Kamu Yönetimi Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş, Yeni Eğitim Öğretim Yılıyla ilgili olarak yazmış olduğu Bir Ders Ziliyle Başlayan Umut ve Çocuklarımız Geleceğimizdir diyerek bir yazı kaleme aldığı yazısı.
Güneş yazısında, Çocuklarımızın geleceğimiz olduğu yeni öğretim yılının çok başarılı geçmesi öğrencilerimizin yeni başarılara ulaşması hedefi ödemlidir.
Süleyman Güneş’in ilgili yazısı Bir Ders Ziliyle Başlayan Umut ve Çocuklarımız Geleceğimizdir; Yarın yine okul yolları çocuklarımızın sesleriyle şenlenecek.
Kimi ilk kez okul sırasına oturacak, kimi arkadaşlarına ve öğretmenlerine kavuşmanın heyecanını yaşayacak. Kimi yeni bir sınıfa, kimi yeni bir okula, kimi de hayatının önemli dönemeçlerinden birine adım atacak.
Çalan ders zili aslında yalnızca bir dersin başladığını haber vermeyecek. O zil, yeni umutların, yeni hedeflerin ve geleceğe dair yeni hayallerin de habercisi olacak. Çünkü eğitim, yalnızca çocuklarımıza matematik, Türkçe, fen bilgisi veya tarih öğretmek değildir.
Eğitim; düşünmeyi, sorgulamayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı, insanı sevmeyi, vatanını ve milletini tanımayı, sorumluluk almayı ve iyi bir insan olmayı öğrenme yolculuğudur.
GELECEĞİMİZ SINIFLARDA ŞEKİLLENİYOR: Bir ülkenin en büyük serveti petrolü, doğalgazı, altını veya sahip olduğu doğal kaynakları değildir. Asıl zenginlik, iyi yetişmiş insan gücüdür.
Bugün okul sıralarında oturan çocuklarımız, yarının öğretmenleri, mühendisleri, doktorları, hâkimleri, hukukçuları, sanatçıları, bilim insanları, yöneticileri, esnafları ve girişimcileri olacaktır.
Belki içlerinden birisi ülkemizin gelecekteki bilimsel başarılarına öncülük edecek. Belki bir diğeri binlerce insanın hayatına dokunacak bir öğretmen olacak. Belki bir başkası ülkemizin ekonomisine, teknolojisine, kültürüne veya sanatına önemli katkılar sağlayacak. Bu nedenle bir çocuğun elindeki kalem, aslında geleceğin anahtarıdır.
Bir öğretmenin sınıfta söylediği her söz, bir çocuğun hayatında yıllarca iz bırakabilir. Bir annenin veya babanın çocuğuna söylediği “Sen başarabilirsin” cümlesi, bazen bir çocuğun hayatındaki en büyük motivasyon olabilir.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: “EN BÜYÜK SAVAŞ, CEHALETLE YAPILAN SAVAŞTIR”: Gazi
Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türkiye’nin geleceğini eğitilmiş, düşünen ve sorumluluk sahibi nesillerde görmüştür. Atatürk’ün eğitim anlayışının temelinde; akıl, bilim, çağdaşlaşma, özgür düşünce ve milli değerler vardır.
Nitekim onun, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözü, eğitimin yalnızca bilgi edinmek değil, insanın hayatına yön verecek sağlam bir rehber kazanması bakımından ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Atatürk’ün “Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür” anlayışı da eğitimin bir milletin geleceğindeki yerini açıkça ortaya koymaktadır.
Çünkü savaş meydanlarında kazanılan zaferleri geleceğe taşıyacak olanlar, eğitimli nesillerdir. İşte bu nedenle Cumhuriyet’in geleceği yalnızca bugünün başarılarıyla değil, yarının çocuklarına verebildiğimiz eğitimle ölçülmelidir.
MEVLÂNÂ’DAN BİR DERS: DEĞİŞMEYİ VE ÖĞRENMEYİ BİLMEK: Yüzyıllar önce Mevlânâ
Celâleddîn-i Rûmî, insanın kendisini geliştirmesi ve öğrenmeye devam etmesi gerektiğini anlatan eşsiz bir düşünce dünyası bırakmıştır. Onun anlayışında insan, sürekli gelişen ve olgunlaşan bir varlıktır.
