması amacıyla başka bir kamu görevlisinin vekâleten görevlendirilebilmesine imkân tanımaktadır. Böylece kanun koyucu, kamu hizmetinin sürekliliği ile idarenin hukuka bağlılığı arasında denge kurmayı amaçlamıştır. 
Ancak uygulamada, özellikle belediyeler ve diğer kamu kurumlarında vekâlet müessesesinin kapsamı konusunda önemli tartışmalar yaşanmaktadır. Kanunun öngördüğü şartlar gerçekleşmeden dolu kadrolara vekâlet görevlendirilmesi yapılması, görevde bulunan yöneticilerin farklı birimlerde görevlendirilerek yerlerine vekil atanması, tedviren görevlendirme ile vekâlet kurumunun birbirine karıştırılması, başkanlık olurlarıyla hukuki dayanağı tartışmalı işlemler tesis edilmesi ve harcama yetkisine ilişkin belirsizlikler uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır.
Vekâlet kurumu, kamu görevlisinin izin, hastalık, geçici görev, görevden uzaklaştırma veya kanunda belirtilen diğer nedenlerle görevini geçici olarak yerine getirememesi hâlinde kamu hizmetinin kesintiye uğramasını önlemek amacıyla kabul edilmiş istisnai bir hukuki düzenlemedir. Bu yönüyle vekâlet, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin, idarenin kanuniliği ilkesinin ve kamu personel rejiminin temel esaslarının da ayrılmaz bir parçasıdır.
Uygulamada özellikle belediyelerde vekâlet görevlendirmeleri, dolu kadroya vekâlet, tedviren görevlendirme, geçici görevlendirme ve başkanlık olurlarıyla yapılan görevlendirmeler konusunda farklı yorumlar ve uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Müdürlerin başka müdürlüklere görevlendirilmesi, görevde bulunan personelin yerine vekâleten başka kişilerin görevlendirilmesi, harcama yetkisinin kullanılması ve görevlendirmelerin uzun süre devam ettirilmesi gibi hususlar; idare hukuku, kamu personel hukuku ve kamu mali yönetimi açısından önemli tartışmalara neden olmaktadır.
Ancak uygulamada, özellikle belediyeler ve diğer kamu kurumlarında vekâlet müessesesinin kapsamı konusunda önemli tartışmalar yaşanmaktadır. Kanunun öngördüğü şartlar gerçekleşmeden dolu kadrolara vekâlet görevlendirilmesi yapılması, görevde bulunan yöneticilerin farklı birimlerde görevlendirilerek yerlerine vekil atanması, tedviren görevlendirme ile vekâlet kurumunun birbirine karıştırılması, başkanlık olurlarıyla hukuki dayanağı tartışmalı işlemler tesis edilmesi ve harcama yetkisine ilişkin belirsizlikler uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır
Görevlendirme işlemlerinin hukuki dayanağının açık olmaması, vekâlet ile tedvir kurumlarının birbirine karıştırılması ve idarenin takdir yetkisinin sınırlarının yeterince gözetilmemesi hem idari yargıda iptal davalarına hem de denetim süreçlerinde idari ve mali sorumluluk tartışmalarına yol açabilmektedir. Bu nedenle konu yalnızca personel yönetimi açısından değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesi, hukuki güvenlik, eşitlik, liyakat ve hesap verebilirlik ilkeleri bakımından da önem taşımaktadır.
Bu uygulamalar yalnızca personel hukuku bakımından değil; idare hukuku, mali hukuk, denetim hukuku ve idari yargı açısından da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Hukuka aykırı görevlendirmeler, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime konu olabilmekte; bazı durumlarda kamu zararı, idari sorumluluk ve mali sorumluluk tartışmalarını da beraberinde getirebilmektedir
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinde düzenlenen vekâlet müessesesini anayasal ilkeler, idare hukuku esasları ve kamu personel rejimi çerçevesinde incelemek; dolu kadroya vekâlet uygulamalarını, tedviren görevlendirmeyi, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını ve belediyelerde vekâlet müessesesinin hukuki sınırları, idarenin takdir yetkisinin kapsamı ve uygulamada ortaya çıkan hukuki sorunlar, anayasal ilkeler ve yargı içtihatları ışığında değerlendirilmektedir.

