Agah Bıyıkoğlu

SAAT BEŞ OTUZ VE BAŞLADI FECİRLE BİRLİKTE BÜYÜK TAARRUZ

Agah Bıyıkoğlu

24 Ağustos 2016 Çarşamba 12:44:58
 

Tarihimizin şeref sayfalarına altın harflerle “Büyük Taarruz” adıyla yazılan ve Türk’ün ateşle imtihanının Kocatepe sırtlarında cereyan ettiği  gurur günümüzün doksan dördüncü yılını kutluyoruz…
1921 Eylül’lündeki Sakarya Zaferi’nden hemen sonra yani yaklaşık bir yıl süre içinde, yüz bin mevcudu aşkın ordumuzun Şuhut’taki karagahına, oradan Kocatepe’ye ve Afyonkarahisar dolaylarına gelişinin öyküsü her Türk gencinin belleğine kazınmalıdır. Ve her Türk genci Şuhut-Kocatepe yolunu yaşamında bir kez olsa dahi yürümelidir… Yürümelidir ki bundan doksan dört yıl önceki koşullar altında zaferin nasıl kazanıldığını kavrasın, bilsin bugünün kıymetini… 25-26 Ağustos 1922 gecesi Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın ve karargahtaki subayların elinde bir fener bulunan kılavuz öncülüğünde Kocatepe’ye çıkışlarını yaşasınlar  gençlerimiz…
Nazım Hikmet’in “Sarışın bir kurda benziyordu” dediği Atatürk, Kocatepe’ye geldiğinde, saat henüz üçtür… Hafif bir rüzgar vardır Kocatepe‘de. Türk ulusunun kaderinin çizildiği o müthiş ve kutsal mücadele başlayacaktır az sonra… “İnce uzun bacakları üzerinde yaylanarak Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacak” gibidir yüce önder… “Alaca karanlıkta, bir çınar dibinde/ Beygirinin yanında duran/ Sarkık bıyıklı süvari atladı atına/ Nureddin Eşfak baktı saatına/ Beş otuz/ Ve başladı topçu ateşiyle / Ve fecirle birlikte büyük taarruz…”
Atatürk’ün yaveri Salih (Bozok) Bey’in ağzından dinleyelim Büyük Taarruz’u. “Bütün bataryalar düşmana ölüm püskürtmeye başlamıştı. Ne kadar bataryanın ateş ettiğini bildiğimiz halde kulaklarımızı inandırmak kabil değildi, ortada yalnız bir top, bütün dehşetiyle gürleyen tek bir top varmış gibi bir ateş karşısında idik. Karşıda müthiş bir manzara! Üç noktada toprak sürekli olarak yerden fışkırıyor ve ağır ve kesif bir duman bu kaynayan yerlerin üzerinde geziyordu. Bu manzara ancak görülebilir, tarife imkan yoktur”
Saat beş sularında başlayan bu efsane taarruzun etkisiyle ve kanlı muharebeler sonunda Yunan savunma hatları yarıldı, sekizinci tümenimiz, 27 Ağustos 1922 günü ikindi sularında Afyon’a girdi bir yıldırım gibi… Kurtuldu yaklaşık bir yıldır Yunan işgalindeki Afyonumuz… Büyük bir sevinç yaşadı halkımız.
Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, “Afyon Halkı Secde-i Şükranda!” başlıklı yazı ile bu sevinci şöyle anlatır:  “Afyonkarahisar’a kurtarıcılarımızın girişi kadar heyecanlı bir manzara tasavvur etmek imkansızdır. Birliklerimizin bir yıldırım gibi düşmanı tepeleyerek şehre inerken secde-i şükrana kapanmış olan halk, bir kitle halinde askerlerimizin, subaylarımızın ayaklarına ellerine sarılmışlar ve herkes gözyaşlarını ve hıçkırıklarını tutamamıştır. Özellikle başkomutanımız Mustafa  Kemal Paşa’ya karşı halkın göstermiş olduğu minnet ve şükranı anlatacak kelimeler bulmaktan âciziz. Büyük kurtarıcıyı saran halk onun ellerini öpmüş ve saygı göstermişlerdir. Bu manzarayı gören askerlerimiz de şevk ve heyecanla düşmana daha büyük bir sür’atle saldırmışlardır.”
30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar adlı kutsal topraklarda ulusumuz, akıllara seza bir zafer kazanmış, onurlu ve efsaneleşen kahramanlarımız kanları ile yurdumuzun sınırlarını çizmişlerdir ebediyyen…

Yazarın Diğer Yazıları