Mevlânâ’nın düşüncesini eğitim açısından okuduğumuzda karşımıza çok önemli bir gerçek çıkar: İnsan öğrenmeyi bıraktığında gelişmeyi de bırakır. Bugünün çocuklarına yalnızca sınav kazanmayı değil, hayat boyunca öğrenmeyi sevdirmeliyiz.
Çünkü sınavlar biter.
Okullar değişir.
Sınıflar değişir.
Fakat öğrenme yolculuğu insanın bütün hayatı boyunca devam eder.
AHİ EVRAN’DAN NASIL BİR NESİL ÖĞRENİYORUZ? Türk-İslam medeniyetinin önemli isimlerinden Ahi Evran’ın düşünce dünyasında da eğitim, ahlak ve meslek birbirinden ayrı değildir. İyi bir insan olmak ile iyi bir meslek sahibi olmak birlikte düşünülmüştür. Bugün çocuklarımızın yalnızca yüksek notlar almasını istemek yeterli değildir.
Onların; dürüst, çalışkan, adaletli, paylaşmayı bilen, emeğe saygılı, sorumluluk sahibi ve başkasının hakkını gözeten insanlar olmalarını da istemeliyiz. Çünkü diploma insanı meslek sahibi yapabilir. Ama ahlak, insanı insan yapar.
YUNUS EMRE’NİN DİLİYLE: ÖNCE İNSAN Yunus Emre’nin yüzyılları aşan mesajı da eğitim anlayışımız için önemli bir rehberdir. İnsanı merkeze alan, sevgiyi ve hoşgörüyü önceleyen bu anlayış bize şunu hatırlatır: Çocuklarımızı yarıştırırken onların birer “puan” olmadığını unutmamalıyız. Her çocuğun farklı bir yeteneği, farklı bir hayali, farklı bir öğrenme biçimi vardır.
Bir çocuk matematikte başarılı olabilir.
Bir başkası şiirde…
Bir diğeri sporda…
Bir başkası müzikte, resimde, teknolojide veya el becerilerinde…
Eğitim sisteminin görevi, çocuklarımızı birbirinin kopyası yapmak değil; her çocuğun içindeki yeteneği ortaya çıkarmaktır.
BAŞARI SADECE NOT DEĞİLDİR: Bugün çocuklarımızdan başarı bekliyoruz. Elbette derslerinde başarılı olmalarını, iyi okullara gitmelerini ve güzel meslekler edinmelerini istiyoruz. Ancak başarıyı yalnızca karne notlarına indirgememeliyiz.
Başarı; düşüp yeniden ayağa kalkabilmektir.
Başarı; çalışmaktan vazgeçmemektir.
Başarı; başarısız olduğunda ders çıkarabilmektir.
Başarı; arkadaşının başarısını kıskanmak yerine onu tebrik edebilmektir.
Başarı; kendisine verilen sorumluluğu yerine getirmektir.
Başarı; bilgiyi insanlığın ve toplumun yararına kullanabilmektir.
Ve belki de en önemlisi…
Başarı, iyi bir insan olabilmektir.
ÖĞRETMENLERİMİZİN EMEĞİ: Yeni eğitim-öğretim yılının en önemli kahramanlarından biri de hiç şüphesiz öğretmenlerimizdir.
Bir öğretmen yalnızca ders anlatmaz.
Bazen bir çocuğun korkusunu giderir.
Bazen özgüvenini yeniden kazandırır.
Bazen “Sen yapabilirsin” diyerek onun hayatını değiştirir.
Bazen bir öğrencisinin yeteneğini herkesten önce fark eder.
Bu nedenle öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bütün öğretmenlerimize yeni eğitim-öğretim yılında sabır, sağlık ve başarı diliyorum. Onların emeği, ülkemizin geleceğine yapılan en değerli yatırımlardan biridir.