III. HUKUK DEVLETİ İLKESİ VE KAMU HİZMETİNİN SÜREKLİLİĞİ

1. Hukuk Devleti İlkesi: Hukuk devleti, çağdaş demokratik yönetim anlayışının temel taşlarından biridir. Bu ilke, devletin tüm organlarının, idarenin ve kamu gücünü kullanan bütün makamların Anayasa ve kanunlara bağlı olarak faaliyet göstermesini ifade eder. Hukuk devletinde kamu gücü keyfî şekilde kullanılamaz; idarenin her türlü işlem ve eylemi hukuka uygun olmak zorundadır. Bu anlayış, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alırken, kamu yönetiminin de öngörülebilir, şeffaf ve hesap verebilir olmasını sağlar.
1982 Anayasası'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilmiştir. Hukuk devleti ilkesi yalnızca normatif bir ilke olmayıp, yasama, yürütme ve yargı organlarının tüm faaliyetlerine yön veren anayasal bir değerdir. Bu ilke gereğince idare, yetkisini ancak kanundan alabilir ve yine kanunun çizdiği sınırlar içinde kullanabilir. Dolayısıyla kamu personeline ilişkin görevlendirme, atama, vekâlet ve benzeri tüm işlemlerin hukuki dayanağının bulunması zorunludur.
Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti; hukuki güvenliği sağlayan, temel hak ve özgürlükleri koruyan, idarenin işlem ve eylemlerini yargı denetimine açık tutan, kamu gücünün keyfî kullanımını önleyen ve idarenin hukuka bağlılığını esas alan bir yönetim modeli olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle kamu personel rejimine ilişkin her türlü işlem, yalnızca idarenin takdirine bırakılamayacak kadar önemli olup, anayasal ilkeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olan idarenin kanuniliği ilkesi, kamu yönetiminin bütün işlemlerinin açık bir hukuki dayanağa sahip olmasını zorunlu kılar. Kanuni dayanağı bulunmayan veya kanunun öngördüğü sınırları aşan görevlendirmeler, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedeleyebileceği gibi idari yargı denetimine de konu olabilir. Özellikle kamu personelinin görev yerinin değiştirilmesi, vekâleten görevlendirilmesi veya görevden uzaklaştırılması gibi işlemlerde idarenin takdir yetkisi sınırsız değildir; bu yetki kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmalıdır.
2. Kamu Hizmetinin Sürekliliği İlkesi: Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, idare hukukunun en temel ilkelerinden biridir. Devletin üstlendiği kamu hizmetlerinin kesintisiz, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesi, hukuk devletinin ve sosyal devlet anlayışının doğal bir sonucudur. Eğitim, sağlık, güvenlik, altyapı, mali hizmetler, çevre, zabıta ve benzeri kamu hizmetlerinin herhangi bir nedenle aksaması, kamu yararını ve toplum düzenini doğrudan etkileyebileceğinden, idare bu hizmetlerin devamını sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür.
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, yalnızca hizmetin devam etmesini değil, aynı zamanda hizmetin hukuka uygun, tarafsız, etkin ve verimli şekilde yürütülmesini de ifade eder. Bu nedenle kamu görevlerinin boş kalmaması, gerekli hâllerde geçici görevlendirmelerin yapılması ve hizmetin aksamaması amacıyla vekâlet müessesesi gibi hukuki araçlar geliştirilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi de bu amaca hizmet etmektedir. Kanun koyucu, memurun yıllık izin, hastalık, geçici görev, görevden uzaklaştırma veya kanunda belirtilen diğer nedenlerle görevini geçici olarak yerine getirememesi durumunda, kamu hizmetinin kesintiye uğramaması için vekâleten görevlendirme yapılabilmesine imkân tanımıştır. Böylece kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi ile idarenin kanuniliği ilkesi arasında dengeli bir sistem kurulmuştur.
Ancak kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, idareye sınırsız bir hareket alanı tanımamaktadır. Hizmetin devamlılığı gerekçesiyle kanunda öngörülmeyen görevlendirme yöntemlerinin uygulanması veya hukuki dayanağı bulunmayan işlemler tesis edilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Kamu hizmetinin sürekliliği, hukuka uygunluk ilkesinden bağımsız düşünülemez. Bir başka ifadeyle, hizmetin devamı amacıyla yapılan işlemler de mutlaka kanuni sınırlar içerisinde kalmalıdır.
3. Hukuk Devleti İlkesi ile Kamu Hizmetinin Sürekliliği Arasındaki İlişki: Hukuk devleti ilkesi ile kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi birbirini tamamlayan iki temel idare hukuku ilkesidir. Hukuk devleti, kamu gücünün hukuka bağlı kullanılmasını zorunlu kılarken; kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, idarenin üstlendiği hizmetlerin kesintisiz yürütülmesini amaçlamaktadır. Bu iki ilke arasında kurulacak denge, kamu personel rejiminin sağlıklı işlemesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
İdare, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak amacıyla personel görevlendirmeleri yapabilir; ancak bu yetkisini kullanırken Anayasa, kanunlar ve hukukun genel ilkeleriyle bağlıdır. Özellikle vekâlet müessesesi, kamu hizmetinin devamını sağlamaya yönelik istisnai bir hukuki kurum olup, kanunun öngördüğü şartlar dışında genişletici yorumlarla uygulanmamalıdır. Aksi hâlde, kamu hizmetinin sürekliliği gerekçesiyle hukuk devleti ilkesinin zedelenmesi ve idarenin keyfî uygulamalarına zemin hazırlanması riski ortaya çıkabilir.
Hukuk devleti ilkesi ile kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi arasında bir üstünlük ilişkisi değil, tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Kamu hizmetinin kesintisiz yürütülmesi ne kadar önemli ise, bu hizmetin hukuka uygun yöntemlerle yürütülmesi de aynı derecede önemlidir. Bu nedenle kamu personeline ilişkin vekâlet, görevlendirme ve benzeri işlemler değerlendirilirken her iki ilkenin birlikte dikkate alınması gerekmektedir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde, bu ilkeler çerçevesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi ayrıntılı olarak incelenecek ve uygulamada ortaya çıkan hukuki sorunlar yargı kararları ile doktrindeki görüşler ışığında değerlendirilecektir.
IV. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU'NUN 86. MADDESİNİN HUKUKİ ANALİZİ
4. 1. Genel Olarak
Kamu hizmetlerinin kesintisiz, düzenli ve etkin bir şekilde yürütülmesi, çağdaş kamu yönetiminin temel ilkelerinden biridir. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, kamu görevlilerinin çeşitli nedenlerle görevlerini geçici olarak yerine getirememeleri hâlinde hizmetin aksamasını önleyecek hukuki mekanizmaların oluşturulması zorunlu hâle gelmiştir. İşte bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinde vekâlet müessesesi düzenlenmiştir.
Anılan madde, memurun kanunda belirtilen nedenlerle görevinden geçici olarak ayrılması veya bir kadronun belirli sebeplerle boşalması durumunda, kamu hizmetinin devamlılığını sağlamak amacıyla başka bir kamu görevlisinin vekâleten görevlendirilebilmesine imkân tanımaktadır. Böylece kanun koyucu, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesini korurken aynı zamanda idarenin keyfî uygulamalarını önlemek amacıyla vekâlet kurumunu belirli şartlara bağlamıştır.
Bu nedenle 86. madde, yalnızca personel görevlendirmesine ilişkin teknik bir düzenleme olmayıp; hukuk devleti ilkesi, idarenin kanuniliği ilkesi, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi ve kamu personel rejiminin temel esaslarıyla doğrudan bağlantılı bir hükümdür.
4.2. Maddenin Amacı: 657 sayılı Kanun'un 86. maddesinin temel amacı, kamu hizmetlerinin herhangi bir nedenle aksamasını önlemektir. Kanun koyucu, kamu görevlisinin geçici olarak görevini yerine getiremediği durumlarda idarenin hizmet sunma yükümlülüğünün devam ettiğini kabul etmiş ve bu nedenle vekâleten görevlendirme kurumunu öngörmüştür.
Bu düzenleme ile;
•    Kamu hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi,
•    Kamu görevlerinin boş kalmasının önlenmesi,
•    İdari faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanması,
•    Vatandaşların kamu hizmetlerinden etkin şekilde yararlanmaya devam etmesiamaçlanmıştır.
Dolayısıyla vekâlet müessesesi, idarenin personel ihtiyacını kalıcı olarak karşılayan bir yöntem değil; yalnızca geçici ve istisnai durumlarda başvurulabilecek hukuki bir kurumdur.
4.3. Maddenin Hukuki Niteliği: 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi incelendiğinde, vekâlet görevlendirmesinin idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanımadığı görülmektedir. Kanun, vekâlet görevlendirmesinin hangi şartlarda yapılabileceğini açıkça belirlemiş; bu şartların gerçekleşmediği durumlarda ise idarenin serbestçe vekâlet görevlendirmesi yapmasına izin vermemiştir.
Bu yönüyle madde, kamu hizmetinin sürekliliği ile hukuk devleti ilkesi arasında denge kuran istisnai bir düzenlemedir. Kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde idare, kamu hizmetinin gerektirdiği ölçüde vekâleten görevlendirme yapabilir. Ancak bu yetki, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmalı; kişisel tercih, keyfî uygulama veya mevzuatta öngörülmeyen amaçlarla kullanılmamalıdır.
4.4. Vekâlet Kurumunun İstisnai Niteliği: Vekâlet kurumu, kamu personel sisteminde asli görevlendirme yöntemi değildir.
Asıl olan;
•    Kadroya usulüne uygun atama yapılması,
•    Kamu görevlerinin asaleten yürütülmesi,
•    Kariyer ve liyakat ilkelerinin korunmasıdır.
Vekâlet ise ancak geçici ve zorunlu durumlarda başvurulabilecek istisnai bir yöntemdir. Bu nedenle vekâlet görevlendirmeleri sürekli hâle getirilemez; uzun süre devam ettirilmesi kamu personel rejiminin temel ilkeleriyle bağdaşmayabilir. İdare, mümkün olan en kısa sürede asaleten atama yapılmasını sağlamalıdır.
4.5. İdarenin Takdir Yetkisi: İdare hukukunda takdir yetkisi, idarenin kanunun çizdiği sınırlar içerisinde farklı seçenekler arasından kamu yararına en uygun olanı tercih edebilmesini ifade eder.
Ancak bu yetki;
•    Sınırsız değildir,
•    Keyfî değildir,
•    Mutlak değildir.
657 sayılı Kanun'un 86. maddesi kapsamında kullanılacak takdir yetkisi de;
•    Anayasa'ya,
•    Kanuna,
•    Kamu yararına,
•    Hizmet gereklerine,
•    Ölçülülük ilkesine,
•    Eşitlik ilkesine,
•    Hukuki güvenlik ilkesineuygun olmak zorundadır.
Dolayısıyla idare, kanunda belirtilmeyen yeni vekâlet sebepleri oluşturamaz veya kanunun kapsamını genişletecek şekilde yorum yapamaz.
4.6. Maddenin Uygulanma Şartları: 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, vekâleten görevlendirme yapılabilmesi için temel olarak aşağıdaki şartlardan en az birinin gerçekleşmesi gerekir:
•    Kadronun boş bulunması,
•    Görevlinin yıllık izinli olması,
•    Hastalık izninde bulunması,
•    Geçici görev nedeniyle görevinden ayrılması,
•    Görevden uzaklaştırılmış olması,
•    Kanunlarda öngörülen diğer geçici ayrılma hâllerinin bulunması.
Bu şartların bulunmadığı durumlarda yapılacak görevlendirmelerin hukuki niteliği her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
4.7. Maddenin Belediyeler Açısından Değerlendirilmesi: Belediyelerde müdür kadroları bakımından 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi uygulamada en çok tartışılan hükümlerden biridir.
Özellikle;
•    Görevde bulunan müdürün başka bir müdürlüğe görevlendirilmesi,
•    Yerine vekâleten başka bir personelin görevlendirilmesi,
•    Tedvir ile vekâlet kurumunun birbirine karıştırılması,
•    Başkanlık oluru ile kanunda öngörülmeyen görevlendirmelerin yapılmasıuygulamada farklı yorumlara neden olabilmektedir.
Bu nedenle, belediyelerde yapılacak görevlendirmelerde yalnızca 657 sayılı Kanun değil, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile konuya ilişkin yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik önemli bir hukuki düzenleme olmakla birlikte, idareye sınırsız bir görevlendirme yetkisi vermemektedir. Maddenin amacı, kamu hizmetinin kesintiye uğramasını önlemek olup, bu amaç doğrultusunda getirilen vekâlet müessesesi istisnai nitelikte bir kurumdur.
Bu nedenle 86. madde uygulanırken, hukuk devleti ilkesi, idarenin kanuniliği ilkesi, liyakat, kariyer, eşitlik, ölçülülük ve kamu yararı ilkeleri birlikte değerlendirilmelidir. Kanunda belirtilen şartların dışında yapılan görevlendirmeler ise her somut olayın özellikleri dikkate alınarak hukuki denetime tabi tutulmalı; idarenin takdir yetkisinin sınırları yargı kararları ve doktrindeki görüşler ışığında belirlenmelidir.
Bir sonraki bölümde, dolu kadroya vekâlet kavramı, hukuki niteliği, uygulanma şartları ve yargı kararları çerçevesinde ayrıntılı olarak incelenecektir.

