24 Temmuz’da Fransa’nı başkenti Paris’te başlayan Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları 11 Ağustos Pazar günü bitti Özellikle açılış törenleri sırasındaki LGBT’li gösteriler tepki çekti…
1984’den beri ilk kez altın madalya alamadık… Paris 2024 Olimpiyatlarında… 3 gümüş 5 bronz toplam 8 madalya ve 101 ülke arasında 64. sıradayız. Bir önceki Olimpiyatı (Tokyo 2020) 2 altın, 2 gümüş ve 9 bronz madalyayla tamamlamıştık. Tokyo’da madalya sıralamasında 20’inci olan ülkemiz Paris 2024’ü 64’üncü sırada tamamladı.
Olimpiyatlara her ne kadar “sonuç değil katılmak önemli” dense de günümüzde sporun çeşitli dallarında başarılı olmak; altın gümüş bronz madalyalar kazanmak, ülke yönetimi, spor yatırımları ve yönetimi, ekonomik-toplumsal, teknolojik yönlerden de güç gösterisi oldu artık…
Paris 2024’te başarısız sayılmayız. Türkiye’nin 8 madalyasından 6’sı kadın sporculardan geldi.
Bu aslında Türkiye’nin yaşadığı şehirleşmenin, modernleşmenin, orta sınıflaşmanın da bir sonucu.
Artık geleneksel sporumuz güreş değil. Şehirleşme arttıkça, geleneklerden uzaklaştıkça güçlü ve doğan yetenekli güreşçiler yetişmiyor.
Türkiye’deki spor imkanlarına erişim yaygınlaştıkça Anadolu şehirlerinden, orta alt sınıf ailelerden jimnastikçiler, atletler çıkıyor. Eda Erdem, Zehra Güneş gibi muhafazakar ailelerin kızları voleybolcu oluyor.
Türkiye, tarihinde ilk defa yüzmede, sırıkla atlamada, yüksek atlamada, jimnastikte finallerde yarıştı ve çok genç sporcularla dördüncülük ve beşincilikler aldı. Yani ortada rakamsal olarak bir başarısızlık görülse de branş çeşitliliği, farklı branşlarda finallerde yarışan sporcu sayısı açısından ortada bir başarı var.
Sporun bütün dalları birbirinden önemlidir; Olimpiyatlarda futbol ilgi görmüyor pek; yüzme, atletizm, basketbol, voleybola daha gözde dallar… Ancak futbol, dünyada ve de ülkemizde en çok izleyeni olan bir spor dalıdır.
Paris 2024 Olimpiyatlarında futbolda İspanya Şampiyon oldu… 2024 yılı içinde yani bu yedi sekiz aylık süreçte İspanya; AVRUPA ŞAMPİYONU, KADINLAR AVRUPA ŞAMPİYONU, U-19 AVRUPA ŞAMPİYONU oldu…
Ülkemizde hemen her ilde Spor Bilimleri Fakültesi, Spor Lisesi var… Gençlikspor İl Müdürlükleri var, İlçe Müdürlükleri var, hemen her ilçemizde ışıklandırılmış yapay çim sahalarımız var. Son yıllarda tesis, antrenör araç gereç de iyi sayılır…
Peki ne yok ki veya neler yok ki… Futbolda istenilen düzeyde değiliz…
İspanya’nın bu 2024 yılı içindeki başarılarıyla ilgili olduğuna inandığım bir futbol-futbolcu üretim merkezinden söz etmek istiyorum.
LA MASİA “Barselona’nın Futbolcu Üretim Merkezi La Masia” adında alt yapı sistemi var… “Çiftlik Evi” demekmiş La Masia… Her yıl birkaç futbolcu A takımına, en az sekiz on genç futbolcu da gelişme ve ilerleme sağlamaları amacıyla İspanyol takımlarına veriliyorlar… Tek şartla… “İki yıl sonra geri alırız.” Yüzden çok antrenör izliyor, denetliyor gittikleri takımlarda bu futbolcuları…
85 yıl önce kurulan La Mesia, yüzlerce futbolcu kazandırdı Barcelona’ya ve İspanyol futboluna… Bu “yapı”dan yetişen futbolcuların kulübün mali yapısına önemli katkılar sağladığını söylemeye bilmem gerek var mı? Dışarıdan ünlü futbolcuları çuvalla para harcayarak transfere “dur”diyen Barcelona; bugün borcu en az olan sayılı kulüplerden biridir… Müzesindeki kupaların sayısı her yıl artan Barselona süreklilik ve istikrârın somutlaşmış hâli… Bu sürdürülebilir başarının sırrı onun alt yapısı La Masia’daki devamlılık… Örneğin, bizim takımlarda başkan veya teknik direktör değişince hatta alt yapıya bakan yönetici değişince, alt yapı hocaları da değişiyor… La Masia’daki düzen sürüyor… Üst yapıdan bağımsız olarak, Barselona’nın kültürüne ve vizyonuna uygun projelerle gittikçe gelişiyorlar ve değişiyorlar… Ve buradan İspanyol Milli takımına kadar yükselmiş onlarca futbolcu…
Avrupa ve Güney Amerika kulüplerinin, LaMasia tipi yapılarla özellikle Ajax kulübünün “TİPS” projesiyle ünlü futbolcular yetiştirdikleri bilinen bir gerçektir… Buralara çocuk yaşta gelen futbol sevdalıları, hem bireysel anlamda hem de bir takım oyuncusu olarak “mükemmelliğe” giden yolculukta fizik, teknik taktik yönlerden eğitilirler; yalnız bunlar mı? Hayır… Futbolcuların zihinsel yönleri de hiç ihmal edilmez… Zihin ve bedenin uyum içinde çalışması için programlar düzenlenir; çünkü maç koşullarında sadece bedensel yetenekler yetmez; ruhsal zihinsel ve duygusal melekeler gerekir… Kimileri için uzun yıllar da sürebilir bu yolculuk… Bizde Altınordu yapıyordu bu işleri… Bursa ve birkaç kulüp de vardı işin içinde… Ancak son yıllarda buralarda da ses kesildi “Neler yok ki sonunu getiremiyoruz” demiştik yukarıda Attila İlhan’ın “Allah’ın Süngüleri-Reis Paşa” adlı kitabını okuyorum… 1920 yılı başlarından itibaren, ülkesi işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, tersanelerine girilmiş yolsuz, fabrikasız, parasız ordusuz bir milleti karanlıklardan aydınlıklara çıkaran Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları, İstanbul Pera-Şişli-Cadde-i Kebir ve Boğaz’ın ünlü köşk ve yalılarında “Sodom ve Gomere” sefahati yaşayan işbirlikçilere, “İngiliz Muhiplerine”, “İç isyanlara” rağmen her türlü sıkıntıya zorluğa dayanıp “Cumhuriyeti kuranlar” anlatılıyor etkili bir dille…
Ülkesini ve ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı hedeflemiş “Çılgın Türkler”, futbolu da “hale yola koyacak” beceriye sahiptir…
Plan program, bilgi. deneyim, liyakatli kadrolar, cesaret, risk almak…
“Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemezsek, “Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuçlara varmaya çalışmazsak”… “Bir şeyler yapabiliriz.”