Türk Ulusu için takvimden koparılan bir yaprak, rastgele bir gün değildir 23 Nisan.. Bu güne engellerle, tuzaklarla, ihanetlerle dolu bir süreçten geçerek gelinmiştir..
Bu tarihi günün mimarı ve önderi Mustafa Kemal paşa, 16 Mayıs 1919 Cuma günü Galata Rıhtımından Demir alan ve Karadeniz’in dalgaları arasında boğuşan Bandırma Vapuru’nun güvertesinden bakarken sırtındaki Trablus Savaşı, Çanakkale-Conkbayırı, Anarfartalar muharebeleri, Irak ve Suriye’deki askeri dehâsını da taşıdı Samsun ufkuna; 38 yaşındaki bu gözüpek generalin yanında, kendisi gibi vatan sevgisiyle gözünü karartmış silah arkadaşları da vardı. Umutlu kararlı, cesur, liyakatli vatan sevgisiyle dolu “çılgın Türkler”…
Kurtuluş destanının ilk satırları, bağımsızlık mücadelesinin de başlangıcıydı bu yolculuk; Mustafa Kemal Paşa ve kurmaylarının Samsun’a yolculuğu, bir ulusun kaderini değiştirdi.
Elini kolunu sallayarak gelmedi Mustafa Kemal Paşa İstanbul’dan Samsun’a oradan da Ankara’ya… Daha ilk adımda İngilizler, Karadeniz’e çıkmadan önce” İhbar var silah arayacağız” diye gemiyi durdurdular; bir şey bulamadılar. Mustafa Kemal Paşa:” Ahmaklar silah arıyorlar biz oraya beynimizi götürüyoruz yani bu bir niyet mücadelesidir, inanç mücadelesidir” dedi yanındakilere..
“Eğer hızlı gitmek istiyorsan yola yalnız çık; ama uzağa gitmek istiyorsan birlikte”… sözü Atatürk’ün yolculuğunu anlatır sanki; O, kâh hızlı gitmiş yalnız yürümüş; kâh daha uzağa gitmek istemiş birlikte yürümüş..
Mustafa Kemal Ankara’ya gelince şehirden oldukça uzak Ziraat Mektebine yerleşir. Akşamları ürkütücü bir sessizliğe ve karanlığa bürünen Keçiörendeki bu vadide yaşayanlar, güneşin doğmasını beklerler sabırsızlıkla ..
“Ne ordusu ne askeri vardır.dünyanın yedi düveli,karşısında cephe almıştır. Padişah onu âsi ilân etmiştir. Kellesini getirene ödül vardır.. Anzavurlar, Gavur İmamlar,saya cariye satarak şereflene Gürçücü Abaza, Çerkez Beyleri ayaklanmışlardır. Yerli yabancı casuslar seferberdirler. Her taşın altında bir yılan kaynar. Yunan ordusu batıdan ilerler. Fransız’ı İngiliz’İ, Ermeni Çeteleri güneyden yürürler. Karşı çeteler düşmanla el eledir…. Hilafet ordusunun beyanâmelerini isyan bölgesine İngiliz konsolosları, Ermeni doktorları, Rum komitacıları dağıtırlar….. Ankara Ziraat mektebine doğru dört taraftan bir kin ve garaz dalgaları yürür; telgraf telleri her tarafatan kötü haberler getirir…
İstanbul’a gelince. İstanbul’da 80.000 kişilik bir işgal kuvveti ve dünyanın en güçlü donanmaları vardır..” (Şevket Süreyya AYDEMİR,TEK ADAM 2. Cilt)
Musafa Kemal Ankara’da dır. Yılmaz bir asker, fikir adamı, nizam adamı ve Milli Mücadele lideri…
“ÖNCE MECLİS SONRA ORDU!”, ” Her şeyden önce Meclis her şeyden önce meşruluk” diyen bir lider…
23 Nisan 1920.. Güneşli bir gün vardır Ankara’da… Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazından sonra önde Mustafa Kemal Paşa, ulema şeyhler, sarıklı, kalpaklı, fesli vekiller, ileri gelen yöneticiler tekbir ve tehlil seslerinin dalgaları arasında TBMM’ye doğru yürürler…
23 NİSAN 1920, Türkiye Milli Kurtuluş Hareketi’nin kendi devletini kurduğu tarihtir.