V. DOLU KADROYA VEKÂLET KAVRAMI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ

5.1. Genel Olarak: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinde düzenlenen vekâlet müessesesi, kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak amacıyla kabul edilmiş istisnai bir hukuki kurumdur. Uygulamada ise en fazla tartışma yaratan konulardan biri, dolu kadroya vekâlet uygulamasıdır.
Dolu kadroya vekâlet, görev kadrosu asaleten dolu olmakla birlikte, kadro sahibinin kanunda belirtilen geçici nedenlerle görevini fiilen yerine getiremediği durumlarda, kamu hizmetinin aksamaması amacıyla başka bir kamu görevlisinin geçici olarak bu görevi yürütmesi şeklinde tanımlanabilir.
Bu uygulama, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik olmakla birlikte, kanunun öngördüğü şartlar dışında uygulanması hâlinde hukuki tartışmalara neden olabilmektedir. Bu nedenle dolu kadroya vekâlet, yalnızca kamu hizmetinin gerekliliği açısından değil; hukuk devleti, idarenin kanuniliği, liyakat ve eşitlik ilkeleri bakımından da değerlendirilmelidir.
5.2. Dolu Kadro Kavramı: Dolu kadro, ilgili kadroya usulüne uygun şekilde asaleten atanmış bir kamu görevlisinin bulunduğu kadrodur. Kadro sahibinin geçici olarak görevinden ayrılması, kadronun hukuki statüsünü değiştirmez. Dolayısıyla yıllık izin, hastalık izni, geçici görev, görevden uzaklaştırma veya benzeri nedenlerle görevinden ayrılan personelin kadrosu hukuken dolu olmaya devam eder.
Bu nedenle, dolu kadroya yapılacak vekâlet görevlendirmeleri, yalnızca kanunda öngörülen geçici ayrılma nedenlerinin varlığı hâlinde mümkündür. Kanunda öngörülmeyen gerekçelerle yapılan görevlendirmelerin hukuki dayanağı her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
5.3. Dolu Kadroya Vekâletin Hukuki Şartları: Dolu kadroya vekâlet görevlendirmesinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için aşağıdaki temel şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir:
•    Kadronun asaleten dolu olması,
•    Kadro sahibinin görevini geçici olarak yerine getirememesi,
•    Görevden ayrılma nedeninin mevzuatta öngörülen hukuki sebeplere dayanması,
•    Kamu hizmetinin aksamasını önlemek amacıyla görevlendirme yapılması,
•    Görevlendirmenin geçici nitelikte olması.
Bu şartlardan herhangi birinin bulunmaması, yapılan işlemin hukuka uygunluğu konusunda tereddüt doğurabilir.
5.4. İdarenin Takdir Yetkisi ve Sınırları: İdare, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak amacıyla belirli ölçüde takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu yetki, kanunun açık hükümlerini ortadan kaldıracak veya genişletecek şekilde kullanılamaz.
Takdir yetkisinin kullanılmasında;
•    Hukuk devleti ilkesi,
•    Kamu yararı,
•    Hizmet gerekleri,
•    Ölçülülük,
•    Eşitlik,
•    Objektiflik esas alınmalıdır.
Görevlendirmenin kişisel tercihlere dayanması, belirli kişileri ödüllendirme veya cezalandırma amacı taşıması ya da hukuki dayanağı bulunmayan yöntemlerle gerçekleştirilmesi, idarenin takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanımı sonucunu doğurabilir.
5.5. Belediyelerde Dolu Kadroya Vekâlet Uygulamaları: Belediyelerde dolu kadroya vekâlet uygulamaları, uygulamada en fazla tereddüt yaşanan alanlardan biridir.
Özellikle;
•    Müdürün başka bir müdürlüğe görevlendirilmesi,
•    Görevde bulunan müdürün fiilen görevinden uzaklaştırılması,
•    Yerine başka bir personelin vekâleten görevlendirilmesi,
•    Başkanlık oluru ile yapılan görevlendirmeler hukuki tartışmalara konu olabilmektedir.
Bu tür işlemlerde yalnızca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu değil; 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ilgili yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
5.6. Dolu Kadroya Vekâlet ile Tedviren Görevlendirme Arasındaki Fark: Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, vekâlet ile tedviren görevlendirme kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Vekâlet, kanunda açıkça düzenlenmiş ve belirli şartlara bağlanmış hukuki bir kurumdur.
Tedvir ise kanunda açık şekilde düzenlenmiş bağımsız bir görevlendirme yöntemi olmayıp, uygulamada hizmetin yürütülmesini sağlamak amacıyla başvurulan geçici bir idari yöntem olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle her iki kurumun hukuki dayanakları, uygulanma şartları ve sonuçları farklıdır. İdarenin yapacağı görevlendirmelerde bu ayrımın gözetilmesi, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Dolu kadroya vekâlet, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik istisnai bir uygulamadır. Bu kurumun amacı, kadro sahibinin geçici olarak görevini yerine getiremediği dönemlerde hizmetin kesintiye uğramasını önlemektir.
Ancak bu amaç, idareye sınırsız bir görevlendirme yetkisi vermez. Dolu kadroya vekâlet uygulamaları, hukuk devleti ilkesi, idarenin kanuniliği, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kanuni dayanağı bulunmayan veya kanunun öngördüğü sınırları aşan görevlendirmeler, idari yargı denetimine konu olabileceği gibi idari ve mali sorumluluk doğurabilecek sonuçlar da ortaya çıkarabilir.
Bir sonraki bölümde, tedviren görevlendirme kurumu, hukuki niteliği, uygulama esasları ve vekâlet kurumundan ayrılan yönleri ayrıntılı olarak incelenecektir.
VI. TEDVİREN GÖREVLENDİRME VE HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ
6.1. Genel Olarak: Kamu yönetiminde hizmetlerin kesintisiz yürütülmesi amacıyla zaman zaman farklı görevlendirme yöntemlerine başvurulmaktadır. Bunlardan biri de uygulamada yaygın olarak kullanılan tedviren görevlendirmedir. Ancak tedviren görevlendirme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda vekâlet kurumu gibi açık ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiş bağımsız bir hukuki müessese değildir. Bu nedenle hukuki niteliği, kapsamı ve uygulanma şartları öğretide ve uygulamada tartışma konusu olmaktadır.
Tedviren görevlendirme, kamu hizmetinin aksamasını önlemek amacıyla bir görevin, geçici olarak başka bir kamu görevlisi tarafından yürütülmesini ifade eder. Bu uygulama, özellikle asaleten atama yapılamayan veya vekâlet şartlarının oluşmadığı bazı durumlarda hizmetin devamını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.
6.2. Tedvir Kavramı: Tedvir kelimesi sözlük anlamı itibarıyla "idare etmek", "yürütmek" veya "geçici olarak işi sürdürmek" anlamına gelmektedir. İdare hukuku uygulamasında ise tedviren görevlendirme, bir kamu görevinin geçici süreyle başka bir kamu görevlisi tarafından yürütülmesi şeklinde anlaşılmaktadır.
Ancak tedviren görevlendirme, yeni bir kadroya atama anlamına gelmediği gibi, görevin asaleten kazanılması sonucunu da doğurmaz. Tedvir görevi geçici nitelikte olup, hizmetin devamını sağlamaya yönelik istisnai bir idari uygulamadır.
6.3. Tedviren Görevlendirmenin Hukuki Niteliği: Tedviren görevlendirme, kanunda açıkça düzenlenmiş bağımsız bir atama yöntemi değildir. Bu nedenle, idarenin bu yönteme başvururken hukuk devleti ilkesi, idarenin kanuniliği ilkesi ve kamu yararı ilkesi çerçevesinde hareket etmesi gerekir.
İdarenin kamu hizmetinin sürekliliğini sağlama yükümlülüğü, bazı zorunlu durumlarda geçici görevlendirmeleri gerekli kılabilir. Ancak bu gereklilik, kanuni dayanağı bulunmayan sürekli görevlendirmelere veya kadro sistemini fiilen ortadan kaldıracak uygulamalara gerekçe oluşturamaz.
Tedviren görevlendirme, asli atamanın yerine geçen kalıcı bir yöntem olarak değil; yalnızca zorunlu ve geçici durumlarda başvurulabilecek istisnai bir uygulama olarak değerlendirilmelidir.
6.4. Tedvir ile Vekâlet Arasındaki Farklar: Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tedvir ile vekâlet kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Oysa bu iki kurumun hukuki dayanağı ve sonuçları farklıdır. Bu farklılıklar nedeniyle idarelerin yapacakları görevlendirmelerde hangi hukuki kurumun uygulandığını açıkça belirlemesi gerekir.
     6.5. Belediyelerde Tedviren Görevlendirme: Belediyelerde özellikle müdürlük kadrolarında tedviren görevlendirme uygulamalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bunun başlıca nedenleri;
•    Kadronun boş bulunması,
•    Asaleten atama sürecinin tamamlanmamış olması,
•    Personel yetersizliği,
•    Hizmetin gecikmeden yürütülmesi ihtiyacıdır.
Ancak bu uygulamalar yapılırken hukuki sınırların gözetilmesi büyük önem taşımaktadır. Tedviren görevlendirme, sürekli hâle getirildiğinde kariyer ve liyakat ilkeleri bakımından sakıncalar doğurabileceği gibi, idari işlemin hukuka uygunluğu konusunda da tartışmalara yol açabilir.
6.6. İdarenin Takdir Yetkisi: Tedviren görevlendirmelerde idarenin belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki mutlak değildir. İdare, kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında hareket edemez.
Özellikle;
•    Kişiye özel görevlendirmeler,
•    Objektif ölçütlere dayanmayan tercihler,
•    Sürekli hâle gelen geçici görevlendirmeler,
•    Kadro sistemini dolanacak uygulamalarhukuki denetime konu olabilecek niteliktedir.
Takdir yetkisinin kullanımı her zaman hukuka uygunluk, eşitlik, ölçülülük ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Tedviren görevlendirme, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik uygulamada başvurulan geçici bir yöntemdir. Ancak bu yöntem, vekâlet kurumunun yerine geçen bağımsız bir atama usulü olarak değerlendirilemez.
İdareler, tedviren görevlendirme yaparken hukuki dayanağı, görevlendirmenin süresini, kamu yararını ve hizmet gereklerini dikkatle değerlendirmelidir. Geçici nitelikte olması gereken bu uygulamanın sürekli hâle getirilmesi veya kanuni düzenlemelerin yerine kullanılmaya başlanması, hukuk devleti ilkesi ve kamu personel rejiminin temel esaslarıyla bağdaşmayabilir.
Bu nedenle, tedviren görevlendirme, kamu hizmetinin devamını sağlamaya yönelik istisnai bir idari uygulama olarak ele alınmalı; her somut olay kendi hukuki şartları içinde değerlendirilmelidir.
Bir sonraki bölümde, idarenin takdir yetkisi ve bu yetkinin hukuki sınırları, Anayasa, idare hukuku ilkeleri ve kamu personel rejimi çerçevesinde incelenecektir.

