Ümit Demir

Konfor Alanında Küçülen Narsistler

Ümit Demir

Sosyolog Richard Sennett "Narsist, bir şeyi yaşamak ister: Karşısına çıkan her şeyde kendisini yaşamak" diyor. Sanıyordum ki narsistler, merkezde durur ve çevrelerindeki olan biten her şeyin kendileri ile bağlantılı olduğunu düşünürler ya da bir şekilde her şeyi kendilerine bağlarlar. Ama hayır! Mesele şu ki, narsistler erişebildikleri tüm zaman ve mekâna kendilerini yaymışlardır. (Dünyanın merkezi mi sanmıştınız? Hayır; onlar dünyanın ta kendisidirler.) Narsist, her yerde kendisini görür, çünkü her yerde bir tek kendisi vardır. Her olayı, her durumu kendi üzerlerine almaları bu yüzden. Çünkü ortada kendilerinden başka bir şey yoktur ki! Başkasına bir varlık hakkı tanımazlar. Varsa da yoksa da bir tek kendileridir var olan. Bir parça bile olsun, kibir, neden cehenneme götürür sanıyorsunuz ki? Hayatta kendine -büyüklenerek- seküler (Tanrı’nın olmadığı, bir tek kendinin olduğu) alanlar açan bir kul, Tanrı adaletinde elbette hak ettiğini alır. Mutasavvıf Abdülaziz Bekkine de “Buraya (tekkeye) her çeşit insanı getirebilirsiniz, yalnız kibirli olmasın. Çünkü kibirli insan, şeytana satılmış demektir.” diyerek kibrin zirvelerinde dolaşan narsistlerin bir nevi röntgenini çeker.

Narsistler, olmaları gerektiğini düşündükleri yerde kendilerini göremedikleri zaman, kırılgan ve saldırgan (büyüklenmeci) olurlar. Bunu ister bilerek ister bilmeyerek yapın: Bir etkinliğe mi çağırmadınız; onlardan habersiz mi buluştunuz; istedikleri saygıyı, değeri mi göstermediniz? Narsisizmin cehennemine hoş geldiniz! Nasıl olur da bu küçük, minnacık Buda heykelini olması gereken yere götürüp koymadınız, önünde eğilmediniz? Kırılır ve incinir. Küsebilir. Gücü yeterse sizi cezalandırır da! Çünkü siz onu bir defalık da olsa görmediniz. (Küçük Buda’yı nasıl görmezsiniz?) O da sizi hepten yok sayar! Onun için denklem bu kadar basittir. Sizin bir noktanız, onun sonsuzu.

Narsistleri anlatan bir şarkı olsa bu MFÖ’nin “Peki peki anladık” şarkısı olabilirdi:

“Peki peki anladık,

Her şeyden sen anlarsın,

Peki peki anladık,

Her şeyi sen bilirsin.”

Bir narsist her şeyin en iyisini bilir, en iyisini yapar, en iyisini düşünür. Sûfi filozof İbn Arabî’nin günah ve kusurlar içinde en büyüğü olarak saydığı kibir ve kin, en çok narsistlere yakışır. Narsist hata yapmaz. Yanlışı yapan hep diğerleridir. Diğerleri dediği de bir işe yaramayan, hiçbir işi düzgün beceremeyen, asalaklar sürüsüdür. Yaparsa, yapılacaksa bir işin en kalitelisini narsistler yapar. (Oysa habbeyi kubbe, pireyi de deve göstermekten başka yapabildikleri bir şey yoktur.)

Kendinden aşağı gördüğü kişilere karşı -doğal olarak- kaba, horlayıcı ve üstenci bir bakışa sahiptirler. Burun kıvırmadıkları sadece, ona konfor alanı sunan elit gördükleridir. İmtiyazlı sınıfa karşı hep boynu bükük durur. Çünkü her yerde görmek istediği kendisi ile bu imtiyazlı sınıfın aynasında karşılaşmak istemez. İstemez çünkü kendi eksiklerini, yetersizliklerini bu seçkin bildiklerinde görme tehlikesine hiç girmez. Usulca sıvışır, teslim olur, emirlerine girer. Emirlerine girer, onları baş tacı yapar çünkü bir narsist, narsisizmini onların kendisine sunduğu bu konfor alanında en iyi yaşar. Beyliği, o çöplüktür yani. Bu nedenle de konfor alanının dışına çıkmayı hiç istemez. Kendi adının dışında başka bir kişinin, kurumun adıyla anılma, bilinme pahasına, o konfor alanını terk etmez. Koltuğunun altına sığındığı, saklandığı o bir kişiden emir alır belki ama kendisine verilen yetki ile yüzlerce kişiye emir verebilme imkânına sahiptir. Neden bu konforu terk etsin ki? Neden çokbilmişliğini, nobranlığını, dobralık sandığı patavatsızlığını, andavallığını bıraksın ki? Kaz gelecek yerden…

Narsistlerin ya travması vardır ya da şımarıklığı. Ya aşırı şekilde pohpohlanarak büyütülmüşlerdir ya da şiddet ve değersizlik görerek. (İyi de kimin bir travması yoktur ki?) Çocukluklarında başlarına gelen bu dengesizliği de hayatlarının geri kalanında sürdürmek isterler. Şiddetin, değersizliğin intikamını; şımarıklığın tadını hep almak üzerine kurulu bir hayat. (Bu zoru, neden seçerler bilinmez?)

Farklı farklı narsistler var ve hemen her gün bunlarla muhatap oluyoruz; alışverişte, sosyal medyada, işte, sokakta, orada, burada vb. Yılların tecrübesiyle şunu söyleyebilirim ki bunlarla savaşıp da galip gelen pek nadirdir. En iyisi, narsiste narsistlik sadakasını (kibirliye kibir sadakası gibi düşünün) verip sonra da onu yok saymak, muhatap almamaktır. Siz onu yenemezsiniz ama yazar Tolstoy’un da söylediği gibi “kibir ve inat, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sağlar, sonra da sonunu getirir”.

Farkına varıp düzelirlerse ne âlâ! Yoksa “bekle ve gör” formülü, her zaman işe yaramıştır.

Yazarın Diğer Yazıları