Pazar akşamı sanki bir acı haber verecek gibi çaldı mutfaktaki şarjza bağlı telefonum… Baktım. Kamil Altınkaya… “Kaleci Kamil…” Terfi Ligi’ndeki, Afyonspor’un kalecilerinden… “Masterler Derneği”nin uzun yıllar başkanlığını yapan, bayramlarda seyranlarda olsun; acı tatlı günlerde olsun arayan, hal hatır soran Kamil Altınkaya…
“Merhaba Hocam” dedi Kamil, ve kısık kederli bir sesle, “Davut Eskişehir’de ameliyatta, durumu kritik “dedi… Ve yarım saat sonra tekrar gelen telefonda verdi “acı haberi”…
Bir yakınımızın vefat haberini alınca veya cenaze namazı öncesi hatırlarız onu tanıdığımız günleri, acı tatlı olayları ilginç anıları… Öyle oldu bende de... Yıllar öncesine gittim bir ışık hızıyla… Sanayi spor, Mor Sarı renk formalı Y.Afyonspor, Enver Şahin, Orhan Durak, Ali Osman Bozok, Burhan Geçer Hoca ve onlarca futbolcu, antrenör futbol dünyası. Ve daha çocuk denecek yaşta dikkat çeken bir futbolcu Davut Çoban…
Epey süre oynadı amatör, profesyonel… Hakkını verdi giydiği formanın…
Her ölüm erkendir “ demiş şâir Cemal Süreyya..” Ama bazı ölümler öylesine erkendir ki henüz bitirilmemiş bir günün aniden yok oluşu ve hazır olunmayan yepyeni bir günü yaşamak zorunda olma hissini yaşatır insana...”
Pazartesi günü öğle namazından sonra kılındı cenaze namazı Davut’un da, Paşa Camii’nde… Kalabalık bir cemaat vardı; her kesimden insan… Fakir zengin orada… Spor dünyası tam kadro… Masterler, siyasetçiler, İş adamları, esnaf, işçiler ve de emekliler… Hemen hepsi tanıdık simalar; eski arkadaşlarım, öğrencilerim... “Baş sağlığı”, diliyorlar birbirlerine... Üzgünlük dolu bir alan…
Cenaze namazları ve mezarlıklar da görür olduk yıllar yılı görmediklerimizi, memuriyetini uzaklarda geçirip de sonradan Afyon’na dönenleri…
İçlerinden beni görenler yanıma gelip hal hatır soruyorlar… Kısa alçak sesle konuşmalar…
Ne çok seveni varmış Dâvud’un…
Dâvud, kitap sahibi bir peygamberin adı; sesi çok güzel ve gür… Aynı zamanda “Golyat “adlı bir canavarı öldürüp halkı kurtaran bir kahraman yiğit, efsane bir kişi…
Dâvud’un cenaze namazını kılarken aklıma ünlü Divan Şairi ve Kânûnî Sultan Süleyman’a mersiye yazan Bâki’nin dizeler geldi aklıma: “Kadrini seng-i musallada bilüp ey Baki//Durup el bağlıyalar karşına yârân saf saf”…
Devrin Şehülislam’ı Sunullah Efendi, şâir Bâki’nin cenaze namazını kıldırırken okumuş bu ünlü dizeleri…
Dâvud adı geçince şâir Bâki’nin o ünlü ve unutulmaz beytini anmamak olmaz..
“Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal.
Bâki kalan bu kubbede hoş bir sedâ imiş.”