VII. İDARENİN TAKDİR YETKİSİ VE HUKUKİ SINIRLARI

7.1. Genel Olarak: İdarenin temel görevi, kamu hizmetlerini hukuka uygun, etkin ve kesintisiz bir şekilde yürütmektir. Bu görevi yerine getirirken idareye bazı konularda takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak hukuk devletinde hiçbir idari yetki sınırsız değildir. Takdir yetkisi de Anayasa, kanunlar ve hukukun genel ilkeleri çerçevesinde kullanılmak zorundadır.
Kamu personel hukukunda görevlendirme, vekâlet ve tedvir işlemleri, idarenin takdir yetkisini kullandığı alanlardan biridir. Bununla birlikte, bu işlemler yalnızca idarenin tercihine bırakılamaz; kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edilmelidir.
Takdir yetkisi, kanunun idareye tanıdığı seçim serbestisidir. Kanun koyucu bazı durumlarda idareye tek bir çözüm yolu gösterirken, bazı durumlarda ise kamu yararına en uygun seçeneği belirleme konusunda değerlendirme yapma imkânı tanımaktadır.
Ancak bu serbesti, keyfî davranma yetkisi anlamına gelmez. 
Takdir yetkisi;
•    Hukuka uygunluk,
•    Kamu yararı,
•    Hizmet gerekleri,
•    Eşitlik,
•    Objektiflik,
•    Ölçülülük,
•    Liyakatilkeleri çerçevesinde kullanılmalıdır.
7.2. Takdir Yetkisinin Hukuki Sınırları: İdarenin sahip olduğu takdir yetkisi aşağıdaki temel ilkelerle sınırlandırılmıştır.
a) Kanunilik İlkesi: İdare, ancak kanunun verdiği yetkiyi kullanabilir. Kanunda öngörülmeyen yeni bir görevlendirme usulü oluşturamaz veya mevcut düzenlemeleri genişletici şekilde yorumlayamaz.
b) Kamu Yararı İlkesi: Her idari işlem kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik olmalıdır. Kişisel ilişkiler, siyasi tercihler veya bireysel beklentiler doğrultusunda yapılan görevlendirmeler kamu yararı ilkesine aykırılık oluşturabilir.
c) Hizmet Gerekleri: Görevlendirmenin temel amacı kamu hizmetinin etkin şekilde yürütülmesi olmalıdır. Hizmet ihtiyacı bulunmayan veya kurumsal gerekliliklerle açıklanamayan işlemler hukuki denetime konu olabilir.
d) Ölçülülük İlkesi: İdare, ulaşmak istediği amaç için en uygun ve en az sınırlayıcı yöntemi tercih etmelidir. Kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak amacıyla alınan tedbir, bu amaca ulaşmak için gerekli ve orantılı olmalıdır.
e) Eşitlik ve Objektiflik: Benzer durumda bulunan kamu görevlileri arasında haklı bir neden olmaksızın farklı uygulamalar yapılması, eşitlik ilkesini zedeler. Görevlendirmelerde objektif ölçütlerin esas alınması, kamu yönetimine duyulan güvenin korunması bakımından önem taşır.
7.3. Takdir Yetkisinin Yargısal Denetimi: İdarenin takdir yetkisi yargı denetimi dışındadır şeklinde bir değerlendirme doğru değildir. İdari yargı mercileri, idarenin takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun hareket edip etmediğini denetler.
Bu denetim kapsamında özellikle;
•    İşlemin yetkili makam tarafından yapılıp yapılmadığı,
•    Hukuki sebebinin bulunup bulunmadığı,
•    Kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olup olmadığı,
•    Ölçülülük ilkesine uyulup uyulmadığı,
•    Takdir yetkisinin keyfî kullanılıp kullanılmadığıincelenmektedir.
Yargısal denetim, idarenin yerine geçerek karar vermek anlamına gelmez; idari işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirmeyi amaçlar.
7.4. Vekâlet ve Tedviren Görevlendirmelerde Takdir Yetkisi: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi kapsamında yapılacak vekâlet görevlendirmeleri ile tedviren görevlendirmelerde idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetki, kanunun açık hükümlerini bertaraf edecek şekilde kullanılamaz.
Örneğin;
•    Görevde bulunan bir müdürün hukuki gerekçe gösterilmeksizin fiilen görevinden uzaklaştırılması,
•    Vekâlet şartları oluşmadığı hâlde başka bir personelin görevlendirilmesi,
•    Geçici olması gereken görevlendirmenin sürekli hâle getirilmesihukuki tartışmalara neden olabilecek uygulamalardır.
Her görevlendirme işlemi kendi somut koşulları içinde değerlendirilmeli; işlemin hukuki dayanağı açık ve denetlenebilir olmalıdır.
7.5. Belediyeler Açısından Değerlendirme: Belediyelerde başkanın yönetim yetkisi geniş olmakla birlikte, bu yetki sınırsız değildir. Belediye başkanının personel görevlendirmelerine ilişkin işlemleri de Anayasa, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Özellikle müdür kadrolarına ilişkin görevlendirmelerde;
•    Kamu yararı,
•    Hizmet gerekleri,
•    Görevin niteliği,
•    Personelin yeterliliği,
•    Hukuki dayanakbirlikte değerlendirilmelidir.
Bu yaklaşım hem idarenin hukuka uygun hareket etmesini sağlar hem de olası idari ve mali sorumlulukların önlenmesine katkıda bulunur.
Takdir yetkisi, idarenin kamu hizmetlerini etkin şekilde yürütmesini sağlayan önemli bir idare hukuku kurumudur. Ancak bu yetki hiçbir zaman sınırsız bir serbestlik olarak değerlendirilemez.
Görevlendirme, vekâlet ve tedvir işlemlerinde idarenin takdir yetkisi; hukuk devleti, kanunilik, kamu yararı, hizmet gerekleri, eşitlik ve ölçülülük ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Bu sınırların aşılması hâlinde idari işlemler yargı denetimine tabi olabilecek, hukuka aykırılık tespit edilmesi durumunda ise işlemin iptali ve buna bağlı idari veya mali sonuçlar gündeme gelebilecektir.
Bu nedenle kamu personeline ilişkin görevlendirme işlemlerinde idarenin takdir yetkisi, hukukun üstünlüğü ilkesinin doğal bir sonucu olarak dikkatli ve ölçülü kullanılmalıdır.

VIII. ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA VEKÂLET MÜESSESESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

8.1. Genel Olarak: Anayasa Mahkemesi, kamu personel rejimine ilişkin uyuşmazlıklarda doğrudan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesini yorumlayan çok sayıda karar vermemiş olmakla birlikte, hukuk devleti, idarenin kanuniliği, hukuki güvenlik, belirlilik, eşitlik ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkelerine ilişkin içtihatlarıyla vekâlet müessesesinin uygulanmasına yön veren önemli ilkeler ortaya koymuştur.
Bu nedenle vekâlet ve görevlendirme işlemleri değerlendirilirken yalnızca kanun hükümlerine değil, Anayasa Mahkemesi'nin geliştirdiği anayasal ilkelere de uygun hareket edilmesi gerekmektedir.
8.2. Hukuk Devleti İlkesi Açısından Değerlendirme: Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti; idarenin bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarıyla bağlı olduğu, keyfîliğin önlendiği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir devlet düzeni olarak tanımlanmaktadır.
Bu ilkenin doğal sonucu olarak;
•    Kamu görevlilerinin görev yerleri,
•    Görevlendirme işlemleri,
•    Vekâlet uygulamaları,
•    Görev değişikliklerikanuni dayanağa sahip olmalı ve kamu yararı amacı taşımalıdır.İdarenin kanunda açıkça düzenlenmeyen yöntemlerle personel görevlendirmesi yapması, hukuk devleti ilkesi bakımından tartışmalara neden olabilir.
8.3. Hukuki Güvenlik ve Belirlilik İlkesi: Anayasa Mahkemesi kararlarında sıkça vurgulanan hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin idarenin işlemlerini önceden öngörebilmesini ifade etmektedir.
Kamu görevlileri;
•    Hangi şartlarda görevlendirileceklerini,
•    Hangi durumlarda vekâlet uygulanacağını,
•    Hangi usullerin izleneceğiniönceden bilebilmelidir.
Belirsiz, kişiye göre değişen veya farklı kurumlarda farklı şekilde uygulanan görevlendirmeler hukuki güvenlik ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle idarenin bütün görevlendirme işlemlerinde açık hukuki gerekçe göstermesi gerekir.
8.4. Eşitlik İlkesi: Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi, kamu personeli bakımından da bağlayıcıdır.
Benzer durumda bulunan kamu görevlileri arasında;
•    Objektif neden bulunmaksızın farklı uygulama yapılması,
•    Aynı hukuki durumda farklı görevlendirmeler gerçekleştirilmesi,
•    Kişiye özel işlem tesis edilmesieşitlik ilkesinin ihlali sonucunu doğurabilir.
İdare, personel görevlendirmelerinde objektif ölçütlere dayanmalı ve benzer durumlarda benzer uygulamalar yapmalıdır.
8.5. Ölçülülük İlkesi: Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ölçülülük ilkesi;
Elverişlilik,
Gereklilik,
Orantılılık unsurlarından oluşmaktadır.
Görevlendirme işlemleri de bu ilke çerçevesinde değerlendirilmelidir. Örneğin kamu hizmetinin devamını sağlamak amacıyla yapılan bir görevlendirme, aynı amaca daha hafif bir yöntemle ulaşılabilecekse ölçülülük bakımından tartışmalı hâle gelebilir.
8.6. İdarenin Keyfî İşlem Yapma Yasağı: Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de idarenin keyfî işlem yapmasının önlenmesidir.
Görevlendirme işlemleri;
•    Cezalandırma amacı taşıyamaz,
•    Ödüllendirme aracı olarak kullanılamaz,
•    Kişisel tercihlere dayandırılamaz,
•    Siyasi veya sendikal saiklerle gerçekleştirilemez.
Her işlem kamu yararı ve hizmet gerekleriyle açıklanabilir olmalıdır.
8.7. Vekâlet Müessesesine Etkisi: Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu anayasal ilkeler birlikte değerlendirildiğinde;
•    Vekâlet uygulamasının kanuni dayanağa sahip olması,
•    Kamu yararı amacı taşıması,
•    Geçici nitelikte bulunması,
•    Ölçülü olması,
•    Objektif kriterlere dayanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu ilkeler yalnızca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun uygulanmasında değil, belediyeler ve diğer kamu kurumlarının personel yönetiminde de yol gösterici niteliktedir.
Anayasa Mahkemesi kararları, vekâlet kurumunun uygulanmasına ilişkin doğrudan ayrıntılı hükümler içermese de hukuk devleti, hukuki güvenlik, belirlilik, eşitlik ve ölçülülük ilkeleri bakımından önemli anayasal ölçütler ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, idarelerin yapacağı vekâlet ve görevlendirme işlemlerinde yalnızca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesine değil; Anayasa'nın temel ilkelerine ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla şekillenen hukuk devleti anlayışına da uygun hareket etmeleri gerekmektedir.