AİLELERE DE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR: Çocuğun eğitimi okul kapısında başlayıp okul kapısında bitmez. Eğitim ailede başlar. Çocuğumuzun öğretmeni kadar ailesinin davranışları da onun kişiliğinin oluşmasında önemlidir.
Çocuğumuza;
“Kaç aldın?” demeden önce, “Bugün ne öğrendin?” diye sorabilmeliyiz.
“Arkadaşından daha yüksek aldın mı?” yerine, “Elinden geleni yaptın mı?” demeliyiz.
Çünkü çocuklarımızı birbirleriyle yarıştırmak yerine, dünkü hâllerinden daha iyi olmaları için desteklemeliyiz.
ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS: Evler, arabalar, makamlar, paralar ve diğer maddi değerler zamanla değişebilir. Ama iyi yetişmiş bir evlat, ailesine ve ülkesine bırakılabilecek en büyük miraslardan biridir. Bir çocuğun elinden tutmak, ona kitap okumayı sevdirmek, soru sormasına izin vermek, hata yaptığında onu aşağılamak yerine yeniden denemesine fırsat vermek…
Bunların her biri geleceğe yapılan yatırımdır. Çünkü bugün yetiştirdiğimiz çocuklar, yarın bizim yerimizi alacaklar. Bizim bıraktığımız dünyayı onlar yönetecek. Bizim bugün verdiğimiz kararların sonuçlarını onlar yaşayacak. Bu nedenle çocuklarımızın eğitimine yapılan yatırım, aslında Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır.
YENİ DÖNEM, YENİ UMUTLAR: Yarın başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı vesilesiyle bütün öğrencilerimize seslenmek istiyorum: Çalışın ama kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
Merak edin.
Soru sorun.
Kitap okuyun.
Öğretmenlerinizi dinleyin.
Anne ve babanızın emeklerini unutmayın.
Arkadaşlarınızı sevin.
Hata yapmaktan korkmayın.
Başarısız olduğunuzda yeniden başlayın.
Ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin.
Çünkü belki bugün bir okul sırasındasınız.
Ama yarın bu ülkenin geleceğine yön verecek olan sizlersiniz.
BİR ÇOCUK, BİR UMUTTUR: Yeni eğitim-öğretim yılının başında bütün çocuklarımızın gözlerindeki ışığın hiç sönmemesini diliyorum.
Her ders zili yeni bir başlangıç olsun.
Her kitap yeni bir pencere açsın.
Her öğretmen bir çocuğun hayatına umut katsın.
Her aile çocuğunun yanında olsun.
Ve her çocuğumuz, kendisine inanıldığını hissetsin.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği akıl ve bilimin yolunda, Yunus Emre’nin insan sevgisini, Mevlânâ’nın hoşgörüsünü, Ahi Evran’ın ahlak ve çalışma anlayışını, Türk büyüklerinin ilme ve irfana verdiği değeri gelecek nesillere aktaralım.
Unutmayalım: Bir ülkenin gerçek geleceği, sınıflarda yazılır. Bugün okul çantasını sırtına takıp dersliğe giren çocuklarımız, yarının Türkiye’sini kuracak. Onlara vereceğimiz en güzel hediye ise yalnızca iyi bir eğitim değil; iyi bir gelecek, sağlam bir karakter ve umut dolu bir Türkiye’dir.
GELECEĞİMİZİ BUGÜNDEN YETİŞTİRELİM: Bir ülkenin geleceği, yalnızca sahip olduğu ekonomik güçle, teknolojik imkânlarla veya doğal kaynaklarla değil; yetiştirdiği nesillerin bilgisi, ahlakı, vicdanı ve karakteriyle belirlenir.
Yeni eğitim-öğretim yılının başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere öğretmenlerimize, velilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Ders zili çalsın, umut büyüsün. Çocuklarımız öğrensin, Türkiye geleceğe güvenle yürüsün.
Vatanımıza Güzel Ülkem Türkiye’me Yeni Eğitim Öğretim Yılımız Hayırlı Olsun.
Sevgili Çocuklar Güzel Bir gelecek İçin Çok Ama Çok Çalışın.
İyi Dersler.
Mutlu Yarınlar.