IX. DANIŞTAY KARARLARI IŞIĞINDA VEKÂLET MÜESSESESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

9.1. Genel Olarak: İdare hukukunun gelişiminde Danıştay kararları önemli bir yere sahiptir. Özellikle kamu personel hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararlar, mevzuat hükümlerinin uygulanmasına yön vermekte ve idarenin takdir yetkisinin sınırlarını belirlemektedir. Bu nedenle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinin uygulanmasında Danıştay içtihatları büyük önem taşımaktadır.
Danıştay'ın vekâlet müessesesine ilişkin yaklaşımı incelendiğinde, temel amacın kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak olduğu; ancak bu amacın hukuk devleti ilkesi ve kanunilik ilkesinden bağımsız değerlendirilemeyeceği görülmektedir.
9.2. Kanunilik İlkesi Açısından Danıştay'ın Yaklaşımı: Danıştay kararlarında idarenin bütün işlemlerinin kanuni dayanağa sahip olması gerektiği sürekli vurgulanmaktadır.
Bu kapsamda;
•    Kanunda öngörülmeyen görevlendirme yöntemlerinin uygulanması,
•    Vekâlet şartları oluşmadan vekâlet görevlendirmesi yapılması,
•    İdarenin takdir yetkisini kanunun yerine geçecek şekilde kullanmasıhukuka uygun bulunmamaktadır.
Danıştay'a göre kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, idareye sınırsız bir görevlendirme yetkisi tanımamaktadır.
9.3. Takdir Yetkisinin Kullanılması: Danıştay kararlarında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu kabul edilmekle birlikte, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmektedir.
Takdir yetkisi;
•    Keyfî kullanılamaz,
•    Kişisel tercihlere dayandırılamaz,
•    Cezalandırma amacı taşıyamaz,
•    Siyasi veya kişisel saiklerle kullanılamaz.
Yargısal denetim sırasında idarenin yerine geçilerek karar verilmez; ancak işlemin hukuka uygunluğu, sebebi ve amacı denetlenir.
9.4. Dolu Kadroya Vekâlet Konusundaki Yaklaşım: Danıştay kararlarında dolu kadroya vekâlet uygulamaları değerlendirilirken öncelikle görevin neden boşaldığı ve vekâlet şartlarının oluşup oluşmadığı incelenmektedir.
Bu kapsamda;
•    Kadro sahibinin yıllık izinli olması,
•    Hastalık izninde bulunması,
•    Geçici görevde olması,
•    Görevden uzaklaştırılması,
•    Kanunda öngörülen diğer geçici ayrılma nedenlerinin bulunması durumlarında vekâlet uygulamasının hukuki dayanağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir.
Buna karşılık, görevde bulunan personelin yalnızca idari tasarrufla fiilen görevinden uzaklaştırılarak yerine vekâlet görevlendirmesi yapılması, her somut olay bakımından ayrıca hukuki inceleme gerektirir.
9.5. Tedviren Görevlendirmeye İlişkin Yaklaşım: Danıştay kararlarında tedviren görevlendirme, hizmetin aksamasını önlemeye yönelik geçici bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.
Ancak;
•    Sürekli hâle gelen tedvir uygulamaları,
•    Kadro sistemini fiilen etkisiz bırakan görevlendirmeler,
•    Asaleten atamanın yerine geçen uygulamalarhukuki tartışmalara konu olabilmektedir.
Bu nedenle tedviren görevlendirme, istisnai ve geçici bir yöntem olarak uygulanmalıdır.
9.6. Kamu Yararı ve Hizmet Gerekleri: Danıştay kararlarında görevlendirme işlemlerinin temel ölçütü kamu yararı ve hizmet gerekleridir.
Bir görevlendirmenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için;
•    Objektif nedenlere dayanması,
•    Kamu hizmetinin gerektirdiği zorunluluklardan kaynaklanması,
•    Kişisel amaç taşımaması,
•    Hizmetin etkin yürütülmesini sağlamasıgerekmektedir.
Bu unsurların bulunmadığı durumlarda idari işlemin iptali gündeme gelebilir.
9.7. Belediyeler Açısından Değerlendirme: Belediyelerde yapılan müdür görevlendirmeleri bakımından Danıştay içtihatları önemli yol gösterici niteliktedir.
Özellikle;
•    Başkanlık oluru ile yapılan görevlendirmeler,
•    Müdürlerin farklı müdürlüklerde görevlendirilmesi,
•    Vekâlet ve tedvir uygulamaları,
•    Görev, yetki ve sorumlulukların devrine ilişkin işlemlerhukuka uygunluk yönünden yargısal denetime konu olabilmektedir.
Bu nedenle, belediyelerde gerçekleştirilecek personel görevlendirmelerinde yalnızca idari ihtiyaçların değil, hukuki sınırların da dikkate alınması zorunludur.
Danıştay kararları birlikte değerlendirildiğinde, vekâlet müessesesinin kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik istisnai bir kurum olduğu anlaşılmaktadır. Bu kurumun uygulanmasında idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki hukuk devleti ilkesi, kanunilik ilkesi, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.

X. SAYIŞTAY KARARLARI IŞIĞINDA VEKÂLET MÜESSESESİNİN MALİ VE İDARİ SONUÇLARI

10.1. Genel Olarak: Kamu yönetiminde gerçekleştirilen vekâlet ve görevlendirme işlemleri yalnızca personel hukukunu ilgilendiren idari tasarruflar değildir. Bu işlemler aynı zamanda kamu kaynaklarının kullanılması, harcama yetkisinin belirlenmesi, mali sorumluluğun tespiti ve kamu zararının önlenmesi bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle Sayıştay denetimleri, vekâlet müessesesinin hukuka uygun uygulanmasında önemli bir güvence oluşturmaktadır.
Sayıştay, denetim faaliyetlerinde görevlendirme işlemlerinin yalnızca şekli yönünü değil; işlemin hukuki dayanağını, mali sonuçlarını ve kamu kaynaklarının mevzuata uygun kullanılıp kullanılmadığını da değerlendirmektedir.
10.2. Sayıştay Denetiminde Esas Alınan İlkeler: Sayıştay denetimlerinde aşağıdaki temel ilkeler dikkate alınmaktadır:
•    İşlemin kanuni dayanağının bulunması,
•    Yetkili makam tarafından tesis edilmesi,
•    Kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olması,
•    Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması,
•    Mevzuata aykırı ödeme yapılmaması.
Bu ilkeler, vekâlet görevlendirmelerinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde temel ölçütleri oluşturmaktadır.
10.3. Harcama Yetkisi ve Vekâlet: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca harcama yetkilileri, kendilerine bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama birimlerinin en üst yöneticileridir.
Bu nedenle vekâleten görevlendirilen kişinin harcama yetkisini kullanabilmesi için görevlendirmenin hukuki dayanağının açık olması gerekir.
Aksi hâlde;
•    Ödeme emri belgelerinin imzalanması,
•    Harcama talimatlarının verilmesi,
•    İhale işlemlerinin yürütülmesi,
•    Mali karar ve işlemlerin tesis edilmesibakımından hukuki tartışmalar ortaya çıkabilir.
10.4. Kamu Zararı Açısından Değerlendirme: Hukuka aykırı görevlendirmeler sonucunda yapılan mali işlemler, bazı durumlarda kamu zararı iddialarına konu olabilmektedir.
Örneğin;
•    Mevzuata aykırı vekâlet aylığı ödenmesi,
•    Hukuki dayanağı bulunmayan görevlendirme nedeniyle mali hakların ödenmesi,
•    Yetkisiz kişi tarafından yapılan harcamalar,
•    Usule aykırı mali işlemler
Sayıştay denetimlerinde incelenebilecek hususlar arasında yer almaktadır.
Ancak her hukuka aykırılık tek başına kamu zararı doğurduğu anlamına gelmez. Kamu zararının varlığı, ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
10.5. Mali Sorumluluk: Kamu mali yönetiminde yetki ile sorumluluk birlikte değerlendirilmektedir.
Görevlendirme işlemlerinin hukuka aykırı olması hâlinde;
•    Harcama yetkilileri,
•    Gerçekleştirme görevlileri,
•    Muhasebe yetkilileri,
•    Diğer sorumlularbakımından ilgili mevzuat çerçevesinde idari ve mali sorumluluk gündeme gelebilir.
Bu nedenle görevlendirme işlemlerinin tesis edilmesinden önce hukuki dayanağın dikkatle incelenmesi önem taşımaktadır.
10.6. Belediyeler Açısından Değerlendirme: Belediyelerde özellikle müdür kadrolarına yapılan vekâlet görevlendirmeleri, harcama yetkisinin kullanılması bakımından önem taşımaktadır.
Görevlendirme işlemleri;
•    Bütçe uygulamaları,
•    İhale süreçleri,
•    Ödeme işlemleri,
•    Taşınır ve taşınmaz yönetimi,
•    Mali kararların alınması üzerinde doğrudan etkili olabilmektedir.
Bu nedenle, belediyelerde yapılacak vekâlet görevlendirmelerinde yalnızca personel mevzuatı değil, mali mevzuat hükümleri de birlikte değerlendirilmelidir.
Vekâlet müessesesinin yalnızca idari bir işlem olmadığı; aynı zamanda kamu mali yönetimini doğrudan etkileyen sonuçlar doğurduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, vekâlet görevlendirmeleri yapılırken;
•    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
•    5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu,
•    İlgili ikincil mevzuat,
•    Sayıştay denetim ilkeleri birlikte dikkate alınmalıdır.
Hukuka uygun olarak tesis edilen görevlendirmeler kamu hizmetinin sürekliliğini sağlarken, hukuki dayanağı tartışmalı işlemler hem idari uyuşmazlıklara hem de mali sorumluluk süreçlerine yol açabilir.

XI. BAKANLIK GÖRÜŞLERİ VE İDARİ UYGULAMALAR ÇERÇEVESİNDE VEKÂLET MÜESSESESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

11.1. Genel Olarak: Kamu personel hukukunun uygulanmasında kanun hükümleri ve yargı kararları kadar, uygulamaya yön veren idari görüşler de önem taşımaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile diğer ilgili kurumlar tarafından verilen görüş yazıları ve genel nitelikli değerlendirmeler, uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesine katkı sağlamaktadır.
Ancak bu görüşler, yargı kararları gibi bağlayıcı hukuk normları değildir. İdari görüşler, uygulamaya açıklık getirmeyi amaçlayan değerlendirmeler olup, kanun hükümlerinin yerine geçmez ve yargı mercilerini bağlamaz. Bununla birlikte, idarelerin işlem tesis ederken bu görüşleri dikkate almaları uygulama birliğinin sağlanması bakımından önemlidir.
11.2. İdari Görüşlerin Hukuki Niteliği: İdari görüşler; kamu kurumlarının kendi görev alanlarına ilişkin mevzuatı yorumlamak ve uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermek amacıyla verdikleri açıklamalardır.
Bu görüşlerin temel özellikleri şunlardır:
•    Kanun hükmü niteliğinde değildir.
•    Düzenleyici işlem niteliği taşımaz.
•    Mahkemeleri bağlamaz.
•    İdarelere yol gösterici nitelik taşır.
•    Somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeler yapılmasına engel değildir.
Bu nedenle idari görüşler değerlendirilirken öncelikle Anayasa, kanunlar ve yargı kararları esas alınmalıdır.
11.3. Vekâlet Uygulamalarına İlişkin İdari Yaklaşım: İlgili kurumların görüşlerinde ortak olarak vurgulanan temel husus, vekâlet görevlendirmelerinin kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamaya yönelik geçici bir uygulama olduğudur.
Bu kapsamda;
•    Görevlendirmenin hukuki dayanağının bulunması,
•    Hizmet gereklerinden kaynaklanması,
•    Geçici nitelikte olması,
•    Yetkili makam tarafından tesis edilmesigerektiği belirtilmektedir.
İdarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği kabul edilmektedir.
11.4. Belediyelerde Uygulamada Karşılaşılan Tereddütler: Belediyelerde müdür ve diğer yönetici kadrolarına ilişkin görevlendirmelerde zaman zaman farklı uygulamalar görülebilmektedir.
Özellikle;
•    Görevde bulunan müdürün başka bir birimde görevlendirilmesi,
•    Yerine vekâleten başka bir personelin görevlendirilmesi,
•    Başkanlık oluru ile yapılan görevlendirmeler,
•    Tedvir ve vekâlet kavramlarının birbirine karıştırılması,
•    Harcama yetkisinin kullanılmasıuygulamada en fazla tartışılan konular arasında yer almaktadır.
Bu tür durumlarda yalnızca idari görüşlere dayanılarak işlem tesis edilmesi yeterli olmayıp, ilgili mevzuatın bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
11.5. Uygulamada Birlik Sağlanmasının Önemi: Kamu kurumlarında aynı hukuki konuda farklı uygulamaların bulunması, hukuki güvenlik ve eşitlik ilkeleri bakımından sakıncalara yol açabilmektedir.
Bu nedenle;
•    Mevzuat hükümlerinin doğru yorumlanması,
•    Yargı kararlarının takip edilmesi,
•    İdari görüşlerin dikkate alınması,
•    Uygulayıcıların düzenli olarak bilgilendirilmesiuygulama birliğinin sağlanmasına katkı sağlayacaktır.
Özellikle belediyelerde personel görevlendirmelerine ilişkin standart uygulamaların geliştirilmesi hem idari uyuşmazlıkların azalmasına hem de kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine yardımcı olacaktır.
Kamu personel hukukunun uygulanmasında önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Ancak bu görüşler tek başına hukuki dayanak oluşturmaz. İdareler, görevlendirme işlemlerini tesis ederken öncelikle Anayasa, kanunlar, yönetmelikler ve yargı kararlarını esas almalı; idari görüşleri ise uygulamaya açıklık sağlayan yardımcı kaynaklar olarak değerlendirmelidir.
Vekâlet müessesesinin hukuka uygun şekilde uygulanabilmesi için kanuni şartların gerçekleşmesi, kamu yararının gözetilmesi ve hizmet gereklerinin somut olarak ortaya konulması zorunludur. Bu yaklaşım hem hukuk devleti ilkesinin hem de kamu hizmetinin sürekliliği ilkesinin doğal bir sonucudur.

XII. BELEDİYELERDE DOLU KADROYA VEKÂLET UYGULAMALARI, KARŞILAŞILAN HUKUKİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

12.1. Genel Olarak: Belediyeler, halka en yakın kamu idareleri olmaları nedeniyle kamu hizmetlerinin kesintisiz sunulmasında önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Nüfus artışı, yeni hizmet alanlarının oluşması, personel yetersizliği, emeklilik, izin, hastalık ve benzeri nedenlerle belediyelerde personel görevlendirmeleri sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu durum, vekâlet ve tedviren görevlendirme uygulamalarının yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Ancak uygulamada yapılan görevlendirmelerin tamamının hukuki açıdan aynı nitelikte olduğu söylenemez. Özellikle dolu kadrolara vekâlet, müdürlerin farklı müdürlüklere görevlendirilmesi, başkanlık olurlarıyla yapılan görevlendirmeler ve harcama yetkisinin kullanılması konusunda farklı uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Bu durum, idari işlemlerin hukuka uygunluğu bakımından dikkatli değerlendirme yapılmasını gerekli kılmaktadır.
12.2. Uygulamada Karşılaşılan Başlıca Sorunlar: Belediyelerde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
•    Asaleten görev yapan bir müdürün başka bir müdürlüğün iş ve işlemlerini yürütmek üzere görevlendirilmesi.
•    Görevinden ayrılmayan müdürün yerine ikinci bir personelin vekâleten görevlendirilmesi.
•    Tedviren görevlendirme ile vekâlet görevlendirmesinin aynı işlem gibi değerlendirilmesi.
•    Görevlendirmelerin uzun süre devam ettirilmesi ve fiilen sürekli hâle gelmesi.
•    Başkanlık olurlarında görevlendirmenin hukuki dayanağının açıkça belirtilmemesi.
•    Görevlendirilen personelin harcama yetkisini hangi sıfatla kullanacağının belirsiz bırakılması.
•    Aynı personelin birden fazla müdürlüğü uzun süre yürütmesi nedeniyle görev, yetki ve sorumluluk sınırlarının belirsizleşmesi.
Bu uygulamalar, yalnızca personel yönetimini değil, mali işlemleri, ihale süreçlerini ve idari sorumluluğu da doğrudan etkileyebilmektedir.
12.3. Başkanlık Olurlarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: Görevlendirme işlemlerinin hukuki güvenliğinin sağlanabilmesi için başkanlık olurlarının açık, gerekçeli ve mevzuata uygun şekilde hazırlanması önem taşımaktadır.
Başkanlık olurunda özellikle;
•    Görevlendirmenin hukuki dayanağı,
•    Görevlendirmenin nedeni,
•    Görevlendirmenin kapsamı,
•    Başlangıç tarihi,
•    Görevlendirmenin geçici olduğu,
•    Görevlendirilen personelin görev ve yetkileriaçıkça belirtilmelidir.
Gerekçesiz veya belirsiz ifadeler içeren görevlendirme onayları, uygulamada tereddütlere ve hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir.
12.4. Harcama Yetkisi ve Mali Sorumluluk: Vekâleten veya tedviren görevlendirilen personelin harcama yetkisini kullanması hâlinde, bu yetkinin hukuki dayanağının açık olması büyük önem taşımaktadır.
Özellikle;
•    Ödeme emri belgelerinin imzalanması,
•    İhale onay belgelerinin düzenlenmesi,
•    Doğrudan temin işlemleri,
•    Taşınır kayıt işlemleri,
•    Bütçe uygulamalarıbakımından görev, yetki ve sorumlulukların açık şekilde belirlenmesi gerekir.
Yetki sınırlarının belirsiz olması hem idari uyuşmazlıklara hem de mali sorumluluk tartışmalarına neden olabilir.
12.5. Denetim Açısından Değerlendirme: Görevlendirme işlemleri; mülkiye müfettişleri, Sayıştay denetçileri ve diğer denetim elemanları tarafından incelenebilmektedir.
Denetimlerde genellikle;
•    Görevlendirmenin hukuki dayanağı,
•    İşlemin yetkili makam tarafından tesis edilip edilmediği,
•    Kamu yararı ve hizmet gereklerinin bulunup bulunmadığı,
•    Mali işlemlerin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğideğerlendirilmektedir.
Bu nedenle belediyelerde yapılan her görevlendirmenin yazılı, gerekçeli ve mevzuata uygun olması, denetim süreçlerinde büyük önem taşımaktadır.
12.6. Çözüm Önerileri: Uygulamada yaşanan sorunların azaltılması amacıyla aşağıdaki hususların dikkate alınması yararlı olacaktır:
1.    Vekâlet ve tedviren görevlendirme kavramları birbirinden açık şekilde ayrılmalıdır.
2.    Görevlendirme işlemlerinde ilgili mevzuat hükümleri açıkça belirtilmelidir.
3.    Başkanlık olurları ayrıntılı gerekçe içermelidir.
4.    Geçici görevlendirmeler zorunlu hâller dışında uzun süre devam ettirilmemelidir.
5.    Asaleten atama yapılabilecek kadrolar için gerekli işlemler geciktirilmeden tamamlanmalıdır.
6.    Harcama yetkisine ilişkin görev ve sorumluluklar açık biçimde belirlenmelidir.
7.    İnsan kaynakları birimleri ile hukuk ve mali hizmetler birimleri koordinasyon içinde çalışmalıdır.
8.    Görevlendirme işlemleri öncesinde hukuki değerlendirme yapılması kurumsal riskleri azaltacaktır.
Belediyelerde dolu kadroya vekâlet ve diğer geçici görevlendirme uygulamaları, kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması bakımından önemli araçlardır. Ancak bu uygulamalar, hukuki dayanağı, amacı ve süresi bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
Kanuni düzenlemelerin dışına çıkan, uzun süre devam eden veya gerekçesi açık olmayan görevlendirmeler; idari yargı denetimine konu olabileceği gibi mali ve idari sorumluluk açısından da risk oluşturabilir.
Bu nedenle belediyelerde görevlendirme işlemlerinin, hukuk devleti ilkesi, kanunilik ilkesi, kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuki güvenlik ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

XIII. SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME

Kamu yönetiminde personel rejiminin temel amacı, kamu hizmetlerinin hukuka uygun, etkin, verimli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kamu hizmetlerinin herhangi bir nedenle aksamasının önlenmesi büyük önem taşımaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinde düzenlenen vekâlet müessesesi de bu ihtiyacın bir sonucu olarak kabul edilmiş, kamu hizmetinin sürekliliğini güvence altına alan istisnai bir hukuki kurum niteliği kazanmıştır.
Mevzuat hükümleri ve yargı kararlarından; vekâlet kurumunun yalnızca geçici ve zorunlu durumlarda başvurulabilecek istisnai bir yöntem olduğu anlaşılmaktadır. Asıl olan, kamu görevlerinin asaleten atanmış personel tarafından yürütülmesidir. Vekâlet uygulaması ise bu sistemin yerine geçen sürekli bir personel yönetim yöntemi olarak değerlendirilemez.
Çalışma kapsamında Anayasa hükümleri, 657 sayılı Kanun, 5393 sayılı Kanun, 5018 sayılı Kanun ile idare hukukunun temel ilkeleri birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Sayıştay kararlarının ortaya koyduğu temel esaslar dikkate alınarak vekâlet kurumunun hukuki sınırları açıklanmıştır. İnceleme sonucunda, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığı; kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka uygunluk ilkeleriyle sınırlandırıldığı görülmektedir.
Özellikle belediyelerde uygulanan dolu kadroya vekâlet, tedviren görevlendirme ve geçici görevlendirme işlemleri uygulamada çeşitli hukuki tartışmalara neden olmaktadır. Görevde bulunan bir müdürün başka bir göreve görevlendirilmesi, yerine vekâleten farklı bir personelin görevlendirilmesi, başkanlık olurlarıyla yapılan görevlendirmelerin hukuki dayanağının yeterince açık gösterilmemesi ve harcama yetkisinin kullanımında ortaya çıkan belirsizlikler hem idari hem de mali açıdan önemli riskler doğurabilmektedir.
Belediyelerde gerçekleştirilecek görevlendirmelerde yalnızca personel ihtiyacının dikkate alınması yeterli değildir. Görevlendirmenin hukuki dayanağı, kamu yararı, hizmet gerekleri, görevin niteliği ve personelin yeterliliği birlikte değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım hem hukuka uygunluğu sağlayacak hem de idari yargıda doğabilecek uyuşmazlıkların ve Sayıştay denetimlerinde ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesine katkı sağlayacaktır.
Uygulamada karşılaşılan önemli sorunlardan biri de vekâlet, tedvir ve geçici görevlendirme kavramlarının birbirinin yerine kullanılmasıdır. Oysa bu kurumların hukuki dayanakları, uygulanma şartları ve doğurduğu sonuçlar farklıdır. Bu nedenle, idarelerin görevlendirme işlemlerini tesis ederken hangi hukuki kuruma dayanıldığını açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaları gerekmektedir.
Çalışmada ulaşılan sonuçlardan biri de görevlendirme işlemlerinde başkanlık olurlarının gerekçeli hazırlanmasının önemidir. Görevlendirmenin sebebi, hukuki dayanağı, kapsamı, süresi ve yetki sınırları açıkça belirtilmediği takdirde, uygulamada farklı yorumlar ortaya çıkabilmekte ve hukuki güvenlik ilkesi zedelenebilmektedir. Özellikle harcama yetkisini kullanacak personelin hukuki statüsünün açık şekilde belirlenmesi, mali sorumluluk bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Esasen, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi idareye sınırsız bir görevlendirme yetkisi vermemektedir. Bu hükmün amacı, kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak olup, idarenin takdir yetkisi hukuk devleti ilkesi, kanunilik ilkesi, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmıştır. Kanunda öngörülen şartlar gerçekleşmeden yapılan görevlendirmelerin hukuki niteliği her somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Gelecekte uygulama birliğinin sağlanabilmesi amacıyla, kamu personeline ilişkin görevlendirme usullerinin daha açık ve ayrıntılı şekilde düzenlenmesi, idarelere yönelik uygulama rehberlerinin hazırlanması ve özellikle belediyelerde personel görevlendirmelerine ilişkin standartların geliştirilmesi yararlı olacaktır. Ayrıca uygulayıcı personele düzenli hizmet içi eğitim verilmesi, hukuk birimleri ile insan kaynakları birimleri arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve görevlendirme işlemlerinin önceden hukuki denetime tabi tutulması hem kamu hizmetlerinin etkinliğini artıracak hem de idari ve mali uyuşmazlıkların azalmasına katkı sağlayacaktır.
Bu bağlamda, vekâlet müessesesi, kamu hizmetinin sürekliliğini sağlayan önemli bir hukuki araç olmakla birlikte, ancak kanunun çizdiği sınırlar içerisinde uygulandığında amacına ulaşacaktır. Hukuka uygunluk ilkesinden uzaklaşan görevlendirmeler ise kamu yönetiminde güvenilirliği zedeleyebilecek, idari ve mali sorumluluk doğurabilecek sonuçlara yol açabilecektir. Bu nedenle kamu kurumlarının, özellikle belediyelerin, vekâlet ve diğer geçici görevlendirme işlemlerini hukukun üstünlüğü, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütmeleri, çağdaş kamu yönetiminin vazgeçilmez bir gereğidir.
Yapmış olduğum bu çalışmada sonuç olarak değerlendirmem: Kamu hizmetinin sürekliliği, çağdaş kamu yönetiminin ve hukuk devletinin temel gereklerinden biridir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen kamu hizmetlerinin herhangi bir nedenle kesintiye uğraması, yalnızca idarenin işleyişini aksatmakla kalmamakta; aynı zamanda vatandaşların kamu hizmetlerinden eşit, etkin ve kesintisiz biçimde yararlanma hakkını da olumsuz etkileyebilmektedir. 
Bu nedenle kamu personel hukukunda vekâlet müessesesi, kamu hizmetinin devamlılığını güvence altına almaya yönelik istisnai bir hukuki araç olarak düzenlenmiştir.
Çalışma kapsamında yapılan inceleme sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesinin idareye sınırsız ve koşulsuz bir görevlendirme yetkisi tanımadığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucunun amacı, bir yandan kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak, diğer yandan hukuk devleti, idarenin kanuniliği, liyakat ve hukuki güvenlik ilkelerini korumaktır. 
Bu çerçevede vekâlet görevlendirmeleri, ancak mevzuatta öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde başvurulabilecek ve esas itibarıyla geçici nitelik taşıyan istisnai idari işlemlerdir.
Çalışmada ayrıca uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılan dolu kadroya vekâlet, tedviren görevlendirme ve geçici görevlendirme kurumlarının hukuki bakımdan birbirinden ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kurumların hukuki dayanakları, uygulanma koşulları, görevlendirilen kişinin statüsü ve doğurdukları mali ve idari sonuçlar birbirinden farklıdır. 
Dolayısıyla bu ayrımın göz ardı edilmesi, tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluğunun tartışmalı hâle gelmesine ve ilgililer bakımından idari, mali ve gerektiğinde hukuki sorumluluk risklerinin ortaya çıkmasına neden olabilecektir.
Özellikle belediyelerde müdürlük ve benzeri yönetici kadrolarına ilişkin görevlendirmelerde, başkanlık olurlarının açık, gerekçeli ve ilgili mevzuata uygun biçimde hazırlanması önem taşımaktadır. 
Görevlendirmenin hukuki dayanağı, kapsamı, süresi, görevlendirilen kişinin yetki ve sorumlulukları ile varsa mali sonuçları işlem metninde tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalıdır. Bunun yanında, harcama yetkisinin hangi hukuki statü ve dayanak kapsamında kullanılabileceğinin açık biçimde belirlenmesi; kamu kaynaklarının hukuka uygun, etkili ve hesap verebilir şekilde kullanılmasına katkı sağlayacak ve Sayıştay denetimleri sırasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların azaltılmasına yardımcı olacaktır.
Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Sayıştay kararlarının birlikte değerlendirilmesinden; idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, eşitlik, ölçülülük, liyakat, hukuki güvenlik ve idarenin kanuniliği ilkeleri çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. Kamu hizmetinin sürekliliği gerekçesi, kanuni dayanağı bulunmayan görevlendirmelerin yapılmasını veya geçici nitelikteki görevlendirmelerin fiilen sürekli bir personel istihdam yöntemine dönüştürülmesini haklı kılmamaktadır.    Bu tür uygulamalar, vekâlet müessesesinin istisnai niteliğiyle bağdaşmadığı gibi hukuk devleti ilkesinin gerekleri bakımından da ciddi sorunlara yol açabilecektir.
Mevzuatın uygulanmasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi bakımından, vekâlet, tedvir ve geçici görevlendirme usullerinin daha açık ve sistematik biçimde düzenlenmesi önem arz etmektedir. 
Bu kapsamda uygulama birliğini sağlayacak idari rehberlerin hazırlanması, özellikle belediyelerde görev yapan yöneticilere yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması ve görevlendirme işlemlerinin tesisinden önce kurumların hukuk birimlerince hukuki yönden değerlendirilmesi yararlı olacaktır. Bunun yanı sıra, kurumsal denetim ve önleyici kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi, hukuka aykırı görevlendirmelerden kaynaklanabilecek uyuşmazlıkların ve sorumlulukların önlenmesine katkı sağlayacaktır.
Vekâlet müessesesi, kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması bakımından önemli ve gerekli bir hukuki kurum olmakla birlikte, kadrolu istihdamın alternatifi veya sürekli bir personel yönetimi yöntemi değildir. Kurumun temel amacı, kamu hizmetinde meydana gelebilecek geçici boşluk ve aksaklıkların hukuka uygun biçimde giderilmesini sağlamaktır. Bu nedenle idarenin görevlendirme işlemlerinin açık ve yeterli bir kanuni dayanağa sahip olması; kamu yararı ve hizmet gereklerinin yanı sıra liyakat, eşitlik, ölçülülük, hukuki güvenlik ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun biçimde tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu esaslara uygun bir uygulama, yalnızca bireysel görevlendirmelerin hukuka uygunluğunu sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda kamu yönetimine duyulan güvenin güçlendirilmesine, kamu kaynaklarının daha etkin ve hukuka uygun kullanılmasına ve özellikle belediyelerde daha şeffaf, öngörülebilir ve hesap verebilir bir personel yönetimi anlayışının yerleşmesine katkı sağlayacaktır. 
Bu bakımdan vekâlet ve geçici görevlendirme uygulamalarında temel ölçüt, kamu hizmetinin sürekliliği ile hukuk devletinin gerekleri arasında hukuka uygun ve ölçülü bir denge kurulması olmalıdır.

TEDVİREN GÖREVLENDİRME VE HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ

Karşılaştırma Ölçütü    Vekâlet    Tedvir
Hukuki Dayanak    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi    Kanunda açık ve bağımsız bir düzenleme bulunmamaktadır.
Amaç    Kanunda belirtilen hâllerde görevin geçici olarak yürütülmesi    Hizmetin aksamasını önlemek amacıyla geçici çözüm sağlanması
Süre    Geçici    Geçici ve zorunlu hâllerle sınırlı olmalıdır.
Hukuki Niteliği    Kanuni bir kurum    İdari uygulama niteliğindedir.
    

Danıştay İçtihatları Işığında Değerlendirme Md. 86'nın Uygulanmasında,
İdarenin Takdir Yetkisini Kötüye Kullanması Sıklıkla Yargısal Uyuşmazlıklara Neden Olmaktadır.
Uyuşmazlık Konusu    Hukuki Durum / Danıştay Yaklaşımı    Hukuk Devleti Açısından Anlamı
Uzun Süreli Vekalet    İdarenin boş kadrolara asaleten atama yapmak yerine, süresiz şekilde "vekaleten" atama dalgaları yaratması hukuka aykırıdır. Vekalet geçici bir müessesedir.    İdarenin kanuna karşı hile yapması engellenir; kariyer ve liyakat ilkeleri korunur.
Şartları Taşımayan Vekil    Kadronun gerektirdiği görevde yükselme/unvan değişikliği şartlarını taşımayan kişinin vekil tayin edilmesi durumunda, işlem iptal edilir.    Objektif idari düzenin tesisi ve keyfiliğin önlenmesi sağlanır.
Fiili Görev - Ücret İlişkisi    Memur asilde aranan şartları tam taşımasa bile, idare tarafından görevlendirilip o işi fiilen yapmışsa, mali hakları (zam ve tazminat) ödenmelidir.    Anayasa'nın 18. maddesindeki "Angarya Yasağı" ve emeğin karşılığı ilkesi güvenceye alınır.

657 Sayılı Kanun’un 86. Maddesi Kapsamında Vekâlet Müessesesinin Geniş Kapsamlı Analitik Tablosu
Analitik Boyut / İnceleme Alanı    Hukuki / Mevzuat Dayanağı    İdarenin Takdir Yetkisi ve Yasal Sınırları    Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Sayıştay Yaklaşımı    Hukuk Devleti, İlke ve Risk Analizi
1. Vekâletin Temel Niteliği ve İstisnai Konumu    657 S.K. md. 86; Anayasa md.2 (Hukuk Devleti)    İdare, asaleten atama imkânı varken vekâlet kurumunu kalıcı ve sürekli bir personel politikası haline getiremez.    Yargı, vekâletin doğası gereği geçici bir tedbir olduğunu; boş kadroların uzun süre vekillerle idare edilemeyeceğini vurgular.    Liyakat ve Kariyer İlkeleri: İdarenin kanuna karşı hile yapması önlenir; kamu hizmeti objektif kadrolarla yürütülür.
2. Ehliyet, Liyakat ve Atama Şartları    657 S.K. md. 68 ve Md. 86; İlgili Unvan Değişikliği Yönetmelikleri    Vekil atanacak personelin, o kadro için aranan öğrenim, unvan, derece ve hizmet süresi şartlarını taşıması zorunludur.    Asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet verilmesi suretiyle yapılan atama işlemleri yargıda doğrudan iptal edilir.    Objektif İdari Düzen: Keyfî görevlendirmelerin önüne geçilir, idari istikrar ve fırsat eşitliği korunur.
3. Dolu Kadroya Vekâlet ve Tedviren Görevlendirme    657 S.K. md. 86 (Kapsam dışı uygulamalar ve tedvir tartışmaları)    Kadro sahibi görevdeyken veya hukuki boşluk yokken yapılan keyfî görev yer değişiklikleri hukuka aykırıdır.    Tedviren görevlendirmenin kanunda müstakil bir statü olmadığını, şartları varsa 86. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtir.    Hukuki Güvenlik: İşlemlerin sebepten yoksun olması idari dava riskini tırmandırır.
4. Mali Haklar, Vekâlet Aylığı ve Zam/Tazminatlar    657 S.K. md. 86; Bütçe Kanunları ve Zam/Tazminat Kararnameleri    Üç aylık süre şartı ve açıktan/kurum içinden atama kriterleri idare tarafından eksiksiz gözetilmelidir.    Memur asilde aranan şartları tam taşımasa dahi görevi fiilen yapmışsa, mali hakların (zam/tazminat farkı) ödenmesi gerekir.    Angarya Yasağı (Anayasa  md. 18): "Emeğin karşılığı" ilkesi gereğince fiili çalışmanın karşılıksız bırakılması engellenir.
5. Belediyeler, Başkanlık Olurları ve Harcama Yetkisi    5393 S.K. Belediye Kanunu; 5018 S.K. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu    Müdürlük görevlendirmelerinde başkanlık olurları gerekçeli, açık ve yetki sınırlarını çizer nitelikte olmalıdır.    Sayıştay denetimlerinde, yetkisiz veya hukuki dayanaksız harcama yetkisi kullanımları "kamu zararı" kapsamında incelenir.    Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık: Mali disiplinin korunması ve denetlenebilir bir yerel yönetim rejimi tesisi.Çalışmanın Temel Çatısı ve Hukuki Analiz Tablosu
Analitik Boyut / Kriter    Mevzuat Dayanağı (657 / Md. 86)    İdarenin Takdir 
Yetkisi ve Sınırı    Yargı ve Denetim Yaklaşımı (Danıştay / Sayıştay)    Hukuk Devleti ve Temel İlke Karşılığı
Aslî Durum ve İstisna    
Kadroların asaleten doldurulması esastır; vekâlet ise geçici bir tedbirdir.    
İdare, asaleten atama imkânı varken vekâleti kalıcı hâle getiremez.    
Vekaletin süresiz ve kalıcı şekilde uygulanması hukuka aykırı bulunarak iptal edilir.    
Liyakat ve Kariyer İlkeleri: İdarenin kanuna karşı hile yapması engellenir.
Atama ve Ehliyet Şartları    Vekil atanacak personelin asilde aranan şartları taşıması gerekir.    Şartları taşımayan kişilerin görevlendirilmesinde takdir yetkisi sınırlıdır.    Ehliyet ve liyakat koşullarını taşımayan atamalar yargı denetiminde iptal edilir.    Objektif İdari Düzen: Keyfiliğin önlenmesi ve eşitliğin sağlanması.
Mali Haklar ve Fiili Çalışma    Görevin fiilen yapılması ve yasal sürelerin (örn. 3 ay) gözetilmesi şarttır.    Fiilen yürütülen
görevler için mali hakların 
Ödenmesinden kaçınılamaz.    Şartlar tam sağlanmasa bile fiili çalışmanın karşılığı (zam/tazminat) Ödenmez    Angarya Yasağı: Anayasa'nın 18. maddesi ve "emeğin karşılığı" güvencesi.
Belediye ve Özel Uygulamalar    Dolu kadroya vekâlet, tedvir ve başkanlık olurları mevzuata tabiidir.    Gerekçesiz ve hukuki dayanak yoksunu 
olurlar düzenlenemez.    Sayıştay denetimlerinde yetki aşımı ve kamu zararı riskleri tetkik edilir.    Hesap Verebilirlik: Mali disiplin ve idari şeffaflığın korunması.

KAYNAKÇA
A. Mevzuat
1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu.
5393 sayılı Belediye Kanunu.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu.
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği.
Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik.
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu/Cumhurbaşkanı Kararları.
Kamu İdarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik.
B. Yargı Kararları
Anayasa Mahkemesi Kararları
Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti, hukuki güvenlik, belirlilik ve eşitlik ilkelerine ilişkin emsal kararları.
Anayasa Mahkemesinin kamu personel rejimine ilişkin bireysel başvuru ve iptal kararları.
Danıştay Kararları
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları.
Danıştay 2. Daire kararları.
Danıştay 5. Daire kararları.
Danıştay 8. Daire kararları.
Kamu personelinin görevlendirilmesi, vekâlet görevi, geçici görevlendirme ve idarenin takdir yetkisine ilişkin emsal kararlar.
Sayıştay Kararları
Sayıştay Temyiz Kurulu kararları.
Sayıştay Daire kararları.
Belediyelerde harcama yetkisi, vekâlet görevi, kamu zararı ve mali sorumluluğa ilişkin denetim kararları.
C. Bakanlık Görüşleri ve İdari Düzenlemeler
İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görüş yazıları.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görüşleri.
Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü görüşleri.
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı görüş yazıları.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü görüşleri.
D. Kitaplar
Akyılmaz, Bahtiyar / Sezginer, Murat / Kaya, Cemil. Türk İdare Hukuku.
Gözler, Kemal. İdare Hukuku, Cilt I-II.
Günday, Metin. İdare Hukuku.
Gözübüyük, A. Şeref / Tan, Turgut. İdare Hukuku.
Özay, İl Han. Günışığında Yönetim.
Eryılmaz, Bilal. Kamu Yönetimi.
Eken, Musa. Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler.
E. Makaleler
Kamu personel hukukunda vekâlet görevi üzerine yayımlanmış akademik makaleler.
Belediye personel sistemi ve görevlendirme uygulamalarına ilişkin hakemli dergi çalışmaları.
İdarenin takdir yetkisi ve yargısal denetimi üzerine akademik yayınlar.
. Kamu Personel Hukukunda Vekâlet Görevi Üzerine Makale Örnekleri
Makale Adı: Kamu Personel Yönetiminde Vekâlet Müessesesi ve Karşılaşılan Sorunlar
Yazar(lar): İlhami Söyler- Recai Akyel
Odak Noktası: 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi kapsamında vekâleten atama şartları, vekâlet aylığı ödenmesinde aranan fiili çalışma ve asilde aranan nitelikler unsurlarının uygulamadaki izdüşümleri.
Makale Adı: Devlet Memurları Kanunu'na Göre Vekâleten Atama ve Mali Haklar
Yazar(lar): Çeşitli mali/hukuki dergi yazarları (Sayıştay Dergisi ve Maliye Araştırmaları eksenli çalışmalar)
Odak Noktası: Vekâlet görevinden doğan zam, tazminat ve ek ödemelerin hukuki dayanakları, bütçeye yükü ve Sayıştay denetimlerinde karşılaşılan kamu zararı eleştirileri.
2. Belediye Personel Sistemi ve Görevlendirme Uygulamalarına İlişkin Çalışmalar
Makale Adı: Mahalli İdarelerde Norm Kadro Uygulaması ve Personel İstihdamı Sorunları
Yazar(lar): Yerel yönetimler ve kamu yönetimi akademisyenleri (Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi / Belediye Dünyası arşivleri)
Odak Noktası: 5393 sayılı Belediye Kanunu ile 657 sayılı Kanun bağlamında belediyelerin kadro hareketleri, geçici görevlendirmelerin hukuki sınırları ve liyakat ilkesi.
Makale Adı: Belediye Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları ile Vekâleten Atamalar Arasındaki Hukuki Çatışmalar
Yazar(lar): İdare hukuku araştırmacıları (İdeal Hukuk veya benzeri hakemli dergiler)
Odak Noktası: Asaleten atanılması gereken sınavlı kadrolara (müdürlük vb.) uzun süreli vekâlet veya geçici görevlendirme yapılmasının Danıştay içtihatlarındaki yeri ve iptal gerekçeleri.
3. İdarenin Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetimi Üzerine Akademik Yayınlar
Makale Adı: Türk İdare Hukukunda İdarenin Takdir Yetkisinin Sınırları ve Yargısal Denetimi
Yazar(lar): Prof. Dr. Ramazan Çağlayan (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi vb. akademik mecralar)
Odak Noktası: Takdir yetkisinin mutlak bir serbestlik alanı olmadığı; kamu yararı, hizmet gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle sınırlı olduğu; idari yargının yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yaptığı denetim metotları.
Makale Adı: İdareye Takdir Yetkisi Veren Kanun Hükümlerinin Yorumu ve Yerindelik Denetimi Yasağı
Yazar(lar): Mehmet Fatih Metin (Hukuki hakemli dergi incelemeleri)
F. Elektronik Kaynaklar
Resmî Gazete.
Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.
Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası.
Danıştay Karar Arama Sistemi.
Sayıştay Karar Arama Sistemi.
İçişleri Bakanlığı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı.

Yazarın Diğer Yazıları